Betül Yılmaz
Herkes yemeğine döndü. Annem hala sabahki gibiydi. İçten içe kıvranıyor bir şey söylemek istiyordu sanki. Annemi takip etmeyi bırakıp yemeğine devam ettim. Tam Ağzıma bir lokma atmıştım ki konuşmaya başladı.
"Bugün Zeynep geldi. Betül'ün sınavları tamamen bitince hayırlı bir iş için bize gelmek istiyorlar" demesiyle ağzımdaki lokma boğazıma takıldı ve öksümeye başladım.
Annem sırtıma vurup su uzattı hemen. Kendime gelince şaşkınlıkla anneme baktım.Ben birşey demeden babam konuşmaya başlamıştı.
"Ne hayırlı işi bu kız daha birinci sınıf üç yılı var, hem bitirse bile hemen evlenmek isteycek mi?"
"Bende dedim ama Taha'ya laf geçiremedim dedi"
"Ne acelesi varmış Taha beyin? Hem acaba ben kızımı ona verecek miyim?"
Tenis maçı izler gibi annemle babam arasında gidip geldi gözlerim.
"Nerden bileyim bey, ben sana olanı söylüyorum hiçbirşey demedim zaten Zeynep'e"
Babam bana dönüp sordu, sinirli değildi Allah'tan ama pek sakin olduğuda söylenemezdi.
"Kızım senin haberin var mıydı bundan?"
Yerimde dikleştim, sesimi sakin tutmaya çalışarak cevap verdim babama. Korkmuyordum ama illaki çekiniyordum babamdan.
"Yok baba ne haberi bende böyle birşey beklemiyordum"
"Taha ne diye şimdi böyle davranmaya başladı bilmediğim birşey mi var?"
Valla babacığım bende var ama onda var mı bilmiyorum ki neydi bu şimdi böyle aniden. Hayır insan bir bana sorar önce.
"Hayır birşey yok baba, bende bilmiyorum sebebini" evet, ben ne kadar yıllardır ondan hoşlansam da onun bana karşı içinde bir his olmadığını düşünüyordum.
Babam anneme dönüp;
"Zeynep'e söyle düşünmüyoruz böyle birşey"
"Tamam söylerim"
"Hadi herkes yemeğine devam etsin"
Ömer demek bugün Zeynep teyzeyle annemi duydu başka nerden bilecek yoksa. Tabi ben yine uyku aleminde bilmem kaçıncı rüyamdaydım bu sırada.
Ona baktığımda 'ben demedim mi' bakışı attı bana. Masanın altından bi tekme attım ve yemeğime devam ettim. Tekmeme karşı tepki vermeyip oda yemeğine devam etti.
Yemekler yendi ve masayı toparladım. Herkesin çayını alıp salona geçtim. Babam ve annem her zamanki yerinde yine. Kendi çayımı da alıp ders çalışmak için odama geçtim.
Telefonum odada kalmış hiç fark etmemişim. Ekranda Ayşe'den gelen mesajın bildirimi vardı. Açıp okumaya başaldım.
#Betül yarın işin var mı dışarıya çıkalım#
#Sınavım var ama sonrasında haberleşelim olur mu?#
#Olur bana uyar evdeyim zaten, senden haber bekliyorum#
#Tamam canım ben seni ararım çıkınca#
Sınavlar yüzünden pek görüşememiştik iyi olurdu buluşmamız. Bakalım Ayşe birşeyler biliyordur yarın onunla da konuşurdum bu hayırlı iş mevzusunu.
Telefonumu bırakıp bugün çıkardığım notları son bir kez gözden geçirmeye başladım. Telefonum çaldığında bakınca Duygu'nun aradığını gördüm. Hemen cevapladım aramasını.
"Canım, ne yapıyorsun?"
"Yeni oturdum notları gözden geçiriyordum"
"Kolay gelsin, annen annemi aradı az önce yemeğe davet etti "
"Ha evet babamla konuşuyorlardı yemekte, bu arada sana anlatmam gereken birşey var ama telefonda anlatamam yarın mutlaka konuşalım"
"Ne oldu? Çatlarım ben yarına kadar"
"Olmaz yarın konuşuruz"
"Peki ısrar etmeyeceğim o zaman"
"Ne zaman geliyorsunuz yemeğe?"
"Yarın akşama sanırım, sınavlarda bitiyor Adana'ya gideceğiz bi iki güne"
"Adana mı? neden?"
"Annem her yıl yazın yaylaya çıkıyor bu yıl bizde gidiyoruz"
"Yaaa uzun bir süre burda olmayacak mısınız o zaman?"
"Malesef canım bir kaç ay gelmeyiz sanırım, bütünlemeye de kalmadık yarınki sınav güzel geçerse hep birlikte gideceğiz geçmezse abimle ben arkadan gideceğiz" üzüldüm bunu duyunca.
"Hayırlısı olsun artık bir süre telefondan görüşeceğiz desene"
"Öyle olacak artık ne yapalım, hadi tutmayayım seni devam et çalışmana"
"Tamam canım, hadi görüşürüz sabah"
"Görüşürüz"
Telefonu kapatıp masaya koydum. Yüzüm asılmıştı. Elif'le Ayşe vardı ama Duygu başkaydı.
------------
Duygu Öztürk
Abimle bir süre vakit geçirdikten sonra odama geçtim. Ne yapsam diye düşündüm biraz.
Ne abimin üzülmesini istiyorum ne de Betülü kırmak incitmek istiyordum. Bir çözüm yolu bulmam lazımdı.
Betül Taha'ya karşı birşeyler hissetmese işim kolaydı ama hal böyle olunca elim kolum bağlanıyordu.
Saate baktığımda yemek vaktinin yaklaştığını gördüm. Mutfağa annemin yanına geçtim. Ben pek birşey yapmazdım, beceremezdim daha doğrusu. Sadece masayı kurdum annem zaten yemekleri yapmıştı.
Abimi çağırmak için odasına gittim. kapıyı tıklatıp araladım.
Masasındaydı, çekmecesini kapatırken gördüm. Gizli bir şey yapıyormuş gibi hafif panikledi beni görünce.
"Abi, ne yapıyordun?" deyip gülümseyip göz kırptım. Biraz daha iyi gibiydi.
"Hiç öylesine birşeyler" deyip kalktı masadan. Bana söylemek istemiyordu o yüzden ısrar etmedim bende.
"Sofra hazır hadi gel sende yemeğe "
"Tamam güzelim hadi gidelim" deyip kolunu omzuma atıp başıma bi öpücük kondurdu.
Armızdaki bağ çok başka abimle. Abi kardeş olmanın yanı sıra sırdaş, çok iyi yakın arkadaştık sanki.İyi yada kötü her zaman birlikteydik, sırtımı çekinmeden yaslayacağım iki erkekten biriydi abim.
Yemeğe geçtik hep birlikte.Sınavlardan okuldan sohbet açıldı. Bizde babada annede öğretmen olunca tabi konuya daha hakimdiler. Yemeğimizi yerken bir süre nasihatlerini dinledik ikimizde.
"Ayhan, yaylaya ne zaman çıkacağız vakit geçiyor?"
Demesiyle resmen aydınlandım. Tabi ya yayla vardı. Annem her yıl bıkmadan üşenmeden yaylaya çıkardı. Nasıl unuttum ben bunu.
"Çocukların sınavlarıda bitti zaten gitsek olur aslında bir kaç güne" hemen atıldım babamın dediğinden sonra
"Anne bu yıl bende gelmek istiyorum"
Üçüde şaşkınlıkla bakakaldı.
"Bakmayın öyle sanki uzaya çıkıyorum, altı üstü yaylaya bende gideceğim dedim"
"Sen yaylaya mı geleceksin?" dedi annem, hala şaşkınlığını atamamıştı.
"Evet anne nesi garip?"
"Her şeyi garip" gözlerimi devirdim.
"Tamam hassasım da abartmayın o kadar da değil, hem Abimde gelir hep birlikte oluruz bu yıl. Değil mi abi?"
Kabul edeceğinden emin olduğum için abimi kattım araya hemen. O benim aksime seviyordu yaylayı.
"Olur giderim tabi"
"Tamam o zaman yarın son sınavım var, abiminki bitmişti zaten bir iki güne gideriz" dedim heycanla.
Başka zaman olsa asla gitmezdim yaylaya ama sırf abim için çekecektim. Umarım yılan çıyan görmeden atlatırdım önümdeki birkaç ayı. Düşününce bile tüylerim diken diken oldu.
Sofrayı toplamaya yardım ettim anneme.En azından bunu yapıyordum.
İlerde evleneceğin adam aç kalacak diyordu annem bu beceriksizliğime. Ne yapayım yapabilsem yapardım ama olmayan şeyi niye zorlayacağım ki?
Baktım olmuyor hazır yerdik yada en fazla evlenmezdim ne yapayım bunu mu dert edinecektim kendime birde.
Son tabağı makineye yerleştirip salona geçtim. Abim odasına çekilmiş, babam kitabına gömülmüş, annem kahvesini yudumluyordu. Odama geçecekken annemin telefonu çaldı anneme kalkma diye el işareti yapıp telefonunu uzatırken arayana baktım.
"Sultan hanım arıyor"
"Ver kızım sağol"
Merak ettim neden aramıştı bekleyip dinlemeye karar verdim.
"Tamam Sultan hanım geliriz, yalnız bir kaç güne Adana'ya gideceğiz hangi günü düşünmüştünüz?"
"Peki bizim için uygun, yarın görüşürüz o zaman" deyip telefonu kapattı annem.
"Ne oldu niye aramış Sultan teyze?"
"Yarın yemeğe davet ettiler"
"Hımm tamam gidersiniz babamla birlikte"
Abim gitmek ister miydi emin değildim, gitmezse onu evde tek bırakmaya da gönlüm razı değildi.
"Hep birlikte gideriz kızım ayıp olur öyle olmaz"
"Abime de bir soralım belki istemezse bende gitmem valizimi hazırlarım hem biliyorsun ben anca hazırlanırım"
"Sor bakalım o zaman abine de"
"Tamam hemen soruyorum" deyip abimin odasına geçtim hızlıca.Kapıyı tıklattım, müsait olduğunu öğrenince girdim içeriye.
"Abi, yarın Sultan teyze yemeğe davet etti ailecek. Gitmek istiyor musun? Eğer istemezsen biz evde kalırız film gecesi falan yaparız olmaz mı?"
"Sıkıntı yok giderim, sende rahat ol biraz nikah masasında terk edilmişim gibi davranıyorsun" deken kahkaha attı.
Kötü bakışımı attım abime. Ben burda stresten ölüyorum adama bak sülalem rahat tavrında.
"Bak ya bende burda seni düşünüyorum güya" suratımı asıp kollarımı bağladım. Sanki istediği olmamış küçük bir kız çocuğu edasıyla tavır yaptım abime.
Yerinden kalkıp sarıldı bana.
"Biliyorum güzelim biliyorum. Yaylaya gitmek istemen de benim yüzümden anladım. Gitmek istemiyorsan gerçekten benim için kendini sıkıntıya sokma"
Kollarından çıkıp yüzüne baktım. Az önceki surat ifadesi gitmişti ciddi bi hal vardı yüzünde.
"Yok gerçekten gitmek istiyorum. Dikkat ederim artık orda sıkıntı yok abi"
"Tamam güzelim gidelim. Ama hiçkimse için kendi önceliklerini bir kenarıya atma tamam mı?"
"Tamam abi öyle yaparım" deyip tekrar sarıldım.