--- Ayşe hâlâ gülüyordu. Ben ise biraz toparlanmıştım ama yüzümdeki aptal sırıtış hâlâ gitmemişti. Çaydanlığı ocağa koydu, altını yaktı. Ben de bardakları çıkardım. Bir süre sessizlik oldu, sadece fokurdayan suyun sesi… ama içimde kıyamet kopuyordu. Ben ne yaptım az önce? Niye öptüm? Niye? Kendi kendime kavrulurken Ayşe bana baktı. Gözlerinde hâlâ o alaycı pırıltı vardı. “Emir, sen hep böyle mi yaparsın? Kızları mutfakta yanlışlıkla mı öpersin?” Bir an gözlerim kocaman açıldı. “Ne? Hayır! Ben… yani… öyle değil… yanlışlıkla oldu işte!” dedim kekeleye kekeleye. Ayşe kollarını göğsünde kavuşturdu, başını yana eğdi. “Yanlışlıkla ha? Senin yanlışlıkların bayağı… ilginç.” Bir şey diyemedim. Sustum. O da sustu. Birkaç saniye sonra ikimiz de aynı anda gülmeye başladık. Çay fokurduyordu, b

