1.Bölüm"Güneş"

1205 Words
Medya:Doruk Bölüm Şarkısı; Buray/Melodi •Keyifli Okumalar• Yiğit'in getirdiği kahvaltıyı kızlarla birlikte atıştırırken Yiğit yanıma oturmuş kahvesini yudumluyordu. "Ee kızlar kahvaltıdan sonra ne yapıyoruz?" Tek gözümü kırptığımda Mina sinsi sinsi gülümsedi. "Seher'in amcası onu lunaparka getirecekmiş bende gidebilir miyim?" Ellerini birleştirerek yalvarırken bakışlarımı Yiğit'e çevirdim. "Yani istersen sende gidebilirsin. Benim işlerim burda baya yoğun hem bu konuda abime çok güvendiğim söylenemez." Gözlerini devirerek konuştuğunda gülümsedim. "Kızlar bana da yer var mı lunaparkta? Hem Mina hafta sonundaki nöbetlerimi senin için iptal ettim biliyorsun ki yarın doğum günün. Bugünü de sensiz geçirmek istemiyorum." Mina bakışlarını Seher'e çevirdiğinde Seher salatalığı ağzına sokarak Mina'ya baktı. "Golson tobu." Ağzında bir şey varken konuşması beni güldürmüştü. Yiğit ise hafiften olsa da Seher'e kızmıştı. "Ağzında bir şey varken ne yapmıyorduk Seherciğim? Konuşmuyorduk." Seher başıyla onaylayarak ağzındakileri bitirdi. "Gül abla gel sen de. Hem amcam biraz sıkıcı." Suratını buruşturduğunda çayımdan bir yudum alıp bardağı masaya bıraktım. "Niye öyle diyorsun Seherciğim? Hem bak amcan seni lunaparka getirecek kadar vakit ayırmış. Seni düşünüyor demek ki." Ya sorma der gibi bakan Seher'e gülümsedim. "O genelde hastalarıyla takılır." dedi. "Doktor mu?" Evet anlamında başını sallarken Yiğit masadan kalktı. "Kusura bakma Gül. İşlerle ilgilenmem gerekiyor. Siz lütfen kahvaltınızı yapın. Hesap ödemeyin. Kahvaltılar benden." Hafifçe göz kırpttığında gülümseyerek "Teşekkür ederim. Şimdiden kolay gelsin. Kusura bakmadım." dedim. Yiğit kızının başını okşayıp içeriye doğru yöneldi. "Amcam da geldi." Bakışlarım omzumun üstünden kapıya doğru kayarken gördüğüm kişiyle duraksadım. Eren'i görmemle geçmişe özlem duydum. Onu yaklaşık yedi yıldır görmüyordum. Şaşırmıştım. Oda benden farksız sayılmazdı. "Gül?" dedi şaşkın ses tonuyla. "Eren!" Oturduğum yerden kalktığımda Eren hızlıca sarıldı. "Anne Seher'in amcasını tanıyor musun?" Eren benden ayrılırken Mina'ya gözlerini çevirdi. "İnanmıyorum senin bir kızın mı var?" Eren iri iri gözlerle Mina'ya bakarken gülümsedim. "Evet. Kızım Mina. Seher ile arkadaşlar." Seher ise inanmayan gözlerle bize baktı. "Siz nerden tanışıyorsunuz amca Gül ablayla?" "Cadı. Gül benim okuldan arkadaşımdı. Tıp fakültesininde birlikte okuyorduk. Hâlâ daha inanmıyorum çok uzun zaman oldu." Öyle içten gülüyordu ki onu görmek beni iyi hissettirmişti. "Artık şu safaları geçseniz anne. Ben lunaparka gitmek istiyorum." Mina'nın araya karışan sesiyle Eren kahkaha attı. "Kızın aynı sen. Çok açık sözlü, maşallah." "Öyledir, sorma." Gözlerimi devirdiğimde Eren, Mina'ya elini uzattı. "Ben Eren küçük hanımefendi. Tanıştığıma memnun oldum." "Öncelikle ben küçük değilim, yedi yaşındayım ve bende memnun oldum. Adım Mina." Hafifçe saçlarını geriye attığında Eren'in arkasından gülümsedim. "Peki. O zaman kahvaltınızı bitirdiyseniz iki tane küçük hanım efendiyi lunaparka getirmek istiyorum. Bana eşlik eder misiniz?" Seher ile Mina'ya bakarken, Seher çoktan ayağa kalkıp yanımızda bitti. "Gül abla da bizimle geliyor bayım." "O zaman daha güzel." Eren bana bakarak gülümsedi. Onu o günden sonra bir daha görmemiştim. Bana ulaşmaya çalıştığını birkaç kişiden duymuştum ama geri dönüş sağlamamıştım. Onun hâlâ daha Doruk'la görüştüğünü tahmin edebiliyordum. "Mina hadi gitmiyor muyuz balım?" Mina isteksiz bir şekilde kalkıp yanıma geldi. Sıcak küçük eliyle sağ elimi tuttu. "Gidelim." Eren ve Seher önümüzden ilerlerken bizde onları takip ediyorduk. Mina huzursuz gibi görünüyordu. "Bir problem mi var Mina?" dedim durgun bir şekilde. "Hayır." Trip atan sesiyle arabaya doğru yürüdüm. "Peki. Yarın doğum gününü bizim mahalledeki kafede yapalım diyorum. Ne dersin?" "Olur." Mina'nın kısa cevap vermesiyle gerçekten bir şeylere huzursuzlandığını anladım. Olduğum yerde durduğumda Mina'da durdu. Hafifçe çömelip mavilerine baktım. "Balım bir problem varsa bana söyleyebilirsin. Kırılmam." "Ben eve gitmek istiyorum." Alt dudağı titrediğinde gülümseyerek yanağına dokundum. "Niye bir tanem?" Kaşlarım havaya kalkmış bir şekilde Mina'nın cevabını bekliyordum. "Seninle yalnız kalmak istiyorum." Derin bir nefes alıp konuşmasına devam etti. "Yaptığım şey için özür dilerim." "Ne için özür diliyorsun? Sen bir şey yapmadın ki." Dudaklarımı hafifçe büzdüğümde mavi gözleriyle okyanuslarımın içine baktı. Ağlamamak için kendini zor tutuyordu. "Ben çok bencilim anne. Sırf bir babam olsun diye Seher'in babasını sana ayarlamaya çalıştım ve sana yalan söyledim. O yüzden kendimi cezalandırıyorum. Beni eve geri götürür müsün?" Kurduğu cümleyle kalbim sızlarken hafifçe gülümsedim. "Ben sana kızmadım." "Hiç mi?" dedi kaşları havaya kalkarken. "Hiç kızmadım balım. Bende küçükken annem ile babamın yerine başkalarını koyarak, hayal ederek büyüdüm. Seni anlıyorum bu yüzden bir tanem." Gözleri dolarken hızlıca bana sarıldı. "Ben özür dilerim anne." Hafifçe bedeni sarsılıyor ve burnunu çekiyordu. Ağladığını anlamıştım. Eren bakışlarını bana çevirdiğinde dudaklarımı hareket ettirdim. 'Siz gidin. Biz gelemiyoruz.' Seher arka koltuğa çoktan binmiş, arabanın camından dışarı bakıyordu. Eren başıyla dediklerimi onaylayıp sürücü koltuğuna oturdu ve arabayı çalıştırdı. "Özür dilemene gerek yok ama iyi hissedeceksen özürünü kabul ediyorum bebeğim." Mina gözlerini uyuşturarak ayrıldı. "İyi misin?" "İyiyim." Masmavi gözlerinin içiyle bana gülümsedi. "Lunaparka gitmiyorsak evde pijama partisi yapmaya ne dersin? Hem ikimiz pasta hazırlarız. İki kere pasta yemiş oluruz." Pasta lafını duymasıyla anında gözlerinin içi parladı. "Çünkü biz açız. Bize iki tane pasta anca yeter. Yapalım yapalım. Bol çikolatalı pasta olsun anne." dedi heyecanla. "Tamam ama o zaman iki tane yapalım. Ben meyveli pasta istiyorum." İki parmağımı kaldırdığım alt dudağını yaladı. "Tamam. İki tane yapalım. O zaman üç tane pasta yemiş olacağız. Yaşasın!" Mina ellerini havaya kaldırıp kendi etrafında dönmeye başladı. Hafifçe doğrulup Mina'nın sevinmesini izledim. Kızıma cidden gülmek yakışıyordu. Gerçekten yıllar önce hayal ettiğim kız çocuğuydu Mina. Cehennemden bir tohum olsa da Allah tarafından bana emanet edilmiş bir candı ve ona en iyi imkanlarla bakmak için eğitimime devam etmiştim. Yaptığım hiçbir şeyden pişman değildim. Mina küçükken babasını sorduğunda ona yalanlar uydursam da en son tercihim Mina'ya babasının bizi terk ettiğini anlatmıştım. Yalan hikaye sayılmazdı. Buse'yle beni aldatmıştı. "Anne!" Mina yüzüme ulaşmaya çalışarak el sallarken mavi gözlerimi ona çevirdim. Onun mavi gözlerinden mutluluğunu okuduğumda genişçe gülümsedim. "Daldım gittin. Hadi eve gidelim. Birlikte pembe pijamalarımızı giyeriz değil mi?" "Tabi ki. Onları sırf pijama partisi için almıştık." Mina gittikçe daha olgun bir kız alıyordu. Büyüsede hala daha benim bebeğimdi. Mina'yı hızlıca kucağıma aldım. Bu durumdan utandığını biliyordum. "Anne ya indirsene. Çocuk muyum ben?" "Ya nesin?" Sağ gözümü kırpttım. Mina ise dudaklarını bükerek kollarını önünde bağladı. "Çocuk değilim." dedi sert bir şekilde. "Genç kızım." Gülme isteğini durdurmak için yanaklarımın içini kemirdim. Yedi yaşında; genç kızlıktan bahseden, bir kız çocuğuna sahiptim. 'Cümle karışık mı oldu ne?' 'Ne münasebet. Ben yazdım!' Yazar'ın ani çıkışıyla kendini topladı Gül. "Tamam. Genç kızsın. Herhalde regl dönemindesin."dedim keyifli bir şekilde. "Regl ne demek?" Arabanın yanına vardığımızda hızlıca Mina'yı kucağımdan indirdim. Arka kapıyı açıp koltuğa oturmasını bekledim. "Anne regl ne demek?" "Kızsal bir şey tatlım. Hadi bin." Başını yukarıya kaldırmış mavi gözlerimin içine bakıyordu. "Regl'in ne olduğunu söylemezsen ben bu arabaya binmem." Kollarını tekrar göğsünün altında bağladığında içimdeki Gül 'ya sabır' dedi yüksek bir sesle. "Anneyle pazarlık yapılmaz. Eğer şimdi binmezsen o çok sevdiğin çikolatalı pastadan yapmam." Sağ kaşım havaya doğru kalktığında sırıttı. "Anneler çocuklarını tehdit etmez ama gülüm." Gülüm lafını en yakın arkadaşım Yasemin'den duymuş ve bana arada kullanıyordu. Kızımın içinde bir maçoluk yatmıyor değildi. "Mina hanım. Hemen bu arabaya biniyorsun!" İşaret parmağımla koltuğu gösterdiğimde inatçılığı bir su gibi çekildi ve koltuğa hızlıca oturdu. Boğazımı temizledim. Mina'nın emniyet kemerini taktım. Küçücük olan karnına gözlerimi çevirdim ve hafifçe göbeğini elledim. "Göbüşe bak." Göbeğinden gıdıklandığını biliyordum. Hafifçe kıkırdayıp konuştu. "Ama anne hile yapıyorsun. Olmaz böyle." Ellerimi Mina'nın göbeğinden çektim. "Şimdi yapmıyorum." dedim göz kırparak. "Eve gitmeden önce alışveriş yapmamız lazım ama küçük hanım." "Yuppi! Alışveriş!" Mina yerinde duramazken yavaşça kapıyı kapatıp arabanın arkasından geçtim. Sürücü koltuğunun tarafındaki kapıyı açtım. Hafif esen rüzgar saçlarımı dansa kaldırırken sürücü koltuğuna oturdum.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD