BÖLÜM 2: İLK SINAV

430 Words
Berçim, kalbinin göğüs kafesini zorladığını hissedebiliyordu. Araf’ın her cümlesi, acaba kimliğim deşifre mi oldu sorusunu tetikliyordu. Bu adamla satranç oynamak, hamleleri önceden görmek imkansızdı. çünkü Araf kurallara göre oynamıyor, satranç tahtasını ateşe veriyordu. Aralarındaki mesafe sadece birkaç metreydi ama Berçim, bu mesafenin aslında iki farklı dünya -hukuk ve kaos- arasındaki uçurum olduğunu biliyordu. "Malların sevkiyatı bu gece yarısı," dedi Berçim, konuyu profesyonel bir zemine çekerek. "Çocuklar hazır. Rota belirlendi. Sadece senin onayın kaldı." Araf masanın üzerindeki haritaya eğildi. Diğer üç üye; asabi ve sağı solu belli olmayan Bahadır, sessizliğiyle ürküten Taner ve teknolojinin dilinden anlayan ama insanlarla konuşmayı beceremeyen Caner, henüz ortalıkta yoktu. Bu, Araf’ın Berçim’i yalnız yakalamak için ayarladığı bir sahne miydi? "Senin hikayende," dedi Araf aniden, başını kaldırmadan, "tutmayan bir şeyler var." Zaman durdu. Depodaki damlayan suyun sesi, bir balyoz gibi yankılandı Berçim’in kulaklarında. Elini istemsizce belindeki silahın kabzasına yaklaştırdı ama dokunmadı. Soğukkanlı kalmalıydı. Panik, suçluluğun itirafıydı. "Ne gibi?" diye sordu, sesini sakin tutmaya çalışarak. Araf başını kaldırdı, gözlerini Berçim’in gözlerine kilitledi. "Fazla iyisin," dedi. "Sokaktan gelen biri bu kadar disiplinli olmaz. Sokak dağınıktır, Berçim. Sokak, hayatta kalmak için doğaçlama yapar. Sen ise... sen bir metot gibisin. Bir algoritma. Her adımın hesaplı." Berçim hafifçe gülümsedi, bu gülüş en iyi savunmasıydı. "Belki de sokak beni eğitirken acımasız davranmıştır. Dağınıklığın ölüm getirdiğini erken öğrendim Araf. Eğer bu bir kusursa, düzeltmemi isteyeceğin son şey bu olmalı." Araf’ın yüzünde belli belirsiz bir takdir ifadesi belirdi, ya da belki sadece ışığın bir oyunuydu. "Kusur değil," dedi, masadaki haritayı dürerken. "Şüphe uyandırıcı bir yetenek. Ama bu gece, bu yeteneğe ihtiyacımız olacak." Araf, haritayı Berçim’e uzattı. Bu basit hareket, bir güven gösterisi değil, bir sınav kağıdının teslimiydi. "Bu gece direksiyonda sen varsın," dedi. "Eğer dediğin kadar 'temiz' ve 'disiplinli'ysen, bu sevkiyatı tereyağından kıl çeker gibi halledersin. Ama eğer..." Bir an duraksadı, Berçim’in gözbebeklerindeki o küçücük titremeyi yakalamaya çalıştı. "...eğer bir pürüz çıkarsa, sorunu dışarıda değil, içeride ararım." Berçim haritayı aldı. Kağıdın hışırtısı sessizliği yırttı. "Pürüz çıkmayacak," dedi. Araf arkasını döndü ve tekrar pencereye yürüdü. "Çıkmamalı. Çünkü ben hata yapanları affetmem, Berçim. Ben sadece hatayı ortadan kaldırırım." Berçim depodan çıkarken sırtında hissettiği bakışların ağırlığı, taşıdığı gizli polis rozetinden çok daha fazlaydı. Kapı kapandığında derin bir nefes aldı. Soğuk hava ciğerlerini yaktı ama bu acı ona yaşadığını hatırlattı. Oyun başlamıştı. İçerideki adam, Araf, sadece bir suç örgütü lideri değildi; o, insan ruhunun karanlık taraflarını okumayı bilen bir zihindi. Ve Berçim, bu zihni alt etmek istiyorsa, kendi karanlığını da kucaklamak zorundaydı. Ya onu hapse tıkayacaktı ya da bu kapkara arafın içinde, kendi ruhunu kaybedecekti. Ancak bu gece, sadece hayatta kalması ve direksiyonu titretmemesi gerekiyordu. Görev, daha yeni başlıyordu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD