YALNIZ VE SEVGİSİZ

1290 Words
Brayden içinde yükselen öfkeye hakim olamayarak yanağında ki iğrençliği kapatmak istercesine elini sol yanağına koyarken uşağının adını bağırdı ve evin neden bu kadar aydınlık olduğunu düşünerek burnundan soludu. Bu perdeleri kim açtı diyerek öfkesini devam ettirirken içeri giren yaşlı uşağın zaten azalan saçlarının korkudan dikilmesini sağladı. Lordum gece kapalıydı b-bilmiyorum haberim yok biz yattıktan sonra olmuş olmalı. Yaşlı adam tereddütle efendisine cevap verirken bundan sorumlu olan kişinin de başının gerçekten belada olduğunu düşünerek açık perdeleri kapatmaya başladı. Sanırım ben kimin açtığını biliyorum derken çoktan hızlı adımlarla kızın uyuduğu odaya yönelmişti bile. Koyu meşeden yapılma kapıyı sesli bir biçimde açarken uyuyan kızı umursamadan içeriye doğru sesini yükselterek kalk diye bağırdı. Avery ne olduğunu anlayamaz bir şekilde uykusunun en tatlı yerinde uyandırılırken Brayden'in arkası dönük bir şekilde kalın perdeleri kapattığını görerek yatakta oturur vaziyete geçti. Perdelerle derdin ne merak ediyorum bayım ? Diye sorarken aradaki saygı ifadesini çoktan kaldırmış ve normal biriymiş gibi sorusunu yöneltmişti. Benim evimde kalıyorsan eğer benim kurallarıma uymak zorundasın Avery! Keyfine göre eşyalarla oynayamazsın. Brayden artık rahat bir şekilde önüne dönerken karanlık odada kızın saçlarının parladığını farkederek gözlerini odanın içinde gezdirdi. Şu an yatağın içinde oturan kızdan başka her yere bakabilirdi. Perdeleri kapatmanı ve bu güzel evi karanlığa boğmanı anlayamıyorum eğer derdin buysa yaptığımdan pişman değilim. Genç kızın cesurca sarfettiği sözler sinirini daha da bozarken küstah oluşuna cevap vermek isteyerek burada misafir olduğunu unutma ve davranışlarını ona göre sergile ! Burada misafir olmaktan memnun olmadığımı biliyorsunuz bayım. Gitmek istiyorum ama farkındaysanız buna engel olan sizsiniz. Brayden kızı şu an için göndermemesinin sebebini yalan söylemesine bağlıyordu. Yalandan hoşlanmayan bir adam olarak o kızın ıssız sularda ne yaptığını merak ediyor ve neden kendisine doğruyu söylemediğini merak ediyordu. Yalan söylüyorsa eğer sakladığı bir şey vardır diye düşünerek bu gerçeğin ortaya çıkmasını bekliyordu. Eninde sonunda kız kendisine nerede yaşadığını bütün doğrularıyla anlattığında gitmesine izin verecekti. Bana nerede yaşadığını ya da nereden geldiğini söyle, kapıların açılmasına izin vereyim. Size söylediğim gibi bayım evim buraya çok yakın yalan söylemiyorum neden bana inanmıyorsunuz anlamıyorum. Avery karşısında duran adamın güven problemi olup olmadığını düşünerek örtüyü kaldırıp bacaklarını yatağın dışına uzattı. Brayden'in gözleri kızın biçimli parlak bacaklarına kayarken hafifçe öksürerek odada ki varlığını belli etmeye çalıştı. Bu kızın bu kadar sorumsuzca davranması kendisini de zor bir duruma sokuyordu. Avery yavaşça ayağa kalktığında hafifçe sallanarak yatağa tutundu. İki gün olmasına rağmen hala alışamamıştı. Sendelemesini farkeden Brayden kızın durumunun hala iyi olmadığına karar vererek bakışlarını yere indirdi. İyiliğin için tekrar söylüyorum, kurallara uyarsan evimde misafir olduğun sürece iyi bakılırsın. Hızlı bir şekilde geldiği gibi odadan çıktıktan sonra kızı yalnız bıraktı. Avery giden adamın arkasından bakarken pencereye doğru yürüdü ve perdeleri büyük bir gürültüyle tekrar açtı. Güneş ışığı tenine temas ederken pencereyi açarak temiz havayı içine çekti. Bu evden ve evin boğucu karanlığından sıkılmıştı evine dönmek istiyor ve denizin serin sularını tekrar bedeninde hissetmek istiyordu. İçten içe hayal kırıklığı yaşayarak pencereyi kapatıp odanın içine doğru yürüdü. Yüzdüğü zamanlarda gördüğü adam böyle değildi. Hüzünlü bakışlarından acı çeker gibi görünen ifadesinden gördüğü kadarı ile o adama yardım etmek için herşeyi yapabileceğini düşünüyordu.İçi büyük bir üzüntüyle dolmuşken bir gün gerçekten de tanışmanın hayalini kurmuştu. Ama şimdi buradan gitmek istiyordu... 3 gün sonra Avery oturduğu yerden kalkarak odanın kapısını açtı. Karanlıklar içinde ki odada sadece mum ışıklarının altında yemek yemek istemiyordu fakat evin efendisi tarafından yemek yemesi için zorla aşağıya çağrılmıştı. Kendisini bir nevi açlık grevine sokmuş hatta denilen herşeyi yapmayı reddederek kendince tavır sergilemişti fakat bunların hiç birinin adamın üzerinde etkisi olmamıştı. Dahası evde ki çalışanlar bile kızla muhabbeti kesmişti. Öyle ki zaten sadece iki kişiyi görmüştü ve tahminen evde sadece iki kişi çalışıyordu. Giymesi için verilen elmas mavisi elbisenin pırıltılı taşlarına eliyle dokunup sanki üzerinde ki pisliği temizlemek istermişçesine silkeledikten sonra merdivenlere doğru yürüdü. Bugün öğlen saatlerinde hizmetçi kız odaya girmiş ve yatağın üzerine bir tane elbise bırakarak akşam ki yemek için giymesinin emredildiğini söylemişti. Avery kesinlikle inat ederek giymemeyi düşünsede burada bulunduğu süre zarfında üzerinde olan elbise artık kirlenmeye başlamıştı. Suya girdiğinde ne olacağını bilmediğinden banyo da yapamıyordu 4 gün içinde vücudun da bir kirlenme olmamıştı fakat en kısa zaman da ya denize dönmeliydi ya da bu işin bir çaresini bulmalıydı. Üç gündür aç olan midesi fazlasıyla guruldarken açlığa daha fazla dayanamayacağını farkederek merdivenleri inmeye başladı. Yemek salonundan içeri girdiği zaman gözleri masanın en ucunda oturan ve neredeyse görülmeyen adama baktı. Yerine geçip oturduğu zaman aralarında neredeyse 20 metre mesafe vardı. Sanırım bağırarak konuşacağız diye düşünerek sandalyesine iyice kuruldu. Acıkmış olmalısın istersen hemen başlayabilirsin yemeğe ! Brayden alay edercesine söylediği sözlerle kızın masmavi gözlerine baktıktan sonra vereceği cevabı bekledi. Üç günlük sessizlikten sonra kızın vereceği küstah cevapları duymak istediğini farketmişti. Genç kız eline yavaşça çatalını alırken gözlerini bir an bile karşısında rahatça oturan adamın gözlerinden ayırmadı. Başlamadan önce bir şey sormak istiyorum dedi. Brayden'in başını olumlu manasında hafifçe eğdiğini görerek 4 gündür buradayım fakat hala isminizi bilmiyorum bayım dedi. Brayden Shaw Hunt ! Avery anlık eğmiş olduğu başını hızlıca kaldırırken böyle bir isim duymayı beklemediği kesindi. Brayden diye düşünerek tabağındaki etten bir parça alıp ağzına götürürken geniş omuzlar, insanın içine işleyen derin gri bakışlar, başına buyruk dalgalı saçlar başka ne olabilirdi ki diye düşündü. Brayden kendisine adını söylediği için teşekkür ederim dedikten sonra sessizce yemeğini yemeye devam etti. Üzerinde ki bakışların farkında olmadan açlıktan guruldayan karnını doyurmaya devam etti. Brayden kıza bir kaç gündür sinirli olduğu için düzgün düşünemediğini biliyordu. Kendisini odasına kapatmış yemek yememeyi tercih etmiş ve bir de evin bütün perdelerini açmıştı. İşte olay burada patlamıştı Brayden için.Bir yıl boyunca karanlığa hapsettiği bedeni güneşin parlak ışıklarına maruz kaldığında korkuyla titremiş ve eliyle yüzünü kapatmıştı. Kendi yüzünden dahi iğrenirken birinin görecek olması korkudan vücudunun kasılmasına sebep olmuştu. Şimdi ise büyük bir açlıkla tabağında ki yemeğini yiyen kıza bakarken üzerinde ki elbisenin gözlerine ne kadar uyum sağladığını düşündü. Mavi taşlı elbise evinde ki sandıklarda çürümeye terkedilmiş annesine ait bir elbiseydi. Annesinde durduğu kadar güzel durmuştu kızın üzerinde. Hatta daha da güzel diye düşünerek bakışlarını kızın elbisesinden görünen mermer beyazı tenine kaydırdı. İçini soğuk bir ürperti sararken bakışlarını önünde ki tabağına çevirmek için kendisini zorladı. Her gün yediği etin tadını bugün beğenmezken çatalını hoşnutsuzlukla tabağının kenarına bıraktı.Keyfinin kaçtığını hissederek kırmızı içeceğinden büyük bir yudum alarak sandalyesinden kalkıp şöminede yanan ateşin yanına doğru yürüdü. Gözleri ateşin harıyla parlarken gitmekte özgürsün diye fısıldadı.Kızı burada tutmanın bir anlamı olmadığını düşünerek bu sözleri söylemişti. Ayrıca bir kaç gündür kızın etrafında olması evde geçirdiği zamanı tereddütle yaşamasına sebep olmuştu. Masadan duyduğu sözlerin şaşkınlığı ve heyecanı içinde yavaşça kalkan Avery kapıya doğru yöneldi.Brayden kendisine gitmekte özgürsün demişti yani daha fazla nerede yaşadığı hakkında sorgulanmayacak ve canı için korku duymayacaktı. Kapı koluna elini uzattığı sırada duraksayarak başını çevirdi ve ateşin başında dikilen adama baktı. Neden duraksadığını ya da adım atamadığını bilmiyordu sadece iyilikle çarpan kalbi bu adamı bu şekilde bırakıp gitmek istemiyordu. Yalnız ve sevgisiz diye düşündü. Yalnız ve sevgisiz, bu yüzden herkese öfkeli.. Hatta herkesten çok kendisine belki de diye düşündü. Neden böyle olduğunu bilsem ona yardımcı olabilir belki diye kendisine sorarken elini kapının kolundan geri çekti. Eliyle önüne düşen saçlarını düzelttikten sonra başını dikleştirdi ve peki ya gitmek istemiyorsam diye sordu..Size nerede yaşadığımı ya da nereden geldiğimi hala söylemedim..Neden gitmeme izin veriyorsunuz ? .. ~~~~~~~~ Gerçekten yüzünüzün eski haline dönmesini yaranın tamamen ortadan kaybolmasını ve eski yakışıklılığınıza kavuşmak istiyor musunuz? Brayden belli belirsiz bir şekilde kafasını sallayarak yaşlı kadına baktı. O zaman kendinize sizi gerçekten seven bir kadın bulun Bay Hunt. Ancak bir kadının size verebileceği sonsuz sevgi karşısında yüzünüz eski haline dönecektir. Brayden duyduklarının saçmalığı karşısında sesini yükselterek ne saçmalıyorsun be kadın, yüzümün sevgiyle ya da bir kadınla ne alakası var diye bağırdıktan sonra ayağa kalkıp gitmeye çalıştı. Sadece sonsuz sevgi seni eski haline getirebilir evladım.. bu sözümü sakın unutma.Kendinden dahi iğrenirken bir kadının seni koşulsuz ve karşılıksız sevdiğini gördüğün zaman sende kendini sevmeye başlayacaksın. İşte o zaman sevgi gören kalbin yüzüne de yansıyacak.!
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD