--- Sabah gözlerimi açar açmaz elim telefona gitti. Daha gözlerimi bile ovuşturmadan ekranı açtım. Bildirim yoktu. Sessizdi her şey. Bir mesaj, küçücük bir cümle, hatta nokta bile olsa yeterdi bana. Beklemiştim. Belki bir özür, belki de sadece “iyiyim” diyecek kadar basit bir şey… Ama hiçbir şey yoktu. Boğazıma yumru oturdu. İçimdeki öfke kabardı. Beni bu hale soktuğu için mi ona kızıyordum, yoksa hâlâ ondan bir şeyler beklediğim için mi kendime kızıyordum, bilmiyorum. Telefonu yatağın yanına fırlattım. Yorganı tek hamlede üzerimden atıp ayağa kalktım. “Bitecek,” dedim kendi kendime. “Bugün bitecek. Onu hayatımdan sileceğim.” Ama sonra sessizlik oldu. O boşlukta bir başka ses fısıldadı: “Ya sözün? Kendine verdiğin söz? Onu oyunda yenmeden, hesabı kapatmadan pes etmek yoktu.” Derin bi

