Gülçiçek nöbetinde sabaha doğru gittiği zincirleme trafik kazasının olduğu yerde saatlerce kalmıştı. Her yanı kan ve kusmukla kaplanmıştı, yorgunluktan bitap düşmüştü. Nöbetini gecikmeli devretmişti. Ambulansın temizliğini bitirip yeni gelen ekip arkadaşlarına teslim ettiler. Eve yine nöbet tuttuğu arkadaşı arabasıyla bırakmıştı. Büyük bahçe kapısından girdiğinde değiştiremediği kıyafetleri birinin görmesini istemiyordu. Burada daha fazla kalmamak için en yakın zamanda boşalacak evi tutmuştu ve şimdi gün sayıyordu. Enes kardeşiyle hep yaptığı gibi bahçede ateş yakmış yanında oturuyorlardı. Genç kızı gördüğünde kırmızıyla boyanmış sarı üniforma dikkatini çekmişti. ‘’Tanju, senin arkadaşın bizim dünyamızdan mıydı?’’ ‘’Yok ağabey ne ilgisi var?’’ ‘’Üstü başı kan içinde baksana. Dün gece

