"Damien..." Şok olmuş ifadeyle siyah olan gözlerinin içine bakıyordum. Burnundan aldığı soluklardan sinirlendiğini anlamıştım.
"Ne yaptığını sanıyorsun sen?!" Diye bağırmasıyla korkarak geriye sıçradım.
"Bana neden yardım etdin?"
"Sorularına cevap alacağını sanıyorsan yanılıyorsun. Dışarıya çık ve evine git. "
"Hayır. Bana cevap vermezsen, bir adım bile atmam!" Diyerek diklendim. Elini sertçe saçlarının içinden geçirip bana döndü.
"Ne istersem onu da yaparım. Sana cevap vermeyeceğim. Şimdi git!"
"Hayır!"
"Canının acımasını istemiyorsan, çabuk git buradan!"
"Ha-" sözümü kesen bir kadın sesi olmuştu.
"Ah Damien. Geciktiğim için özür dilerim!" Diyerek esmer, uzun boylu bir kadın açık olan kapıdan içeriye geçerek gelip Damiene sarıldı.
Gözlerim şaşkınlıkla mümkünmüşcesine bir az daha irileşti. Hiç bir şey söylemeden kapıdan hızlıca çıkıp yürümeye başladım. Demek eğlencesini bozduğum için kovuyordu beni evden!
Ağrayan karnımla taksiye binip eve gittim. İçeriye girip anneme selam vererek hızlıca odama koştum. Kendimi yatağın üzerine bırakıp sakinleşmeye çalıştım.
Her şeyi sakin bir kafadan düşünecektim. Öncelikle bu gün beni dövenler kimler ola bilirdi? Benim hiç kimseyle bir kavgam yok. Bir anda nereden çıkmışlardı? O kadar sert vuruyordular ki, sanki... Bir dakika!
Beni vurduklarındaki acı bana tanıdıktı. Geçen gün rüyamda da aynı acıyı hissetmiştim. Gerçek gibiydi ama değildi. Acıtıyordu ama aslında yoktu!
Hemen yatakta oturur bir pozisyon alıp kazağımı yukarıya doğru çekip, sargıları açmaya başladım.
Hiç bir yara izi ve sıyrık yoktu! Karnım önceki gibiydi, hiç bir şey olmamış gibi!
"Bu na-nasıl?"
Kafam çok kötü ağrıyordu. Bir şeyler yerine oturmuyordu. Adamlar gelip beni dövmüştü, ama şimdi hiç bir yara izim yok! Birisi beni öldürecekken bir anda yere düşmüştüm ve sonrası yok! Gözlerimi açtığımda da Damienin evindeydim.
Tekrar uzanıp gözlerimi kapattım. Şu an ihtiyacım olan tek şey huzur...
Yaklaşık 5 dakikadır gözlerim kapalıydı ama uyuyamıyordum. İçim çok garipti.
Tam gözlerimi açacakken durdum. Bir şeyler görüyordum. Dövüldüğüm anlar geliyordu gözümün önüne. Adam beni ayağa kaldırıp duvara yaslamıştı sonra yere düşmüştüm. Sonra...
Hatırlıyorum! Birisi gelip onlara bir şey tutmuştu ve adamlar ışık saçarak yok olmuştu.
Hemen gözlerimi açarak, oturdum.
Bu nasıl olur? Işık saçarak nasıl yok ola bilirler? Ve bunu onlara yapan Damiendi. Çünkü onun evinde açmıştım gözlerimi!
Damien bir kaç gün önce de hocanın diyeceklerini önceden tahmin etmiş ve deftere yazmıştı. Şimdide bu! O kimdi? Ya da neydi?
Benim rüyalarımla da bir alâkası ola bilir miydi?
O zaman neden bana yardım etdi?!
Lanet olsun! Kafam çok karışıktı!
Gözlerimi kapatınca bir an daha geldi gözümün önüne. Beni sonda kaldıran adamın yüzünde 'O' harfi vardı!
Aman Tanrım! Rüyamda da öyleydi! Yaratıkların kolunda aynı harf vardı!
Bunlar hepsi bir biriyle alakalı mı?!
Delireceğim!
***
Az sonra akşam yemeğini yemiş ve annemle bir az sohbet ettikten sonra yukarıya, odama çıkmıştım.
Telefonla bir az uğraştıktan sonra yatağıma yatar-yatmaz uyutmuştum.
***
Kraliyet:
Dünden beri her kes çok şaşkındı. Elianora Doğa prensesiydi! Geri dönmezse kraliyet mahv olacaktı...
"Emin misiniz efendim?"diye sordu büyücü Athan. Bakışlarını yerden kaldırarak, büyücüye döndü Kral Gerald.
"Evet! O kolye Elianoraya ulaşılacak." Sonra 2 dakikalik sessizlik hüküm sürdü. Bu sessizliği bozansa Kraliçe Maria oldu.
"Ben anlamıyorum. Siz bir kaç gündür kızımın rüyasına giriyorsunuz ama ona ne söylediğinizi ve onun ne yaşadığını bilmiyorsunuz öyle mi?"
"Evet." Diye söze başladı Lars. "Rüyasına gire biliyoruz. Ama ne yazik ki kızınızı rüya da göre bilmiyoruz, aynı zamanda da ona neler söylendiğini bilmiyoruz."
"Bu nasıl olur? Siz kraliyetin en iyi büyücüleri değil misiniz? Nasıl bilmiyorsunuz?"diye öfkeyle ayağa kalktı Kral.
"Efendim ne yazık ki, gücümüz sadece buna yetiyor."
"Aslında,"diye lafa girdi Lars,"bunun bir sebebi ola bilir."
"Ne?" Diye ona döndü Kraliçe Maria.
"Başka bir büyücü bunu yapmış ola bilir. Yani onun rüyalarına o müdahale ediyor. O konuşuyor. "
"Kim ola bilir?"
"Hiç bir fikrimiz yok ne yazık ki. Sonuçta kraliyetde çok fazla büyücü ve cadı var."
"Peki kolyeyi ona verebilecek misiniz?"
"Bilmiyoruz. Deneyeceğiz efendim."
***
"Elianora!"
Yine ayni yer...Yine sarı saçlı ben!
"Kimsin?"diye bağırdım. "Benden ne istiyorsun?!"
"Kolyeni ister misin?" Soruyu duymamla kaşlarım havalandı.
"E-evet." Dedim. O kolyeyi garip bir şekilde çok istiyordum.
"İlerile!" Dediğini yapmaktan başka çarem yoktu. Dümdüz ilerlemeye başladım. Saraya yaklaşıyordum.
"Sarayın bahçesine gir." Dediğini yapıp bahçeye girdim. Girmemle gözlerim şaşkınlıkla havalandı. O kadar çok insan vardı ki! Herkesin odak noktası sarayın açık olan kapısından dışarıya çıkan iki insandaydı. İkisinin de başında taç vardı. Kral ve Kraliçe olmalılar.
"İzle!" Dedi bu sefer ve dediğini yapıp dikkatle izlemeye başladım. Her kes bir an sessizleşti. İçeriden bir kadın çıktı. Genç bir bayan.
"Bu gün bir prenses doğulmuştu ve ona isim konulucaktı." Derken bende heyecanlanmaya başladım. Pür dikkat izlemeye başladım. Her kes saraydan dışarıya çıkan kadına şaşkınca bakıyordu. Kadının gözünden bir damla yaş aktı ve içimde garip hislerin yaranmasına sebep olan bir cümle söyledi:
"Prenses yok!'"
Gözümü kapatıp açtığımda karşımda hiç kimse ve hiç bir şey yoktu. Az önceki neşeli insanlar gitmişti. Güler yüzlü Kral ve Kraliçe yok olmuştu.
"Etrafına bak Elianora!"
"Sebep sensin!"
"Gökyüzü neden bu kadar karanlık biliyor musun? "
"İnsanlar neden bu kadar üzgün biliyor musun?" Dedikten sonra yüzleri bir karış asık olan insanlar belirmeye başladı. Her kes o kadar kötüydü ki...
"Mutsuzluğun sebepi ne biliyor musun?"
"Ne?!" Diye dayanamayarak bağırdım.
"Sensin! Sen kraliyetin kayıp olan doğa prensesinin!"
"Bu sondu Elianora! Son!" Dedi ve ben istemsizce yumruklarımı sıkmaya başladım.
Yataktan dik atılarak kalktığımda kesik kesik nefesler alıyordum. Bu neydi şimdi? Bu rüyalar neyin nesiydi?! Bana ne oluyor? Paranoyaklaşıyor muydum?
Elimin hala yumruk şeklinde olduğunu gördüğümde yavaşça açmaya başladım. Bir şey hissediyordum! Yumruğumu tamamen açtığımda hayatımın en büyük şokunu yaşadım. Elimin içinde kolyem vardı!
Bu nasıl ola bilirdi?
Tanrım! Rüya mı görüyorum?
Yataktan kalkıp hava almak için dışarıya çıktım. Gece saat 4dü. Bu saatde evden çıkmama annem ve babam kızacaktı ama nefes alamıyordum. Kendimi dışarıya attığımda derin bir nefes aldım. Korkmaya başlıyordum. Evin bahçesine geçip bankta oturdum.
Ne olacak bu işin sonu? Neler oluyordu bana?
Sıkıntıyla nefes alıp, bağırdım ani sinirle. O an gök gürledi.
"Kayıp olan bir doğa prensesisin."
Ayağa kalkıp bir daha bağırdım ve aynı zaman da gürleyen şimşeke şahit oldum!
Ben....ola bilir miydim?
Şok geçirmiş gözlerimden yaşlar akmaya başladığında, yağmur yağmaya başladı narin-narin.
Ben...doğa prensesiyim.
Yazardan:
Sakince her şeyi anlamaya başlayan kızı izliyordu Damien. Bu gün içi garip olmuş kızın iyi olduğunu görmek için evlerine gelmişti. Şu an gördüğü manzarayla karşılaşmayı hiç beklemiyordu tabii ki. Bu kadar çabuk olacağını düşünmüyordu. Bu günden sonra her şeyin daha farklı olacağını biliyordu...
Bu gün Elianorayi kurtarmıştı ve evine getirmişti. Yaralarını sarıp hemen eve göndermeliydi kızı. Çünki birisi gelecekti...
Elianoranı ölümden kurtardığı için, ona bunun bedelini ödetmeye gelecekti...