Anka Timi – “Tanışın!”

1741 Words
Toplantı salonunun otomatik jaluzileri kapanıp içeriyi neredeyse tamamen karanlığa boğmuştu. Var olan büyük sessizliği bozan tek şey projektörün çalışma sesiydi. Birazdan, çoğu birbirine yabancı olan bu 10 insan, birbirini tüm şeffaflığı ile tanır hale gelecekti. Teşkilat, bunun tüm ajanları birbirine yanaştıracağını düşünüyordu. Ancak odada oturan herkes huzursuzdu. “Evet.” dedi Mürsel iç çekerek. “Başlıyoruz.” Ekranda, kusursuz çizilmiş siyah beyaz bir amblem belirdi. Bir dosya kapağı gibi görünen bu sayfada bir Anka kuşu yer alıyordu. Kanatları kocaman açılmış, gücü, yeniden doğuşu temsil eden bu figür Zeynep’in gözlerinin dolmasına, yüzüne acı bir yarım gülüş yerleşmesine neden olmuştu. Figürün hemen altında büyük harflerle yazılan isim herkesin dikkatini çekti. “ANKA TİMİ” Akrep, alaycı bir şekilde kaşlarını kaldırdı. Buz mavisi gözleri çocuksu bir eğlence ile dans ediyordu. “Oo! Yeniden doğuyoruz demek!” Becca sesli bir nefes vererek gözlerini devirdi. “Tahminen ne zaman alaycılığını bir kenara bırakırsın teşkilatın altın kızı.” “Immmm... Hiçbir zaman. Boncuk gözlü minik şey senin benle derdin ne anlatsana biraz?” “Seninle birinin bir derdinin olabilmesi için önce biraz ciddi olman gerekiyor. Alaycılığın beni çileden çıkarıyor.” “Ve senin bu ciddiyetin minik gerilla ruhumunu daraltıyor.” “Kesin artık!” diye araya giren Mürsel, odanın yeniden sessizliğe bürünmesine neden oldu. Akrep bile bütün o alaycılığına rağmen bir şekilde Mürsel’e saygı duyuyor, en azından emirlerine riayet ediyordu. Anka Timinin başına herkese sözünü geçirebildiği için Mürsel verilmişti. Ve bunun hakkını sonuna kadar veriyordu. “Sizinle çalışmak bana çok bedel ödetti. Tansiyonumu yükseltiyorsunuz. Şimdi herkes sussun ve burayı dinlesin” dedi. Elindeki kumandanın düğmesine bastı. Ekranda görünen ilk resim, Akrep’e aitti. Turuncu saçlarının buz mavisi gözleri ile yaptığı kontrast akıl almaz derece kusursuz görünmesine neden oluyordu. Tamamen fit olan fiziği, adeta moda dergisinden çıkmışçasına kusursuzdu. Hırsla çatılan kaşları, boyalı, uzun kirpiklerine değiyordu. Birden çok fotoğraf sırayla ekranda dönmeye başladığında Mürsel gömleğinin kollarını hafifçe yukarı çekti. “Akrep adıyla tanıdığımız Çağla Aladağ. 25 yaşında. Yetiştirme yurdunda büyüdü. Anne babası bilinmiyor. Henüz 5 yaşındayken dehası ile teşkilatın dikkatini çekti. Tüm eğitimlerini özel olarak teşkilatta aldı. Kendi kendine ayakta durabilmeyi başardığı günden beridir ajan olmak için eğitiliyor. Teşkilatın hemen hemen her biriminde üstün başarı ile çalıştı. Sayısız onur madalyası var. Bu yüzden teşkilatın altın kızı olarak da anılır. Okuma yazmayı öğrenmeden yazılım, yeme içmeyi tek başına halletmeyi öğrenmeden dövüş, daha ayağı pedala zor yetişirken araç kullanmayı öğrendi diyebiliriz. En son gerilla operasyonlarından sorumlu birimde çalıştı. Ölüme gönderildiği operasyonlardan bile sağ çıktığını biliyoruz. Akrep adını ona kimse onu öldüremediği, isterse kendi kendini öldürebileceği kadar... Zorlu diyelim, öyle olduğu için verdik. İmza silahı diye bir şey yok, her türlü silahı kusursuz kullanabilir. Herhangi bir kalemi ya da odun parçasını bile kusursuzca ölümcül hale getirebilir.” Akrep huzursuz bir iç çekişle yanıt verdi. “Sağol başkan, hiç sırrımız kalmadı.” “Burada sır yok. Aklına yazsan iyi edersin” diyerek kumandayı eline alan Mürsel, bir sonraki görüntüyü açtı. Ekranda Avcı’ya ait fotoğraflar dönüyordu. Geniş omuzları, kusursuz taranmış saçları ve hafif esmer teni ile oldukça yakışıklı görünüyordu. Alaycı gülümsemesinin belirgin olduğu ilk fotoğraf bir çok kadını kendine kolayca aşık edebilirdi. “Avcı. Ediz Erkal. 31 yaşında. 18 yaşındayken teşkilattan ilk teklifini aldı. Ancak kabul etmedi. Yetiştirme yurdunda büyüdü. 22 yaşında mimarlık fakültesini dereceyle bitirdi. Kız arkadaşı evlenme teklifini reddettikten hemen sonra teşkilata başvuru yolladı. Zaten listemizde olduğu için girmesi çok da zor olmadı. Suikastçı olmak için eğitildi. Döneminin parlak öğrencilerindendi. Soğuk kanlı yapısı ile en acımasız katillerle burun buruna geldiği anlarda bile başarılı olmayı başardı. Kısa namlulu silahlar ve bıçaklar uzmanlık alanı. İlk ve son kez gölgesi olarak çalıştığı ajan, Hançer de en az Avcı kadar, hatta ondan daha başarılı olarak mezun oldu.” Sözlerin tamamlanması ile Akrep gözlerini Hançer’e dikti. Samimi bir gülümsemesi vardı. Hançer kafasını hafifçe sağa sola salladı. Tek kaşı havaya kalktı. Akrep’in neden kendisine baktığını sorguluyordu. Mürsel, ekrandaki fotoğrafı değiştirerek devam etti. Sıradaki resim, doğal sarı saçları, mavi gözleri ve beyaz, tek leke bile olmayan teni ile Becca’ya aitti. Her bir görselde farklı bir zarafet ve güzellik yayıyordu. Farklı kılıklarda, farklı yerlerde çekilmiş bir sürü fotoğrafı vardı. “Becca. Asıl adı Alina Kavur. 29 yaşında. Kılık değiştirme ve sızma alanında uzman. Kavur vakfı ve üniversitelerinin sahibi olan ailenin tek varisi olmasına rağmen, teşkilata başvuru verdi. Devlet üniversitesinin Psikoloji bölümünden birincilikle mezun oldu. Üstün analiz yetenekleri ve özel vücut dili eğitimi ile dikkatimizi çekti. Başvurusu sonrasında kendisini test etmek için yolladığımız Bukalemun’u kolayca açık etmesi ile de başarısını garantiledi. Biriminden kendi döneminin birincisi olarak mezun oldu. Uzun namlulu silahlar ve kaçış teknikleri de en başarılı olduğu alanlardan. Öldüğünü düşündüğümüz son operasyondan sağ çıkarak kendisini buraya tek parça atmayı başardı.” Alina gözlerini devirdi. “Ailemin gölgesi her yerde. Yine” diye mırıldandı. Çocukluğu soy isimlerinin gölgesinde geçmişti. Teşkilatta biraz olsun özgürlük bulmayı umuyordu. Ama bu anlatım onu derinden sarsmıştı. Ailesinin işlerini duymayalı uzun zaman oluyordu. Hançer kıkırdadı. “Bukalemun, Avcı’yla dalga geçişini hatırlıyorum da... Sen de bir kadın tarafından alt edilmişsin.” “Aman ne komik. Bununla tahminen kaç sene dalga geçersin? Beş? On?” “Sonsuza kadara ne dedin?” Mürsel boğazını temizleyince oda yeniden sessizliğe gömüldü. Hızlıca bir sonraki görsele geçtiler. Sakin görünüşü ve normal fizik ölçüleri ile ajan olduğu düşünülemeyecek kadar sıradandı. Siyah saçları ve koyu kahverengi gözleri vardı. Sokaktaki herhangi birine benziyordu. “Bukalemun adıyla tanıdığımız Caner Tezel. 31 yaşında. Avcı ile aynı dönem teşkilata başvuruda bulundu. Sıradan yüz hatları ve iletişim kurma becerisi dikkatimizi çeken ilk unsurdu. Onu takip ederken sayısız kez bizden gizlenmeyi başardı. Bu sayede teşkilata alınmasını uygun gördük. Eğitim sürecinde Avcı ile kusursuz yarıştı. Dönem ikincisi olarak mezun oldu. Alanının gelmiş geçmiş en iyisidir. Becca’yı da o yetiştirdi. Kan görmekten hoşlanmaz. Uzun namlulu silahlar uzmanlık alanıdır.” Bukalemun kafasını geriye attı. Dudaklarından acınası bir inilti kaçtı. “Kan görmekten hoşlanmaz demesek olmaz mıydı gerçekten...” Mürsel umursamazca bir sonraki görsele geçtiğinde ekranda esmer teni ile Fırtına yer alıyordu. Bir çok fotoğrafı kamuflajın içindeydi. Kamuflaj görüntüleri, Hançer’in gözünden bir damla yaş süzülmesine neden oldu. Atilla’nın elini sıkıca tutup ona sessiz destek oluşu ile, elinin tersi ile gözyaşını sildi. Son operasyonun izlerini ve acısını hala taşıyordu. Ama içinde yanan intikam ateşini dizginlemenin başka bir yolu olup olmadığından emin değildi. Mürsel’in söze yeniden girmesi ile, genç kızın kafasındaki düşünceler dağıldı. “Fırtına. Çınar Ceylan, 28 yaşında. Saha uzmanı olarak teşkilata aldık. Askeriyedeki onur madalyaları ile dikkatimizi çekti. Her türlü silahı kusursuz kullanabiliyor. Sahada görevi olmadığı zamanlarda ise teknik ekibe destek sağlıyor. Her türlü arazi hakkında kolaylıkla bilgi edinebilir. 8 dil konuşuyor ve çoğu orta doğu dilleri. Terörle mücadele sürecinde sahadan getirdiği bilgilerle defalarca ajanlarımızın hayatı kurtuldu. Son büyük görevinde sağ çıkan 4 ajandan birisi.” Ekran hızla bir sonraki görsele geçti. Hançer son görevi duyduğunda geçmişini hatırladı. Ancak odaklanması gereken daha önemli şeyler olduğu için dirayetli ve dik durmaya çalışıyordu. Ekranda soluk yeşil gözleri ve beline kadar uzanan kahverengi saçları ile Gölge vardı. Ukrayna sokaklarında çekilmiş fotoğrafları iyice huzursuz olmasına neden oldu. “Gölge. Saye Eraslan. Aranızdaki IT ciler kendisini dark webden de tanıyordur aslında. Uluslararası arenada Shadow olarak bilinir. Adının ve takma adlarının aynı anlama gelmesi ironisinden çok uzun süre faydalanmış olması şaşırtıcı değil mi?” dedi gülümseyerek. İmparator, bakışlarını hızla Gölge’ye çevirdi. “Yıllarca birinci sıra için kapıştığım ve özellikle son 3 senedir ortadan kaybolmuş olan Shadow sen miydin!” diye inledi. Gölge suçlu ve mahcup bir gülümseme ile İmparator’a baktı. “Şey... Farkında bile değildim.. Yani İmparator adında biri bir kaç kez sistemime sızmaya çalıştı ama... Bilirsin, 13 yaşından beridir teşkilattayım ve henüz yaşıtlarım kümelerle boğuşurken ileri matematikte uzmanlaşmış ve yazılım yapma peşindeydim. Bunun için büyütüldüm” dedi. İmparator sesli bir nefes verirken Mürsel bakışlarını kıza dikti. “Ve ilk fırsatta teşkilattan kaçtın. 3 ay saklanabildin Saye. Sonrasında biz seni uzaktan izlemeye devam ettik. Gerçekten lazım olmasan seni kaçak hayatından alıkoymayacaktık. Aslında izlemesi eğlenceli bile sayılırdı. Gölge’yi ilk bulduğumuzda merkez bankası sistemine sızmıştı. Herhangi bir yasadışı eylemi yoktu. Ancak sızabilmesi büyük bir başarı idi. Çok küçük yaşta teşkilata aldık. Özel olarak eğitildi. Sahada aktif olmayı sevmez, ancak gerektiğinde çıkabilecek kadar eğitimlidir. Shadow dark webden çekildiğinde de İmparator birinci sıraya yerleşti.” Cümlesinin hemen ardından ekrandaki görsel İmparator’a döndü. “Yakalamakta zorlandığımız başka bir birey daha. Gölge ile kafa kafaya giden sürekli yarışan hırslı yapısı ve saklanma becerileri ile dikkatimizi çeken Fatih Kara. Nam-ı diğer İmparator. Bizden uzun süre saklanmayı başardı. Hatta Avcı’yı başka bir görev için gönderdiğimiz evde bulduk. Bilgisayar konusundaki becerileri dikkatimizden kaçmadı, uzun zamandır takibindeyiz. Kara ailesinin bir mensubu paraya ihtiyacı olmadığı halde aramızda. Kırlangıç ile aynı okuldan mezunlar.” Ve görsel hızlıca Hançer’in görsellerine döndü. “Hançer. Zeynep Şahin. 29 yaşında. Türkiye ve dünya taekwondo şampiyonlukları ile öne çıkıyor. Doktor. Silahlar özel ilgi alanı. İki yabancı dili var. En azından gelmeden önce öyleydi. Annesi eczacı. Babası ile senelerdir görüşmüyor. Zekasıyla ilgimizi çekti. Avcı’ya kendisini 15 dakika kadar aratmıştı. İstihbarat eğitiminden 3 ayda mezun olan ilk ajan. Sayısız başarılı suikast girişimi var. Şu ana kadar tek bir başarısız görevi oldu. Son görevinden sağ çıkmayı başaran 4 ajandan biri. Ayrıca bizden kardeşi Atilla Şahin’in de desteği ile tam 1 yıl boyunca saklanmayı başardı.” Bir sonraki görsel ise Atilla’ya aitti. “Meka, Atilla Şahin. 27 yaşında. Elektrik elektronik mühendisi. Hançer’i bizden 1 yıl boyunca saklayabildiği için kesin olarak gelişine karar verilmiş olsa da, dikkatimizi ilk olarak öğrenciyken dehası ile çekmişti. Okulunda yapılan IQ testi sonucuna göre o bir dahi. Elektrik ve elektronik cihazlar üzerinde ayrı bir ustalığı var. Tersine mühendislik becerileri de dikkate değer. Kendisinden zamanında bir cihaz talep etmiştik. Yapamayacağını ya da bulamayacağını iletmiş olsa da, IT ekibimiz onun gerekli tüm verilere ulaştığını bulmuştu.” Sahneye en son çıkan ise Kırlangıç’tı. “Kırlangıç. Ekin Şahin. 26 yaşında. İmparator ile aynı okuldan hatta aynı sınıftan mezun diyebiliriz. İkisinin yakın ilişkisini de eklemeyi unutmayalım. Bilişim konusundaki yetenekleri İmparator kadar olmasa da dikkatimizi çekmişti. Darkweb de bir sıralaması yoktu ama bir sürü başarılı siber güvenlik yazılımı daha öğrenci iken vardı. Anne babası kendi halinde birer memur.” Mürsel tüm ekibe göz gezdirdi. “Sorusu olan?” Kimseden belirgin bir ses çıkmamıştı. Derin bir nefes alıp vererek odadaki tüm ajanlara hitap etmeye devam etti. “Eğitimleriniz gerilla ekiplerince verilecek. Herkes, her alanda uzman olacak. Akrep nasıl eğitim aldıysa sizler de aynı şekilde eğitim alacaksınız. Herkes sistemleri kullanabilecek, herkes analiz yapabilecek, herkes silah kullanabilecek ve herkes dövüşebilecek. Anka Timi, tamamen özelleştirilmiş bir tim arkadaşlar. Sizden zoru değil, imkansızı hemen başarmanız bekleniyor.” Elindeki kumandayı sakince masanın üzerine bıraktı. Gömleğinin kollarını indirip ceketini giydikten sonra, jaluzilerin kalkması için diğer kumandanın düğmesine bastı. Tüm ajanları, kaynaşmaları için odada yalnız bırakarak kendi odasına doğru ilerlemek üzere oradan ayrıldı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD