4 - Mizoll

2362 Words
Mekanik, kanatlı hayvanların cıvıltısı dolduruyordu Lorin apartmanını. Başı çatlayacakmış gibi ağrıyor, kemikleri sızlıyor, kısacası her yeri fazlası ile acıyordu gece olan dövüşten sonra. Bir homurdanma çıktı Lorin’in dudaklarından uykusundan uyanırken. Dirseğindeki kırık acısı artık yoktu ama vücudunun üzerinden sanki bir iş makinesi geçmiş gibi hissediyordu. Bir süre etrafı dinledi genç kadın, dostu olarak saydığı gölgeden yaratığın varlığını hissetmeye çalışıyordu. Ama ne kadar dinlerse dinlesin ne Shadow’u hissedebiliyor ne de düşüncelerinde bile duyamıyordu. Dikkatli bir şekilde yatağında doğruldu kadın hala etrafı dinlerken. “Shadow?” Sesi tüm apartmanda yankılanırken tekrar homurdandı Lorin. “Ben kavga edeyim, düşüneyim ki benim arkadaşım benim için kahvaltı hazırlar ama neyle karşılaşıyorum?! Beni terk etmiş!” Bağırarak yatağından kalkarken çıplak ayaklarını neredeyse yerde sürüyordu yürürken. Ama mutfağa girdiğinde karşılaştığı şey elinde olmadan ona bir kahkaha attırmıştı. Shadow, genç kadının önlüğünü giymiş ama başarılı bir kahvaltı harici her şeyi yapmıştı. Yerlere renkli çay yaprakları dökülmüş, birkaç yumurta çay yaprakları ile kırılmış temizlenmeyi bekliyordu, duvarda yağ ve yanık izleri ile sanki duvara bir şey fırlatılmış gibi koca bir leke vardı. Kısacası mutfak tam bir savaş alanına benziyordu. “Bunu nasıl yaptığını sormama-” Ama Lorin daha sözünü bitirmeden Shadow onun sözünü kesmişti. “Gerek yok.” Lorin kendi kendine kıkırdayıp mısır gevreğinin ve sütün olduğu dolaba doğru yürüdü. “Ben de düşünmüştüm ki beni terk ettin. Ama düşündüğümden daha felaket şeyler oluyormuş demek ki sessizlikte.” Shadow ortalığı toplarken Lorin sessiz bir şekilde mısır gevreği yiyordu ta ki Shadow konuşana kadar. “Bu sağlıklı bir şey olamaz.” Lorin ağzına kaşığı götürürken bir anda durdu. “Ne?” “Sürekli mısır gevreği yemenden bahsediyorum. Sağlıklı bir alışkanlık olamaz.” “İçinde kötü bir şey olduğunu zannetmiyorum Shadow. Bence boşuna endişeleniyorsun.” Yüzü olmayan yaratık genç kadına inanmazmış gibi baktı bir süre. “Sen benimle dalga mı geçiyorsun?” “Nerede yaşadığımızı unuttun herhalde endişelenecek bir şey yok.” Shadow sanki siniri bozulmuş gibi derin bir nefes alıp duvarı silmeye devam ederken kendi kendine konuşmaya devam ediyordu. Alışverişe gitmek hakkında konuşurken Lorin bu fikre katılıyormuş gibi anlaşılmayan bir şekilde mırıldandı. Sonunda mısır gevreğini yemeyi bitirdiğinde çanağı lavaboya koyup Shadow’a temizlemesi bir iş daha çıkardığında kendine odasına doğru yürüdü bir melodi mırıldanırken. Üstüne bir kazak geçirip, altına bol bir pantolon giydiğinde kendini olabildiğince hızlı hazırlamıştı. Telefonunu cebine atmadan önce saate bakıp yandan askılı çantasını aldıktan sonra sonunda ayakkabılarını giyiyordu. Ama neredeyse on dakika sonra trafikte sıkıştığında elinde olmadan sinirlerinin gerilmeye başladığını hissedebiliyordu. “Shadow?” Kendi kendine fısıldadı Lorin, gölgeden yaratığın varlığı zihninin en ücra köşesinde belirirken. “Git trafiği ne engelliyormuş bir bak.” Shadow’un zihninden yok olduğunu hissederken kendi kendine homurdandı. Tam tamına beş dakika bekledi Lorin gölgeden yaratığın dönmesini beklerken. Ama sonunda döndüğü ile bir an her şeyin mahvolması bir