3.Bölüm

2793 Words
"Teklif..." ✨ "Akşam düğünde ne giyeceksin annem?" Elimdeki iğneyi kumaşa geçirdiğimde yukarı doğru çektim. "En son yaptığım elbisem vardı ya krem rengi kalın askılı. Onu giyeceğim." "O kimin Feride'nin mi?" Elimin altındaki elbiseyi ima ettiğinde başımı salladım. "Evet onun ona yaptım." Annem yanıma gelip şöyle bir elbiseye baktı. "Maşallah benim kızıma ya on elinde on marifet." Annem saçlarımı öptüğünde ellerini tutum. "Yetiştiren ana sağ olsun." Avuç içlerini öptüğüm de saçlarımı sevdi. "Ah senin gibi evladım olduğu için çok şanslıyım. İnşallah evlatlarında senin gibi olur." "İnşallah." Dediğimde annem karşıma oturdu. Bende işime geri dönüp taşları elbiseye işlemeye devam ettim. "Feride'nin bileği nasıl oldun iyileşti mi?" Aklıma gelen o günün anılarıyla durdum. Arabada ki kokusu sanki burnuma çalınmış gibi olduğunda yüzümde bir gülümseme oluştu. "Kızım?" Annemin sesiyle kendime geldim. İki üç gündür aklıma takılan adamı tekrar hatırlamıştım. "İyi iyi üstüne basabiliyor. Ağrısı falan da yok. Hatta akşama topuklu giyeceğim dedi." "Deli kız ya." Dediğinde ikimizde gülmüştük. "Hiç sorma ne deli ne deli. İnsanın ömrünü yer. Çenesinin de maşallahı var." Dediğimde annem kaş göz yaptı. Ama ne demek istediğini anlamamıştım. O sırada omuzlarıma konan iki el ve arkasından gelen Feride'nin sesi. "Demek insanın ömrünü yerim. Demek deliyim." Omuzlarımı sıkarak konuştuğun da kalkmak istedim Ama engel oldu. "He bir de çenem düşük!" "Yok Feride'm ne alakası var ya. Biz öylesine dedik. Hem omuzlarıma sıkmasana kızım canım acıyor. Bak elbiseni bitiremem." Dediğim de hemen ellerini çekti omzumdan. "Aa şaka yaptım ben. Sen bitir elbisemi hadi." Yanımdaki boş sandalyeye oturdu. "Nasıl oldun kızım. İyi mi bileğin?" Dedi annem. "İyi iyi Ayşe sultan. Vallaha akşama oyun havası bile oynarım." Demişti. Annem bana gözüyle Feride'yi gösterdiğin de haklısın der gibi bakmıştı. "Ben kahve yapayım da bize fal bakar mısın Ayşe sultanım." Annem hemen başını salladı. "İyi madem bakayım hadi yap." Feride sevinçle yerinden kalkıp da mutfağa koştu. Bir kaç dakika sonra Feride elinde ki tepsiyle yanımıza geldi. Masaya bıraktığın da kahveleri dağıttı. "Hadi afiyet olsun." Elimdeki iğneyi bırakıp fincandan bir yudum aldım. "Oh ellerine sağlık çok güzel olmuş." "Afiyet olsun canım." Feride geri yanıma oturunca iğneyi geri elime aldım. Taşları bir bir elbisenin beli işlerken kahvemi de içtim. Sonra da test çevirip annemin önüne bıraktım. "Ayşe sultan ilk benimkine bak önce ben kapattım soğumuştur." Annem Feride'nin fincanını önüne alıp açtı. Ben ve Feride annemi dört gözle ne diyeceğini bekliyorduk. "Vallaha kızım senin şu aralar kısmetin açık Ama bu senin elinde. Biri senden biraz hoşlanmış Ama gıcık da olmuş. Çenenden şikayetçi gibi. Onun yanında çok konuşuyorsun. Ee tabi o da bundan rahatsız olmuş. Ama maşallah boylu poslu." "Kim bu ya? Hem hoşlanıyor hem de şikayetçi. Nasıl sevgi bu!" Dediğinde gülmemek için kendimi zor tuttum. "Kızım sus da annem devam etsin." "Tamam ya." Dediğinde annem geri fal bakmaya devam etti. "Eli açık gönlü bol biri. Yani olursa çok hayırlı olacak senin için. Arabası evi barkı var. Baksana Çatı çıkmış iyi bir hayat süreceğini işaret eder." Dediğinden Feride yerinde hareketlendi. "İsminde yada soy isminde E,R,S harfleri var. Çok yakın bir zamanda da tekrar karşılaşacaksınız. Biraz tatlı tatlı atışacaksınız Ama bu hoşunuza gidecek." Dedi. "Başka birileri de var mı? Yani üç dört kısmet falan. Seçme hakkım olsun." Dediğinde koluna vurdum. "Ne o meyve mi seçiyorsun kızım insan bu insan!" Dediğimde saçını savurdu. "Ne olacak kızım ya arada tercih yapma hakkım olsun." Dedi. "Yok kızım yani seni beğenen olsa da gölüne alacak kişi belli. Bu kısmet çok hayırlı." "Kim ki bu acaba? Merak ettim. Yakın zamanda da karşılaşacağız. Köyden mi acaba?" Annem Feride'ye biraz daha falına baktıktan sonra benimkine geçmişti. "İnan Selvi en çok seninkini merak ediyorum. Kısmet var mı acaba." Annem fincanımı eline aldığında kaşlarını çattı. "Ay ne oldu Ayşe sultan? Kötü bir şey mi?" Feride benden önce davranıp konuşmuştu. "Kızım nasıl nazar var üstünde. Hep göz çıktı. Şuna bak nasıl kabarmışlar. Annem dikkat et kendine çok dedikodu yapıyorlar arkandan." Dediğin de Feride tı tı tı yaptı. "Çekemiyorlar bu kızı tabi normal. Okumuş görmüş güzel olunca çekemeyeni çok." "Abartma Feride." "Yok yok kızım haklı. İşini seni kıskanan çok. Etrafında hepsi." Dedi annem. "Peki kısmet var mı Ayşe sultan." Annem Feride'nin sorusuyla bana imalı imalı baktı. "Olmaz mı var tabi ki de. Böyle kara kaşlı kara gözlü boylu poslu yakışıklı biri. Eli avucu da dolu maşallah. Sert yüzlü biraz Ama merhametli biri. Seni çok sevip el üstünde tutacak." Feride heyecanla ellerim çırptı. "Eniştem zengin mi kız?" Demişti. "Vallaha kızım durumu iyi onu söyleyeyim. Ama biri daha var. Senin için hiç hayırlı değil ki senin de zaten onda gönlün yok. Biraz pis biri sağ solu belli değil. Etrafında dolanıp duruyor." "Ay evlerden uzak olsun annem. Ağzını hayrı aç." Dedim. "Öyle kızım da peşinde var biri dikkat etmek gerek." ✨ Annem biraz daha fal baktıktan sonra bende Feride'nin elbisesini bitirmiştim. Sonra babamda gelmişti. Akşam Gül'ün düğünü olduğu için babam kahvehaneyi erken kapatmıştı. Hep beraber bir şeyler atıştırdıktan sonra Feride'yle birlikte benim odama geçip hazırlanmaya başlamıştık. Önce Feride'nin saçların yapmıştık. Sonra da yüzüne bir kaç bir şey dokundurmuş makyaj yapmıştık. "Çok güzel oldum ya." Eteklerinden tutup döndüğün de gülümsedim. "Sence güzel olmuş muyum?" "Çok güzel olmuşsun. Elbisede çok yakıştı." Dediğimde yataktaki elbisemi kucağıma attı. "Hadi sende hazırlan." Elbisemi alıp yataktan kalktım. "Tamam giyinip geliyorum." Odadan çıkıp banyoya gittim. Feride tabi odadan çıkarken ters ters baksana umursamadım. Çünkü birilerinin yanında soyunup giyinmek beni utandırıyordu. Hem vücudumu da çok beğenmiyordum. Çünkü basenlerim vardı. Ve bu hoş durmuyor gibiydi. Ama belim ince göğüslerim büyüktü. Buda kimine göre hoştu. Ama ben memnun değildim. Bir çok kez diyet yapmaya çalışsam da olmamıştı. Birazda baba tarafından genetikti bedenim. Bu yüzden kimsenin yanımda giyinmek istemezdim. Feride ise tam tersi hiçbir utanması yoktu her an her yerde soyunup giyinirdi. Bu huyumda tabi ki ona ters geliyordu. Üstüme elbisemi giyidim. Elbisem kalın askılı, önü dik straplezdi. İki göğsünün arası da ip bağlamalıydı. İpi bir tık fazla sıkıp göğüslerimi ön plana çıkardım. Herhalde bedenimde sevdiğim tek yer olabilirdi. Banyodan çıkıp odama girdiğimde Feride esans sürüyordu. "Ooo Selvi hanım çok güzel olmuşsunuz." Aynadan beni gördüğü için hemen arkasını dönmüştü. "Öyle mi gerçekten." "Kızım manyak mısın vallaha yaşan yok benden bile güzelsin." Deyip kahkaha atmıştı. "Neyse hadi gel da saçlarını yapalım. Sonrada biraz makyaj hadi hadi." Beni çekip yere oturttu. "Sen istersen bir yüzüne sür bir şeyler bende saçlarını yapayım." Feride'yi onaylayıp biraz makyaj yaptım. Yaklaşık yarım saat sonra da bende hazır olunca İkimizde odadan çıkıp salona gittiğimiz de annem ve babam hazırlanmış koltukta oturuyordu. "Oo kızlarıma bak maşallah maşallah. Ne güzel olmuşsunuz siz böyle." Annemin sesiyle babam da bize bakmıştı. "Ayşe bence ben kızlarımı göndermeyeyim. Şu hallere bak yarın kapımızı çalarlar." "Vallaha çalarlar Rıfat ben Safiye haber edeyim hazırlıklı olsunlar." "Ay tamam eğer bizi övmeniz bittiyse biz artık gidelim." Dedim. Hep birlikte evden çıkıp düğün yerine meydana yürümüştük. Uzaktan gelen davul sesleri şimdiden kulağıma çalınmıştı. "Ay ne güzel çalıyor. Özlemişim bu sesi." Feride şimdiden oynarken biz ona gülüyorduk. "Düğünde bol bol oynarsın kızım." Babamın sözüyle Feride bir anda durdu. "Ayşe sultan oda orada mıdır?" Kimden bahsettiğini anlamamıştım. "Kim orada mı?" Diye sormuştum. "Kim olacak falımda çıkan kişi isminde E,R,S harfleri vardı." Kimden bahsettiğini anlamla koluma vurdum. "Ya kızım sen salak mısın? Fal bu fal öylesine söylenen bir şey." "Yok Selvi ne demişler fala inanma falsız da kalma. Belki akşam karşılaşacağız." Dediğinde annem gülmüştü. "Vallaha kızım nerden bileyim ben Ama yakın zaman da olacak. Kim bilir yarın kim bilir yarından da yakın." "O zaman ben biraz ortalarda gezeyim. Gözü gönlü açılsın. Dediğinde babamdan bir boğaz temizleme sesi geldi. Bu bir uyarıydı. Yolun kalanın da da sessiz sedasız köy meydanına gelmiştik. Babam bizden ayrılıp erkeklerin yanına gittiğinde bizde Safiye teyzenin oturduğu masaya gelmiştik. "Maşallah kızıllarıma maşallah. Bu güzellik nedir yahu." Safiye teyzeye ile sarıldım. "Sende güzel olmuşsun safom. Bayıldım." Birbirimize iltifat ettikten sonra masaya oturduk. "Vallaha Ayşe kızlarımın maşallahı var. Şuna bak içeri girdiğinizden beri herkes onlara bakıyor. Bekar anaların ağızlarının suyu aktı kızlara." "Öyle öyle." Onlara hak veriyordum. Meydana geldiğimizden beri üstümüzdeki bakışları anlıyordum. "Anne biz aslında bir Güle baksak. Olur mu?" Annem başını salladığında Feride ile ayaklandık. Masaların arkasından geçip Gül'ün yanına ilerledik. Yaklaştığımız üstünde ki beyaz gelinliği ile çok güzel duruyordu. "Gül?" Sesimi duymasıyla arkasını döndü. Gül ile çok yakım olmasak da sevdiğim biriydi. İçi dışı bir, kötülüğünü görmemiştim. Şimdi de evleniyor yuvasını kuruyordu. "Selvi Feride." Yanına yaklaşıp sırayla sarıldık. "Ne güzel olmuşsun. Gelinliğin çok yakışmış." İltifatımla birlikte gülümsemişti. "Teşekkür ederim canım." "Vallaha Gül gelinlik sanırım tasarım enişte paraya kıymış." Feride'nin patavatsızca konuşmasıyla gözlerim açtım uyarmak için Ama o bana değil gelinliğe bakıyordu. "Evet özel yaptırdık. Nasıl anladım kızım." Gülün sorusuyla Feride ellerini gelinliğe koydu. "Kızım buradakilere zevksiz hiç biri anlamaz. Ama şu işlemleri hiç görmedim. Belli yani tasarım bu." Arkamızda ki adamı görmemle söze girdim. "O zaman sonra görüşürüz.. şimdi kocan bekliyor. Biz gidelim." Gül bir an arkasına bakıp sonra bize döndü. "Tamam sonra görüşürüz." Gül eteklerini tutup gittiğinde Feride'nin kolunu sıktım. "Kızım ne konuşuyorsun öyle yok enişte paraya kıymış falan." "Ne var Selvi ya ne dedim sanki." "Demedim bir şey demedin." Yanından geçip geri masamıza ilerlerken erkeklerin olduğu masaya gözüm kaymıştı. Pis sırıtışı yayılarak oturmuş bana bakıyordu. Yüzdeki çirkin ifadesi, Ağzında sigarası ve çarpık gülüşü vardı. Daha fazla bakmayıp önüme döndüm. Pis adam. İğrenç. ✨ Düğün başlayalı bir saat olmuştu. Etraf şenlik yeriydi. Düğün oldukça kalabalık olduğu yetmez gibi herkes oynuyor meydanı boş bırakmıyorlardı. Feride de aynı şekilde kalkmış oynarken ben masada oturuyordum. Oynayanları izliyordum. İçtiğim kola bitmişti. Ama tuvalete gitmem gerekiyordu. Sohbet edene anneme döndüm. "Anne ben bir tuvalete gideyim." "Tamam kızım Feride ile gidin." "Yok anne gider gelirim hemen." Annem tek başıma gittiğimden dolayı endişelense de ısrar etmeyip onaylamıştı. Sandalyeden kalktım. Masaları geçtikten sonra karşıdaki Güllerin evine ilerledim. "Selvi!" Arkamdan gelen kadın sesiyle durdum. Tanıdık gibiydi. Hediye döndüğümde Ayça ve Murat çiftini gördüm. Kucaklarında bebekleri vardı. "Merhaba nasılsın." Yanıma yaklaştıklarında Ayça sevecen şekilde konuşmuştu. "İyiyim de siz nasılsınız asıl nasıl gidiyor annelik babalık." Dediğimde ikisi de birbirine bakıp güldüler. "Nasıl olsun bacım bu el kadar bebe bizi parmağında oynatıyor. Uykuları haram ediyor." Dediklerime gülmüştüm. Demek ki mesaileri başlamıştı. "Öyle ne yapacaksın. Kısacık boyuyla insanı uğraştırıyor." Ayça'nın kucağında ki bebeğe bakarak konuştum. "Peki bu tosuna sütün falan yetiyor mu?" "Aslında sütüm var. Ama Mert doymuyor. Kontrole gittiğimizde doktor sütle doymayacağını mama da vermemizi söyledi. Biz de mamaya da başladık." "Oh oh yarasın. Maşallah sana." İşaret parmağım ile yanağını sevdim. "Düğüne mi geldim sende." Hızlıca başımı salladım. "Evet Gül arkadaşım. Siz peki nerden tanıyorsunuz?" Dedim. "Biz gülü değil de eşini yani Selim'i tanıyoruz. Bizim konakta çalışıyor bizde geldik ailecek." Ailecek? Demirhan Kandemir de gelmiş midir ki? "Ya öyle mi bilmiyordum. Hayırlısı olsun onlar için." Ayça ve Murat bey bana katıldığında Mert huysuzlanmaya başladı. "Siz en iyisi gidin. Baksanıza küçük bey huysuzlandı." "Aynen bizde gidiyorduk. Seni görünce selam vereyim dedim. Hem bu arada böyle olmadı en yakın zamanda seni konağa bekliyorum. Oturup sohbet ederiz. Olur mu?" Kucağımda ki bebeğini pışpışlarken konuştu. "Tamam sonra görüşürüz. Sen küçük beyi hasta etmeden götür." Dedim. "Tamam o zaman sonda görüşürüz. Hadi Murat." "Görüşürüz bacım." Murat ve Ayça yanımdan geçip gittiğinde bende önümde ki eve ilerledim. Onları hiç görmemiştim. Ne zaman gelmişlerdi acaba? Evin bahçesine girdiğimde dışarda ki tuvalete girdim. Bir kaç dakika da işim halledip ellerimi yıkayıp çıktım. Evin bahçe kapısında gördüğüm kişi ile duraksadım. Pislik Fatih'ti bu. İğrenç bakışlarıyla beni süzüyordu. Hızlı adımlarla yürüyüp yanından geçecekken kolumdan tuttu. Ama kirli pis elleri tenime değmesi ile hemen kolumu kurtardım ondan. "Dokunma be pislik." Dememle iğrenç kahkahasını attı. "Ne güzel olmuşsun Selvim." "Ne Selvimi be! Akşam akşam sinirimi bozma git şuradan!" Dediklerimin tam tersi üstüme geldi. "Beğenmedin mi? Ne bu tavırlar Selvi hanım ne oldu?" "Ne diyorsun be! Bıktım artık senden tamam mı uzak dur! Olur olmadık yerlerden çıkıp sinirlerimi zaten bozuyorsun artık senden!" Üstüme doğru bir adım atmasıyla geri gittim. "Kızım seni almadan bana ölüm yok. Hala anlamdın mı? Öyle de böylede alacağım seni tüm köye de duyuracağım karım diye." "İğrenç iğrenç konuşma! Ne karısı. Seninle evleneceğimle gider kendimi asarım. Hayır anlamıyorum evime gelip kovuluyorsun. Seni istemiyorum diyorum Ama sen hal-" "Naz yapıyorsun . Sevdiğinden hepsi." Ellerini kollarıma koyacakken engel oldum. "DOKUNMA DEDİM SANA!" Bağırmam ile etrafa baktı. Kimsecikler de yoktu. "Selvi bağırma beni sinirlendirme. Öyle de böylede alacağım kızım seni." Dediğinde üstüme çullanacakken arkamı dönüp koştum. "SELVİ!" Arkamdan bağırarak gelirken daha da hızlandım. Peşinden gelen köpürmüş azmış Fatih beni eline geçirirse biterdim. Son gücümle koştum. Önümde dizilmiş siyah arabaların arasına geçip biraz olsun kendimi sakladım. "SELVİ!" Peşimde ki sesiyle yüreğim korkuyla kapardı. Siyah jeep arabanın yanından geçip bir evin arkasına koşacakken bileğimden tutulup sağa çekildim. Zifiri karanlık bir odaya sokulmuş bir el ağzımı sıkıca kapatmıştı. Korkuyla gözlerimi açmış etrafa bakarken sadece taştan odanın çatısından içeri giren ay ışığını gördüm. Ağzımı kaptan elin altında titrerken nefesini boynumda hissettim. Boynuma değen burnu ve Batan sakallar ile iyice titredim. Ama tanıdık bir koku geliyordu. Bu koku? "SELVİ!" "SELVİ!" Fatih'in pis sesini duymamla irkildim. Boynumda ki nefes çekilmiş yüzüme çarptı. "Ses çıkarma sakın!" Demirhan Kandemir sesiydi. O kurtarmıştı beni. Kokusundan nasıl tanışmıştım ki? Elini ağzımdan çekmiş duvara koymuştu. Zifiri karanlıkta aynı renk olan gözlerini seçmek zor olmuştu. Ama ay ışığı biraz yansıyordu. Hızlı nefes alıp verirken biz sadece birbirimize bakıyorduk. Olduğumuz yerin önünden ses gelmesiyle başımı boynuna sakladım. Başımın altında ki beden gerilmişti. "Yok oğlum kız nereye kayboldu anlamdım ki?" Fatih'in sesiydi bu. Pislik. "Geri zekalı kızı nasıl kaçırayım. Kız ortada yok ki. Koştu koştu bir anda kayboldu ortadan." Fatih'in yüksek sesleriyle kaşlarım havalandı. Bu manyak beni kaçıracak mıydı? Yani Demirhan bey beni kurtarmasa beni kaçıracaktı. İstemsiz gözümden akan bir damla yaş onun boynuna damlamış. Ve vücudu iyice gerilmişti. Boşta ki elini belime koyup kendine çekti. Yetmez gibi de parmakları ile okşarken bedenlerimiz bir olmuştu. Bende kendimi tutamayıp ağlamaya başladım. O pislik beni bu gece kaçıracaktı. İğrenç herif! Pislik! "Tamam ben sokaklara bakacağım. Sizde bakın." Fatih'in sesi uzaklaştığında biraz olsun rahatlamıştım. Geri çekilmek istiyordum fakat olmuyordu. Göz yaşlarım tenine de akıyordu Ama onda da bir hareket yoktu. Belimi okşayan parmakları durmuyor devam ediyordu. "Selvi?" Yumuşak sesiyle seslenmişti. Başımı biraz boynundan çekip gözlerine baktım ıslak gözlerimle. "İyi misin?" Dediğinde zor da olsa başımı salladım. Ellerimle göz yaşlarımı silip biraz toparlandım. "İyiyim." Çatallı sesimi düzeltmek için boğazını temizledim. Elini belimden çekip bir adım uzaklaştı. Uzaklaşmasıyla bedenim titremiş üşümüştü. "Emin misin?" Dediğinde başımı salladım. Ellerini çekine koyup biraz daha geri çekildi. Bende duvardan uzaklaşıp elbisemi düzelttim. "Kim bu adam? Senden ne istiyor? Seni neden kovalıyordu? hatta neden kaçırmak istiyor seni?" Sert sesiyle konuşmuştu bu sefer." "Bana takıntılı. Kaç kez istemeye geldi de ben istemediğim için babamda sevmediği için reddetti. Ama durmadı pislik şimdi beni kaçırmaya kalktı ya!" Aklıma gelen şeyler gözlerim doldu. Bu yüzden başımı yukarı kaldırdım. "Şikayet etseydin. Ne bekliyorsun ki!" Yüksel sesiyle ona baktım. "Kolay mı sanıyorsun. Böyle bir köyde yaşarken nasıl yapayım. Yarın bir gün çıkar saçma sapan şey söyler iftira atar. Bu topraklarda ne zaman kadına inanmışlar ki bana inansınlar. Hadi anam babam inanır da bu köy inanmaz. Yetmez laf eder sürekli annemi de babamı da huzursuz eder burada yaşayamayız." Dedim ağlamaklı sesimle. "Yani o kadar kolay değil. Zaten onu yüzünden bir kere adım çıkıyordu. Şimdi bu sefer tamamen biterim." Onu karşısında güçsüz görünmek istemiyordum. Ama olmuyordu işte. "Ne yapacaksın peki? Böyle durup seni kaçırmasını yada sen ondan saklanmayı mı düşünüyorsun?" "Hayır! Evlenmeyi düşünüyorum. Belki o zaman rahat ederim." Düşünmemek söylediklerim belki beni pişman ederdi Ama umurumda değildi. Artık bu adamdan kurtulmak istedim. "Ondan kurtulmak için sevmediğin biri ile evlenecek misin?" Sert sesi ve soluğu taş odada yankılandı. "En azından ondan uzaklaşırım. Başımda kocam olur. Bir yuva kurarım. Zamanla da birbirimize alışırız. Severiz belki." Dediğim de güldü. "Bir adamdan kurtulmak için başkasına hapis olacaksın yani!" "Hayır kimseye hapis olmam ben. Zaten yaşımda geldi. Annemde istiyor evlenmemi bende taliplerim ile görüşüp en uygunuyla evlenir ya buradan gider yada burada onunla yaşarım!" Dediklerimden sonra ortamda derin bir sessizlik oluşmuştu. İkimizde birbirimize baktık. Sonra da Demirhan gözlerini yere eğip bir şey düşünür gibi yaparken bende ellerimle gözlerimin altını sildim. Umarım çirkin değilimdir. "Sen evlenemeye kararlı mısın?" Sert sesiyle sorduğunda gözlememizi birleştirdi. "Evet evleneceğim." Kesin konuşmam ile tek kaşı havaya kalktı. Sonrada bir adım atıp yaklaştı. "İyi o zaman benimle evlen!" Ne? Bana evlenme teklifimi etti? Yok canım yanlış duydum. Dimi? "Anlamdım. Ne dediniz?" Diye teyit etmek için sordum. "Dedim ki evlen benimle!" Dediğinde kahkahan atıp başarımı salladım. "Yok artık. Şaka herhalde Ama komik değil." Dedim. "Şaka yapmıyorum. Evlenelim." "Demirhan bey bakın saçmalamayın. Daha birbirimizi tanıyoruz ki Sizle ben hiç olur mu? Köylü ebe bir kız ve Köyüm beyi hiç yakışır mı?" "Ne varmış! Olabilir. Köylü bir kız beyle evlenmez diye bir kural mı var?" "Hayır da bi-" "Kendin diyorsun yok. Hem sen demedin mi evlenince tanır severim diye daha me istiyorsun." Söyledikleri ile tüm söylediklerimi yutturmuştu. Nasıl bir adamdı bu? "Bakım Demirhan bey ben bunu duymadım. Size de böyle bir teklif yapmadınız! Ve her şeyin için de teşekkür ederim." Konuşmasına izin vermeyip tahta kapıyı açıp çıktım. Az önce yaşananlar gerçek miydi? Kalbimin bu kadar hızlı atması normalde miydi? Bedenimin ondan uzaklaştıktan sonra üşümesi gerçek miydi? Bunların hepsinin sebebi korkmak mı? Yoksa, Demirhan Kandemir etkisi miydi? Bölüm Sonu...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD