"Melany, uyan artık. Saat dokuz olmak üzere." diye konuşan Martin'in sesini duymamla birlikte bakışlarımı televizyonun ekranından ayırırken havada ters bir şekilde süzülen bedenimin takla atarcasına dönerek düz bir konuma gelmesini sağladıktan sonra bacaklarımla bağdaş kurarak havada onlara doğru süzülmüştüm ağırca. Martin de sıkıntılı bir yüz ifadesiyle, bedenime sıkıca sarılarak uyuyan Melany'i uyandırmaya çalışıyordu. "Hadi uyan. Bak Rüya da rahatsız olacak." "Olmaz olmaz." diye uykulu bir şekilde söylenen Melany'e istemsizce gülerken, onun söylenmeye devam ettiğini fark etmiştim. "Rüya benimle uyumayı sever. Yanında uyursam, Rüya kabus görmeyecek." Ah... Çok sevimliydi! "Martin haklı, Melany." diye konuşan kişi, yattığım yerin hemen yanındaki koltukta oturan Aras'tı. "Ona çok sıkı

