EVLİLİK VE İLK GECE KABUSU...

1483 Words
Ah ah.... Akşama konuştuk sabaha nikah dairesine gittik. Size bir sır daha vereyim mi bir işin başı nasılsa sonu da öyle olur lafını illa ki duymuşsunuzdur. Evlenmem 3 gün boşanmam da 3 gün sürdü. Evlendiğimde de çoğu arkadaşım soyadımı duyunca anladı, boşaldığım da bile beni yolda görünce onu soranlar çok oldu... Neyse işte nikah başvurusuna gittik, evraklar verdiler tamamlayın gelin gün verelim dediler. Kan verdik, bende talasemi çıktı. Kısaca anlatayım, Akdeniz anemisi demek, bir tür kansızlık hastalığı. Çiftlerden ikisinde olursa genetik çocukta olacağı için sıkıntı oluyor. O zaman onda bir sorun çıkmadı. Ama Allah büyük ya doktor sonuçlardan sonra dedi ki; "Bekaret muayenesi yaptırmak istiyor musunuz?" Ben sağlık okuyorum ama henüz bu tarz şeyler duymamışım ikimizde yüzüne bakınca anlayabileceğimiz şekilde anlattı. Tıbbı olarak yıllardır bildiğimiz işte kızlık zarı denilen şeyden başlayıp herşeyi anlattı. O zaman Akif dedi ki; "Ben o konuda eşime güveniyorum, muayene falan gerek yok. Kan gelse ne fark eder gelmese ne fark eder kime neyi kanıtlıyoruz?" O zaman gururlanmıştım, ama kafam ve yaşadığım coğrafya bunu anlamama izin vermedi diyelim. Biz çıktık nikah dairesine sonuçları teslim ettik ve ilk boş güne randevu aldık. Hiç kimseye haber vermeden, benim üniversiteden iki kız arkadaşımla o gün gidip nikahı kıydık. Aileme, onun ailesine evlendikten sonra söyledik. Neymiş kimse bizi ayırmak istemesin diye. Ölüyoruz ya aşkımızdan, insan geberseydin diyemiyor işte... Üniversite son sınıfta bizim okula bölümümüzle alakalı özel firmalar geldi. Hani hem özelde ne iş yapıldığını anlatmak için, hemde ola ki çalışmak isterseniz bizlere başvurabilirsiniz diye kartlarını bıraktılar. Üni bitti biz düğün salonu falan ayarladık. Evleneceğiz ama nerede kalacağız bilmiyoruz. Ben çalışmak istediğimi söyledim. O da dedi ki nasıl olsa ben her yerde iş bulurum, seç haritadan bir yer gidelim. Bende geçekten açtım haritayı, hem aileme yakın olsun hem de mesafe olsun dedim. Aradım firmayı bir il ismi söyledim. Boşluk varsa çalışmak istiyorum dedim. Ama maalesef orada boşluk yokmuş, onun yakınında bir il söylediler haritadan baktım güzel yere benziyor. Dedim olur tamam, hemen ertesi hafta gittim görüşmeye 3 gün kaldım. Anlaştık falan derken ben ev tuttum internetten falan. Düğünüm olmamış daha o da memlekette çalışıyor. Ama benim gidip işe başlamam lazım. Ben ailemle gittim, tuttuğum evi temizledik, döşedik oturduk. Ama annem 1 ay dayanabildi. 1 ay sonra geldim ki kaçmış, basbaya not bırakıp gitmiş. Vedalaşmaya da gönlü razı gelmemiş. Beni de ev sahibime emanet etmiş. Üç katlı bir aile apartmanında oturuyordum, üstte ev sahibim. Onun da bir kızı bir oğlu vardı. Oğlu en üstte oturuyordu, kızı evlenmiş gitmiş onun evinde ben oturuyorum yani. Gel zaman git zaman oldu 3 ay benim düğün zamanım geldi. İzin alıp memlekete düğüne geldim. Şimdi anlatacaklarım belki bazılarınızı rahatsız edebilir ama özellikle genç kızlarımız için bunu anlatacağım. Dedim ya bizde imam nikahı yapılır diye. Bir de ben üstüne gidip resmi nikah yapınca herkes yanlış anlamış. Biz fiziksel olarak da karı koca olduk zannetmiş. Ama ben koca karı değimiyle olacak ama babamın evinden gelinliğimle babamın kızı olarak çıktım. Eski kayınvalidem tutturdu ki gelin benim köyde ki evime gelecek. Benim evim şehirde onların köy 20 km uzakta, bir türlü ikna edemedik. Önce kına gecem oldu, çok güzel geçti çok eğlendik. Ama düğün için boşluk olmadığı için araya bir gün girdi. Normalde kına ertesi gün düğün olur. Biz ertesi gün sanki hiç bir şey yokmuş gibi, annemle evde oturduk. Klasik birşeyler konuşur anlatır diye bekledim ama annem de beni oldu zannedip hiç bir şey söylemedi. Düğün günü geldi çattı. Şimdi dedim ya isteme de bir referans istenir ve ona sorulur diye. Bu referans babamın iş yerinden bir arkadaşı oldu. Tek tanışlığımız bu adamla. Bu adam da eski eşimin köylüsüymüş işte. Babasının da benim düğün günüm öleceği tutmuş iş bu ya. Önce adetlerimizi anlatayım, sabah erkenden erkek tarafı hazırlanır davul, zurna tutulur. Kız evine gelinir, evin önünde erkekler oynarlar. Herkes de bilir düğün var. Eğer birinci derece yakının ölmediyse ve evden çıkan kız DUL değilse o davul zurna çalınır.... Ben sabah kalktım, kuzenim gelinliğimi giydirdi. Eşarbımı yaptı, hafif bir makyaj yapacaktı. Ama adettendir, ağlayacağız ya yaptırmadım. Neyse geçtik, işte kız tarafı toplandı. Bir posta hoşgeldiniz derken ağladık. Sonra erkek tarafı geldi, ama o an yemin ederim ses olmayışı dikkatimi çekmedi. Sonra erkek kardeşim küçük olduğu için kırmızı kuşağımı kuzenim bağladı. Babası olacak adam geldi, ben evden çıktım. Sonra arabaya bindik, köye gidiyoruz. Kuzenim mesaj attı; "Bu işte bir gariplik yok mu? Çok sessiz oldu sanki?" O an farkettim, davul zurna çalmadığını. Damat bazen gelir gelini almaya, bazen gelmez benimki gelmemişti. Sağdıç diye bir geleneğimiz var damadın en yakın arkadaşı, kuzeni falan olur işte. Arabayı süren o, ben ona sordum. O da bana dedi ki; "Ölünüz varmış diye, Akif'in babası davul zurnayı iptal etti..." Düşünüyorum, deli çıkacam dedim bizim ölümüz yok. Hemen damat olacak gereksize yazdım. "Benim anam, babam sağ kim öldü de haberim yok?" "Baban arkadaşı vardı ya, onun babası öldü bizim köyde. Babam da dedi ki adamın evinin önünde davul zurna çaldırırız, ayıp olur. Hem de köy küçük, köy de ölü var bunlar davul zurna derdinde derler diye babam iptal ettirdi." Yani arkadaşlar velhasıl kelam, memleketim de en sevdiğim adeti yapamadan da evlendim. Zaten evlilik teklifinden geçtim. Bir de sessiz sedasız babamın evinden çıktım... İşte diyorum ya asla büyük konuşmayacaksınız. Babam, adamı arayıp konuşmuş falan ama ne fayda bu saatten sonra, ben o evden çıktım artık. Neyse gittik köye, kahvaltı ettik falan. Düğünüm akşam ama merkezle köyün arasında mesafe var ve kuaföre gitmem lazım. Ben bir bardak çay içtim, tekrar kalktık bir daha merkeze kuaföre geldik. Bir posta da kuaförde kuzenlerime anlattım, rezilliğimizi. Sonra normalde anı kalsın diye bilirsiniz, fotoğraf çekimi olur. Ama ben aman neymiş adamın parası yok masraf olmasın diyerek, onu da istemedim. Kuaförde işimiz bitti açıktık. Bizi gelip alıp, cafeye götürdüler. Gelinlikle oturduk, yemek yedik birde. Her halimiz komedi yemin ederim. Sonra düğün salonuna gittik, neyse. Asla oturmadım, madem siz benim sabahımı davul zurnamı elimden aldınız, ben de düğünün tadını çıkaracam diye düşünürken, anası yaptı yapacağını. Tam biz masaya oturduk, misafirlere atıştırmalık ikramı yapılıyor, bayıldı kadın. Tansiyon hastasıymış, hemen ölçtüler neyse ayılttılar ilacını verdiler falan. Normalde 4 saat süren düğün 2 saate düştü. Organize eden kişi millet dağılmasın diye anası uyanınca takı töreni yaptı, pasta kestik. Düğün kısa kesildi anlayacağınız... Akşam oldu, biz geldik kayınvalidemin evine. Yatak hazırlanmış bize özel, ama işte saçma sapan kulaktan dolma bilgilerim benim. Neymiş yatakta beyaz çarşaf yok. Dedim ya herkes bizi her anlamda karı koca sanıyormuş. Adam bana yanaştı, ama ben olmaz dedim. Malım çünkü illede beyaz çarşaf diye tutturdum. Biz bir hafta memlekette kaldık. Sadece yan yana uyuduk. Neyse dedim evimize gideriz, rahatlarım diye düşünüyorum. Çünkü en basitinden adam yatarken beni öpmesini bile istemiyorum. Neyse biz geldik evimize. Ben işe başladım, o işe başladı. Patronumun eşiyle aramız iyidi bana demesin mi, nasıl geçti diye? Bende saf saf bütün süreci anlattım, ama herşey pespembe gibi anlattım. Bana dedi ki; "Kızım onu değil, geceni soruyorum. Ağrın sızın var mı? Nasıl hissediyorsun kendini?" Bende olmadı demiş bulundum. O da şaşırdı, ama birşey de demedi. Bende herkes şaşırınca bu işi de biran önce halletmem gerektiğini anladım. Ama işte psikolojik sağlığınızın da el vermesi gerekiyor, bilmiyordum isteyince olan birşey sanıyorum. Neyse akşam adam gelince dedim ki ortam müsait, beyaz çarşaf var. Gülün, tamam mı buraları okurken ben gülüyorum hala... Neyse bizim o iş olsun dedim. Adam bana anlattı önce bak böyle böyle olacak falan gibisinden. Dedim anlattığı kolaymış, falan. Ama adam bana yaklaşıyor, benim bacaklarım zangır zangır titriyor. Baldır kısımları sanki mosmor oluyor. Kendimi çok enteresan hissediyorum. Sonra ben öyle kötü olunca o da zorlamayalım, boşver sonra da olsa olur dedi. Sonra ben regl oldum, resmen gel zaman git zaman derken biz evleneli bir ay oldu. Olay zaten orada patladı, normalde gelin damat bir süre sonra el öpmeye falan gider. Bizde ailemizi görüntülü aradık, konuştuk derken. Ben anneme ağzımdan kaçırdım hiç birşey olmadı diye. O da kayınvalideme söylemiş. Ortalık karışmış, benim haberim yok. Bizi hocalara baktırmışlar, musga yaptırmışlar falan. Bir hafta sonra görümcem anlattı, haberim oldu. O kadar utandım ki, yerin dibi olsa da girsem dedim yani. En özel anım dediğim şey herkesin dilindeydi resmen. İyice bunaldım tabi ki, bende internetten ataştırdım. "VAJİNUSMUS" Hastalıkmış, meğersem bende ki belirtiler. Ama önce ailelerimizi arayıp, yalan söyledim. Biz hafta sonu tatile gittik, orada oldu dedim, inandılar. Sonra hemen kadın doğum uzmanından randevu aldım. İşten izin alıp gittm, derdimi anlattım. O da muayene etmek istediğini söyledi. Muayene de bile aynı şeyleri yaşadım, bacaklarım zangır zangır titriyor. Muayene bitti, içeriye geçtik; "Sizin deyiminizle sorularınıza cevap vereyim. İlişkiye girmiş olsaydınız bile kanamanız olmayacaktı, doğuştan kızlık zarı dediğimiz yapınız yok. Bunun için eşim sıkıntı eder derseniz rapor yazabilirim. Diğer anlattıklarınız ve muayene de bile kasılmanız bir rahatsızlık ilaç vereceğim. Eğer yine rahatlatmazsa, psikolojik destek de almanızı öneriyorum." Sonra bana ilaç verdi, işe gitmedim. Kocamın yanına gidip olan biteni anlattım. Sonra şükür ilacı kullanınca ve kendi kendime telkinler verince oldu. Yani bir çok afedersiniz kanlı beyaz çarşafım da olmadı... Neyse gel zaman git zaman, bu iş olunca ben bu sefer de çocuk meselesini taktım kafaya acaba ne zaman olur diye? Sizce ben bunun için neler yapmışımdır???
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD