Medya: Doruk Kahraman
Bölüm Şarkısı:
K- Cigarettes after sex
•Keyifli Okumalar•
Doruk Kahraman=Francisco Lachowski
Gül İpek=Cara Delevingne
Mina İpek=Anna Knyazeva
Zaman geçtikçe sanki bir şeyler daha çok yerine oturuyordu. Beynim gelişiyor ve beni de büyütüyordu. Bunu Mina sayesinde anlamıştım. Mina'yı doğurduğumda da bir tecrübe sahibi olmuştum. Onun ilk emeklemeleri benim içinde bir şeyleri öldürmüştü.
Sevginin asıl o zaman aşktan daha önemli olduğunu anladım. Benim kızım, benim içimdeki aşkımdan daha önemliydi.
Aşkımdan vazgeçmiştim ama kızımdan vazgeçmezdim.
Vazgeçmezdim.
"Anne geçen de Naz ablayla karşılaştık. Onun kıvırcık saçlarını kıskandığımı söyledim." Mina düz saçlarının uçlarıyla oynarken anından bahsetiyordu. Naz ile aynı hastane de çalışıyorduk. O da benim gibi doktordu.
"Peki Naz ablan ne dedi?" dedim onun anlattığı konuyla ilgilendiğimi görmesi için.
"Ben de senin düz saçlarını kıskanıyorum dedi." Mavi gözleriyle dikiz aynasından denk geldik. "Naz'ın da senin de saçların çok güzel bebeğim. Eğer o kadar kıvırcık saç istiyorsan bu gün saçlarını kıvırcık yapabiliriz." Mavi gözleri ışık saçtığında arkandan hafifçe doğrulup yanağıma birden fazla sulu öpücük bıraktı.
"Yapalım anne! Yapalım." Saçlarını geriye savurduğunda alnındaki saçlarına parmaklarını değdirdi.
"Yarın doğum günüme o saçlarla giderim şahane." Sanki çoktan kıvırcık yapmışım gibi saçlarına hayran hayran bakıyordu. "Tamam hadi şımarma düzgün otur. Araç kullanıyorum dikkatimi dağıtma benim." Hafifçe vücudunu ittirdiğimde sırtını koltuğa yasladı. Beş dakika geçtikten sonra alışveriş merkezine varmıştık.
Otomobilimi yavaşça boş alana park ettim. Mina ise emniyet kemerini çözmüş, benim araçtan inmemi bekliyordu. "Hadi inelim." Sağ tarafımdaki boş koltuktan çantamı alıp kapıya açtım. Mina benim inelim dediğimden sonra inmişti ve beni bekliyordu.
Kapıyı hızlıca kapatıp arabanın uzaktan kumandasıyla aracı kitledim. Mina yanıma varıp elimi tuttu.
"Anne Nutella' da alalım mı?"
"Tamam alalım ama anlaştığımız gibi çok abur cubur tüketmiyoruz. Sonra dişlerin çürür ve dişçiye gitmek zorunda kalırız." Mina dört yaşından beri dişçiden korkuyordu.
İlk dişini en yakın arkadaşlarımdan olan Volkan çekmişti. Mina dişinin olmadığını görünce korkuyla ağlamıştı. Evet ben Mina'yı dişçiyle tehdit ediyorum çünkü ben bir anneyim.
"Tamam anne. Yeter ki beni dişçiye götürme." Gözleri aynı hızla doldu. Burnunu hafifçe çekip alışveriş merkezinin kapısına doğru paytak paytak yürüdü. Sıcak eli, soğuk olan elimi ısıtırken alışveriş merkezinin kapısını açtım.
Mina elimi bırakıp hızlıca her zamanki gibi çikolata reyonlarına koştu. Çikolataya aşık bir kız çocuğuna sahiptim. Gerçi çikolatayı kim sevmez ki?
Kendime alışveriş arabası alıp ilerlerken çantamı arabanın içinde yer kaplamayacak şekilde bıraktım. Mina'nın yanına vardığımda kucak doldurduğu çikolatalarla öyle bir gülümsedi ki galiba 32 dişinin tamamını görmüştüm.
Kucağındaki çikolataları arabaya bıraktı. "Anne arabaya binebilir miyim?"
Mina genellikle arabanın içine oturduğu için bu teklifi geri çevirmeden hızlıca Mina'yı arabaya oturttum. "Oldu mu? Mutlu musun prenses?"
Mina başını yukarıya doğru kaldırıp gülümsedi. "Hemde çok güzel oldu kraliçem." Arabayı hafifçe iterken Mina etrafı dikizliyordu. Ben ise pasta için gerekli olan malzemeleri bir bir topluyordum.
"Aslan'ım canı ne çekmiş?" Arkamdan gelen tanıdık sesle duraksadım. "Ne mi? Canım çok tatlı çekti Doruk." Buse'nin sesi kulaklarımda binlerce kez ulaşırken omzumun üstünden arkama doğru bakış attım ve onları gördüm.
Doruk, Buse'nin önünde eğilmişti ve Buse'nin şişkin olan karnına doğru konuşuyordu. Buse ise eli karnına sabitlemiş etrafındaki kişileri umursamıyordu. 'Evlenmişler mi?' İçimdeki Gül'ün sorusuyla kalbime binlerce kazık saplandı.
Tek elimi arabadan çekip yumruk haline getirdim. Bakışlarımı omuzlarımın üstünden çektim. Dağılmıştım. Sanki bir yapbozdum ve etrafa parçalarım saçılıyordu. Arabanın içindeki Mina'ya baktım. "Niye durduk kraliçem?"
Mina'nın sorusuyla tırnaklarımı avuç içimi geçirdim. Sinirden dişlerim birbirine çarparken aklımdan ışık hızıyla binlerce düşünce geçti. Sakin olmak adına ağırca yutkundum. En zor olan o bir adımı attığım da sanki aynı anda Buse konuştu.
Zaman adımımın üstüne çullanmıştı.
Zamanın akrebi geçmişi deşti, geleceği yüzüme kustu. Sanki hâlâ daha yağmurun altında ıslandığım günde kalakalmıştım.
"Doruk tekme attı!" Heyecanlı sesi, kalbimi binlerce parçaya ayırırken yumruk haline getirdiğim avucumu açtım ve önünde durduğumuz camlı reyonun yansımasından onları izledim. "Valla mı? Of! Çok şanslıyım. Aslanım bugün ikinci kez bana tekme atıyor. Değil mi?" Buse'ye bakışlarını çevirmiş gülümsüyordu.
Koskoca yedi yıl içinde Doruk daha da olgunlaşmıştı. Kahverengi saçlarının şekli değişmiş, gözleri daha anlamlı bakıyordu. Belki de karşısında sevdiği kadın olduğu için anlamlı bakıyordu, bilmiyorum. Buse ise saçlarını kısacık kestirmişti. Yedi yıl öncekine göre daha bakımlı duruyordu.
"Anne beni indirsene arabadan." Mina'nın sesiyle bakışlarımı camdan çektim ve cevap vermeden Mina'yı arabadan indirdim. Onların olduğu tarafa doğru yürüyen Mina'yla gerilirken kalbimin duracağını düşündüm.
"Anne bir baksana." Cam reyona tekrar gözlerimi çevirdiğimde Doruk ve Buse arkasını dönmüş, ters istikamete doğru yürüyorlardı. Bende cam reyonundan gözlerimi çekip hızlıca arabayı geriye doğru çevirdim.
Mina elindeki kakaolu sütleri gösteriyordu. Üstünde en çok sevdiği çizgifilm karakterlerinden ambalajlıydı süt paketleri. Almak istediğini tahmin edebiliyordum. "Anne alalım mı?"
"Al. Hadi, Mina. Geç olmadan eve dönelim. Daha pasta yapacağız. Çok işimiz var. Hem senin saçlarında var." Uzun saçlarına baktığımda cidden içime bir anlık üşengeçlik oturdu.
'Niye hemen gitmek istiyorsun?' İçimdeki Gül bana seslenirken Mina başını sallayarak kasaların olduğu bölüme doğru yöneldi. 'Görmek istemiyorum.'
'İyi de zaten gördün. Senin derdin görülmemek değil mi?' İçimden yükselen soruyla dizlerimin bağlarının çözüldüğünü düşündüm.
"Anne gelmiyor musun?" Mina'nın sesiyle düşüncelerimin arasından kurtuldum. Kasaya vardığımda ortama yükselen kadın sesiyle bakışlarımı sesin geldiği yere çevirdim. Kasanın çaprazındaki sesle yardım çığlıkları yükseliyordu.
"Ambulansı arayın." Bağıran erkek sesiyle Mina'ya baktım.
Korkudan mavi gözleri irileşmişti. "Mina tatlım korkma." Korkulu bakışlarını bana çevirdi. "Beni burda kasiyer ablanın yanında bekle tamam mı? Yapabileceğim bir şey varsa yapayım. Sakın kıpırdama." diyerek onu uyardım.
Mina'yı iyice tembihlerken Mina başını sallayarak kasiyerde duran genç kıza gözlerini çevirdi. "Çocuğum size emanet." Kasiyer kıza gülümsediğimde "Tamam abla. Ben gözetliyorum."dedi.
Çaprazımdaki kalabalığın arasına doğru koşarken bileğimdeki tokayla hızlıca saçlarımı topladım. "Açılın. Doktorum ben!" Millet benim sesimle yol açarken gördüğüm manzarayla gözlerim irileşti.
Buse karnını tutarak yerde duruyordu. "Boşaltın burayı!" Hızlıca Buse'nin etrafındaki kalabalığı ittirirken onun gözlerini sırtımda hissettim. Açılan kalabalıkla rahat bir nefes aldım.
Adımlarımı hızlandırıp Buse'nin yanına vardım.
Dizlerimin üstüne çöküp ona baktığımda şok olmuş gözlerle bana bakıyordu. "Bak Buse! Şimdi zamanı değil! Sakin ol ve bana güven." Güven veren sesimle konuştuğumda derin derin nefesler alıyordu.
"Etrafı boşaltın! Ambulansı arayın!" Etraftaki kişilere söylendiğimde az kalan kalabalıkta biraz daha geri çekildi. "Aradık abla. İki defa." Genç çocuklar arkamdan konuşuyordu. "Tamam."
"Ahhh! Ahhh! Bebek geliyor! Gül! Gül, bebeğim! Kurtar! Kurtar, bebeğimi!" Hızlıca Buse'nin elbisesi altına başımı soktum. "Buse!" Doruk'un bağıran sesiyle yutkunurken işimle ilgilenmeye devam ettim. "Nesi var? Ne oluyor?"
"Açık altı santimetreye ulaşmış vaktimiz çok az!" Doruk'a doğru bağırdığımda oda aynı şekilde bana bağırdı. "Ne yapıyorsun sen orda? Hem sen kimsin?" Gül'ün elbisesinin altında çıktığımda Doruk'un bakışları tam gözlerimin içine kaydı.
"Doktor. Doktor Gül İpek!" Doruk'un şaşkın bakışlarının arasından Buse'nin cırlaması ortama yayıldı. "Doruk bebeğim! Bir şey yap! Kurtar bebeğimi!" Doruk'un etrafında beliren soru işaretlerini önemsemeyip konuştum.
"Doğum burda gerçekleşecek, başka hiçbir yere taşıyamayız. Kanaması var.Bebek gelmek üzere, Buse sakin ol! Güven bana ve elinden gelenin fazlasıyla ben dediğimde ıkın." Doruk, Buse'ye bakışlarını çevirip yüzüne yapışan saçları itekledi.
"Şimdi bana; eldiven ve temiz çarşaf getirin gençler." Arkamdaki çocuklara bağırdığımda aynı anda hareketlendiler. Alışveriş merkezinde olduğumuz için dediklerimi çok kolay bulabileceklerini düşünüyordum.
"Dayan Buse! Bak çok az kaldı! Derin derin nefes al! Başarmak üzeresin!" Doruk'un destek atmasıyla tekrar başımı Buse'nin elbisesi altına geçirdim.
"Bebek geliyor!" Elbisenin altından tekrar çıktığımda gençler çoktan gelmiş Buse'nin üstüne temiz çarşafı koymuşlardı. Koydukları eldiveni çok dikkatlı bir şekilde taktım ve tekrar Buse'nin elbisesin altına girdim. "Çok kanaması var! Sabit tut şunu!"
"Biliyorum! Tutuyorum ya!" Doruk'un hırlayan sesiyle gözlerimi devirdim. "Buse dayan!" Hızlıca tekrar çıkıp Buse'nin üstüne doğru eğildim. "Buse bak bana! Bunu başaracaksın! Başaracağız! Güven bana! Sadece derin derin nefes alman lazım! Derin derin nefes al!" Toplu olan saçlarım Doruk'un alnına doğru kayarken nefesimi verdim. Alnım fazla çoşkudan dolayı terlemişti.
İlk defa bir alışveriş merkezinde doğum gerçekleştiriyordum. Geri çekilip tekrar Buse'nin elbisesi altına girdiğimde Doruk'un kadife sesi ortama yayıldı. "Dediklerini yap. Nefes almaya devam et. Ben yanındayım. Korkma."
"Ahhh! Canım acıyor!" Buse'nin cırıldamasıyla bebeği iyice gördüm. "Sakin ol Buse! Bitmek üzere! Ben burdayım!" Doruk'un tesellisiyle geri çekildim ve tekrar elbisenin altından çıktım. "Hadi ıkın, son kez! Başarabilirsin!"
"Hayır! Gücüm kalmadı! Yapamam!" Buse'nin ağlamaklı çıkan sesiyle yanaklarımın içini dişledim. "Eren'de yanımda olacaktı!"
"At şunları kafandan! Eren burda olsa anca bayılırdı! Şimdi doğuma odaklan!" Doruk'un söyledikleriyle aklımdan ışık hızıyla düşünceler geçti. 'Yoksa bebek Eren'den miydi?'
"O da elimi tutacaktı. Eren!" Ağlamaya başlamasıyla Doruk gözlerini üstüme çevirdi.
"Buse bana bak! Hiç bir problem yok! Son kez ıkın. Şimdi!" Buse'nin ıkınmasıyla bebek tamamen ellerimin arasına düştü. Kordonunu keseceğim bir şey düşündüm. Geri çekildiğimde Doruk sanki önceden tahribatlı gibi makası ve bantı uzattı.
Hızlıca kordonu kesip kestiğim yeri bantladım. Bebeği hafifçe ters çevirip poposuna vurduğumda ortama ağlayan bebek sesi hakim oldu. Temiz çarşafa doladığım bebeğin güzelliyle gülümsedim.
Herkes etrafımda alkış kıyamet koparırken bebeği Buse'ye doğru uzattım. Acil çalışanları elindeki sedyeyle yanımıza varmışlardı. "Hasta yirmi yedi yaşında. Kanaması var. Birkaç dakika önce zor doğum geçirdi. Sarsmayın. Dikkatli olun."
Buse bebeğini koklarlarken konuşuyordu. "Babası ilk görecekti."
"Artık bir dahakine Buse! Şimdiliğine ben gördüm. İdare et." Doruk'un göz kırpmasıyla oturduğum yerden hızlıca kalktım.
Elimdeki eldivenler gelişi güzel çıkardığımda acil çalışanları sedyeye Buse'yi yerleştirdi. Doruk ise yeni doğmuş bebeği kucağına aldı. "Anne!" Mina bana doğru koşarken Doruk'un gözleri üstüme kaydı. "Anne ne oldu?"
"Yeni bir bebek dünyaya geldi." Hafifçe eğilip Doruk'un kucağındaki bebeği işaret ettiğimde mavi gözleriyle ilk önce Doruk'a sonra kucağındaki bebeğe baktı. "Çok güzel anne."
Bebeğe doğru yöneldiğinde Doruk biraz daha eğildi. Kızım babasının kucağındaki bebeğe öyle büyük bir aşkla bakıyordu ki Doruk'un ona olan bakışlarını görmedi. Kahvelerini onun yüzüne gözlerini sabitlemiş bakıyordu.
"Hadi Mina. Burada işimiz bitti." Mina'nın omzuna hafifçe dokunduğumda geri çekildi. "Anne bana da kardeş yapsana." Söylediği cümleyle gözlerim irileşirken Mina gülümsedi.
Saçlarımdaki tokayı çözüp Mina'nın elini tuttum. "Hadi daha çok işimiz var Mina." Doruk'a bakışlarımı çevirmeden Mina'ya sabitledim. Eğildiğim yerden doğruldum. "Tamam anne. Gidelim." Hızlıca elimi tutup kasaya doğru yöneldik. Doruk'un bakışlarını ayak bileklerimde hissediyordum. Ayak bileklerime çarpan bakışları benim vücudumu sallandırırken kasaya çoktan varmıştık.
"Tebrik ederim doktor hanım. Allah razı olsun sizden." Kasiyer genç kız konuşurken hafifçe gülümsedim. "Teşekkür ederim." Aldıklarımızı hızla geçti. Tutarı ödeyip poşetledim.
Mina'ya en hafif poşetleri verirken en ağırlarını kendim taşıdım. Arabaya vardığımızda poşetleri bagajın ayak ucuna koyup, uzaktan kumandayla aracı açtım. Bagajıda yukarıya doğru kaldırıp, taşıdığım poşetleri teker teker araca yerleştirdim. Mina arabaya binmiş, beni bekliyordu. Arkamdan duyduğum sesle gerildim. "Mina benim kızım mı?"
Yeni bölümü beğendiyseniz beğenin aman be O kadar yazıyorum. Beni de yormayın ♥️ Gören ve okuyan beğensin işte. Alt tarafı yıldıza basıyorsunuz.
Oylarrrr