Kurtuluş🪷

472 Words
GEŞA: Gece ansızın karanlığın içinde kapı hızla açıldı. Gözlerimi kısarak karanlığa baktım. Şemse hanımağa, öfkeli ve kararlı bir ifadeyle içeri girdi. “Seni yamayacak bir kapı buldum, kalk hadi!” dedi sert bir tonla. “Ne oluyor?” diye fısıldadım, şaşkın ve korkmuş bir şekilde. Tam o sırada Rıdvan ve Halil önümde belirdi, elleriyle beni zorla tutup kaldırdılar. Daha ne olduğunu anlamadan birdenbire ayaklarının dibine atıldım. Dizlerim acıyla yere çarptı, nefesim kesildi. Başımı kaldırdığımda, orta yaşlı bir adamın bana bakarken ağzının kenarlarını yaladığını gördüm; bakışlarıyla içimi ürpertti. Şemse hanımağa, adamın yanında dikilirken konuşmaya başladı: “Dediğim gibi ağa! Bu kızı alıyorsun ve bu toprakları terk ediyorsun! Bir de bu şırfıntı için hüküm bozarak aşiretleri karşıma alamam ama eğer kendi kaçmış gibi gösterirsek bizim bir kaybımız olmayacak!” Adam ağır bir şekilde başını salladı, bakışlarını üzerimden ayırmadan: “Tamamdır Xanımağa, sen de hele… eminsin değil kız bakiredir?” Korku tüm bedenimi sardı. Hemen ayağa kalkmak istedim, kaçmak… ama Halil ve Rıdvan elleriyle beni sıkıca tuttular, hareket edemiyordum. Şemse hanımağa bana doğru döndü, sesi keskin: “Sen Şemse Şahmaranın lafına itimat etmiyor musun Demsal ağa!? Benim oğlan kızın yüzüne dahi bakmadan gitti! Daha da laf edeceksen—” Ama adam sözü kesti, derin ve sakin bir sesle: “Sözüne itimadım tamdır Şemse xanımağa!” O an içimde bir korku dalgası yükseldi. Bu adam, beni alacak ve toprakları terk etmemi sağlayacak… ama ben buna hazır değildim. Kaçmak, kurtulmak istedim ama Halil ve Rıdvan beni sıkıca tutuyordu. Kollarımın arasında sıkışmış bir kuş gibi çırpınıyordum. Kalbim deli gibi atıyordu. Bu gece, kaderimin en karanlık anıydı ve ben bunun nasıl biteceğini bilemeden, çaresizce titriyordum. Adam kolumdan tuttu ve beni çekmeye başladı. Kaçacak hiçbir yerim yoktu; gözlerimde çaresizlik vardı. Ama bir çıkış yolu arıyordum. Adamın elini tuttum ve korkuyla, titreyen bir sesle fısıldadım: “İzin ver ağa… eşyalarımı alayım, Allah aşkına!” Adam sert bir bakış attı, ardından keskin bir sesle: “2 dakikada burada ol!” Şemse hanımağa arkamdan bağırdı: “Rıdvan, Halil! Onla gidin!” Hızla odama koştum, kapıyı kapattım ve nefesimi toplamaya çalıştım. Halil ve Rıdvan kapıyı çarpmaya başladığında, ağlayarak onlara dönüp söyledim: “Üstümü de değişeceğim, burada durun!” Odama girer girmez bilgisayarın başına koştum. Ellerim titriyordu; parmaklarım klavyede dans eder gibi ama kontrolsüz bir şekilde hareket ediyordu. Siteye girdim, bilgileri hızla yazdım ve ekranda beklenen sonuç belirdi… “ALINDIM!” Gözlerim açıldı, şokla ekrana baktım: “Alındım! Askeri akademi okuluna alındım!!!” Sevinç ve hafif bir rahatlama dalgasıyla bilgisayarı kapattım. Sırt çantamı aldım, boynumdaki Kartal kolyeye dokundum ve fısıldadım: “Kurtulacağız buradan!” Çantama birkaç parça eşya ve gizlice biriktirdiğim parayı koydum. Son kez odama baktım, gözlerim dolu ama kararlı: “Geldiğim yeri asla unutmayacağım.” Derin bir nefes aldım, kapıyı sessizce kapattım ve o karanlık evden çıkarken adımlarımın her biri bana biraz daha özgürlük hissi verdi. Artık ilk adımı atmıştım; artık kaçış başlamıştı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD