Yasemin, ellerini dizlerinin üzerinde kenetlemiş, çevresinde dönen sohbeti dinlerken yerinde duramıyordu. Yüzüne yerleştirdiği o metanetli ifade, içindeki huzursuzluğu gizlemeye yetmiyordu. Sabırlı görünmeye çalışarak önündeki tabağı kendine çekti, börekten iri bir parça koparıp ağzına attı. Dişlerini hırsla birbirine geçirerek çiğnemeye başladı. Sanki lokmalar değil de biriken öfkesini dağıtıp yok etmeye çalışıyordu. “Yaşı geldi artık,” diye sürdürdü sözlerini Saliha Hanım. Sesi, yılların beklentisini ve isteğini taşıyordu. “Herkes evlendi, yuvasını kurdu. Çoluk çocuğa karıştı. İsterim ki yavrum da kursun yuvasını. Şöyle, dünya gözüyle başını bağladığımı bir görseydim…” “Edersin Saliha abla, edersin,” dedi kalabalığın içinden bir kadın, kendinden emin bir edayla. “Sen hiç merak etme. O

