Playlist;
Emre Özkan - Tecavüz edemezsin
Şanışer - #Susamam
****
Uzun bir süre geçmişti, sinirle evi terk edip sığınağıma geleli. 10 gün, 2 hafta belki de 1 ay. Uzun bir süre olmuştu işte. Taylan'ın beni arayıp yanına çağırmasının ve onun yanına gitmememin üzerinden tam tamına bir ay geçmişti. Bu bir ay içerisinde neler olmuş, neler yaşanmıştı hiç bir fikrim yoktu. Bildiğim tek bir şey varsa o da Taylan'ın bana karşı büyük öfkeye sahip olduğuydu.
Bu bir ay içerisinde evden hiç ayrılmamıştım. Kimi zaman kitap okuyarak, kimi zaman düşünerek, kimi zaman piyano çalarak, kimi zaman ise öylece yatağımda uzanarak bu zamanı öldürmüştüm.
Derin bir nefes aldıktan sonra, yatağımın üzerine attığım siyah kapüşonumu üzerime geçirdim. Burada yedek olarak bulundurduğum telefonumu cebime koyduktan sonra alt kata doğru ilerlemeye başladım. Merdivenleri bitirip hole geldiğimde ayakkabı dolabını açıp içindeki siyah spor ayakkabılarımı aldıktan sonra giyinmek için eğildim. Spor ayakkabılarımın bağcıklarını bağladıktan sonra, masanın üzerindeki anahtarı alıp dış kapıyı açtım.
***
Derin düşüncelere dalmış yavaş adımlarla sahilde ilerlerken hemen ileride çaprazımda duyduğum sesle kafamı o tarafa çevirdim dalgın bir şekilde. Bankın çevresinde duran bir grup insan topluluğu gördüm. Yayık gülüşmeler, kaymış gözler, ne dediklerini bilmeyen bir kaç ayyaştı. Ne olduğu belli olmayan 5 adam ellerinde gazetelere sarılmış bira şişeleri ile birbirlerine el kol hareketleri yapıp gülüşüyorlardı.
Onları umursamadım, önüme dönerek onların olduğu tarafa bakmadan ilerlemeye devam ettim. Hiç bir şey yapmadan öylece yürürken yanlarına doğru yaklaştığımda üstümde hissettiğim bir kaç gözle birlikte gerildim. Onlara bakmadan adımlarımı biraz hızlandırıp onların olduğu alandan uzaklaşabilmem için hızlıca geçtim.
Geçtim dedim değil mi?
Geçemedim.
Önünden geçtiğim, sağ tarafımda kalan gruptan birisinin sesini duydum. İğrenç cümleler tam da onun, onların iğrenç ağızlarına, zihniyetlerine layık bir şeydi. Şaşırmadım onların yanından, önlerinden geçen bir kadına laf atmalarına. Asıl şaşılacak olan laf atmamaları olurdu.
O kadar basitleşmişti ki kadına taciz, tecavüz. Böyle güzel bir ülkenin bir vatandaşı olmayı hak etmiyorlardı. Ya da biz kadınlar bu dünya da yaşamayı hak etmiyorduk. Bu kadar kirli zihniyetler olduğu sürece biz huzurla yaşayamayacaktık.. İğrenç seslerinden, iğrenç zihniyetlerinden dökülen iğrenç cümlelere maruz kalmak çok adice ve iğrenç bir şeydi. Biz onların kirli zihniyetleri yüzünden solmamalıydık. Biz sizin yüzünüzden yaşayan bir ölüye dönmemeliydik, Biz kirlenmemeliydik. Biz öldürülmemeliydik. Biz yalnızca kadınız, seks objesi değil...
"Off bee bu ne güzellik"
Bedenimi yalayıp geçen bir şey oldu. Bu gelip geçen his bir rüzgar mıydı yoksa sinir miydi çıkaramamıştım ama ürpermiş, tüylerim diken diken olmuştu. Bir adım attım, onlara aldırmadım. Üstüme alınmadım.
"Ştt güzellik bize katılmaya ne dersin,"
Bir adım daha.
"Hadi ama bize katılırsan çok eğleniriz. Seni de eğlendiririz, pişman olmazsın." aralarından bir şahsiyetsizin söylediği cümlelerle hepsi kahkaha atmaya başladı.
Onlara aldırmadan bir kaç adım daha attım, 6. adımımda birisinin kolumu tuttuğunu hissettim, hemen onun ardından yükselen kahkaha sesleri. Korumaya çalıştığım sakinliğim alaşağı olmuştu. Tüm bendenimi titretecek bir sinir bedenimi kaplamıştı. Beni kapana kıstırdıklarını sanıyorlardı ki "Helal olsun oğlum kaptın yavru ceylanı"
Duyduğum cümleyle bu düşüncemi onaylamışlardı.
Başımı kaldırmadan kolumu tutan ele baktım ardından o elin sahibine. Derin bir nefes alırken onu tam arkamda hissettim. Uzuvlarımda o adamın bedenini hissettim, o leş nefesi ile birlikte. Tuttuğum nefesi sakince vermeye gayret edip, dudağımın kıvrılmasına izin verdim.
"Hadi ama güzellik bu kadar nazlanma. Fazla naz aşık usandırır, hem sende çok eğleneceksin. Senin eğlenebilmen için daha çok çabalarız hem, değil mi çocuklar" deyip daha yüksek sesle kahkaha atmaya başladı. Onunla beraber arkadaşları da gülmeye başladı. İğrenç sesinden dökülen iğrenç cümleleri duyunca dudaklarım daha çok kıvrıldı.
Cümlesini bitirmesini bekledim hamlemi yapabilmek için. Cümlesi bittiğinde ayaklarımı iyice yere sabitledikten sonra kafamı kaldırıp denize baktım, ardından denize bakmayı kesip önüme bakarken tam kafa atmaya hazırlanıyordum ki karşıdan Taylan'ın koşarak buraya doğru geldiğini gördüm. Onu burada görmeyi beklemiyordum. Göz bebeklerim yuvalarından fırlayacakmış gibi büyümüştü, yutkunmadan edemedim. Üzerinde gri kapüşonlu, altında ise rahat bir şort vardı. Muhtemelen sabah yürüyüşü için bu sahili tercih etmişti. Kafasını örten şapkayla gölgeye düşen gözleri beni henüz görmemişti. Beni fark edince önce duracakmış gibi oldu ama durmadı, koşmaya devam etti. Onu fark ettiğimi fark edince gülümsedi. İkimiz de aynı anda gülümsemiştik. Bu gülümseme şaşkınlıktandı, ikimiz de birbirimizi burada bulmayı beklemiyorduk. Gözleri arkama kayınca yüzündeki bana huzur veren gülümseme kayboldu. Yüz ifadesi sertleşti, Ardından durdu olduğu yerde kaldı. Ellerini yumruk haline getirdi, gözlerinde yanan ateşi oradan bile fark etmiştim. Bana doğru gelmek için hareketlenecekti ki benim hamle yapacağımı fark edince olduğu yerde durmaya devam etti. Hiç bir şey yapmadan benim yapacağım hamleyi izlemeye hazırladı kendini. Bir gözümü kırpıp ona çaktırmadan bir öpücük attım.
Öpücük mü attım?
Ne saçma bir hareketti bu. Şuan uygun bir halde olsaydım ellerimi yüzüme kapatmış olduğum yerde tepinirdim. Bu öpücüğü benim gibi Taylan'da beklemiyor olacak ki göz bebekleri büyüyüp gözleri daha da koyu bir yeşile döndü. Tek kaşı havaya kalktı, onu şaşırtmam onu mutlu etmiş olacak ki bu, yüzünde bir gülümsemenin peydahlanmasına neden oldu. Bu gülüşü, diğer gülüşlerinden çok farklıydı. Sakin bir ortamda olsaydım bu gülüşün tanımını bulabilirdim ama arkamda duran bir bela varken bu mümkün değildi...
Taylan ona attığım öpücükten sonra bana göz kırpıp kollarını birbirine dolayıp beni izlemeye başladı. Bu benim için yeterli bir güven ve güçtü. Tekrardan derin bir nefes alıp gülüşümün yüzümde daha çok yayılmasına izin verdim. Sonra sertçe arkamdaki adama kafa atıp ileri doğru atıldım. Benden bu hareketi beklemediği, şaşkınlıktan kolumu bırakmasından belliydi.
Aptal, sessizce ona, onlara itaat etmemi bekliyorlardı. Komikti. İleri atılıp hızla arkamı dönüp ona sertçe bir yumruk attım. O sırada az ilerideki bankta oturanlar hareket etmeye başladılar. Bizim olduğumuz tarafa doğru geliyorlardı. Gereksiz kalabalıktan başka yaptıkları bir şey yoktu.
"Oha lan kıza bak nasıl kafa attı bizimkine." Birisinden duyduğum bu kelimeler benim ağzımdan kıkırtı kaçmasına neden oldu.
Eğilip, attığım yumrukla yere serilen şerefsizin yakasını utup ayağa kaldırdım.
"Aaa hani eğlenecektin, beni de eğlendirecektin. Eğlenmem için süreyi uzun tutacaktın." Tekrar bir kafa atınca ellerimden kayıp yere düştü.
" Ee ben eğlenemedim şimdi sen hemen yere yığılıp kaldım" Burnundan fışkıran kanla çıkan kemik sesiyle birlikte kırıldığını anlamıştım. Diğer arkadaşları da üstüme doğru hamle yapınca yere serilen adamın üstüne basıp havalanıp tabiri caizse onların üstüne uçtum. İki adamın kafasını birbirine çarpıştırıp diğer adamın kasıklarına tekme attım. Bir taşla üç kuş vurmak bu olsa gerekti...
Attığım tekmeden sonra hızımı alamayıp dizlerimin üstüne düştüm, kendimi toparlayamadan birisinin elini saçlarıma dolandığını hissettim, saçlarımı sertçe çekerek beni geriye doğru asfalttan sürükledi.
"Seni sürtük, altımda da böyle gösteriler sergileyebilecek misin bakalım göreceğiz. Pişman edeceğim seni kızım. Arkadaşlarıma yaptıkların yüzünden inim inim inleteceğim altımda seni orospu, kaltak." Bunları söyledikten sonra saçlarıma daha çok abanıp başını boyun girintime sokup orayı sertçe ısırdı.
Onun iğrenç dişlerini tenimde hissettiğim zaman kendimden iğrendim, her bir hücreme dağılan sinir ile ellerimi sertçe yere bastırıp kafamı sağa doğru yatırmaya çalıştım. Ellerindeki saçlarım yüzünden kafa derim daha çok gerilip canımı yakmıştı. Bedenimi uyuşturan bir acı vardı. Güçlükle kafamı sağa doğru çevirdikten sonra bir elimi yerden çekip sertçe gözüne yumruk attım. Kafamı sağa doğru yatırdığım zaman ona izin verdiğimi sanıp daha çok gömülmüştü omzuma. İğrençti bu! O sıra da boynumu ısırmakla meşgul olduğu için bu darbeyi beklemiyordu. Beklenmedik bir anda gelen yumruğumla birlikte yere serilen şerefsizin toparlanmasına fırsat vermeden üstüne çıkıp yumruk atmaya başladım. Her bir yumruğumla ona olan sinirimi, kinimi, nefretimi kusuyordum. Bu öfkem, sinirim, kinim sesini çıkaramayan onca kadın içindi.
"Bak, bakalım kim kimin altında inliyormuş. Sen! Bak, iyi bak! Sen beni altında inletecektin değil mi?
Seni! Altımda! Ben inletiyorum şimdi! Adam mısın lan sen de orospu çocuğu. Erkek demeye utanacağım farklılıklarsınız! Sizin cibilliyetinizi sikeyim oruspu çocukları! Sizin o iğrenç zihniyetinize sokayım!"
Hızımı da, hırsımı da alamayıp ayağa kalktıktan sonra karnına tekme atmaya başladım. Her bir tekmemde daha çok inliyordu.
"Göstersene bana az önceki gösterini." Bir tekme daha.
"Göster orospu çocuğu, hadi inlet beni altında." Sinirim, öfkem dinmiyordu. Bu adam ellerimde böyle geberip gitse sakinliğime kolay kolay kavuşamayacaktım. Tekme atmaktan ayak bileğim sızlasa da bu umrumda değildi. Onu yattığı yerden kaldırıp tekrar yüzüne yumruk atmaya başladım. Gözü ellerime doğru akacak gibi duruyordu ama bu umrumda değildi. Belki ders olurdu bu cümle aleme de kimsenin karısına, kızına, bacısına, anasına bakıp onları zihniyetlerinde konuk etmezlerdi, iğrenç şeyler yapmaya kalkmazlardı. Derisinin soyulduğunu tahmin ettiğim elimin üstü sızlasa da umursamıyordum. Bu adam ya ölecekti ya ölecekti. Sakinleşemiyordum bir türlü. Onun iğrenç ağzını, iğrenç zihniyetini üzerimde hissettikçe sakinleşmeyecektim. Kendimi dünyanın en kirli insanıymış gibi hissediyordum. Ya daha ileri gitselerdi? Ya daha savunmasız bir anda olsaydım? Düşündüklerimle birlikte gözlerim dolmaya başlamış hatta bir yaş sağ gözümden yuvarlanıp aşağıya doğru akmıştı..
Yumruk atmayı bıraktıktan sonra elimi de o iğrenç varlıktan uzaklaştırdım. Kafamı kaldırıp çevreme şöyle bir baktım. Öyle çok kendimi kaybetmiştim ki çevrede ki insanların oluşturduğu dairenin içinde olduğumun farkında bile değildim. Hızla inip kalkan göğsümle Taylan'ı aramaya başladım. Bir kaç defa çevreye baktığım halde gözlerimin doluluğundan, dönen başımdan ötürü onu bulamıyordum. Omuzlarım hüsranla çöktü. Bu kadar yaşadıklarımdan sonra onu görememek beni üzmüştü.
Ben bu şerefsizle uğraşırken beni bırakıp gitmiş miydi yani? Tekrar dönüp çevremdeki insanlara baktım belki tekrardan görürüm ümidiyle. Düzensizleşen nefesimi düzenlmeye çalıştım. Bir kaç derin nefes almanın ardından düzenleşti soluklarım. Bir kaç çift sözüm vardı, buradaki bu insanlara ve bu şerefsizlere.
"Az önce bu yolda sakince yürürken bu orospu çocuklarından bir haberken bana sözlü tacizde bulundular.
Önce bir şey yapmadım, devam ettiler. Yine bir şey yapmadım yine devam ettiler. Sözlü tacizi bırakıp koluma yapıştıklarında bu hale geldiler. Sözlü tacizle kalmayıp bu sefer de fiziksel tacizde bulunmaya başladılar. Burada benim yerime siz de olabilirdiniz! Kardeşiniz, anneniz, karınız hatta, hatta kızınız bile olabilirdi. Ben burada tacize uğrarken bir Allah’ın kulunun kolunu geçtim parmağı dahi kıpırdamadı. Ben susmam! Onca susturulan kadınların sesiyim ben! Ben kurtuldum ama onlar kurtulamadı! Ben tertemizim, ben sizin kirli zihniyetleriniz yüzünden kirlenemem. Ben sesimi çıkardım ama, ama onlar çıkaramadı! Baktınız, gördünüz ama kılınızı kıpırdatmadınız.
Siz de insan mısınız be!! Ben kadınım! Ben anneyim! Ben kardeşim! Ben kızınızım! Ben insanım! Seks objesi değil!"
"Ve kime laf attıklarından, kime sarkıntılık yaptıklarından haberleri bile yoktu." Göğsüm hızla inip yükseliyordu bağırmamdan, yaşadıklarımdan dolayı. Son söylediklerimle beraber yüzümde şeytani bir gülüş belirdi yüzümdeki yaşlarla.
"Ben!" diye haykırdım herkes iyi anlasın diye. Beni iyice akıllarına kazısınlar diye her birinin yüzlerine baktım tek tek.
****