1.Bölüm: Nişanlın İle Tanışacaksın
Saye
Engindağ malikanesi dışarıdan bakıldığında vaat edilmiş bir cennet gibiydi. Bebek tepelerinde Boğaz’a tepeden bakan iki dönümlük arazinin ortasına kondurulmuş üç katlı ev, zenginlik ve statü sembolüydü. Çevresinden gizlenen, tek girişli ve yüksek güvenlikli bu malikanenin içindekiler elit kesime hükmederdi.
Gizli terasında Boğaz’ı izlerken önemli görüşmeler yapılır, havuzunun yer aldığı bahçede siyasette gücü elinde tutan insanlar partiye katılırdı. Yurt dışı bağlantılı misafirler helikopter pisti ile evi ziyaret ederdi.
Her şey mükemmeldi. Tabi bu mükemmellik kara para ve yeraltı dünyasının pisliği ile gelmeseydi. Dışarıya sunulan imajın aksine Engindağlar kara para işinde olan bir mafya ailesiydi.
Aile toplantılarının yapıldığı geniş salonda oturmuş, kraliyet mavisine boyanmış duvarlara baktım. Aklımdan çılgınca bir fikir geçti.
Boyayı kazısam altından ailemin döktüğü kan sızar mıydı?
‘’Saye! Hadi ama!’’
Gözlerimi kırpıştırdım. Nisa bana kızgınlıkla şişirdiği yanakları ile bakıyordu.
‘’Üzgünüm, dalmışım. Ne demiştin?’’
Kuzenim uzun kahve saçlarını savurup bana kızgın mavi gözleri ile baktı. Elinde tuttuğu tabletten bana birkaç tasarım göstermeye çalışmış olmalıydı.
Nisa derin bir nefes alıp konuştu. ‘’Moda haftası için tasarımımı yarışmaya yollamayı düşünüyorum. Senin fikrini sordum.’’
Tableti elime alıp çizime baktım. Asice şekillendirilmiş kumaş ve süslemeler kesinlikle marjinaldi. Nisa sessiz ve fazlasıyla içine kapanıktı. Benden dört yaş küçüktü. Onu en başında üniversitede moda okumaya iten de bendim.
On altı yaşında elindeki çizimle gülümsediğinde, gözlerindeki parıltıyı gören sadece bendim. Tam da bu yüzden bu kirli dünyada, değeri biçilmeden önce az da olsa hayatı deneyimlemesini istemiştim.
Ancak sakin mizacının aksine tasarımları ile duygularını haykıran biri olmasını beklememiştim.
‘’Yine çılgınca ve harika.’’
Sözlerimde ciddi miyim diye yüzümü incelerken ona gülümsedim. En sonunda o da gülüp burnunu havaya dikti. ‘’Ne de olsa ben tasarladım.’’
Onun ego oyununa katılıp övgülerimi yağdırmaya başlayacaktım ki ana kapı gürültüyle kapandı. Ardından birbiri ardına bağırışlar duyuldu.
Engindağ ailesinin standart bir günüydü.
Nisa merakla ayağa kalkıp ‘’Yine ne oldu?’’ derken çoktan salondan çıkmıştı. Amcamın aile duyurusunun askıya alındığını düşünüp odama çıkmaya karar verdim, zaten saatte bir hayli geç olmuştu.
Her ne oluyorsa önceliği ele geçirdiği kesindi.
Salondan çıkıp merdivenlere ilerlemiştim ki bodrum katından gelen sesi duydum.
‘’Hay amına koyayım, ne bokuna kahramanlık yaptıysam!’’
Abimin acı dolu sesini duyunca durdum. Nefesim bir an göğsüme sıkıştı.
Hayır, herkes olur ama abim olmaz. Hayır! Bana ailemden tek kalan o.
Ayaklarım ben daha farkında varamadan bodruma inmeye başladı. Merdivenlerin sonuna gelince sola döndüm. Revire doğru koştum.
Kapı eşiğinde durduğumda içeride üç kişi vardı. Ailenin doktoru Ceyhun Bey, abimin omzuna baskı yapıp kanamayı durdurmaya çalışıyordu.
‘’Dikiş atılması gerekecek.’’
Abim öfkeyle kükredi. ‘’Siktir! O Cihangir piçinin ebesini bellemezsem…’’
Doktor yarasına bastırınca sözü yarım kalıp bir inlemeye dönüştü. O sırada ikiliden uzakta olan kuzenim Alper sakince dikiliyordu.
Tek kelime etmeyen, sessizliği güç olan bir adamdı. Gençti. Benden bir yaş büyüktü. Ancak sarsılmayan varlığı şimdiden içimi rahatlatmıştı.
Eğer abim ölüyor olsaydı, Alper böyle sakince durmazdı.
Ben düşünceler ile boğuşurken yanımda durduğumu fark etmediğim Nisa kolumu çekti. ‘’O iyi Saye.’’
Nisa’nın sözleriyle abim başını çevirdi. Bu da beni harekete geçirdi.
Abime yaklaşıp ‘’Ne oldu?’’ diye sordum.
Alper ‘’Ben de tam onu merak ediyordum. Ne diye yere kanını akıtıyorsun Erdem?’’ diye sordu.
Abim homurdandı. ‘’Senden üç yaş büyüğüm be. Abi falan desene.’’
‘’Saygımı kazandığında sana abi derim Erdem.’’
İkisi birbirine dalaşırken yerimde duramadım. Doktora bakıp ‘’İyi mi?’’ diye sordum.
Ceyhun Bey babacan bir adamdı. Ailemizde adamları yüzlerce kez dikmiş, onlarca kurşunu hatıra diye bir kavanozda biriktirmişti. Onun için sıradan bir gündü. Hatta sıkılmış görünüyordu.
‘’Merak etme Saye. Kurşun delip geçmiş, çıkış yarası olduğundan ve omzundaki dokuları zedelemediğinden sıkıntı yok. Sadece birkaç dikiş gerek.’’ Gözlüklerini düzeltip abime en sert bakışını attı. ‘’Tabii dikişlerde patlamadan durmalı.’’
‘’Tabii doktor, elimden geleni yaparım.’’
Nisa gözlerini devirdi. Bir sene önce revirde abimi hizmetçi kızla bastığımız zamanı hatırladığına emindim. Abimin iyileşme konusunda farklı tedavi metotları vardı.
Kızıl saçlı, dolgun göğüslü kızların kucağında zıplaması gibi. Eminim ki dikişleri, aynı kızın bedeniyle kendisininki gibi hızla kaynaşırdı.
Alper bir şişe votkayı abime verip kafasına dikmesini izlerken, doktor da dikişleri attı.
Alaycı ve her zamanki gevşek abimi görmek sinirlerimi yatıştırdı. Durumu çok da kötü değildi. Ancak ne olduğunu merak ediyordum.
‘’Abi…’’
Merdivenleri döven sert adımlarla aynı anda ‘’Ofisime! Hemen!’’ bağırışı yankılandı. Amcam eve dönmüştü. Ve antredeki kan izlerinin sebebini öğrenmek istediği kesindi.
Alper tek kelime etmeden harekete geçerken abim yüzünü buruşturdu. Nisa çoktan ilgisini kaybetmişti. Ne de olsa ofise çağırılan o değildi.
Zaten o odadaki gizli konuşmalara dahil edilmezdik. Yine de abim vurulmuştu. Neler olduğunu öğrenmek istiyordum.
Ceyhun Bey ‘’Ben de gideyim, pansuman için gelirim,’’ deyip gitti.
Abim sedyeden kalkarken hala kolunda kan vardı. Ancak amcamı bekletmeyi göze alamazdı. Hızlıca kanlı gömleğini üzerine geçirip önünü ilikledi.
Yüzünü buruştursa da revirden çıkıp merdivenleri tırmandığında peşindeydim. Amcamın ofisi ikinci kattaydı.
Alper çoktan ofiste olmalıydı. Nisa da ortada yoktu.
Abim ofise varmadan önce iç çekti. ‘’Ufaklık iyiyim, hadi odana git.’’
‘’Hayır, ne olduğunu bilmek benim de hakkım.’’
‘’Saye!’’
‘’Bana Saye deme! Eve her gün vurulup geliyormuşsun gibi davranma!’’
İkimizin bağırışıyla ofisin kapısı açıldı. Alper eşikte dururken üzerine oturan takım elbisesi ve beyaz gömleği ile bir iş toplantısından yeni çıkmış gibi duruyordu.
Mafya değil de bir plaza erkeği olmak ona daha uygundu. Elbette o kuzu kılığına girmiş bir kurt olmasaydı.
‘’Hemen geliyorum Alper. Saye de odasına gidiyor.’’
Benim adıma konuşmasına öfkelendim. ‘’Öğrenmek benim de hakkım.’’
Abim kızgın gözleri ile bana tepeden bakarken kaşlarını çattı. Ofisten amcamın sesi duyuldu. ‘’Saye de gelsin.’’
Bir an duyduğumuz cümleyle üçümüz de gözlerimizi kırpıştırdık. Engindağ ailesinde kadınlar işlere dahil edilmezdi, ancak anlaşmalı evlilikler ya da bir partide erkeklerin kollarına taktıkları aksesuarlar olarak yer alırdı. Belki tek istisna yengemdi. Onun bile her şeyi bildiğinden emin değildim.
Babam zamanında işler böyle değildi. Ancak amcam farklıydı. Babam o gün ölmeseydi böyle olmazdı.
Hüzünlü düşünceleri kafamdan hızla attım. Alper kapıyı itip geçmemi işaret etti. Abim kolumu tutmaya çalıştı. Tutuşundan sıyrılıp ofise girdim.
Amcam tüm heybetiyle cilalı ahşap masanın arkasında oturuyordu. Ellerini masanın üzerine koymuş, yırtıcı mavi gözleri ile bizi izliyordu. Kara saçlarına çoktan aklar düşmüştü. Ellilerinde olsa da atletik yapısını hala koruyordu.
Playboy dergisi modeli ile politikacı karışımı bir görünümü vardı.
‘’Oturun.’’
Alper kapıyı kapatınca hepimiz koltuklara yerleştik. Amcam bakışlarını abime dikip ‘’Anlat,’’ dedi.
Abimin adem elması aşağı yukarı hareket etti. Bir an başına kötü bir iş açtığını düşünüp telaşlandım. Cihangirler ile ilgili bir şeyler demişti. Yoksa birisiyle çatışmaya mı girmişti?
Avuç içlerimi kot pantolonuma sürüp ona baktım. Gerginlikten ölmek üzereydim.
Abim konuşmaya başladı.
‘’Bugün ayarladığımız liman sevkiyatını görüşmek için Oktay Aras ile görüşmeye gittim.’’
Alper söze karıştı. ‘’Tuzla Limanı’ndaki görüşme mi?’’
‘’Evet.’’
Amcam asla yorum yapmaz, olayları dinlerken cevap vermezdi. Sadece devam etmesi için teşvik ederdi. Şimdi de farklı değildi.
‘’Devam et.’’
‘’Mal giriş çıkışı ve belgeler konusunda bazı eksikler vardı. Ondan biraz uğraştırdı. Hamza’nın…’’ Abim bir anda dilini ısırıp bana baktı. Öksürüp bilmemen gereken bilgileri filtreledi. ‘’İşler uzun sürdü. Eve dönmek için yola çıktığımda akşam dokuzu geçmişti.’’
Amcam yine ‘’Devam et,’’ dedi.
‘’Kalamış Marinası’nın arka tarafında bir kadını tartakladıklarını gördüm.’’
Alper’in kaşları çatıldı. Amcam ise tepkisiz abimin devam etmesini bekledi. Bense daha çok gerildim.
‘’Biliyorsun amca, Arasların bölgesinde çekip gidemezdim, hele de bir kadını tartaklayan beş adam görünce. Bende Ali ve İsmail ile kıyaya çekip olaya müdahale ettim.’’
Alper uzaklara dalmış gibi ‘’Arasların bize borcu oldu desene,’’ diye yorum yaptı.
Abim anlatmaya devam etti. ‘’Olaylar pisleşti. İkisini etkisiz hale getirdik, sonra silah çektiler ikisini de indirmek zorunda kaldık. Biri kaçtı.’’
‘’Yani orda vurulmadın?’’
Alper bunu sorarken benimse nefesim boğazıma sıkıştı. Abim silahlı çatışmaya girmişti. Ailemiz için bu anormal olmasa da babamın başına gelenlerden sonra aşırı tepki verdiğimi kimse söyleyemezdi.
‘’Hayır.’’
‘’Devam et.’’
Alper geri yaslanıp daha fazla müdahale etmedi.
‘’Cesetleri temizlemeleri ve adamları konuşturmaları için Ali ve İsmail’i geride bıraktım. Kız arbedede kafasını çarpmış olsa gerek ki bayılmıştı.’’ Abim iç çekti. Yüzü kasılırken ‘’Kız Sinan’ın kız kardeşiydi,’’ diye ekledi.
Alper yerinden doğrulurken ‘’Kim o kızı hedef alır ki?’’ diye sordu.
‘’Bilmiyorum anasını satayım. Ama kızı orda öylece bırakacak değildim ya. Ben de Neon’a abisine teslim etmeye gittim.’’
Kendime engel olamadan bağırdım. ‘’Ne yaptın? Ne yaptın?’’
Sinan Alkan, ailemizin düşmanı olan Cihangir ailesiyle müttefik bir ailedendi. Bize yönelik basit suçlar işlemiş olsalar da sonuçta düşmanın dostuydular. Bu da otomatikman bizi düşman yapıyordu.
Amcamın hoşnutsuz bakışlarını kazanırken abim saçını avuçlayıp geri taradı. ‘’Kızı Sinan’ın mekanına götürüp arka kapıdan girdim.’’
Alper mantık yürüttü. ‘’Kardeşini düşmanının kucağında baygın görünce Sinan da seni vurdu mu?’’
Abim küfür etti. ‘’Onu yapan Emre Cihangir piçiydi.’’
Hem babamın katilinin hem de şimdiki aile reisi Adem Cihangir’in yeğeni olan Emre Cihangir abimi vurmuştu. Öfke içimi yaktı.
‘’Devam et.’’
‘’Kızı Sinan’a teslim edip kaçırmaya çalıştıklarını söyledim. Bilirsin normalde Cihangirler pek Neon’da takılmaz. Ama o akşam bir toplantı için Sinan ile Emre buluşmuş. Ben kucağımda Tuana ile ortaya çıkınca işler karıştı. Sinan açıklama istedi, azıcık da olsa kafası çalışıyor. Emre piçi ise direkt ateş etti.’’
Abim omzunu ovalarken homurdandı. ‘’Kızı kucağımdan atıp ateş edecek ya da kendime kalkan yapacak halim yoktu ya.’’
Alper soğuk çıkan sesiyle ‘’İyi fikirmiş,’’ dediğinde tüylerim diken diken oldu.
Ne kadar mükemmel görünse de bazen derinlerinde korkulması gereken bir cani gizli olduğunu düşünüyordum.
Abim onu duymazdan gelip konuşmaya devam etti. ‘’Zaten hemen ardından Sinan embesilin yüzüne yumruk attı. Kardeşinin de vurulabileceği hakkında bağırıp çağırırken, Emre’yi kulüpten kovdu. Sonra da ben ayrıldım.’’
‘’İyi pusu yememişsin.’’
Abim alayla güldü. ‘’Kesin yapardı adi pezeveng. Sinan birkaç adamını peşimden koruma diye yolladı.’’
Amcam sonunda ‘’Bu kadar mı?’’ diye sordu.
‘’Bu kadar.’’
‘’Alper, Sinan’ın çevresini yokla. Alkanların can borcu olması iyidir. Kız kardeşini kim, neden kaçırmak istemiş öğren. Cihangirler ile çatışırlarsa bizim yararımıza olur. Ayrıca Araslara da limanlarında dönen pisliği hatırlat.’’
‘’Tamamdır baba.’’
Alper ofisten çıkacakken amcam ‘’Sana dediğimi de yap,’’ dedi.
Alper başıyla onayladı.
‘’Erdem, git dinlen. Yarana kardeşin pansuman yapar. Ceyhun’un yarın başka işleri var.’’
Soğuk çeliğin taşa sürtünmesi gibi amcamın sesi de beni irkiltti. Doktor ile olan planlarını bilmek istemedim.
‘’Emrin olur amca. Saye meşgul olursa da ben başkasını bulurum.’’
İma ettiği şeye amcam tepki vermedi. Onun yerine bana dönüp ‘’Saye seni ofise çağırma sebebime gelelim,’’ dedi.
Amcamın, abimin yanında olmama izin vermesi gibi boş bir umuda kapıldığım için kendime kızdım. Bu güne kadar hiç ofisteki işlere dahil edilmemiştim. Şimdi buradaysam kesin bir şey vardı.
Abimde aynı şeyi düşünüyor olacak ki gerildi.
‘’Onu ikna etme işi sende.’’
Amcamın sözleri ile kafam karıştı. ‘’Kimi?’’
Tam o anda ofisin kapısı çalındı.
‘’Gel.’’
Kapı açılıp Nisa başını uzatınca şaşırdım. Yalnızdı.
‘’Abim, beni çağırdığını söyledi baba.’’
Demek Alper ofisten çıkınca kardeşinin yanına gitmişti.
‘’Geç otur.’’
Nisa başıyla onaylayıp abisinden boşalan koltuğa oturdu. En az benim kadar gergindi. Amcamın telefonu çalınca hepimiz sus pus olduk. Masasından kalkıp ofisin balkonuna çıktı.
Üçümüz geride kaldık. O sırada Nisa abime bakıp ‘’Ne oldu sana?’’ diye sordu.
Abim elini sallayıp ‘’Neon’da vuruldum,’’ deyince Nisa’nın mavi gözleri kocaman oldu.
‘’Neden?’’ diye resmen cırladı.
‘’Kes be kızım, cırlama.’’
Nisa ayağa kalkıp ‘’Ne oldu?’’ diye daha sessiz sordu.
‘’Sinan’ın kız kardeşi kucağımda kulübe girince ortalık karıştı.’’
Nisa’nın resmen rengi attı. ‘’Seni Sinan mı vurdu?’’
Abim umursamadan geriye kaykıldı. ‘’Emre Cihangir’e bir kurşun sözüm var.’’
‘’Nasıl?’’
Amcamın neredeyse geri dönmek üzere olduğunu görünce abimin saçma anlatımını kesip açıkladım.
‘’Tuana’yı biri kaçırmaya çalışmış, abimde oradan geçerken kızı kurtarmış. Kız baygınmış, ondan Neon’a götürüp abisine teslim etmek istemiş. O sırada kulüpte Emre Cihangir varmış, abime ateş etmiş.’’
Abim homurdandı. ‘’Bütün anlatma zevkimi öldür zaten.’’
Bakışlarım yeniden balkon kapısına kaydı. ‘’Amcam benim yerime seni öldürür merak etme.’’
‘’Doğru. Nisa böyle cırlamaya devam ederse olacağı o.’’
‘’Ben cırlamadım! Allah aşkına, şok oldum.’’
Abim eliyle geçiştirdi. ‘’Her neyse.’’
Ancak Nisa susmadı. ‘’Sinan vurulmana izin mi verdi?’’
Abim tek kaşını kaldırıp tüm dikkatini Nisa’ya verdi. ‘’Neden vermesin ki?’’
Nisa bir an yırtıcının hedefi bir av gibi geriledi. ‘’Kar-kardeşini götürmüşsün.’’
‘’Her ne bok olursa olsun, düşmanlığım o kızla değil.’’
Abimin gözleri soğuktu ama o anda aklından ne geçtiğini adım gibi biliyordum. Tuana’nın yerinde ben de olabilirdim. O an kızı kurtarmak için abim orda olmasaydı, şimdi hangi depoda ve ne halde olurdu Allah bilirdi.
Düşünmek bile tüylerimi diken diken etti.
Nisa kısık sesiyle ‘’Biliyorum. Sen öyle biri değilsin ama Sinan da değil,’’ derken cümlenin sonuna doğru sesi iyice yok oldu.
Abim kaşlarını çatıp ona baktı. Bir şeyler soracağı kesindi.
Balkon kapısı çat diye kapanınca hepimiz başımızı çevirip amcama baktık.
Otoriter varlığı odaya yayılırken sandalyesine oturdu. Ardından pimi çekilmiş bir bomba gibi kelimeleri kucağımıza attı.
‘’Nisa, yarım akşam nişanlın ile tanışacaksın.’’