3.BÖLÜM

1265 Words
"Herkese karşı bu kadar kibar mısındır?" dedim. Boşu boşuna burada kafamda kurup, kendime acı çektirmeme gerek yoktu. "Yalnızca önemsediğim insanlara karşı" dediğinde istemsizce gülümsemiştim. Masanın üstüne oturdum ve Serkan'ın uzattığı elini tutarak masadan indim. Birlikte camın önüne geldik. Ayaklarımın üstünde yükselerek pencerenin kolunu indirdim ve dışarıya baktım. “Buradan çıkabiliriz” dedim ve sağıma döndüm. Serkan’ı bu kadar çok yakınımda görmeyi beklemiyordum. Yüzümün ısındığını hissettim. Kalbim yine hızlı atmaya başlamıştı. Yine ona bakarken dalıp gitmiştim. “Ben de bir bakayım.” Dediğinde yerimde kıpırdanmadan duruyordum. “Buket?” dediğinde “Hım.” Diye mırıldandım. Yanıma iyice yaklaşarak, beni kendisi ve pencerenin arasına alacak şekilde çok yakınımda durdu. Başımı kaldırmış, meraklı ve heyecanlı bir şekilde ona bakıyordum. Eğildi ve yüzüme yaklaşarak çok yakın bir şekilde yüzüme baktı. Şimdi çok yakından gözlerinin içine bakabiliyordum. Bir kez daha kendimi onun gözlerinin içinde gördüğümde, karnımda kıpırtılar hissettim. Gözlerim istemsizce onun dudaklarına kaymıştı, sonra bakışlarımı tekrar onun yüzüne çevirdim. Başını benden uzaklaştırarak yine eski haline geldi. “Müsaade eder misin, bir de ben bakayım?” dediğinde “Ah, tabi” dedim ve hemen küçücük alandan çıkmaya çalıştım. Ben sağa doğru adım attığımda Serkan da o tarafa yöneldi; sol tarafa yöneldiğimde o da aynı şekilde sola doğru yöneldi. Onun yüzüne baktım yine, “Önce hanımlar” dedi ve benim geçmem için bekledi. Yüzüm alev alev yanıyordu. Boğazımı temizleme gereği duydum. Serkan ile bodrumda karşılaşmayı beklemiyordum. Dahası, ilk defa onunla bu kadar çok YALNIZ VE BAŞBAŞA kalmıştık. Ondan deli gibi hoşlanıyordum. Nerdeyse onu öpecektim! Bir an önce buradan çıkmamız gerekiyordu. “Yaşayacak mıyız doktor?” diyerek sessizliği bozdum. Serkan başını camdan içeriye sokarak bana baktı ve “Elbette!” dedi gülerek. Dişlerini göstererek gülmüştü, onu ilk defa böyle gülerken görmüştüm. Kalp atışlarım hızlandı. Sessiz ve derin bir nefes alıp verdim. Allah’ım sen kalbime mukayyet ol Ya Rabbim! Amin. “Eee, nasıl yapalım?” dedim Saçlarımı elimin tersi ile arkaya atarak. “Hmm.” Dedi Serkan. Bisikletine ve kapıya baktı, bir şeyler düşünüyordu. “Sen anahtarını al Buket, ben de eee-“ dedi. Onun anahtarı dışarıda kalmıştı. “Bisikletimi buradan çıkarabilir miyim ki? İki kere gelmeye uğraşmayayım” dedi. Cama ve bisikletine baktım. “Tekerleri dışarıda takacaksan eğer, elbette çıkarabilirsin.” Dedim. İkimiz de gülüyorduk. Kapının yanına gittim ve anahtarımı çıkarmaya çalıştım. Ben çektikçe anahtar çıkmamaya yemin etmiş gibi bir türlü çıkmıyordu. “Anahtarımı çıkaramıyorum.” Dedim. Serkan hiçbir şey söylemeden yanıma geldi ve anahtarı çekip çıkardı ve bana verdi. “İşte, burada.” Dedi. Uzattığı anahtarı alırken, elim yanlışlıkla onun eline değmişti. Yine birbirimize bakıyorduk. Bakışları ellerimi buldu. Ben de ellerimize baktım: Benim küçücük ellerim, onun kocaman ellerinin arasında iyice küçük kalmıştı. Onun yüzündeki gülümsemeyi gördüm, kalbim tekledi. Hızlıca elimi çektim. “O zaman ben önden çıkayım” dedim. Cam ve bana baktı. Birlikte cama doğru yürürken, “Ben önden çıkayım ve seni tutayım. Yaralanmanı istemem.” Dedi. Onun bu ince düşüncesi karşısında içim sıcacık oldu. “Ne kadar düşüncelisin” dedim gülümseyerek. Az önce masadan inerken söyledikleri geldi aklıma. ‘Yalnızca önemsediklerim için’ demişti. Aşık olmam için elinden gelen her şeyi yapıyordu Serkancığım. Başımı sallayarak kendime geldim. “Tamam.” Dedim. Serkan camdan çıktı ve hemen aşağıya atladı. Bir metre yüksekliğindeydi. Çok da yüksek değildi mesafe. Serkan hemen camdan atladı ve sonra bana döndü, “Hadi gel.” Dedi. Biraz komik olmuştu. Sanki kocaya kaçıyor gibiydim. Aman Allah korusun! Ben telimle duvağımla gelin çıkacaktım ana-baba evimden. Serkan’a çaktırmadan pencerenin ahşap çerçevesine vurdum. “Hadi.” Dedi Serkan. Dikkatlice cama tırmandım. Masadan indiğim gibi inmek istedim ama yaralanmam işten bile değildi. Oturarak inmem mümkündü. Çömelmeyi tercih etmek zorunda kaldım. “Uzaklaş da atlayacağım” dedim Serkan’a. “Ben inmene yardım edeyim” dedi. “Mümkün değil. Atlayacağım.” Dedim. “Yaralanırsın” dedi Serkan. Anlamsızca yüzüne baktım. “Epi topu bir metre Serkan. Atlayacağım” dedim. Ayağa kalkacağım zaman Serkan hemen yanıma geldi. Önümde durduğunda bile çok uzundu. Maşallah, pek bir heybetliydi yiğidim. “Olmaz öyle” dedi ve belimden kavrayarak beni yere indirdi. Güm güm atan kalbimin sesini duyuyor musun Serkan? Ellerimi çaktırmadan eşofmanıma sildim. Ağzım kurumuştu. Oldum olası şu belden kavrama hareketine bayılıyordum ve bir günde iki kez sevdiğim bey tarafından belimin kavranması, beni çok heyecanlandırmıştı. Aşık olmasam bile aşık olurdum. Acayip etkilenmiştim. Arkama, cama doğru baktım. “Camı kapatmak gerek.” Dedim. Serkan da yanıma gelmiş, benim gibi o da yüzünü cama çevirmişti. “Kedi falan girer yoksa içeriye.” “Emredersiniz Buket Hanım” dedi. Ona bakarak güldüm.“Niye bana öyle bakıyorsun?” dedim. Gülerek “Nasıl?” dedi. Umut vererek, demek istedim. Aşıkmış gibi, seviyormuş gibi. “Öyle işte.” Dedim. Bana baktığında parıldayan gözlerinin içini acaba sadece ben mi görüyordum yoksa beynimin bana bir oyunu muydu? “Öyle nasıl?” dedi bana doğru tüm vücuduyla dönmüştü. Gülümsüyordu, hafif esen yaz ayının tatlı rüzgarı, saçlarını hareketlendirmişti hafifçe. “Boş ver” dedim. “Peki.” Dedi. “Hadi gidelim”. Birlikte bodrumun katın etrafından dolandık ve konuşarak eve doğru ilerlemeye başladık. Bizim evin önüne geldiğimizde, “A, senin anahtarın kaldı” dedim. “Evet” dedi. Utanarak başını kaşıdı. Yine gülümsediği için gamzeleri çıkmıştı. Gözlerimi zorlukla gamzelerinden çektim. “Oğlum?” dedi bir ses. Birlikte onların evine doğru döndük. “Efendim anne?” dedi Serkan. “Ne yapıyorsun sen burada? Hala gitmemişsin? Bir şey mi unuttun?” dedi. Sonra gözleri beni buldu. “Aa, sen Ebru Hanım’ın büyük kızıydın değil mi? Merhaba güzel kızım.” Dedi. “Merhaba?” dedim. “Adı Gülcan.” Dedi hızlıca Serkan. “Gülcan Abla.” Dedim gülümseyerek. O da gülümsedi hemen. Serkan gülümseyerek ”Buket ile bodrumda karşılaştık, kapı rüzgardan çarpınca kilitli kaldık anne ama seni aradım açmadın?” dedi. “Mutfaktaydım, duymadım” dedi. Elindeki çöpü görünce Serkan hemen “Sen yorulma, ben atarım anne” dedi. Çok nazikti. “Olur” dedi annesi ısrar etmeden. “Görüşürüz. "dedim ve kendi evime doğru yöneldim. *** Çiçeklerime toprak almam için annem biraz para vermişti. Başıma bir şapka takıp, çiçekçiye gitmek için yola koyuldum. Apartmanın kapısından çıktığımda, bisikletiyle bekleyen Serkan’ı gördüm. “Nihayet teşrif edebildiniz Buket Hanım.” Dedi. Gülümseyerek Serkan’a baktım. “Ne o, yolumu mu gözlüyorsunuz Serkan Bey?” Gamzelerini sergileyerek güldü. Gözlerim yine gamzelerinde takılı kaldı. Gidip gamzelerine dokunmamak için kendimi zor tutuyordum. “Birlikte gideriz diye düşünmüştüm.” Kaşlarım havalandı. “Çiçeklerine toprak alalım hadi.” Dediğinde bisikletine baktım. “Ben yürüyerek gitmeyi düşünüyordum.” Dedim. ”Maviş ile gitmek istersin diye düşünmüştüm” dediğinde dudaklarımı bükerek, “Maalesef, Maviş’in lastiklerine hava basmam gerekiyor ama üşendiğim için henüz yaptıramadım” dedim. Serkan yine dişlerini göstererek güldü. “Emin misin?” dedi ve bisikletinden inerek “Burada beni bekler misin, hemen geliyorum?” dedi ve ben bir şey diyemeden apartmanın arkasına doğru yürümeye başladı. Bodruma kata giden yolu kullanıyordu. Köşeyi döndüğünde elinde bisikletimle geliyordu. “Benim bisikletimin lastiğine hava basarken, belki birlikte bisiklet süreriz diye senin bisikletinin lastiğine hava basmıştım.” Ağzım kulaklarımda bisikletimin yanına geldim. “Ya Serkan ya, çok teşekkür ederim” dedim. Bisikletin pedalını indirdim. Bisikletime oturdum ve sepetime baktım. Bir gram toz yoktu. “Sepetimi de silmişsin. Çok teşekkür ederim.” “Rica ederim, ne demek Buket.” Dedi. Gözlerinin içi gülüyordu. “Eee, ne diyorsun? Şimdi benimle bisiklet sürmek ister misin?” Ne yani, gerçekten benimle bisiklet sürmek istediği için miydi tüm hazırlık? “Evet.” Dedim ve çantamı sepetin içine koydum. Bisikleti sürmek için oturuşumu düzelttim. Şapkamı da başıma daha iyi bir şekilde yerleştirdim. “Hazır mısın?” dedim coşkuyla ve gülerek, arkama dönerek ona baktım. “Evet” dedi ve bisikletine bindi. Onun bisikleti benden daha gerideydi, yanıma doğru geldi. Karşı yola baktık, “O zaman hadi başla.” Dedi.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD