Yasemin, pencerenin önünde durup sokağı izlerken parmak uçlarını camın soğuk yüzeyine dayadı. Akşamın yavaş yavaş çöktüğü şehir aceleciydi. Arabalar, ışıklar, yabancı yüzler… Oysa içeride zaman daha ağır akıyordu. Cihan’ın evinde olmak, henüz alışamadığı bir yakınlık hissi uyandırıyordu içinde. Garipti. Çok garip... Ne tamamen rahat hissediyordu kendisini ne de tedirgin. Daha çok, dikkatle taşınması gereken kırılgan bir sevinç gibiydi bu his. Alışmaya çalışıyordu. Ablası ve eniştesi tarafından basılmalarının, Cihan’ın dudaklarından “sevgilim” sözcüğünün dökülmesinin üzerinden tam tamına üç hafta geçmişti. Bu süre zarfında Yasemin, hayatını sanki hiçbir şey olmamış gibi sürdürmeye çalışmıştı. Ablasını ziyaret etmiş, okuluna devam etmiş, günlerini alıştığı düzenin içinde geçirmişti. Dı

