Geriye gitmek kalmıştı. Geriye kalanlardan yıkık dökük bir dünya var etmişti Gece de. Ne denli zordu oysa, çocukluğundan bile daha zor gelmişti ve geçişi öylesine olamazdı. Onca acıyı elbette ki bir sebepten çekmiş olmalıydı. Kemal’in anlatacakları bitmemişti henüz, içeriden yayılan hafif müziğin yılgın matemi doldu salona ve koskoca şehir onlardan ibaret oldu iyiden iyiye. Gece, makyajsız yüzünü seven yaz rüzgarının ve duyduklarını ayıklayan kulağına dolan sesin huzurunda tuhaf biçimde sakindi. “O otelden çıkışların, o otele geri girişin… Pencereden bakışın. İzmir, hiç kış mevsiminde değildi benim kaldığım o günlerde ancak yüreğime ayaz vuruyordu hep. Böyle bir üşümek… Hiç umudum da yoktu üstelik. Sanki gidecek yerim de yok gibi. Hep yüzünde bir tebessüm aradım gizlice izlediğim o köşe

