Bugün de bitti. Saat 00.20; 27 Mart’a girdik…
Her şey çok güzeldi. Pasta yoktu belki ama güzel anılar vardı.
Kantine indik, bir masaya geçip oturduk. Kader karşıma oturdu, Elif yanımdaydı.
Kader gülerek,
“26 oldun ha, yakında 30 olacaksın,” dedi.
Güldüm.
“Yaş sadece rakam gülüm.”
Elif kahkahayı patlattı.
“Kabadayı mısın be kızım?”
Saçlarımı savurdum.
“Bu hayatta her şey olurum,” dedim.
Kader’in sesi bir anda ciddileşti.
“Ömer Yüzbaşı’yı anlatsana.”
Bir an durdum.
Ömer’i nasıl anlatacaktım ki?
“Ömer’le bir deprem farkındalık etkinliğinde tanıştık,” dedim yavaşça.
“O günden sonra tesadüf müydü, kader miydi bilmiyorum ama sürekli yollarımız kesişmeye başladı. Önce arkadaştık, sonra hoşlandık… Bir baktım ki onunla sevgiliyim.”
Elif elini yanağına koydu.
“Peki neden bitti?” diye sordu.
Yıllardır kendime sorduğum soruydu bu.
Neden bitti?
“Ömer çok fazla kayıp yaşadı,” dedim.
“Hiçbir kötü gününde yanında olmama izin vermedi. Hep uzaktı bana.”
Kader kaşlarını çattı.
“Çok saçma. Onun sevgilisiydin, tabii ki yanında olacaktın her gününde.”
Güldüm.
“Ömer öyle düşünmüyordu.”
Elif fısıldar gibi sordu:
“Ayrılmayı o mu istedi?”
Başımı iki yana salladım.
“Hayır… ben onu terk ettim.”
İkisi de şaşkınca bana baktı.
“28 Mart 2024,” dedim.
“Bu tarihi hiç unutmuyorum. Defalarca aradım, telefonuma bakmadı. Merak ettim, evine gittim. Yedek anahtar bendeydi.”
Bir an duraksadım, nefes aldım.
“İçmişti. Sarhoştu. Elinde bir silah vardı… başına dayamıştı. Belki iki dakika geç kalsaydım, ölecekti.”
Kader’in gözleri büyüdü.
“Ciddi misin?”
“Ciddiyim,” dedim ve devam ettim.
“Annesini aradım. Hastaneye götürdük. Sonra ben ona bir mektup yazdım… ve onu terk ettim.”
Elif kaşlarını indirdi.
“Hastaneden çıkmasını bekleseydin,” dedi.
Zaten en büyük pişmanlığımdı bu.
“O anki psikolojiyle yaptım,” dedim.
“Pişmanım.”
Kader sessizce sordu:
“Sonra ne oldu?”
“Hayat devam etti,” dedim.
“Ben okulumu bitirdim. O başka bir şehre gitti.”
Elif merakla eğildi.
“Yıllar sonra ilk defa burada mı gördün onu?”
“Hayır,” dedim.
“Geçen sene hastanede gördüm ama kaçtım.”
Kızlar güldü.
“Neden?” diye sordu Kader.
Omuz silktim.
“Her zaman ondan kaçtım. Ara ara okuduğum üniversiteye gelir, benimle konuşmak isterdi. Kaçardım. KPSS konusunu açtığında da…”
Sustum.
Elif,
“Ne?” dedi.
“Çünkü hâlâ beni en iyi o tanıyordu,” dedim.
“Ve bazı insanlar, seni en iyi tanıdığı hâlde hayatında kalamaz.”
Bir süre sessizlik oldu. Kantinin floresan ışıkları üstümüze düşüyordu.
Kader yavaşça,
“Peki şimdi?” dedi. “Hâlâ kaçacak mısın?”
Cevap vermedim.
Çünkü bazı soruların cevabı, insanın boğazında düğüm olur.
Saat ilerliyordu.
27 Mart 2026'a girmiştik ama ben hâlâ
28 Mart 2024’te kalmıştım.
Ve bazı vedalar…
Takvim değişse de bitmiyordu.