23- Sessizliğin Çatlağı

562 Words
Bahçeden içeri ilk giren ben oldum. Bu sefer kaçmadım. Odamın kapısına yönelmedim. Koridorda durdum. Kalbim hâlâ hızlıydı ama adımlarım kararlıydı. Arkamdan gelen ayak seslerini duyduğumda dönmedim. Taylan’ın olduğunu biliyordum. Yanıma kadar geldi ama aramızda yine o görünmez mesafe vardı. “İyi misin?” diye sordu. Bu kez başımı kaldırdım. “Bilmiyorum,” dedim. “Kaçmıyorum ama… iyi de sayılmam.” Gözlerime baktı. Uzun uzun. Sonra bakışlarını çekti. İşte o an fark ettim. Bu geri çekilme benim değil, onundu. “Şimdi değil,” dedi sakin ama kesin bir sesle. “Karışıkken yanlış şeyler olur.” Canım acıdı. Ama haklıydı. Tam bir şey söyleyecekken koridorun ucundan ayak sesleri yükseldi. Aceleci, telaşlı. Bir hizmetçi neredeyse koşarak yanımıza geldi. “Beyim… dış kapıda birileri var.” Taylan’ın yüzü bir anda ciddileşti. “Kim?” “Eski ortaklardan. Tartışma çıktı.” O an her şey dağıldı. Taylan bana döndü. “Odana çık,” dedi. “Ben gelirim.” Bu bir emir değildi. Bir ricaydı. Ama ben ilk defa başımı sallamakla yetinmedim. “Tamam,” dedim. “Bekleyeceğim.” O an gözlerinde bir şey değişti. Kısa bir şaşkınlık. Sonra hafif bir onay. Merdivenleri çıkarken aşağıdan sesler yükseliyordu. Erkek sesleri, sert tonlar, bastırılmış öfke. Kapımı kapattım ama kulaklarım hâlâ aşağıdaydı. Yatağın kenarına oturdum. Dakikalar geçti. Sonra saatler. Kapı açıldığında gecenin ilerlemiş olduğunu anladım. Taylan içeri girdi. Kravatı gevşemiş, omuzları yorgundu. Beni yatakta otururken görünce durdu. “Uyumadın mı?” “Bekledim,” dedim sadece. Yaklaşmadı. Ama kaçmadı da. Sandalyeye oturdu. Ellerini dizlerine koydu. “Bugün seni… yarım bıraktım,” dedi. “Bilerek.” Kalbim yine hızlandı. “Biliyorum,” dedim. “Ben de kaçmadım. Bilerek.” Gözlerimiz buluştu. O an aramızda ne bir adım vardı, ne bir dokunuş. Ama o mesafe artık boş değildi. Dolu bir sessizlikti bu. Ve ikimiz de farkındaydık: Bir şey başlamıştı. Ama henüz adını koymak için erkenydi. Sabahın sessizliği silah sesiyle yarıldı. Yerimden sıçradım. Bir an rüya sandım. Ama kalbim öyle çarpmıyordu rüyalarda. İkinci ses geldi. Gerçekti. Üzerime hırkamı geçirip odadan fırladım. Koridor karışıktı; kapılar açılıyor, ayak sesleri birbirine giriyordu. Merdivenleri ikişer ikişer indim. Aklımda tek bir şey vardı: aşağıda olan biteni durdurmak. Alt kata indiğimde salonun önü doluydu. Yabancı yüzler. Sert bakışlar. Ve onların tam karşısında Taylan. Ortada bir arbede olmuştu. Masanın devrildiği, sandalyelerin kaydığı belliydi. Birinin eli hâlâ havadaydı. Öfkeli, aceleci. Sonra yerde bir şey parladı. Metal. Silah. Yuvarlanarak durdu. Ayak ucumda. Zaman yavaşladı. Nefesim kesildi. Karşımdaki adamlardan biri Taylan’a döndü. Elindeki silahı kaldırdı. Namlunun yönünü gördüğüm an içimde bir şey koptu. Kaçmadım. Eğildim. Silahı aldım. Parmaklarım titriyordu ama tereddüt etmedim. Gözüm tek bir yere kilitlenmişti: adamın bacağına. Tetiğe bastım. Ses salonun içinde yankılandı. Adam bağırarak yere çöktü. Bir anda herkes durdu. Kimse konuşmadı. Kimse hareket etmedi. Elimdeki silah ağırlaştı. Sanki az önce benim değilmiş gibi. Parmaklarım gevşedi ama bırakmadım. Taylan bana doğru geldi. Hızlı değil. Panikle değil. Sessizce. Silahı elimden aldı. Parmaklarımız birbirine değdi ama beni çekmedi, sarsmadı. Sadece silahı aldı. “İyi misin?” dedi. Başımı salladım ama sesim çıkmadı. Dizlerimde hâlâ titreme vardı. Ayağımda adamın düştüğü yer… çok yakındı. Taylan eğildi. Göz hizama geldi. “Bunu nereden biliyorsun?” diye sormadı. Geçmişimi kurcalamadı. Sadece şunu söyledi: “Beni kurtardın.” O an içimde bir şey yer değiştirdi. Bu evlilik artık sadece bir kâğıt değildi. Bu bağ sadece mecburiyet değildi. Ve ben… Bir zamanlar atlardan kaçan ben, bir silahın sesiyle korkumu geri almıştım. Ve ilk defa kendi ayaklarımın üzerinde durduğumu hissettim.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD