15'- Sonunda Vuslat

2239 Words
Cinsellik içerir!!! Zaman ağır ağır akarken dizlerinin bağı çözülmüştü. Bedeni artık sadece kendine ait değildi ama bundan rahatsız da değildi. Onu bir çiçek gibi koklayan adamın elleri bedeninde olağanüstü bir incelikle gezerken gözleri gözlerini kara bir girdap gibi içine çekiyordu. Ellerini takip ediyordu zihninde. Henüz ayaktalardı. Ufak ufak nefesi kesilse de ellerini adamın göğsüne koyabilmişti. Kalbini atışlarını hissettiğinde tebessüm etti, demek ki böyle yanıp tutuşan sadece kendi yüreği değildi. Yavaşça ellerini kaydırıp kazağının uçlarını tuttu çıkarması için yardım ederek yukarıya çekti. Kazağı çıkardığında meme uçları adamın kaburgasına temas etti. Ani bir irkilme yaşayan adam ellerinin kadının beline koyup bedenini bedenine yasladı. Elleri ipeksi teninde gezerken dudağını öptü. Küçük küçük öpücükler kondurarak duruma alışması için ona zaman kazandırıyordu. Öpüşmeleri baskın gelirken elinin birini indirip kadının kalçasısını tuttu. Kolları adamın boynundayken saçlarının uçları beline değiyordu. Kadını döndürüp yatağa yürütürken ayakkabılarını çıkardı. Usulca yatağa çıkarak üstüne uzandı kadının. Hâlâ öpüşürken elini karnına koyup okşadı. En özel ilki yaşanıyordu. Dudaklarını ayırıp kadının kızaran yanaklarına baktı, her haliyle güzel olamazdı. "Dur dediğinde dururum" dedi nefes nefese. Başını salladı kadın ve bundan güç alarak dudaklarının boyuna değdirdi. Sevda'nın eli adamın saçındaydı. Bedenine diliyle iz bırakan adam yavaş yavaş mahremine yol alıyordu. Diri, dolgun göğsünün birinin çevresine küçük küçük öpücükler kondurarak diken gibi meme ucunu ağzının içine aldı. "Ah" diye inledi titreyerek. Daha önce eşine benzerine rastlamadığı şeyler hissediyor, kasıkları sızlıyordu. Neden? Boşta ki elini adamın omzuna koyup sıktı. Bu sırada adamın eli kilotunun içine doğru gidiyordu. Parmağı kadının kilitorisini bulduğunda nefesi bir kez daha kesilen kadın dudağını ısırarak kendini yatağa iyice bastırdı. Adamın ağzı göğsünde, eli kadınlığındaydı. Delirmek üzereydi. Adam parmağını girişe yasladığında hissettiği ıslaklıkla taş kesilmişti. Daha fazla dayanabileceğini sanmıyordu. Kısa bir süre için ayağa kalktı. Sevda gözünü açıp ona bakarken pantolonunu çıkarmaya başlamıştı ve bundan utanıp ellerini yüzüne kapattı. "Aç yüzünü" dedi ama bunu henüz yapabileceğini sanmıyordu. Pantolonunu ve çamaşırını çıkardıktan sonra kadının bacaklarını ayırarak araya girdi. Siyah dantelli çamaşırını iki yanından tutup çekerken bacaklarını kaldırarak ona yardımcı olmuştu ve biliyordu ki artık çırılçıplaklardı. Yavaşça üstüne uzanıp ellerini yüzünden çekti. "Gözlerini aç" dediğinde Sevda kırparak açtı gözlerini, göz göze gelince tebessüm etti. "Kasılmaya başladığın an bil ki boşalıyorsun" dedi bir yandan neler olacağı hakkında bilgi vererek. "Hazır mısın?" "Evet." "Canın yanarsa it beni ama itemezsen benim canımı yakabilirsin." "O kadar zor olamaz." "İlk girişim olduğu için yavaş olacağım ama sen alıştığında bu kadar nazik olamayabilirim. Bu yüzden hiç durmadan öp beni, bağırmak istersen de tutma." "Peki." Dudakları buluştuğunda kasıkları birbirine değiyordu ama henüz girmemişti. Bunun için biraz daha ıslanmasını bekleyecekti. Elini göğsüne koyup sıkarken öpüşmeleri derinlik kazanmıştı. Nefes alması için ayırdığı dudaklarını boynundan göğsüne kadar uzun bir iz çizerek götürürken arasında olduğu bacakların onu sıkıştırdığını hissediyordu. Fazlasıyla hazır hissediyordu ama sevişmeyi kesmek istemiyordu. Göğüslerini ayrı ayrı emerken aklının uçlarındaydı. Elini kadının bacak arasına götürüp ıslaklığı kontrol ederken girişin darlığını anlamak için parmağını hafifçe ittirdi. Yapabilirdi. Diğer elini kadının yüzüne koydu, bu sırada yüzlerini eşitlemişti. Sert erkekliğinin başını girişe dayadı, bacağını kaldırıp beline sardıktan sonra hazırdı. "Öp beni" dedi. Sevda adamın dudaklarını öpmek için başını yana eğerek hafifçe kaldırdı. Birbirine alışan dudaklar ne yapması gerektiğini biliyor, ona göre dans ediyordu. Gökmen kendini yavaşça içine itti, ufak bir sızı kendini belli edince adamın dudağını ısırdı. Elleri omzunu sıkarken biraz daha itti. Hızlı hızlı nefes alan kadın öpüşmeyi kesmedi, bunun yerine daha tutkulu, daha baskın öpmeye başladı. Biraz itti adam kendini ve biraz daha. Kadının tırnakları omuzlarına batarken itmeye devam ederek sona ulaştı. Gırtlağından uğultular yükselen adam kendini yavaş yavaş geri çekti, sonra itti. Bu kısımda durup sızının hafiflemesi için zaman tanıdı. Dudaklarını ayırıp kadının yüzüne baktı. "İyi misin?" "İyiyim." "Devam ediyorum." Bu defa ellerini yatağa dayayıp pozisyonu ayarladı, gözleri kadının yüzündeyken gelgit yaparak yüzünde acının boyutunu izledi. Gözlerini yumarak elinin tersini ağzına koydu Sevda. Hissettiği sadece acı değildi. Ritim hız kazanırken elini ısırmayı bırakıp diğer eliyle birlikte başına koydu. Başı dönüyordu, saç dipleri karıncalanıyordu. "Başım dönüyor" diye inlerken Gökmen sertliğinin etrafını saran kalp atışına benzeyen kasılmaları hissediyordu. "Dur de" dedi çünkü mümkün değil bunu uzun tutması. "Hayır, devam et" dedi kadın ve kendine hakim olmayarak hızlandı, bu sırada gelgitlere kolayca alışmıştı kadınlığı. "Çok darsın" deyip çıktı kadının içinden ve özünün karnının üstüne bırakırken kızgın boğa gibi sesler çıkardı. Sevda ise gördüğü manzara karşısında neye uğradığını şaşırmıştı. İçine boşalmamıştı. Gökmen'in kasılmaları son bulduğunda nefes nefese kalmış, aynı anda kalbi küt küt atmayı abartmıştı. Yükselen dopaminin haddi hesabı yoktu. Gözleri kadının gözlerine ulaşınca orada şaşkın bir çift göz gördü. "Ne oldu? Canın mı yandı?" "Neden yaptın bunu?" diye sorarken niyeti hesap sormak değildi. O da hemen çocukları olmasını istemezdi ama bunu konuşmadıkları için yadırgamıştı. "İlk birliktelikte çocuk olmasın diye." Tebessüm etti, bu konuda hemfikir oldukları için mutluydu. Gerçi Gökmen hayatının geri kalanında bir daha baba olmak istemiyordu, bunu Sevda'nın anlayacağını düşünüyordu. Kadının karnını bir peçeteyle silip hareketlerini kolaylaştırdı. Böylece Sevda yatağın başına doğru gidip cenin pozisyonu aldı. Gökmen çamaşırını giyip Sevda'nın üstüne bir örtü sererken yatak örtüsünün üstünde ki lekeyi gördü. Şimdi oda servisi çağırıp yatağı temizletemezdi. Boş verip masaya gitti. Şampanya şişesinin tıpasını açıp kendine yarım kadeh koydu. Onu tek dikişte içip boş kadehi masaya koydu. Onu izleyen kadına dönerek yatağa gitti ve yanına oturdu. Kendini yalnız hissetmesini istemiyordu, o nedenle kadının başını kaldırarak