Çağrıyı açtım. “Koray…” dedim, sesim çatallıydı. Boğazıma düğümlenen tüm o acının, şaşkınlığın, özlemin ardından çıkan tek kelimeydi. Karşıdan bir an sessizlik geldi. Belki o da ne diyeceğini bilemiyordu. Belki sesimi duymak bile onun için yeterliydi. Ama sonra, o tanıdık ses titreyerek yankılandı kulağımda. “Asude… Neredesin? İyi misin?, Delireceğim.” Gözlerim doldu yine. O an ne bağırmak geldi içimden ne de onu suçlamak… Sadece, tanıdık bir sese tutunmak istedim. “Bursa’dayım,” dedim. Yutkundu. Ne zaman gittin, neden gittin Kayseride biliyordum seni… Derin bir nefes aldım. Sakin kalmak istiyordum ama sesim titriyordu. “Babam, rahatsız Koray. Kanser ve son evre. Her şey… üst üste geldi.” Koray sustu. Telefonun diğer ucunda yalnızca nefesini duyabiliyordum. Sonra, bir anda sesinde