oldu. Genç kadın arabaların üstüne bir şeyin atıldığını şans eseri gördüğünde kendi arabasından olabildiğince hızlı çıkmaya çalıştı. Ama arabadan tökezleyerek çıktığında ona görünmez bir gücün yardım ettiğini ve arabalardan uzağa çekiştirdiğini hissettiğinde olukça şaşırmıştı. Bu kişinin Shadow olmadığını biliyordu. Dostu saydığı yaratık bu kadar narin değildi onunla. Arabalardan uzağa çekilirken sanki gökten meteor yağıyormuş gibi etrafında arabalar eziliyor ve patlıyordu. Sonunda yoldan yeterince uzaklaştığında ve bir ara sokağa girdiği zaman, kafasını uzatıp uzakta ne olduğunu görmeye çalıştı. Bir an Echo’yu gördüğünde nefretle karışık bir duygu hissetti önce ama sonra ona yardım edenin olduğunu idrak ettiğinde kendisinin gevşemesine izin verdi. Etrafında bir ruh vardı ve eğer öğrenirse Lorin’in Echo’ya kim olduğunu söyleyebilirdi. Yani sanki çaresiz bir sivilmiş gibi davranmalıydı. Ama diğeri kimdi peki? Mischief olamazdı çünkü Lorin orada mahalle ara sokağındaydı. Yeni bir düşman olabilir miydi peki? Telefonunu cebinden çıkarıp sonunda meraklı bir sivil gibi davranmaya karar verdiğinde olabildiğince gizli ve yavaş bir şekilde şekilde ara sokaktan çıkıp oldukları yere giderken insanlar onun etrafında kaçınıyor, birbirlerini ittiriyorlar ve olabildiğince yüksek çığlık atıyorlardı. Yeteri kadar yaklaştığını düşündüğünde tekrardan bir duvarın arkasına saklandı genç kadın. Echo’nun dövüştüğü kişiyi görünce istemeden de olsa kaşları çatıldı. Neon renkli kısa saçları, giydiği techwear şeyler ile sanki Acanai’nin ruhu gibiydi Echo’nun savaştığı adam. Telefonundan bir kaç resim çektikten sonra tam ayrılacaktı ki onu kör eden renkli neon ışıkla elinde olmadan acı dolu bir çığlık attı. Gözlerini ovuşturup geçici körlükten kurtulmaya çalışırken bir anda birisinin onu belinden yakalayıp çekiştirdiğini hissetti. Ama attığı kahkahadan onun Echo olmadığını anlayabilmişti. Lorin elinden geldiğince kötü adamın kollarından çıkmaya çalışsa bile adam sanki onu daha sıkı tutuyormuş gibi geliyordu genç kadına. “Bıraksana lan beni!” diye avazı çıktığı kadar bağırdı genç öğretmen hala kurtulmaya çalışırken. “Ne gürültülü şeysin sen be! Bir sus!” diye çıkıştı neon saçlı adam Lorin’i tutuş şeklini değiştirirken. Kötü adam sanki bir çuval patatesi taşıyormuş gibi Lorin’i taşırken genç kadın sonunda gözlerini kırpıştırarak açtı. Havada olduklarını görünce çığlık atmıştı. “Bir daha bağırırsan seni aşağı atarım.” Genç kadın olabildiğince sıkı ağzını kapatmaya çalıştı ama Echo’nun fırlattığı bir şey tam yanlarından geçtiğinde bu sefer Lorin kötü adamla beraber çığlık attı. “Bu manyak bu gidişle bizi öldürecek.” “Yanımda sivil var falan da dinlemiyor bu be.” Neon renkli saçları olan kötü Lorin’i tutuş şeklini tekrar değiştirirken ve daha korunaklı bir şekilde tutarken genç kadın adamın boynuna sarıldı. Kötü adam şu an Echo’dan daha iyi bir seçenek gibi geliyordu. Techwear giyen kötü son anda başka atılan bir şeyi son anda atlatırken Lorin adamın omzunun üstünden sürekli bir şeyler atan kahramana baktı ve yemin edebilirdi ki Echo’nun ilk kez birisine bu kadar nefret dolu bir bakış ile baktığını gördü. Kötü adam havada bir takla atıp kolayca Echo’yu neon ışık ile kör ettiğinde bu avantajı kullanıp bir anda renkli ışıklar içinde Lorin kollarındayken bir göz açıp kapama ile kayboldu. Tekrardan geçici bir şekilde kör olduğunda Lorin gözlerini kırpıştırdı birkaç kere, tekrafındaki dünyasının normale dönmesini umarak. Bir an kendini bir yere oturtulduğunu hissetti genç kadın, sonrada ellerinin ve ayaklarının dikkatli bir şekilde sandalyeye kelepçelendiğini. Sonunda dünyası yavaştan normale dönerken sanki yer altındaymış gibi bir yerde olduklarını fark etti Lorin. “O kadar yıllık kötüsün hiç bu kadar kötü standartları olan bir yere gelmemiştik Lorin.” Genç kadın aklının bir kenarından gelen Shadow’un sesini duymamazlıktan geldi. Bu sırada ise neon saçlı adam taktikal gözlüğünü çıkarmış, Lorin’e doğru çömelmişti. “Ölü gibi duruyorsun.” dedi sarı gözlü adam. “Teşekkürler. Diyetim sadece mısır gevreğinden oluşuyor. Sen de baya havalısın, baya hoşuma gittin.” Bir an aralarında tuhaf bir sessizlik oluştu Lorin’in dediği şeyden sonra. Bir süre sadece birbirlerine bakmakla yetinedi iki kötü ama sonra neon saçlı adam kahkaha atıp, Lorin’in sırtına hafifçe vurduğunda sanki o tuhaf ortam hiç olmamış gibi bir anda yok oldu. “Tuhaf birisin. Sen de benim hoşuma gittin.” Çömeldiği yerden sanki acı çekermiş gibi bir inilti ile kalkarken Lorin şöyle bir adama baktı. Adamın üçe vurulmuş ve neon yeşiline boyanmıştı, yüzündeki dövmeler ve piercingler ona bir hava katıyordu. Sarı gözleri sanki loş ışıkta parlıyor, gözlerinin etrafındaki siyahlıklar acaba makyaj mı yoksa uykusuzluktan mı diye sorduruyordu, ama esmer tenin solgunluğu ona pek güneş ışığı görmediğini söylüyordu. “Kaçırdın bari ismini verme zahmetine de girseydin.” Kendi kendine mırıldandı Lorin ama yeşil saçlı adam onu duymuş gibi tekrardan kahkaha. “Mırıldanmana gerek yok. Direk sorarsan cevap veririm zaten. Echo gibi kahramanlar yada siviller bana Neo derler. Ama seninle anlaştık gibi ondan dolayı Mizoll diyebilirsin.” “Sana neden Mizoll diyeyim ki? Neo daha kısa.” Mizoll bir an genç kadına inanmıyormuş gibi baktı. “Çünkü birisi ismim birisi de kötü adam adım seslendiği isim.” Tekrardan tuhaf bir sessizlik oluştuğunda sanki garip anı dağıtmak istermiş gibi Lorin “Şaka yapmıştım.” dediğinde Mizoll üçüncü kez kahkaha attı ama bu sefer Lorin adamın acaba aklı yerinde mi diye kendi kendine sorgulmadan edemedi. ☽ ☾ Echo’nun gözlerinin önünde kaçırmıştı Neo onu. Süper kahramanın kalbi sanki yerinden çıkacakmış gibi atıyor, nefesi daralıyordu. Sanki birisi Lorin’i ondan çalmıştı. “Bir süper kahraman olduğunun farkındasın değil mi? Onu kurtaracak olan sensin. Ne panik yapıyorsun?” “Buna hala süper kahraman mı diyoruz biz? Süper ezikten başka bir şey değil bu be.” Echo kendini sakinleştirmek için bir derin nefes aldı. O bir süper kahramandı ve süper kahramanlar her zaman sivilleri kurtarırlardı. Değil mi? Kendini sakinleştirip kendine geldiğinde “Tamam, boş yapmayı kesin bulmamız gereken birisi var ve o Lorin.” diye çıkıştı ruhlara. “Hepiniz dağılın ve bir yeri arayın. Aranmadık yer bırakmayın.” Ruhların varlığı tek tek zihninden ve etrafından yok olurken o da kendi etrafına bakındı. Attığı şeyler yüzünden etraf molozlar ve fırlattığı şeyler ile kaynıyordu. Maskesindeki iletişim cihazına dokunup yukarıdakilere “Ben eve gidiyorum. Neo ortalıktan kayboldu.” dediğinde kimseye fark ettirmeden arka bir sokağa girdi. Sessizlik içinde yürüdü bir süre Echo ama sonunda bir ara sokağa daha girdiğinde ve etrafta kimse olmadığına emin olunca kostümündeki düğmeye basıp kostümünün yok olmasını sağladığına derin bir nefes aldı. Kendisine en yakın duvara sırtını yaslayıp derin bir iç çekti. Aklına günler önceki azgınlık anında olan kostümünü çıkarma macerası aklına gelince kendi kendine güldü. Kostümü soyup çıkarmak arasında birçok farklılık vardı. Eğer düğme ile çıkarırsa kostümü normal sivil kıyafetlere dönüşüyordu ama soyunmak için kostümünü tek tek çıkarırsa anadan üryan çıplak kalıyordu. Bir süre hareketsiz kaldı Xavier. Sonra aklına Jayson geldiğinde cebinden telefonunu çıkarıp hızlı arama ile ablasını arada. İlk birkaç aramada cevap vermeyince tam genç adam kapatacaktı ki ablası sonunda cevapladı. “Haberleri şimdi yeni gördüm, İyi misin?” “İyiyim, bir şeyim yok. Ama küçük bir sorunumuz var.” “Ne sorunu?” “Jayson’un öğretmenini kaçırdı.” Bir an sessizlik oldu hatta, ama sonra Xiomara bir an bağırdığında Xavier telefonu kulağından uzaklaştırdı. “Jayson! Öğretmenini kaçırmışlar! Bugün okula gitmek yok.” “Bağırmana hiç gerek yoktu.” dedi kendi kendine Xavier. Xiomara bir anda “Haber için teşekkürler.” deyip Xavier’in yüzüne kapattığında genç kahraman derin bir nefes alıp telefonunu tekrar cebine koydu. Kendini duvardan itip evine doğru yürümeye başladığında beynindeki sessizliğin tadını çıkardı. Etraftaki cıvıltılar sanki genç adam için şartı söylüyor gibiydi. ☽ ☾ “Ya ne demek güçlerin o kadar havalı değil? Senin gibi renkli kişiliği olması için insanlar canlarını verir be!” “Lorin sence de bu biraz abartı değil mi? Bence kimse canını vermez güçlerim için.” Mizoll bir an duraksadı, kocaman bir sırıtma belirdi yavaş yavaş dudaklarında. “Ama ilk doğan çocuklarını verebilirler.” İki kötü de Mizoll’un şakasına kahkahalar atarken Lorin hala sandalyeye bağlı bir şekilde duruyor, neon saçlı kötü ise üstünü değiştiriyordu. Lorin elbette ona Mischief olduğunu söylememişti. Genç kadın onun gözünde hala bir sivildi… sadece biraz kafa dengiydi o kadar. Artık bacaklarının uyuştuğunu hissetmeye başladığında yüzünü buruşturdu Lorin bacaklarını oynatmaya çalışırken. “Mizoll! Bacaklarımı hissetmiyorum artık!” diye diğer odadaki kötü adama bağırdı genç öğretmen. Neon saçlı kötü adam sonunda diğer odadan kafasını uzatıp Lorin’e baktı bir an. “Söz ver kaçmayacağına.” “Sence kaçmayı düşünüyormuşum gibi mi duruyorum oradan?” Mizoll genç kadına doğru yürürken “Sadece emin olmak istiyorum.” dedi. Parlak sarı gözlere sahip adam genç kadının kelepçelerini açarken sanki Lorin bir an saldıracakmış gibi dikkatli davranıyordu. Kelepçelerin mekanik açılma sesi tüm odada yankılanırken Lorin’in yüzünde şeytani bir gülümseme belirdi. “Shadow burada mısın? Fark ettirmeden bir şeyleri devirsene. Azıcık paranoyak yapalım yeni dostumuzu.” diye beyninin içinde gölgeden yaratığa seslendi Lorin çaktırmadan. Neon saçlı kötü genç kadının ona nasıl baktığını fark ettiğinde o da ona şüphe duyarmış bir şekilde baktı. “Gülünce çok korkunç olduğunu söylemişler miydi?” diye sordu genç adam. Lorin’in cevap vermesine gerek kalmadan arka odalardan bir gürültü geldiğinde Mizoll bir anda alarm olmuş bir kedi gibi dikleşti. “Burada kal.” Genç kadın bir süre adamın sesin geldiği odaya doğru gittiğini izledi oturduğu yerden kalkmadan önce. Ama kalktığı gibi bacaklarını hissedemediğini hatırlayınca sandalyeye yaslandı. Tabii ki kaçmayacaktı. Bu yeni tanıştığı kötü kafa dengi birisiydi ve şu an onu sadece sınıyordu. Shadow başka bir odada bir şeyleri düşürmeye devam ederken Lorin şöyle bir etrafa bakındı. Elbette Mizoll’e ait bazı kıyafetler falan yerde duruyordu ama ondan başka kişisel eşyası yokmuş gibi duruyordu diğer kötünün. “Mizoll? Senin ailen var mı?” diye seslendi duvarlardaki grafitilere bakarken, sonunda ayaklarını hissedince ve kendini sandalyeden iterken. Her duvarda başka bir resim veya karalanmış bir yazı vardı sanki bir sanatçının çalışma alanındaymış gibi. Dostu dediği gölgeden yaratık artık bir şeyleri düşürmeyi bıraktığında esmer adam sonunda diğer odadan sanki eşyalarının düşüşünün nedenini öğrenemedi diye siniri bozulmuş bir şekilde bakarken istemeden bile olsa sözleri sinirli gibi çıkmıştı sonunda konuştuğunda. “Fazla merak iyi bir şey değil Lorin. Kendi işinle uğraş sen.” Lorin, Mizoll’un bu dediği şey üzerine ona döndü. Demek ki beyefendi sinirlendiğinde sinirlerini etrafından çıkarıyordu. “Beni kaçırdın lan sen. Şu an okulda çocuklara bir şey anlatıyor olabilirken ben seninle hangi cehennemdeysek oradayız.” “Söylediklerine dikkat et istersen. Karşında kim olduğunu unutuyorsun.” Mizoll, Lorin’ doğru bir adım atarken konuştu sanki saldırmadan önce son kez uyarıyordu. Lorin kendi üzerinde yeni bir çift göz hissettiğinde dikkatli bir şekilde davranması gerektiğini ve güçlerini kullanamayacağını hatırlattı kendine. “Nerden geldi bu şimdi? Hem niye geldi ki? Ben halledebilirdim işimi.” diye düşündü kendi kendine Lorin. Ama Shadow “Burada değil zaten. Kuklalarını salmış etrafa.” dediğinde Echo’nun yaptığı şey ilk kez genç kadına mantıklı gelmişti. Tabii ki kaçırılmış bir sivili bulmak için böyle bir şey yapacaktı. Ama iki saat içinde onu bulması acaba şans eserimi diye bir sorduttu. “Sende dikkat etsen iyi olur çünkü beni kimin kurtaracağını ikimizde biliyoruz.” “Echo’ya güvenme sakın. O salak yüzünden kaçırıldın çünkü.” “Neo, dikkat et.” diye uyardı Lorin onu. Bir taraftan onun iyiliğini düşünüyordu. Eğer ruh onun ismini bilirse ismini Echo’ya söyleyebilirdi ama görünüşünü tam olarak ona anlatamazdı… zaten anlatmasına da gerek yoktu çünkü Mizoll’un saçı fazla dikkat çekiciydi. Neon saçlı genç kadının dediğini anlamış gibi daha çok kaşları çatılırken geri bir adım attı. “Buradan çıkmamız lazım hemde hemen.” Neo kenara koyduğu taktikal gözlüğü kapıp tekrardan takıp Lorin’in elini tutup onu kapıya doğru çekiştirdi. Her attıkları adım sessizlikte yankılanırken, dışarı koşturdular beraber, ruhu kaybetmeye çalışırken. İzlenme hissi bir süre devam etti boş labirent gibi koridorlarda. Ama sonuna o his kaybolduğunda Lorin Neo’nun elini çekiştirip onun koşturmasını durdurdu. Nefes alma sesleri koşuşturma sesleri yerine geçerken etrafına bakındı. Tabi ki onları takip eden ruhu göremiyordu ama o gözlenme hissini tekrar hissedecek mi diye bekliyordu. “Görünüşe göre artık benim suç ortağımsın.” Neo gözlüğünü kaldırırken konuştuğunda Lorin elinde olmadan kendi kendine “İşlediğim suçları bilsen kalbin durur.” diye düşünmeden edemedi.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD