Turan’ı uğurladıktan sonra kapıyı yavaşça kapattım. Derin bir nefes aldım. Ayak seslerim taş zeminde yankı yapmasın diye hafif adımlarla içeri yürümeye başladım. Odaya çıkmak üzere merdivenlere yöneldiğimde, üst kattan aşağıya inmekte olan biriyle göz göze geldim. Dilşah. Saçlarını özenle topuz yapmıştı. Altına giydiği sandaletler narin ayaklarını ortaya çıkarıyordu. Üzerindeki elbise her zamanki gibi vücuduna tam oturmuş, çizgilerini belirginleştirmişti. Dekolte yoktu ama ihtişamı yok değildi. Makyajı, her zamanki gibi biraz fazlaydı ama ona bakan gözler, önce gözlerinin içine değil, her zaman makyajına takılırdı. Adımlarımı yavaşlattım. Gözlerim istemsizce onu baştan aşağı süzdü. “Nereye böyle?” diye sordum, sesimi yumuşak tuttum. Gözlerini benden kaçırdı. Elini saç topuzuna götürdü

