Genç kız oturduğu yerde diken üstündeydi. Suzan’ın binbir emekle, ince bir zevkle hazırladığı masa göz kamaştırıyordu. Tabakların yerleşiminden peçetelerin katlanışına kadar her ayrıntıda Suzan ablasının titiz eli hissediliyordu. Sofra hınca hınç doluydu. Yasmin, Kürşat, Cihan, Asuman… Kısacası, ablası ve eniştesi hariç herkes masada yerini almıştı. Suzan, zarif bir telaş içinde masanın çevresinde dolaşıyor, her birine tek tek eğilip 'Bir şey ister misiniz?' diye soruyordu. Turan ağabeyiyle Kürşat, önlerindeki yemekleri öyle bir iştahla yiyorlardı ki, sofradaki sessizliği yalnızca çatal-bıçak sesleri bölüyordu. Asuman’la Yasmin kendi aralarında koyu bir muhabbete dalmış, zaman zaman fısıldaşarak gülüyorlardı. Yasemin ise bu hareketli masanın içinde yapayalnız hissediyordu. Önündeki musak

