Kan

1388 Words
Giray hastaneden ayrılmış alaya geri dönmüştü,haftada iki defa devriyeye çıkıyordu,bu bölgeyi polisten çok asker korurdu.Mican'a kendini affettirememiş olmanın sıkıntısını çekiyordu.Mican'sa Sümeyra'la birlikte hastaneden çıkmış eve doğru gidiyorlardı. "Kıyafetlerini hazırladın değil mi?Hazırlamasanda problem değil.Ben sana veririm."Micansa Giray'a fazla tepki gösterdiğini düşünüyordu.Bu yüzden Sümeyra'yı dinleyememişti. Hala daha onu düşünüyorum diye kendi kendine hayıflansa da aklından çıkaramıyordu. "Hı?Ne dedin?" diye sordu. "Oho.Kızım senin kafan nerde?Aşık mı oldun?" diye dalga geçti Sümeyra. Öte yandan gerçek söylemiş kadar alınan Mican konuşmaya başladı. "Ne aşkı ya saçma sapan konuşma.Aşk aptallar içindir." Diyerek hayatında yaptığı en büyük hayatı sözlerinde yaptı. Aşk aptallar için değildir. Aşık olduğunda aptallaşırdın. Aşık olmadan önce değil. Düşüncelerinde boğulup gidecekti ondan korkuyordu. İyice kafayı yedim diye düşündü. "Kıyafet diyorum getirdin mi?" "Evet." "Hadi kızım çabuk olalım.Buralar tenha yerler değil.Zaten yürüyüş mü ne varmış." "Tamam, hadi çabuk olalım."Hızlı bir şekilde eve geldiler.Kendilerini eve attıklarında biraz dinlenmiş,yemek yemiş,birbirlerine bir şeyler anlatıp gülüşmüşlerdi.Saat yatma vaktine gelince Mican'ın uzun uğraşlar sonucu kazandığı atışmayla kanepeye yatmıştı.Battaniyeyi göğsüne kadar çekmiş,ellerini dışarı çıkartmış tavanı izliyordu.Babasını özlemişti onu ziyarete gitmeliydi en kısa zamanda.Aklına bulandıran şeyi düşünüp duruyor ama ne olduğunu bulamıyordu.Ses çıkarmamak adına parmak uçlarında ilerleyerek mutfağa gitti kendisine süt ısıttı,hem uykusu gelir hemde rahatlardı. Kupaya doldurduğu sütü alıp balkona ilerledi.Kapıyı açtığında suratına keskin bir soğuk çarptı,aldırış etmeden balkona çıktı ve duvara yaslandı.Yudum yudum sütü içerken rahatladığını hissetti.Aşağıya yola baktığında jandarma arabasının geldiğini gördü,bu saatte devriye geziyor olmalıydı.Sürücü koltuğunun yanındaki yolcu koltuğuna baktığında o yeşil gözleri tanıdığını fark etti.İstemsizce dudaklarından tek bir kelime döküldü. "Giray!"Ama o yeşil gözler onu görmemişti.Mican onun yüzünü düşünmeye başladı.Çatık kaşları, siyah saçları üniformasıyla aynı renkte olan yeşil gözleri... Onu kendisine bu kadar yakın görmesi hiç şüphesiz onu hayrete düşürmüştü.İyileşmişti ve işinin başındaydı.Kalbini seçerek işinin başındaydı.Belki ona fazla sertçıkmıştı tepki göstermeyerek,ama şimdiden pişman olmuştu fakat bunu kendisine itiraf edecek kadar cesur değildi.Kafasını iki yana sallayıp aklındaki düşüncelerden kurtulmayı amaçladı.Elinde tuttuğu sütü bir dikişte bitirdi,balkondan mutfağa geçerek tezgaha bıraktı.Ardından kanepeye uzanıp gözlerini kapattı.Tamda onun pişmanlığını unuttu derken tekrar onu hatırlaması... Günün verdiği yorgunlukla gözlerini kapatırken kalbi her zaman akıl değil birazda kalbini kullan diyordu. Sabah gözlerini açtığında mutfaktan sesler geliyordu ayaklarını yerle birleştirip kalktı,ardından uyku mahmurluğuyla paytak adımlarla mutfağa ilerledi.Sümeyra günün verdiği neşeyle konuşmaya başladı. "Günaydın uykucu.Hadi elini yüzünü yıka,gördüğün üzere kahvaltı hazır." "Niye beni uyandırmadın?Yardım ederdim." "Fazlaca yorulmuşsun sanırım,uyandırmak istemedim." "Birazdan geliyorum." "Tamam." Ayaklarını yerde sürüyerek banyoya gidip elini yüzünü yıkadı.Uykusu biraz daha açıldığı için yere daha sağlam basıyordu.Mutfağa girdi,arkadaşıyla konuşarak kahvaltı etmeye başlamışlardı. "Ya ne oldu biliyor musun?Geçen gün erken saatte ameliyat vardı.Serdar beyde onu benim asiste etmemi söyledi.O günde aksilik geç kaldım.Koşarak girdim hastaneye,telefonumu çantamdan çıkarayım derken hastaneye yabani hayvan girmiş bana çarptı." "Hastaneye hayvan mı alıyorlar?" diye saf bir şekilde sordu. "OffMican.Yabani olan insan be kızım.Ona çarpan benmişim.Asıl önüme bakacak olan benmişim.Sonra adamda kalmadı etrafta falan dedim."Bu sırada Sümeyra kahkaha atmaya başlamış,karnını tutuyordu.Mican'da ona anlamayan gözlerle bakıyordu. "Niye gülüyorsun?" "Etrafına baktıktan sonra ben varım ya dedi.Sonra dedim ki dünyada karadeliğe girdi.Neymiş efendim karşına filinta gibi subay çıkmışmış.Aptal adam bana sonra ne dedi dersin?Çirkin ördek yavrusu dedi ya.Meymenetsiz. Tamam, o kadar güzel değilim ama her insanın kendine göre bir güzelliği vardır değil mi?" diye öfkelendi kendi kendine. "Eee büyük aşklar nefretle başlar.Sizinkiside öyledir merak etme." Diyerek çayını yudumlarken gülümseyerek konuştu Mican. Sinirle arkadaşına baktı Sümeyra. "Büyük aşklarmış.Senin üsteğmene ne oldu Mican Hanım?"Bu sefer roller değişmişti. "Nerden benim üsteğmen oldu?Saçma sapan konuşma." "Ben bilmem.Sonuçta çocuğun hayatını kurtardın,sana karşı kendini borçlu görüyordur. Erkek olsam beni kurtardı diye sana aşık olurdum mesela." "Of saçmalama. Sanki benim yerimde sen olsan ameliyata girmezdin." "Neyse ya.Hadi kahvaltı yapalımda biraz dolaşırız." "Tamam." Kahvaltılarını yapmış,kıyafetlerini giymiş evden ayrılmışlardı.Sokaklarda boş boş gezmiş ve haliyle yorulmuşlardı.Büyük ısrarlar sonucu Mican'ı küçük kış bahçesine oturmaya ikna edebilmişti. "Bak fena mı ettik geldik de?Azcık sosyal ol be kızım." "Tamam, bir kahve içer kalkarız."Her ne kadar bu bölge bir nevi savaş öncesi sessizliği yaşasada huzurlu bir yerdi.Belki burada savaş olmasa daha güzel bir yer olurdu.Şarkılarda bile vardı 'bir başkadır benim memleketim.' Kahvelerini içmiş kasada hesabı ödedikten sonra çıkışa yönelmişlerdi ki kış bahçesinin camı kırılıp bir müşteri yere düştü,atılan taş onun kafasına gelmişti.Mican ve Sümeyra hemen koşarak müşterinin yanına gittiler.Mican Sümeyra'dan hızlı davranıp yanına eğildi.Nabzına baktı ardından akan kanı durdurmak için etrafında bir şeyler aradı. "Sümeyra çantanda tampon yapabileceğiz herhangi bir bez var mı?"Hızla çantasını kontrol etti ama işe yarar bir şey yoktu. "Benim çantama bak." "Evet, buldum gazlı bez var." "Tamam, ver onu."Eline aldığı gazlı bezle adamın kafasının asıl yerine bastırdı. "Sümeyra şunu tut."Tamponu tutan SümeyraMican'a baktı.Hızlı hareketlerle boynundaki fuları çıkardı ve tampon içine alacak şekilde adamın başına sardı. "Birisi ambulansı arasın."diye bağırdı.İki doktorun etrafında çember oluşturmuş,olup biteni izliyorlardı insanlar. "Aradık"diye konuştu içlerinden biri.Yaklaşık iki dakika sonra ambulans gelmiş,iki acil tıp teknisyeni hastayı sedyeye almış ilerletirken konuştu Mican. "Kafasına darbe aldı,beyin kanaması gelişebilir,filiform nabız(*),soluk alıp vermesi normal." İlerletilen sedyenin yanından giden iki acil tıp teknisyeni,Sümeyra ve Mican vardı. "Siz doktor musunuz?"diye sordu acil tıp teknisyeni. "Evet, ikimizde doktoruz." diyerek yanıtladı.Hasta ambulansa bindirilirken Micanda bindi. "Sümeyra sen eve git,bende hastaneden eve geçerim,yarın görüşürüz." "Tamam o zaman görüşürüz." deyip ambulansın kapısını kapattı.Ambulans hızla hastaneye giderken hastaya solunum desteği verildi. "Ceylanpınar İlçe Devlet Hastanesi'ne mi gidiyoruz?"diye sordu Mican. "Evet, en yakın hastane orası." Ambulans birden durmuş kapıları açılmıştı.Mican hızlı hareketlerle ambulanstan iniphastanın çıkarılmasına yardım etti.Acildeki doktorlar onu gördüğünde şaşırsada daha önemli bir olay vardı. "Vaka kafasına darbe aldı,beyin kanaması riski yüksek,filiform nabız,yolda solunum desteği sağlandı." "Tamam,Mican vakayla biz ilgileniriz,sen ellerini yıka istersen." "Anlaşıldı hocam."Diyerek ellerindeki kanı bir an önce yıkaması gerektiğini fark etti.Lavaboya ilerlerken ellerine bakıyordu, ellerine yayılmış olan kana... Sert bir şeye çarptı.Kafasını kaldırıp baktığında kaşları istemsizce yukarı çıktı. "Mican!" "Giray!"Giray'ın bakışları Mican'ın eline kaydığında ellerinin kan olduğunu fark etti. "Ellerine ne oldu?Hasta mısın?Neyin var?" "Bir şeyim yok." "Nasıl bir şeyin yok ellerinde kan var."Mican'ın gözleri Giray'ın beline kaydı.Dalga geçmek amacıyla konuştu.Silah vardı.benim ellerimde kan olması ne kadar normalse senin de belinde silah var dercesine konuştu. "Belinde silah var." "Mican!" "Giray!" Birbirlerine karşılıklı olarak sinirleniyordu. Mican Giray'ı umursamadan lavaboya girdi.Ellerini yıkamaya başlayan doktoru kapının sert açılışı ödünü kopardı,istemsizce yerinde sıçradı. "Neyin var?" "Bir şeyim yok."Giray yavaş yavaş sinirleniyordu.Şanslıydı ki tuvalet boştu rahat rahat bağırabilirdi. "Neyin var diyorum?" "Bir şeyim yok diyorum."Kolunu tutan Giray onu biraz kendine çekmişti. "Bana bak Doktor neyin var diyorum!" diyerek gürledi.Aslında bu bir soru değildi. Göze gözse dişe diş diye düşünen Mican da sinirlendi.Kolunu çekmeye çalıştı fakat karşısındaki hem fiziksel hemde psikolojik olarak ondan daha güçlüydü.Karşısındakinin psikolojisini bozabilecek kadar... "Bana bak Üsteğmen.Bir şeyim yok diyorum ve bana bağırmayı kes!" Giray Mican'ın bu tavrına çok şaşırmış o anlık afallamıştı ve bu sayede Mican kolunu Giray'dan kurtarmıştı. Üstündeki negatif enerjiyi atamamış olan üsteğmen duvara sert bir yumruk geçirdi.Elini yıkamayı bitirmiş olan Mican onun duvarı yumruklayışını gördü.Bir an korksada bunu belli etmedi. "Duvarı yumruklaman bittiyse artık çıkalım mı?" "Önce bana ne olduğunu söyleyeceksin." "Offf." "Söyle." "Bir kış bahçesindeydik.Tam dışarı çıkacaktık ki cam parçalandı taş atmışlar, bir adamın kafasına geldi haliyle yaralandı.Protesto falan yapıyorlardı sanırım. Onun kanı.Ölmedim merak etme!" diye kendini gösterdi. "Anka kuşu ölümsüzdür.Küllerinden tekrar doğar." "Daha ne kadar saçmalayacaksın bakalım?" "Sana iltifat ediyorum." Diye gülümsedi. "Etme.Bana iltifat etme."Diyerek hışımla çıktı lavabodan.Acil danışmadan çantasını alıp çıkışa ilerledi.Kolundan tutulup hırsla diğer tarafa çevrildi. "Ne oluyor ya?" "Yağ değil yoğurt." "Sen espri yapma." "Nereye gidiyorsun?"Elini çenesine dayayıp ritim tuttu.Sanki bir şey düşünürmüş gibi. "Hım.Hawai'ye tatile gidiyorum,gelmek ister misin?" diyerek yapmacık bir ifade ile sordu. "Espri yapma konusunda en az benim kadar kötüsün." "Kötü olduğunu kabul ediyorsun yani." "Eve mi?" "Dedim ya Hawai'ye gidiyorum.Alohaa." Diye el salladı. "Saçma sapan konuşma." Diyerek öfkelendi. "Evet, eve gidiyorum nereden bildin?" "Çok zekiyim ondandır." "Tabi tabi ne demezsin.Şu kolumu bıraksan artık." "Sana bir teklifim var." "Neymiş o çok kıymetli teklifin?" "Kolunu kurtarmak istiyorsan,seni eve benim bırakmamı kabul edeceksin." "Ya Kabul etmezsem?" "Kolun bende kalır." "Ha-ha-ha." "Ee?" "Of.Hadi." "Yani?" "Gidiyoruz."Kolunu bırakıpönden ilerlemeye başladı Giray.İkiside arabaya bindiğinde; "Araban güzelmiş." "Havalı bir jandarma arabası." Mican Giray'a evin adresini verdikten sonra arabada mutlak bir sessizlik hakim oldu.Bu sessizliği bozan Mican oldu. "Hastaneye niye geldin?" "Seni görmeye." deyince Mican kaşlarını kaldırdı.Her ne kadar yalan olmasada yalanladı. "Şaka yapıyorum.Pansumanı yenilemeye." "Anladım."Bu konuşmadan sonra yine hiç konuşulmadı.Mican eve geldiğinde teşekkür edip devletin verdiği mavi jandarma arabasından indi.Eve doğru ilerlerkenGiray'ın sesi onu durdurdu. "Mican." "Efendim." "Telefon numaranı verir misin?"Söylediğişeyler yüzünden Mican'ın şaşırmasına neden oldu. "Gözlerini bana böyle dikerek kendimi on sekizlik ergen gibi hissettiriyorsun." "Tamam söylüyorum." Telefon numarasını almış olmanın sevinciyle gülümsedi Giray. "İyi geceler." "Sanada." Eve girdi,kapıyı kilitledi,ayakkabılarını çıkardı,hemen yatağına yattı.Başucuna koyduğu telefon titreyince eline alıp mesajı okudu. "İyi geceler Doktor Zümrüdü Anka..." Gülümseyerek telefonu komodine bıraktı.Yüzündeki sırıtışa engel olamayarak gözlerini yumdu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD