Güneş Urfa’nın üzerine daha yeni doğuyordu ama Asil Ağa çoktan avluya dikilmişti. Gözünü kırpmamıştı gece boyu. Ceketini omuzuna atmış, balkonun korkuluklarını sıkıyordu. Hizmetli Ayşe avluda belirdi, ağayı o saatte orada görünce çekindi. "Ağam günaydın, kahvaltını hazırlayayım mı?" diye sordu kısık sesle. Asil, bakışını bile çevirmeden "Yok sağ ol," dedi. Sesi buz gibiydi. Hemen ardından bağırdı: "Bekir! Bekir!" Bekir mutfaktan fırladı, ağasının yanına nefes nefese çıktı. "Buyur ağam, emret!" dedi. "Bekir, hemen haber sal. Amcamları, aşiretin ileri gelenlerini topla. Herkes buraya gelsin. Ağa'nın diyecekleri var, herkesi bekliyorum de. Tek bir kişi eksik kalmasın!" Bekir, ağasının yüzündeki o sert ifadeyi görünce mevzunun derin olduğunu anladı. Hiç ikiletmedi, "Başüstüne ağam!" de

