DUDAKTAN ÇIKAN SÖZLERİN ANLAMI

1162 Words
Melonia bilge kadının karşısındakini yerini almış kadının söyleyeceği sözleri bekledi. Başka bir yolu yok mu Bilge Karina diye sordu. Avery, duraksadı, onun hiç şansı yok söylediğine göre, bir daha asla dönemezse diye çok korkuyorum. Yaşlı kadın hüzünlü gözlerle kıza baktı. Melonia, genç Avery kıyıya çıkmayı kendisi istedi evladım, sonuçlarına da katlanmak zorunda olacağını biliyordu. Ah hayır Karina, Avery bir kaza sonucu toprağa ayak basmış.. yaşlı kadın kızın sözünü keserek gülümsedi. Melonia, eğer ki bir kalp gerçekten isterse dudaklardan çıkan sözlerin bir anlamı yoktur. Melonia üzüntüyle arkasını döndü gidip arkadaşına bu duyduklarını söyleyecekti. Son bir şey Melonia diye seslendi yaşlı kadın. Genç Avery'e söyle, zamanı kısıtlı..! Kendisini kalpten seven birini bulamazsa denizin suları bir daha onu kabul etmeyecektir. Tanrım Karina bu da ne demek. Eğer denize dönemezse karada mı yaşayacak bundan sonra.! Yaşlı kadın üzüntü dolu bir sesle devam etti. Hayır Melonia, İnsan formunda yaşayacağı sürenin de uzun olmayacağını bilmeli . Doğanın kanununu kimse değiştiremez güzel kızım. Bunları Avery'e nasıl söyleyeceğim Karina. Çok üzülecek umalım da evinde kaldığı adam onu sevsin. Yoksa Avery için mutlu bir son göremiyorum. ~~~~~~~~~~~~ Avery kapıyı tıklatarak gelebilir miyim diye sordu. Kahvaltıdan önce Brayden'in çalışma odasına uğramış ve aklına gelen bir kaç şeyi sormak istemişti. Gel sesini duyduğu zaman içeri girdi. Brayden'in sorgulayıcı bakışları kızın su yeşili elbisesinin üzerinde dolaştı.Kahvaltıdan önce kızı görmeyi beklemiyordu. Annesine ait olan elbiselerin her biri kızın üzerinde sanki onun için özel dikilmiş bir şekilde güzel dururken gözlerini kızdan alarak önünde ki kitaba çevirdi. Kızın konuşmasını bekliyordu. Rahatsız ettim diye söze girdikten sonra kahvaltıya kadar bir şeyler yapmak ister misin diye sordu. Neredeyse bir aydır buradaydı ve Brayden ile hiç konuşmuyorlardı. Bir kaç kere yine çizimine yardımcı olması için çağrılmıştı, Orada bile brayden konuşmadan çalışmış gecenin sonunda da kızı göndermişti. Brayden'in bakışları kızın söylediğine anlam vermeye çalışarak baktığında ne gibi diye sordu. Dışarda yürüyüş yapabiliriz istersen hava çok güzel ? Brayden'in hayır diyen sesi odayı yankılanırken Avery ürperdiğini hissetti. Neden peki, neden kendini bu odaya hapsediyorsun. Bu karanlığa, neden.. diye fısıldarken sesi odanın içinde kayboldu. Brayden kıza sert bir şekilde baktığı zaman Avery bütün cesaretinin kaybolduğunu hissetti. Odada ki mumlardan yayılan ışıktan gördüğü kadarı ile Brayden söylediklerinden memnun kalmamıştı. Masanın üzerinde ki elini yumruk yaparken konuştu. Burnunu sokmaman gereken şeyler var Avery, seni son kez uyarıyorum sorularından vazgeç ! Genç kız duvara doğru yanaşarak elini düğmenin üzerine götürdü. Bu karanlık, sanki seni mahfediyor dışarı çıkmak dahi istemiyorsun neden diye bağırdı. Sesini yükselttiğinin farkındaydı fakat Brayden'in sahip olduğu bu inat karşısında kendisine hakim olamamıştı. Elini düğmenin üzerinden çek Avery, eğer ki dokunursan bu hayatta yapacağın son şey olacağını bil. Avery titreyen elini yavaşça düğmeden çekerken seninle arkadaş olmaya çalışıyorum diye bağırdı. Sesi çok yüksek çıkmasa da etkili olmuştu. Ama sen böyle kapalı bir kutu gibi davranırken benimle hiç konuşmazken seninle nasıl arkadaş olabilirim ki ? Diye devam etti. Brayden yavaşça ayağa kalkarken seninle arkadaş olmak isteyeceğimi nereden çıkardın Avery diye sordu. B-ben, hayır böyle başlamamalıydı, yani sen diye değiştirdi, bu evde yalnızsın, yalnız olduğunu biliyorum Brayden dedi. Lord James bile bir kaç haftadır uğramıyor görebiliyorum diye devam etti. Görebiliyorsun demek diyerek kıza doğru yürümeye başladı. Benimle ilgili hiç bir şey bilmiyorsun Avery diye fısıldadı. Bu fısıltı kızın tüylerinin ürpermesine sebep olurken kendisine doğru gelen Brayden korkmasına sebep olmuştu. Bilmek istiyorum ama sanki herşey yasaklı kimse konuşmuyor ne olduğunu anlamama izin vermiyorsun diye bu sefer sakin bir şekilde cevap verdi. Brayden kıza doğru yürürken sağında duran beyaz mumu altlığından tutarak eline aldı. Birazdan anlayacaksın Avery dedi. Sesi ne öfkeli ne de kızgındı. Sakin bir şekilde konuşması kızın bir şeyleri sorgulamasına sebep olurken nasıl diye sordu. Beni korkutarak mı anlama mı sağlayacaksın diye de ekledi. Şuan yaptığın bu Brayden, vazgeçmemi istiyorsun ve yine yalnızlığına kavuşmak istiyorsun. Evet diye fısıldadı Brayden. Korktuğunu hissedebiliyorum Avery. Şu an vazgeçmek istesen dahi inadın buna izin vermiyor kendini benim yalnızlığımdan, hatta benden sorumlu hissediyorsun. Hayır ben, ben vazgeçmiyorum, gerçekten de seninle arkadaş olmak istiyorum birbirimizle konuşmamızı istiyorum, ama.. Ama ne ? Brayden kıza yaklaştıkça birbirlerinin nefeslerini daha iyi hissedebiliyorlardı. Avery derin bir nefes aldı. Benden uzak duruyorsun diye cevap verdi. Brayden elinde ki mumla kızın yanına varmıştı. Bel hizalarında duran mumu yavaşça kaldırarak sol tarafına yaklaştırdı. Bu yüzden diye fısıldadı. Sesinde ki hayal kırıklığı ve tanımlayamadığı bir şey Avery'nin gözlerinin dolmasına sebep olurken Brayden diye fısıldadı. Sesi istese de çıkmamış ve karanlığın içinde kaybolmuştu. Avery bugüne kadar görmediği tarzda bir yarayla karşılaşırken gerçekten kötü görünen bu yaraya bakarak suçluluk hissettiğini farketti. Sorunun daha basit olduğunu düşünerek Brayden'i zorlamıştı. Sol tarafta derin bir kesik vardı ve üzeri kahverengiye yakın bir şekilde kabuk baplamıştı. Nedenini çok merak ederken zorla dudaklarını araladı. Bilmiyordum, tanrım ben çok özür dilerim derken sağ elini istemsiz bir şekilde kaldırarak adamın yüzünün sol tarafına götürdü. Dokunmasına az bir saniye kala mumun ısısıyla elinin yandığını hissetti. Yüzünde ki ifade acıdan dolayı değişse dahi elini çekmeyerek derin yaranın üzerinde tutmaya çalıştı. Nasıl oldu bu derken dolan gözyaşından bir kaç damla yaş yanağından süzüldü. Brayden'in derin yarasının üzerine değdirdiği parmaklarını kabartının üzerinde gezdirdi. Sebebi buymuş diye aklından geçirirken içinin şefkatle dolduğunu hissetti. Asla iğrenmemiş ve ya yaradan dolayı tiksinmemişti. Kendini bu yüzden mi saklıyorsun diye sordu. Brayden kızın yanağında ki parmaklarını hissetmemeye çalışarak mumu tekrar aşağı indirdi. Geriye doğru çekilip arkasını döndü. İstediğini öğrendiğine göre gidebilirsin diye sessizce konuştu. Kızın sorusunu görmezden gelmişti. Kendisi için çok zor olan bir şeyi yapmıştı ve kıza herkesten sakladığı yüzünü, hatta kendisini göstermişti. Masasına vardığı zaman kısa bir süre arkasını dönmeden bekledi. Genç kız hala kapının oradaysa hala bekliyorsa karşılaşmaya cesareti yoktu. Kızın mavi gözlerinin ve ürkek bakışlarının tekrar yanağına doğru kaymasını istemiyordu. Kimsenin acımasına ihtiyacı yoktu. Hele ki bu Avery ise asla diye düşündü. O kızın kendisine üzülmesine veya tiksinti dolu bakışlarla bakmasına ihtiyacı yoktu. Yüzünü gördüğü an bakışlarında bir değişiklik olmamıştı fakat belki de duygularını saklamayı iyi biliyor diye düşündü. Hiç bir kadın böyle görünen bir yara karşısında kayıtsız kalamazdı. Eski nişanlısından gördüğü kadarı ile bu tecrübeye sahipti. Bekleyişin ardından yavaşça arkasını döndü. Bir yanı kızın hala orada bekliyor olmasını isterken bir yana gitmesini arzuluyordu. Karanlığın içinde kızı göremediği zaman mumu masaya yavaşça koydu. Kendisi de sandalyesine sessizce oturdu. Gözleriyle kapıya doğru bakarak bir süre bekledi. Belki kapı açılır ve genç kız içeriye girerek bir şeyler söylerdi. Neden gittiğinin açıklamasını yapardı belki. Brayden uzun bir süre kapıya baktı. Fakat o kapı ilk defa uzun bir süre açılmadı. ~~~~~~~ Avery kapattığı kapının arkasına yaslanarak gözyaşlarının akmasına izin verdi. Daha fazla odada duramamış ve kendisini dışarı atmıştı. Bu hareketini adamın yanlış anlayacağının farkında değildi ve şu an için bunu düşünemeyecek durumdaydı. Kendisini bundan sorumlu hissediyordu. Brayden'i zorlamıştı ve belki de onu hazır olmadığı birşeye zorlamıştı. Uzun zamandır sakladığı yüzünü göstermesine sebep olmuştu ve anladığı kadarı ile kendisini dahi sevmeyen bu adamın hiç kimseyi sevmesine imkan yoktu. Melonia'nın söyledikleri aklına gelirken kendisini düşünmeyi bıraktı. Avery asla bencil biri ya da önce kendini düşünen biri olmamıştı. İnsan olarak yaşayabilirdi fakat Brayden'in daha fazla böyle yaşamasına müsaade etmeyecekti. Onu mahkum olduğu karanlıktan ve yalnızlıktan kurtaracak önce kendisini sevmeyi öğretecekti. Bu inatçı adama rağmen bunu başaracaktı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD