Seksi Kilot

1404 Words
Yiğit ara vermeden bir altı saati daha devirip gitmişti. Saat sabah sularını gösteriyordu ve hastane daha yeni durulmuştu. Tam nefes alayım ve oturayım demişti ki hemşirenin ona seslenmedi ile hastanın geldiğini anladı. "İslim Akçabat." bu ismi Yiğit bir yerden duymuştu. Gün içinde o kadar isim ve hasta ile görüş yapmıştı ki isim de sanırım çağrışım yapmıştı. Efe çok zorlandığı ve iki saat sonra bu yorgunlukta muayene işlemine geçeceği için ona git dinlen demişti. O da az dinlenip sonra geçerdi. Danışmada işlem yapılırken o da diğer hastanın işlem dosyasını doldurdu. "Ben kadın doğumcu değilim. Şimdilik herşey yolunda. Yine de siz bir kadın doğum kliğine başvuru yapıp daha detaylı inceleme için gidin." yıllar sonra bebek müjdesini vermek ona da tuhaf gelse de adamın eğilip elini öpmek istemesi ile geri çekildi. İşte onca yorgunluğa rağmen sizi dinç hissettiren duygulardı. Yiğit Gazi üniversitesi mezunuydu. Normalde bölümü bile olmasa da bayanın sancı şikayeti ilgisini çekmiş ve kan da bunun istemini istemişti. Düşük riski olan bir hastaydı ki yıllardır isteyip ve sancı ile gelen hastasını ayakta taburcu ediyordu. Bebek sağlıklı görünse de bir jinekoloji görse çok daha iyiydi. Bu yüzden ondan yaşça büyük ve yüzünden çocuğun sevincini yaşayan adamın omzunu sıktı. Umarım her şey gönüllerince olurdu da yavrularını sağ salim kucaklarına alırlardı. Hastaya bu müddet boyunca uzak durmaları ve dikkat edilmesini söyleyip hasta paravanına yürüdü. Hemşire onu bekliyordu ki hastaya bakmadan onu dinledi. "İslim Akçabat. 26 yaşında. Masa kırılmış. Camlar eline batmış hocam. Hastanın şuuru yerinde ve yakını yok." hemşireye işine dönmesi için başını salladı. Dosya elinde paravana geçince ince ve içinizi ısıtan kadının sesi ile ona baktı. "Ellerim." nasıl oldu anlamasa da cam parça parça etmişti. Işıldayan birkaç cam parçası görünüyordu ki hastaya baktı. "Ben mimarım. Ellerim benim için değer arz ediyor." Yiğit bir şey söylemedi. Evet İslim'i tanımıştı. Onu burda görmeyi beklemiyordu. Dahası arkasına dönünce kızın gözünü gördü. Safir... Bir kadının gözleri safir olur muydu? Sanki bir çift safir oraya yerleşmişti. Yüzünde öylesine güzel duruyordu ki ağladı ağlayacak olan kızın önüne sandalyesini çekti. Önüne malzemeleri alırken eline bakan kızın elini kendine çekti. Epey harap olmuş görünüyordu. Aslında onun endişesini anlıyordu. Yiğit içinde elleri önem arz ederdi. Bu bazı meslekler için çok önemliydi. Yıllarca emek verip çabalamışken elleriniz bir yerden sonra hayatınız olurdu. "Gözleriniz." dedi. Öylesine güzeldi ki o başını kaldırıp ona bakınca İslim de ona bakmıştı. "Onlar iyiler mi?" maksatı hem hastayı sakinleştirmekti hemde az sonraki işlem için hastayı sakin tutması gerekiyordu. Mikroskopla camların yerlerini işaretleyince parçalanmamış olması büyük mucizeydi. Yiğit küçük bir mercek elinde kıza yaşlaşıp gözlerine baktı. Bu sırada hasta daha sakinleşmiş olmalı o konuştu. "Ellerin mesleğin için önemli. Bunu çok iyi anlıyorum." kendide bir doktordu ki onu en iyi anlayan o olurdu. "Şöyle bir şey var ki gözü olmayan bir mimar eli olsa da çizim yapamaz." yani ellerinden önce gözünde hasar var mı onu düşünmesi gerekiyordu. O an İslim en çok ellerine değer vermiş olmalıydı ki sadece avuç içi yaralıydı. Camların sıçrama olasılığı vardı ve yüzünün hasar almaması büyük mucizeydi. Gözde hasar yoktu. Tek sorun şu kızın gözleri fazlasıyla güzeldi. Yani Yiğit bu gözler ve yüzü zarar görse üzülürdü. "Olayın nasıl olduğunu anlatır mısınız?" o an acıya dayanması için serumun içine ağrı kesici enjekte etti. Yarım saatte bu işi bitirmesi gerekecekti ki acı hasta çok hissetmesindi. "Yetiştirilmesi gereken çizimlerim vardı. O an nasıl oldu anlamadım. Orantısız güç uyguladım ya da çizim kalemim masanın hassas noktasına geldi. Tek hatırladığım cam masanın avuçlarım içinde kucağıma dağıldıydı." yani bacakları da zarar görmüştü. Üzerine baktı ve yer yer bacağında kanları gördü. İlk iş elleri arındırmalıydı. O an ellerinin arasına aldığı el ile kanına bir sıcaklık kaynadı. Bu his neydi bilmese de Yiğit tek tek kırmadan ustaca camları çıkardı. İslim her cam çekişinde canı acıyınca Yiğit neden bilmiyordu ama onunda ciğerinde cam kesikliği oluyordu. Bu normal gelmese de camları etinden daha dikkat ederek çıkarmaya özen gösterdi. On adet cam parçasını İslimin etinden çıkardıktan sonra tekrar mikroskopla baktı. Şükür hepsi çıkmış ve yarayı temizledikten sonra ellerini sardı. Sonra ayağa kalkmıştı ki bacaklarını işaret etti. "Müsadeniz olursa oraya da bakmam gerekiyor. İsterseniz bayan doktor gönderebilirim." aslında o ve Efeden başka doktor yoktu. Yinede bunu söylemek istemişti. Kızın güzelliği karşısında Yiğit vurulda da böyle mi söylemişti bilmese de İslimin siz bakın lütfen demesi ile o da başını salladı. İslim bir pantolon ve üzerine beyaz bir lakoz vardı. Elleri sargılı pantolonun düğmesini açamadığını görünce ona döndü. "Siz uzanın. Ben yardımcı olacağım." cidden hastanede bayan doktor olsa iyi olurdu da yoktu. İslim onu ikiletmeden uzanınca perde arkasından adının söylenmesi ile İslimi orada bıraktı. Doktor diye çağırılıyordu ki acil hastanın gelmesi ile önce tansiyon ölçümü ve hasta geçmiş bilgilerini aldı. Hasta acille gelmişti ki hemen üst kata çağrı düştü. Hastanın geçmiş kaydında kalp ameliyatı olduğu yazıyordu. Tansiyon ise oldukça düşüktü. Sanırım yolunda gitmeyen bir şeyler vardı EKG istediğinde tamda düşündüğü olduğunu ve belirtiler bunu gösteriyordu. Muhtemel kalp tıkanıklığıydı. Hasta ile ilgilenip kardiyolojiden doktorun gelmesi ile o da hastasına döndü. İslim sedyede uzanmış ve onun neden sedyede öylece yattığı ilk aklına gelmedi. Bunu o da anlamış olmalı, "Bacaklarım." demesi ile ona yaklaştı. Bu ne kadar zor olabilirdi ki? Pantolonun düğmesini deliğinden çıkardı. Fermuarı da aşağı indirince yalan yoktu onu böylesine bir içlikle beklemiyordu. Pantolonu dikkatle bacağından çıkarıp yanına koyunca üste bakmadan bacaklarına baktı. Lanet olsun bu kızın çirkin olan hiçbir yeri yok muydu? Pürüzsüz, süt beyazı bacaklarında ki kanları yavaşça temizledi. Kandan ne yazık ki içerisini göremezdi ki İslimin de yutkunması ile onun gergin olduğunu anladı. Bir dantel ve içerisini gösteren beyaz içlik için yanlış zamanlamaydı. Onun kadınlığı önünde dururken Yiğit ondan daha fazla ecel teri döküyordu. Bugün acilde kaç hasta ile ilgilenmişti de İslim aralarında ilkti. Bacaklarında ki yarayı temizledikten sonra orda kırılmış bir kaç cam parçası buldu. Bunun için maalesef deriyi alması gerekiyordu ve önce narkoz verdi. Bu acıya sanmıyordu İslim dayanamazdı. "Uyuşma hissedince söyle." hasta mahremi deyip üzerini kapatacaktı da kesik ne yazık ki bacak arasında da vardı. Lanet olsun. Bugün cidden hastanede neden bayan doktor yoktu. Doğum izni olduğunu duymuştu da en azından yerine geçici başka birisi olabilirdi. Efeyi çağırsa Yiğit hayatta İslim'i bu içlikle gördükten sonra onu da istemiyordu. İslim uyuşmanın olduğunu söyleyince bacak arasını işaret etti. Artık her ikisi de biraz terleyeceklerdi ve bunun içinde yapılacak bir şey yoktu. Yarayı iyi görmek için sedyeye oturdu. İslime yardım ederek onun az da olsun doğrulamasına yardımcı olduğunda bacaklarını açmasını istedi. Dişlerini sıkan kızın bacak arasını açtığında hem onu utandırmamak hemde işini yapmak adına yaraya baktı. Onca yıl okumuş ve İslime verdiği şu tepkileri hiç kimseye vermemişti. Belki saatler öncesi resmini görmese yine vermezdi de olan artık olmuş ve İslim acile gelmişti. Deriyi temizleyip camdan arındırdıktan sonra yıkama yaptı. Şimdi baksa bile her şey elindeki gibi net görünmezdi. "Yaralar hemen kapanmayacaktır. Düzelmesi en az bir haftayı bulur ki iki gün sonra acil de olsun poliklinikte cam kaldı mı kontrol edilmesi gerekiyor. Acı ve ağrı olursa diye ilaç yazıyorum. Yara mikrop kapmasın diye antibiyotik başlaman gerekiyor. Eğer cam kalmadıysa bir hafta kadar kullanabilir sonrası ilaç devam etmen gerekmiyor. Tekrardan geçmiş olsun." Onu dinleyen kızın ayaklandığını görmesi ile gözü çıkardığı pantolona kaydı. Yiğit bugüne lanetler yağdırıyordu. İslimin giyinmesi ve düğme konusunda bu defa onun yerine yardımcı olması için bayan hemşireyi çağırdı. Onunda canı candı ve İslim bir erkeği hiçbir şey yapmasa dahi etkileyecek biriydi. Hemşireye yardımcı olmasını söyledikten sonra ayrıldı. Danışma yerinde İslimin dosyasını doldurduktan sonra reçeteyi girdi. Şükür onunda mesai saati dolmuştu da artık cidden biraz ayaklarını uzatmak ve uzanmak istiyordu. Elleri sargılı ve ona yaklaşan kız ile ona baktı. Reçeteyi uzatıp gitmeyi düşünüyordu ve İslimin konuşması ile reçeteyi uzatsa da elleri dokunmuş bir ten teması gerçekleşmişti. Parmak ucunun ona değmesi ile ateşe dokunduğunu hisseden Yiğit kendini çekmişti. Çekmese aralarındaki elektrik akımı parmak ucunda kalmayacaktı. İslim'in, "Adınızı öğrenebilir miyim?" demesi ile onunda safir olan ama İslimin daha cezbedeci ve dikkatini çeken gözlerine baktı. "Yiğit Uğuz." "Yiğit Uğuz..." ismini tekrar edilmesi ile İslim adını tekrar ettiğini fark edip sonrası teşekkür etmişti. Sağ yanağının üstünde daha belirgin olan gamzeyi görünce Yiğit yutkundu. Bu kızdaki güzellik hakketten canı okurdu. Resmin gerçekçiliğini sorgulamıştı da kızın gerçek güzelliği görünce bile akıllara durgunluk verircesineydi. Giden kızı sesi ile durdurdu. "Bir mimarın hayatı ile oynayan o tasarımcıyı şikayet etmeyi unutmayın. İster kalem, isterseniz dengesiz güç kullanın. Üzerinize tuz buz olan hiçbir ürün savunmayı hak etmez." bu onun düşüncesiydi. Gerisi adaletin kararına kalırdı. Yiğit zaten bu sözlerden sonrası orda kalmamış ve acili terk etmişti. Sanırım üzerinden bir İslim geçmişti. ----------------------------------- Bölüm bitti:)) Bölüm nasıldı? ya da şöyle sorayım. Kitap güzel mi? Ki'ler biliyorum göze batıyor. Şimdilik böyle olsun sonrası araya, ve, sıkıştırır hallederim:)
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD