Benimle evlenir misin? Ama zorunda olduğumuz için...

1389 Words
Aşk, sevgi, hayranlık ve hüsran.... Benim hatırladığım ilk kalbimin atması tabi ki hayranlıktı. Abi demem istenen adama olan bakışlarım, ya da onun bana karşı olan hareketlerini sıkça yanlış anlamam. Daha sonra öğretmenime olan hayranlık, ama gerçekten adam çok yakışıklıydı. Okulda ona aşık olmayan yoktu yani... Dedim ya mahalle de büyüdüm. Benim için mahalleden arkadaşım veya aynı sınıfta ki arkadaşım kardeşimdir. Hiç bir zaman beraber büyüdüğüm ya da samimi olduğum bie arkadaşıma yanlış gözle bakmadım. Onların benim için erkek kardeşimden farkı yoktur. 7. sınıfa giderken bizim mahallenin aşağısına bir ev yapıldı. O zaman mahallede ki en lüks apartmandı. Oraya bir sarı civciv taşındı. Tabi ki mahallede aynı olunca okulda aynı oluyor. O yeni taşındığı için tanışmadığımız için kardeş saymadım diyelim. O zaman çok beğendim, sonra okulda bir kaç kez karşılaştık. Bunun adı platonik olur mu bilmiyorum ama başta o da bana bakıyordu. Hatta benim ona karşı olan hislerimi bir kız arkadaşım sayesinde biliyordu, ama hiç konuşmadık... Anne tarafıyla olan bağlarımız çok daha iyiydi. Ben genelde dayımlara gittiğimde dayımın kızıyla okula falan giderdim hatta. Onların sınıfta da çok sevilirdim. Hatta öyle sevilmişim ki bizim zamanımızın muhteşemliği çıkma teklifi vardı... Bir gün okulun bahçesinde gülüyoruz konuşuyoruz, çocuk yanıma gelip kulağıma çıkma teklifi etti. Ama kabul etmedim, neden gerçekten hatırlamıyorum. Çocuğu da bir daha görmedim zaten... Sonra geldik liseye, ben dedim ya meslek lisesi okumak istedim. Ama bu meslek lisesi kız lisesiydi. Yani potansiyel sevgili adayı yoktu okulda. Sosyal medya vardı meşhur adına şarkı yapılan biliyorsunuz. Orada konuştuğum bir çocuk vardı. İlk sevgilim onu sayabiliriz bence... Ama onunda bilmediğim bi hikayesi varmış meğersem. Önceleri sadece sosyal medyadan tanışıyorduk. Sonra ben telefon aldım, telefondan konuşmaya devam ettik. Bir gün okulda başka bir arkadaşıma söyledim böyle böyle bir çocuk var diye. Ertesi gün o söylediğim kız beni sınıfa çağırdı. Sınıfa bir gittim ki dörtlü bir kız grubu sıranın en arkasına oturmuşlar. Ne olduğunu anlamadım ama korkmadım desem yalan olur. Çünkü genç zamanlarımız bir de kız lisesi her zaman sıkıntıdır, kavgasız günümüz yoktu şükür. Neyse kızın bir tanesi sordu işte ne zamandır birliktesiniz falan. Bende ne sordularsa cevapladım. En son aklıma mesajlar geldi, mesajları göstermek için telefonu çıkardım göstericem. O zamanlar okulda telefon yasak ama gizliden getiriyoruz. Telefonu da gömleğin göğüs kısmında cebi var oraya koymuşum üstüne süveter giymişim. Telefonu çıkarırken onun bana verdiği kolye de boynumdan görünmüş. Kız dedi ki; "Mesaj göstermene gerek yok, kolye herşeyi anlattı." "Nasıl yani?" "Bana demişti ki, ben bu kolyeyi boynumdan çıkarmam benim için çok değerli." "Yani?" "Yani canım adam önce benimle konuştu. Ama sonra seninle konuşmuş ve sana değer vermiş ki boynundan kolyesini çıkarıp vermiş. Ama yine de dikkatli ol, tek konuştuğu belki de ben değilimdir..." Mesajlarımızı karşılaştırınca anladık ki ondan ayrılıp benimle konuşmuş. Ama içime bir kurt düştü. Ben resmen bütün okulu gezdim. Alt sınıf, üst sınıf hiç kimse kalmadı. Dalavereyle oyunla bu oğlanı tanıyan var mı yok mu onu sordum. Sadece bir kız ismi söylediler. Bu kız da benim üst sınıfım ve tam bir hanımefendi yalan yok. Dediler ki o kızla çok eskiden beri konuşuyorlar, ama bu aralar pek yan yana görmüyoruz. Bende bunu akşam eve gidip söyledim, o da kabul etti. Tabi bende ayrıldım hemen. Şuan da gerçekten lise de ki o kızla evli, mutlu, çocuklu... Nerden biliyorsunuz derseniz, kız lise arkadaşım merak etmeyin psikopat değilim. Kız benim sosyal medyamda ekli oradan gördüm... Lise de öyle böyle işte sosyal medya falan konuştuklarım, görüştüklerim oldu. Lise bitti, üniversiteye geçeceğim. Yaz tatilinde bana dediler ki görücün var. Bilenler illa ki vardır, ama kısaca anlatayım. Görücü, evlenmek niyetiyle kız evine giden kişi. Çok kısa oldu demi, çoğunuz biliyordur, zaten. Neyse işte dediler ki iyi adam işi gücü var falan. Bende dedim ki görmek istiyorum, adam ablasıyla beraber geldi. Gerçekten dış görünüş çok iyiydi. Ama adam konuşmaya başlayınca içinde ki canavar çıktı. Aramızda 10 yaş varmış, ablası diğer kardeşinin doğum tarihi ile karıştırmış. Neyse dedim olabilir, olgun düşüncelere sahiptir belki. Dedim ya ben zaten tesettürlüyüm, önce tesettürüme karıştı. Böyle olmaz şöyle olacaksın, sonra benim evim var ama gündüz ben işteyken sıkılırsın annemde durursun ben seni akşam gelir oradan alırım. Ben üniversite okuyacağım dedim; "Boşver ne gerek var benim param hepimize yeter, zaten lise bitmiş üniversite gereksiz. Bir sürü işsiz üniversite mezunu var." Buna da tamam dedim, ama film bende düğün konusunda koptu. Keşke dilim de kopsaydı içimden o sözleri geçirmeseydim. Bana dedi ki; "Dinimiz gereklerince bir kadının düğünde erkeklerin içinde olması uygun değil, o yüzden ben düğün yapmayı düşünmüyorum. Gelinlik giyersin, nikah dairesine gider, evimize gideriz." "DUL KADIN ALIYOR HERHALDE, DAVULSUZ ZURNASIZ DÜĞÜN MÜ OLUR?" Dilim kopsaydı, dediğim çok anım olacak merak etmeyin.... Neyse işte anlaşamayacağımızı söyledim. Ben bu mevzu kapandı, huzur içinde okulumu okuyacağımı sanıyorum. Ama meğersem bu gelenler bizim akrabaları tanıyormuş. Mükemmel bir adayı kabul etmediğimi kesin sevdiğim, konuştuğum biri olduğu söylenmiş. Annem de gelip bu lafı bana söyledi, gerçekten hayatımda biri yoktu. Bende bana söylediklerini anlattım, ama beni o dönem anlamadılar... Sonra üniversiteye geçtik işte. Bir gün tuttuğum takımın derbi macı vardı. Bu arada eskiden çok fanatiktim. Futbol hakkında herşeyi öğrenmeye çalışır, tuttuğum takımın tüm maçlarını izlerdim. Hala bazen vakit bulursam izlerim, ama eskisi kadar takıntılı değilim. Neyse işte bir gün formayla fotoğraf çekilip, yine meşhur sosyal medyamda paylaştım. Bir sürü mesaj, yorum, beğeni derken onu seçtim aralarından, Akif. Profiline baktım, aynı yerde yaşıyoruz. Dedim ki çay, kahve içer tanışırız. Meğersem memleketimiz aynıymış ama biz konuştuğumuz dönem askerliğini yapıyormuş. Soran olursa asker yolu beklemedik de demeyiz hani. 6 ay sadece telefonda konuştuk. Sonra askerden geldiğinde bir iş buldu ve 1 ay da öyle görüştükten sonra beni istemeye geldiler. Benden size tavsiye arkadaşlar hepimiz genç olduk, birazda size hayatımın anlatırken benim yaptığım hataları sizde yapmayın diye uğraşıyorum işte. Babam bizzat kendi gidip tanıştı; "Benim kimsenin referansına ihtiyacım yok, kendim görüp ölçüp biçip karar verecem." dedi. Zaten babamla arkadaş gibiyizdir. Bende dedim görüşüyoruz baba. Beni karşısına alıp dedi ki; "Kızım çocuk iyi birine benziyor, ailesi de iyiymiş. Ama çocuğun düzenli bir işi yok, ilerde çok zorlanırsın. Biraz daha düşün kızım, bugün gençsiniz yarın yaşlanınca insan her istediği işi yapamaz." O zaman öyle ağrıma gitmişti ki. Benim babam belediye de işçiydi. Ben de sandım ki herkes kendi gibi olsun istiyor. Ay tamam maaş tamam. Kim istemez öyle işi olsun ama bazılarımıza nasip olmuyor işte. Ben de dedim ki; "Bana olan sevgisine inanıyorum baba. Gerekirse ben çalışır destek olurum, o da işsiz kalmaz hamallık eder yine parasını kazanır." Nerden bilecektim ki yine büyük konuştuğumu... Babam da ben seviyorum dediğim için birşey diyememişti. Ve biz nişanlandık ama okul bitmeden düğün yok dedi. Neredeyse 1,5 yıl nişanlı kaldık. Bizim buralarda nişanlı çiftler arasında imam nikahı kıyılır. Normalde nikah olan çiftler çok iyi anlaşır. Ama bize nikahtan sonra birşey oldu. Asla haksız değildim ama kanıtlayamadım o sıralar. Çok yakın bir akrabasıyla telefon görüşmeleri olduğunu gördüm, ne olduğunu sorunca da kızın bir sorunu olduğunu onu konuştuğunu söyledi. Şimdi mantıklı düşünün, bir kadının sorunu varsa kız kuzeni de varsa bunu onunla konuşur. Hadi diyelim ki kız kuzeni yok, neden evli barklı adamla konuşuyorsun, bekar kuzenin de var git onunla konuş. Bir de sorunun ne olduğu da asla bana söylenmiyor. Biz kavga ettik bu sebepden, akşam eve geldim. Duş aldım, ağlayarak uyudum. Uyumadan önce annemle de aram bozuldu; "Kızım biz sizi sanki zorla mı evlendirdik, bu ne hergün senin yüzünden düşen bin parça." dedi. Duş alırken yüzüklerimi alyans ve tektaşımı yani çıkarıp banyoya koymuşum ama asla hatırlamıyorum. Sabah kalktım kavgalıyız, ya hiç konuşmadık. Ama yana yakıla ben yüzüklerimi arıyorum. Tabi ki ilk banyoya baktım ama yok banyo da bütün evi süpürdüm, yatağın altını kaldırdım yok. Anneme söyledim, o sırada babam da duydu iş iyice karıştı; "Yüzük kaybolması iyi değildir, bu bir işaret siz ayrılın." dedi annem. Ama ayrılmak istemiyorum bir yandan bir yandan da mantıklı geliyor zaten kavgalıyız. Ama yüzükleri bulup iade etmem lazım. Onun da içine doğmuş gibi kalkmış gelmiş bize. Ben de dedim; "Biz yürütemiyoruz, ayrılalım yüzükleri bulamıyorum. Ama babamın maaşı yatar yatmaz aynısını alır sana iade ederim." Ben bunu söylememle ağlamaya başladı. Yok ben seni seviyorumlar, yok ben sensiz yapamamlar. Ah ah çekeceğiniz varsa her şekilde görüyorsunuz arkadaşlar. Ben orda onun o hallerine kandım ve biz o gün barıştık. Bana dedi ki canım sağolsun bir yerde düşürmüşsündür. Bekle sabret para biriktirip aynısından alayım sana. Ama ertesi gün kız kardeşim banyo yaparken sabunu kaldırıyor ki altına yapışmış benim yüzüklerim. Tam alıp parmağıma takacam annem izin vermedi, bende seviyorum ya güya ne yapacaz. Dedim yarın evlenelim, ne romantik demi. Hayatım da hiç evlilik teklifi almadım arkadaşlar...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD