3K olmamıza sevinelim♥️
Teşekkür ederim Hepinizi yerim yerim bitiririm
Bölüm Şarkısı;
Umut Kaya- Mevsimler Geçerken
Keyifli Okumalar...
Doruk hızlıca üstümden ittirdim. Dudaklarımız birbirinden ayrılırken gözlerimi birkaç kez kırpttım. Doruk üstünden kalkıp sağ elini bana uzattı.
Benim aklım hâlâ daha biraz önceki yaşadıklarımdaydı. Aradan geçen onca zamana rağmen kalbim niye ilk günkü gibi atıyordu. Ellerim titriyordu. Derin derin nefesler alıp onun elini tuttum. Saçlarım lirik dansı yapar gibi boşlukta sallandı.
Ayaklarımın üstünde zar zor durarken ayağımızın altındaki düşmüş olan pastaya acıyan gözlerle baktım. Genç kız ise olanların şaşkınlığını üstünden atamamıştı benim gibi.
"İyi misin, Gül abla?" Dikkatli gözlerle bana bakan genç kıza gülümsedim. "İyiyim canım bir problem yok." Dudağımın üstünde hissettiğim sıcaklıkla gözlerimi Doruk'a çevirdim. Yerdeki pastaya baktı. Suratındaki pasta parçacıkları ile çok komik duruyordu.
Kahverengi gözleri yüzüme çevrildiğinde kaşları çatıldı. Yine kızacaktı. Elinin hızlıca yüzüme yaklaşmasıyla gözlerimi sıkıca yumdum. Sus çizgime gelen baş parmağıyla konuştu.
"Gül sen iyi misin? Burnun kanıyor." Sesi çatallaştı. Korku her yerimi kapladı. Doruk burnumun kanadığını görmüştü.
Gözlerimin kepenklerini yarılayarak karşımdaki kahverengi gözlere gözlerimi batırdım. "İyi," Derin bir nefes alıp verdim. "İyiyim." Hastaneye gitme fikri tüm vücudumu sızlatırken genç kızın bana uzattığı peçeteyi hızlıca aldım ama elimden Doruk kapıp dikkatli bir şekilde sus çizgime peçeteyi değdirdi.
Kahverengi gözleri dudaklarım ile gözlerimle tur atıyordu. Birkaç saniye dudaklarımda oyalanan gözleri tekrar gökyüzü gözlerime değiyordu. "Naz bu halimizi görürse nasıl açıklarız? Pastasını da mahvettik." Ufak bir çocuk gibi kendi kendime mırıldanandım.
"Merak etme ben halleceğim." Kanlanan peçetelik tezgaha bıraktı ve omzumu güven verecek şekilde sıktı. Onun dokunmasıyla içimde bir sıcaklık oluştu. 'Yapma Gül. Seni sevmeyen adamı sevme.' İçimdeki Gül'ü dinlemeyen kalbim bu adamın ilgisiyle kulaklarımı sağır ediyordu.
"Peki ama nasıl?" Kaşlarım havaya kalktı kendiliğinden. "İlk önce üstümüzü toparlayalım. Tanıdığım bir arkadaşım var pastacı. Hep hazır pastalar bulundurur. Buraya beş dakikalık yer, hemen gidip alırız." dedi tebessüm ederek.
Genç kızın uzattığı peçetelerle saçlarımı ve yüzümü silmeye başladı. Alt dudağını ısırmasıyla gözlerimi dudaklarına çevirdim. "Çabuk hallet." Kendim göremediğim için yüzüme fırlattığı pastayı temizliyordu. Genç kızın diğer elindeki peçeteyi alıp Doruk'un yanaklarına bulaşan pastayı sildim. Kirli sakalları gün yüzüne çıkıp bana sırıttı. Kahverengi gözlerindeki kasvetle ağırca yutkundum.
Yakınlığı ciğerimi yerimden söküyordu. Sanki organlarım içimde yer değiştiriyordu. Doruk'un kaşlarındaki pastayı silmek için hareketlendiğimde elimi durdu. Parmaklarımın üstüne parmaklarını kenetledi. "Gül..."
"Anne!" Mina'nın şaşkınca bağırmasıyla kendimi hızlıca Doruk'tan çektim. Yerdeki haşat olmuş pastaya mavi dolmuş gözleriyle bakıyordu. Sanki iki misket oturmuştu onun gözlerine.
"Mina yanlışlıkla oldu aşkım. Doruk abinle daha güzelini alacağız. Bunun unicorn şeklinde olanını." Mina dediklerimle anında gülümsedi. "Cidden mi?" dedi heyecanla ve konuşmaya devam etti. "Tamam ama hemen al anne. Gürkan pasta yemek istiyor." Ah o çocuk! İçimdeki Gül tırnaklarını avuçlarının içine batırmış olduğu yerde tepiniyordu. Haksız da sayılmazdı.
Doruk Mina'nın dediklerini anlamaya çalışıyor gibi gözüküyordu. Hafifçe bileğinden tutup dış kapıya doğru çekmemle ayak uydurdu. İçerdekiler görmeden hızlıca kafeden çıktık.
"Nereye Gül?" Adımlarını durdurmasıyla bende durdum. "İlk üstümü değiştireceğim. Bu hâlde kızımın doğum gününü kutlayacak değilim. Sonra pasta alacağım. Sen de benimle geliyorsun." Doruk elini parmaklarımın arasından kurtardı. "Peki." Kısa cevabıyla arkamı dönüp yürümeye başladım.
Önümde kilidi açılan arabayla adımlarım durdu. "Arabayla daha çabuk hâl ederiz." Sürücü koltuğunun kapısını açıp bana dikkatli bir şekilde baktı. "Orda dikilmeye devam mı edeceksiniz hanımefendi?" Sesindeki kinayeyle sürücü koltuğunun yanındaki koltuğunun kapısını açıp oturdum biraz sert bir şekilde kapıyı kapattım.
Doruk'ta koltuğa yerleşip arabayı çalıştırdı. Arabanın içindeki sessizlik bir dağ gibi büyüdü. Onca geçen senenin ardından ona nasıl davranacağımı bilemiyordum. Garipti!
Arabasının içi pahalı parfüm kokusuyla doluydu. Bu koku burnumun direğini sızlatıyordu. Nasıl davranacağımı bilemiyorum. Fazla rahat değildim. Evimizin önünde istop eden eden araçla doğrulup hızlıca arabadan indim.
Koşar adımlarla eve doğru yöneldim. Arkamda bıraktığım Doruk'un ne yaptığını çokta önemsemiyordum. Merdivenlere varmamla basamakları birer birer çıkıp dairemin olduğu yerin kapısına vardım. Paspasın altından evin yedek anahtarını alıp eve girdim.
Ayağıma giydiğim yüksek tabanlı botları çıkarıp giyinme odasına yöneldim. Allahtan suratımda falan pasta yoktu. "Gül!" Doruk'un dış kapıdan yükselen sesiyle kapıyı kapatmayı unutmuştum. "Ne var?" dedim yüksek sesle.
"Girebilir miyim?" Hiç bir şey demeden üstümdeki gösterişli bluzu çıkarıp yerine sade şık bir gömleğin kollarını geçirdim. Oldukça güzeldi. Siyah olması da ayrıca güzeldi. Dış kapının kapanma sesiyle ayağımdaki siyah pantolona baktım. Düzgündü. Allahtan pasta ona bulaşmamıştı.
Odadan çıkacağım sırada Doruk'la burun buruna gelmeyi beklemiyordum ama beklemediğim gibi gelmiştik. "İki dakikalığına duş alabilir miyim? Elindeki temiz siyah üstü sallarken geriye çekildim. "Ne münasebet? Tabi ki alamazsın."Sesim dümdüz çıkmıştı.
"Beni bu hâle sen getirdin. Kızımın ilk katıldığım doğum gününde sorun yarattın. En azından bana bunu borçlusun Gül." Kahverengi gözleriyle üstümde baskı kurdu. Ağırca yutkunup başımı onayladım. "Sağ ol."
"Bu arada Mina senin kızın değil. Onu onayladığımı sanma." Son anda beynime düşen jetonla kıvırmaya çalıştım. İnandığından şüpheliydim. "Lavaboyu göstereyim." Onun vücudunu geride bırakıp lavabonun kapısına doğru ilerledim.
Arkamdan bir gölge gibi beni takip ediyordu. Lavabonun kapısını açmamla arkama bakışlarımı çevirdim. "Temiz havlular kapının arkasında asılı. 2 dakikan var." Tam geçeceği sırada kurduğum cümleyle devam ettirdim.
"Bu arada saç kurutma makinesi dolabın içinde." Kahverengi gözleriyle beni bir avcı gibi yakaladı. "Tamam."
"Tamam." Aynı şekilde onun etkisi altına girip söylediği kelimeyi tekrarladım. Yana doğru çekildiğimde lavaboya girdi ve kapıyı kapattı.
Enseme soğuk parmaklarımı değdirdim. Bu aralar hormonlarım etkisi altına çok çabuk giriyordum ve bu benim vücudumu endişe altına sürüklüyordu.
Kalbim hâlâ daha bu adama ilgi duyuyordu ve bu hiç iyi bir şey değildi her bakımdan. Onun kirli sularına kendimi bırakmak istemiyordum ve bu düşündüğümden daha zordu.
Yıllar önce kurduğum hayaller sanki üstüme yıkılmıştı ve ben bu yığının altından nasıl çıkacağımı bilmiyordum. Sırtımı soğuk duvara değdirip düşündüm. Eğer Mina'yla biraz daha ilgilenirse ben kendiliğimden söyleyecektim ama söylemek istemiyordum.
Mina'yla buradan uzaklaşma fikri damarlarımda akan kana bulaştı. Bir süre de olsa onunla uzaklaşmak iyi olabilirdi, her açıdan. Doruk'un emin konuşması her hücremi acıttı.
Eğer kızı oldunu gerçekten öğrenirse mahkeme kararıyla kızımı benden koparırdı. Peki ben buna dayanabilir miydim? 'Hayır.' İçimdeki Gül'ün baskısıyla gözlerimi kapattım bir süre.
Bu düşünce içimdeki Gül tarafından onaylanmıştı. Mina'yla buradan uzaklaşacak ve kendime yeni bir yer bulacaktım. Bunun içinde çok kısa zamanım vardı.
Yeni bölümler adey yoooo