Gölge 🫀

447 Words
Gecemiz, içten bir sohbetin sıcaklığıyla ilerliyordu. Saatime gözüm takıldığında, ekranın soğuk ışığında 03.30 yazıyordu. Yüzümü Koray’a çevirdim, hafifçe gülümseyerek, “Çok geç kaldım… Yarın sınavım var,” dedim. Koray, hiç tereddüt etmeden ayağa kalktı. Elini uzattı, kalkmam için. “Kendini iyi hissetmezsen, koluma gir,” dedi, dudaklarının kıyısında hafif bir alay, ama altında yumuşak bir incelik vardı. Ben de aynı tebessümle karşılık verdim. Kısa bir yürüyüşün ardından binaya vardık. Onunla aynı anda apartmana girdiğimizde, içimde hafif bir tedirginlik hissettim. Merdivenlere geldiğimizde, öne geçmem için bana yol verdi. Sessizce yukarı çıkarken bir anda ayağım kaydı. Dengeyi kaybettiğim o kısa anda, Koray’ın eli belimdeydi. “İyi misin, Asude?” dedi, sesi biraz kaygılıydı. “İyiyim… Uyku bastırdı sanırım. Kusura bakma,” diye mırıldandım. Koluma girip beni daire kapıma kadar getirdi. İçeri adım attığımda, hâlâ kapının önünde bekliyordu. “Ne oldu?” diye sordum, gözlerine baktım. “İçeri gir… Ben de gireceğim,” dedi, gözlerinde belli belirsiz bir oyunbazlık vardı. Gülümsedim. “Pekâlâ… İyi geceler, Koray. Seni tanıdığıma memnun oldum,” dedim. Gülümsemesi genişledi, ardından duraksamadan, “Ben de, Asude. İyi geceler,” dedi. Kapıyı yavaşça kapattım ama ardına kadar kapanmasına izin vermedim. Dürbünden dışarıyı izledim. Beş dakika kadar ayakta bekledi kapımın önünde. Sonra ağır adımlarla içeri girdi. Gözleri, son ana kadar kapımdaydı. Ben ise onun içeri girmesinden iki dakika sonra kapıdan uzaklaştım. Kendimi duşa attım. Suyun tenime çarpan sıcaklığıyla gevşerken zihnimde tek bir kişi vardı: Koray. Ne vardı bu adamda beni böylesine kendine çeken? Mavi gözleri mi? İri yapısı, güven veren duruşu, yoksa üzerindeki barutla karışmış erkeksi koku mu? Benden neredeyse iki kat uzun olan o adamı düşünürken, zihnimdeki tüm sınav notları buharlaşıp yok oluyordu. Duştan çıkana kadar aklıma ne vizem geldi, ne kitaplar… Sadece Koray. Kurulanıp odama geçtim. Işığı açıp komodine yöneldim. Vücuduma sardığım havlunun altında titreyen bir heyecanla siyah bir iç çamaşırı takımı seçtim. Havlumu bırakıp üzerime geçirdim. Tam yatağa girecekken… Karşımdaki duvarda beliren bir gölgeyle yerimde sıçradım. İçimde bir ürpertiyle balkona koştum, kafamı sağa çevirdiğimde ise o tanıdık maviliklerle göz göze geldim. Koray, balkonunda sigara ve kahveyle geceyi dinliyordu. Beni görmemiş olmasını umarak, sesi duyulacak bir mesafeden, “İyi geceler. Işık açık olunca Umay sandım,” dedim. Başını bana çevirdi. Gülümseyen ama içinde hafif bir kırılganlık taşıyan bir yüz ifadesiyle, “İyi geceler, Asude. Uyu artık, yarın sınavın var,” dedi. Bir kez daha gülümsedi — bu sefer dudağının kenarı biraz yukarı kıvrıldı. Belki görmüştü beni, belki görmemişti. O an buna inanmak istedim. “İyi geceler,” deyip içeri girdim. Kendimi yatağa bıraktım. Aklımda dolaşan Koray’lı düşünceleri elimle başımdan uzaklaştırır gibi yaptım. “Yarın sınavın var,” diye diye kendi kendime mırıldandım. Bir şeyler tekrar etmeye çalışırken, göz kapaklarım ağırlaştı. Uyku, Koray’ın adını fısıldayarak bastı üzerime…
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD