Çığlıklar yükseldi, kadınlar birbirine çarptı. "Neler oluyor? Işıkları yakın!" sesleri arasında Hazan, o ağır bindallının eteklerini fırlatıp attı. Altına giydiği koyu renkli, rahat şalvarla karanlığın içine süzüldü. Arka koridora saptığında, karşısına bir gölge çıktı. Hazan tam çığlık atacakken, o tanıdık, sert el ağzını kapattı. "Benim... Sessiz ol," dedi Asil. Sesi, karanlığın içinde tek pusulasıydı. Asil, Hazan’ı kolundan tutup mutfak kapısından dışarı çıkardı. Dışarıda, Murat Ağa’nın iki adamı yerde yatıyordu; Bekir onları çoktan sessizce etkisiz hale getirmişti. "Bırak beni, kendi başıma gideceğim demiştim!" diye fısıldadı Hazan, nefes nefese. Asil, Hazan’ı durdurup yüzüne baktı. Karanlıkta sadece gözlerinin akı seçiliyordu. "Kendi başına gidersen bu sokağın sonunu göremezsin Ha

