Hayat, beklenmedik anlarda başımıza gelen olaylar ile yaşamımızı süslüyordu. Şekillendiriyor, bizleri değiştiriyor ve olgunlaştırıyordu. Hastaneden taburcu oluşumun üzerinden neredeyse iki hafta geçmişti. Bu süre zarfında yaşananları her hatırlayışımda, gerçeğin sancılı ağırlığı karşısında afallamaktan kendimi alamıyordum. Korkunç bir kaza geçirmiş, bebeğim zamansız bir şekilde dünyaya gelmiş, ben ise iki buçuk ay boyunca hayattan kopuk, derin bir sessizliğe mahkûm edilmiştim. Cezayir bana tüm bunları anlatırken ne denli zorlandıysa, ben de dinlerken aynı acıyı hissetmiştim. Duyduğum her bir gerçek kalbime saplanan keskin bir hançer gibi canımı yakmış, Cezayir’in bu sancılı süreci tek başına göğüslediğini düşündükçe alt üst olmuştum. O, yalnızca bir değil, iki kişinin canıyla sınanmıştı.

