Hazan eve vardığında annesi Neriman ve abisi Kadir karşıladı kızı avluda. Suratına bakıyorlardı. Hazan, üzerindeki o ağır yorgunlukla duraksadı. "Ne oldu abi, neye bakıyorsun öyle?" dedi. "Hiccc," dedi abisi Kadir, elindeki tespihi şaklatıp kıs kıs gülerek. Üvey annesi Neriman, Hazan’ın arkasından mutfağa daldı. "Gel gel çabuk, bir sürü işimiz var!" dedi hırsla. Hazan, elindeki çantayı kenara bırakırken şaşkındı. "Ne işi?" dedi. Neriman, mutfaktaki koca un çuvalını tezgaha sürüklerken söylenmeye başladı: "Yarın misafirlerimiz var! İkramlıklar hazırlanacak, ev temizlenecek... Oooo nasıl bitecek bu iş?" Hazan olduğu yerde dona kaldı. "Ne misafiri bu? Kim geliyor?" Neriman, Hazan’ın sorusunu duymazdan gelip bir leğen fırlattı önüne. "Soru sorma da başla şu hamura! Hatırlı misafirler ded