göğsüne koydu. "Bir şey ister misin?" "I ıh." "Canın yanıyor mu?" "I ıh." "Uykun var mı?" "I ıh." "Böyle mi anlaşacağız artık, kocanım ben senin" dedi göğsünü gere gere. Sevda bir ufak kıkırdadı. Sonra yüzünü kaldırıp adamın yüzüne baktı. "Kocam!" dedi artık öyle hissederek. "Karım!" dedi o da alnını öperek. Hoşuna giden kadın kollarını özgürce sardı adama. "Şimdi biraz uyu, ben burdayım." "Birlikte uyuyalım." "Olur canım." Canım! Canıydı artık, hissediyordu bunu. Gözlerini en nihayetinde uykuya yatırdılar ama bu çokta uzun sürmeyecekti. İki saat olmadan gözü açılan adam yüzünün önünde ki yüzü öpmeye başladı. Hisseden kadının dudakları ikiye ayrılırken sırt üstü dönerek adama sundu benliğini. Az evvel bir engeli yıkan adamın şimdi niyeti zevkini sürmekti. Kadının bedeninde haşin bir yolculuğa çıktı. Her yanını öperken Sevda zerrece rahatsızlık hissetmiyor, durumun hoşluğuna bırakıyordu kendini. Bacaklarının arasında ki kadını yüz üstü çevirip öpmediği yerlerinden alacaklı gibiydi. Sırtının her santimine bir öpücük kondurken setleşmesi zaman almamıştı. Diliyle omurgasının üstünde ıslak bir yol çizip düzgün ve çıkıp kalçasına ulaştı. Yatağında bir hazine varmış da farkında değilmiş aptal. Kalçasından bacaklarına indi, sonra kalkıp çamaşırını çıkardı. Böylece geri çıkıp kadının belini kaldırdı. Hazır erkekliğini kadının girişine dayadı. "Çok üzgünüm karım ama artık duramam" dedi. "Durmanı istemiyorum" dedi. "En uzak mesafemiz bu olsun" dediğinde kadının belini öptü defalarca ve kendini içine itti. İlk birliktelikte orgazmla tanışan, bunu ona en güzel şekilde yaşatan adama karşı bir duygu seli içindeydi. Kadını seve seve, okşayarak ama saçının telini bile incitmeden onunla birlikte olurken mutluydu. Sarhoş değildi, bunu istemiş ve hür iradesiyle yapmıştı. Kendiyle gurur duyuyordu be. Önceliği karısına verirken uzun süre içinde kalmış, adeta sarhoş olmuştu. Artık ona alışan karısıyla ikinci birliktelik sonrasında karşılıklı oturmuş sohbet ederken üstünde tuttuğu örtüyü çekmeye çalışıyordu. "Yapma Gökmen." "İstemiyor musun?" dedi gözlerini kısarak. "Deli deli konuşma, acıktım." "Aa doğru, yemeği aşağıda yiyelim odayı temizlesinler olur mu?" "Neden?" dedi ona göre çokta dağıtmadıkları odaya bakarak. "Yatağı ben toplarım" dediğinde Gökmen çekinerek yanında ki örtünün ucunu kaldırdı. Sevda lekeyi görünce geri kapattı ama bu utanılacak bir şey değildi. Hoş bununla gurur da durmuyordu ama utanmıştı. "Tamam aşağıda yiyelim. Sonra ne yapacağız?" "Akşama kadar uyuruz" dedi göğsünde ki örtüyü çekmeye çalışırken, uyumaktan kastı belliydi. "Munzur" dedi eline vurarak. "Ah" dediğinde aslında o kadar sert vurmamıştı. "Erkeğe şiddet yapma!" "Affedersin, acıdı mı?" deyip elini tuttu. "Şaka yaptım acımadı. Duşa girelim mi?" "Birlikte mi?" "Evet." "Eh peki madem" deyip onun munzurluğuna ortak olarak kalktı ve birlikte duşa girdiler. Orada öpüşmeye, sevişmeye ve birlikte olmaya devam ettiler. Duşa kabinin içi buhar olmuş, tutkularından ısınmıştı havası. Sevda için evliliğin bu dönemi resmen açılmıştı ve mutlu hissediyordu. * İki sevgili gibi karşılıklı oturmuş birbirlerine göz süzerek yemek yiyorlardı. Sürekli gülüp duruyor, el ele tutuşuyorlardı. Gözlerini uzun uzun adamın yüzünde tutabiliyordu. Utanmıyordu, aksine o adamı kendine ait hissediyordu. Çayını yudumlarken Silan gelip durdu başlarında, gözleri kadının üstünde gezindi hâlâ açıktı kıyafeti. "Bankayla konuştum" diyerek bir sandalye çekip oturdu. Gökmen "Otursana Silan, hiç çekinme" dedi kızarak. "Gideceğim. Bu arada merhaba" dedi nihayet kadını fark ederek. "Ben Silan." "Aa çok şaşırdım" deyince Gökmen tıslayarak güldü. "Sevda bende, Gökmen'in eşiyim." "Vay canına, bayağı güzelmişsin sen." "Ciddi olamazsın şu an" diye alay etti. "Niye benimle böyle konuşuyor ya? " dedi Gökmen'e bakarak. "Sana gıcık olduysa demek ki." "Ben ne yaptım pardon?" "Bir şey yok tamam, ben Havin'i arayacağım, siz konuşun" deyip telefonunu çıkardı. Öğle saatlerinde oldukları için rahatlıkla aramıştı. "Efendim" diye sesi neşeli geliyordu. "Nasılsınız?" "Biz iyiyiz, okullarımızdayız." "Sabah bir sorun olmadı değil mi?" "Yok yok, her şey süt liman." "İyi madem. Eve gidince mesaj at bana, bir sorun olursa da ara." "Bizi boş ver şimdi. Nasıl İstanbul, sevdin mi?" "Çok güzel burası, bayıldım." "Sevindim. Babama söyle galata kulesine götürsün seni, orası muhteşem, sokakları dehşet güzel." "O kadar zamanımız yok sanırım." "Dönmek için acele etme. Ben Baran'ın ödevlerine yardım ederim, babaannemi de el birliğiyle idare ederiz." "Peki canım, dikkatli olun." "Sizde. Görüşürüz." Telefonu kapattıktan sonra yemeğine dönmüştü. Bu sırada Silan bir çizelge verip kalktı masadan. Yine baş başa kaldıklarında Gökmen çizelgede göz gezdirdi. Banka krediyi onaylıyor ama aylık ödeme olarak yüklü bir çizelge fakslamış, üstelik sekiz ayda geri ödeme istemiş. Gökmen'in aylık gelirine denk gelmişti ve bunu onaylarsa sekiz ay sıkıntı çekebilirlerdi. "Arabamı satsam, aylık ödemeyi rahatlatsam ben ne yapacağım?" "Ne dedin kocam?" diyerek dikkatini çekip çizelgeyi elinde aldı. Çok anlamazdı böyle şeylerden ama ne olduğu belli oluyordu. Konuya hakimdi çünkü, dört milyon malum. "Beş yüz bin aylık geri ödeme mi?" "Hı hı." "Bu senin için sıkıntı mı? Sonuçta ortalık yapacaksın?" "Evet ama benim aylık gelirim üç yüz bin lirayken bu ortalıkla yedi yüz bin olacak." "Tamam, iki yüz bin lira kalıyor yine." "Canım benim" dedi ne kadar da masum. "Benim sadece dışarıya aylık giderim iki yüz bin lira. E ev, çocuklar, anam, sen, çalışanlar. O nasıl olacak? Çiftliği satsaydım hiç borçsuz çıkacaktım bu işin içinden, üstelik gelirim artmış olacaktı ve yatırım yapabilecektim." "Ama bir çiftliğimiz olmayacaktı." "Çiftliğimiz diyen ağzını yerim" dedi çizelgeyi geri alırken. " Başka bir yol bulurum." "Altınlar var, onları satarsın. Böylece kredi bitene kadar sıkıntı çekmezsin." "Olmaz karım onlar senin." "Ama seninle evlenmesem hiç benim olmayacaktı. Hem ben ne yapacağım o kadar altını, nasıl takacağım hepsini. Hadi öyle yapalım, sekiz ay çok değil ki. Kredi bittiğinde hepsini değil ama yine alırsın bana için rahat edecekse. İstemem o kadar çok altın." "Çok tatlısın canım, anama soralım ama önce. Sonra konağı başıma yıkar gelinimi altınsız bıraktın diye. " " Sen doğrusunu bilirsin, sonuçta ben anlamam böyle şeylerden. " " Tabi tabi, aynen. Çok öpmek istiyorum şu an seni. " Bunu da aylarca hasret içinde kalmış gibi söylemedi mi? Sevda gülmeden edemedi. " Odaya çıkabiliriz bence. " " Tamam kalk" deyip her şeyi bırakıp kadının elini tutarak kaldırdı. Şaşkın heyecandan çizelgeyi almadı. Sevda telefonunu ve çizelgeyi alarak kocasıyla hızlı hızlı yürüdü. Asansörle sekizinci kata çıkıp, oradan da odaya geçtiler. Kapıdan girer girmez kadının dudaklarını esir aldı. Kapı kapanınca duvara yaslayıp bacaklarını açtı, sonra bacaklarını beline sardığı kadını yatağa götürdü. Hiç acele etmeden öpüşmeye devam ederken kadını sırtının üstüne bıraktı. Saçları dağılıyor ya böyle yaptığında o çok hoşuna gidiyordu. Çalan telefonu cebinden çıkarıp hâlâ öpüşürken ekrana baktı. Dudaklarını ayırıp telefonu açtığında Sevda olaya kendini kaptırmış adamın yüzünü öpmeye devam ediyordu. "He ana?" dedi sesli nefeslerle. "Hemen kapatacağım oğlum, söyle oldu mu o iş?" "Sana ne ya?" "Sana ne ya dediğine göre oldu. Oldu değil mi?" "He ana he, izin verirsen eğer karımla balayındayım." Fatma Hanım sevinerek telefonu kapattığında telefonu kenara atıp karısının öpüşüne karşılık verdi. Fatma Hanım "Aslı silahımı getir" dediğinde Hilal kocaman gözlerle hanımına baktı. Aslı bir koşu silahını alıp geldiğinde evde çıktı, sonra avluya çıkan merdivenleri çıkmaya başladı. Bu sırada peş peşe havaya ateş etti. Duyan evlerinin önüne, pencerelerine, balkonlarına çıkarken Fatma Hanım ateş etmeye devam ediyordu. Bunu bilhassa yapıyordu, çünkü gelin aldığında yapılmadı. Hoş yapmasına gerek yoktu da herkes bilsin ki Sevda onun geliniydi. Bu böyle bilineydi. Hilal çalan telefonu açarken kapıda hanımını izliyordu. "Efendim." "Ne oluyor kızım? Ne ateş ediyorsunuz manyak gibi?" "Maral, olmuş o iş!" "Ne!" "He valla, şimdi geldi haberi. Hanımın da pek sevindi. " "Allah kahretsin" deyip kapattığında telefonu fırlattı. Ali sesi duyunca odasında çıkıp Maral'ın odasına girdi. "Ne olmuş?" diye sordu o da pencereden bakıp merak ettiği olayı sorarak. "Gökmen karısını koyuna almış abi!" İşte bu duman onların boşa çıkan umutlarından yükseliyordu. Artık istese de bir şey yapamazdı, çünkü bundan sonra yapacağı küçücük bir aptallık babasını karşısına almak demek olurdu. Ali hırsıyla, öfkesiyle kaldı. Şimdi ne yaparsa sonu kan, sonu düşmanlıktı. Hiçbir şey yapamazdı, hiçbir şey. Bitmişti ama Gülhan için aynı şeyi söyleyemeyecekti. Maral ise kesinlikle kuma gidecekti, kararlıydı... 🧚🏻‍♀️ Yeni Bölümden alıntı "Elini kırarım" derken kısık tonda konuşsa da tehditvariydi. "Beyefendi sakin olun kardeşiniz-" "Ne kardeşi lan karım o benim" diyerek üstüne yürüdü. Bu sırada Sevda önüne geçti, konuşacak gücü yoktu henüz. "Öyle mi, yüzüğü yoktu" deyince ateş saçan gözlerini karısına çevirdi. Bir hışımla elini tuttu ve baktı. Gerçekten yüzüğü yoktu. "Yüzüğün nerde senin?" diye sordu sert tonda Sevda irkildi. Çocuk bunu görünce her duyarlı vatandaş gibi araya girme ihtiyacı hissetti. "Hanımefendi sizi zorla mı tutuyor bu adam?" Gökmen delirdi. "Siktir git elimden bir kaza çıkmadan." "Ha-hayır" dedi en nihayetinde. "Teşekkür ederim, ben biraz panik oldum sadece" deyip kocasına döndü ve çocuğa öldürecekmiş gibi bakan kocasının yüzünü elleriyle tutup kendine çevirdi. "Özür dilerim ben panik oldum. Korktum. O da yardım etti sağ olsun." "Yüzüğün nerde?" diye sordu yüzüne eğilerek. "Bilmiyorum uyurken elimden çıktı galiba, aradım ama bulamadım." 🧚🏻‍♀️
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD