1.BÖLÜM
1.Bölüm
Genç kadın zorlukla gözlerini aralamaya çalıştı. Her çabalayışı başına ağrı olarak girse de sonunda başarmıştı. Tepesindeki ışık gözlerini kamaştırdı. Başını zorlukla yan tarafa çevirip olduğu yeri tanımaya çalıştı. Ama tanımıyordu!
Üzerinde hastane önlüğü, kolunda bir serum vardı. Ama kaldığı odanın hastane olmadığına emindi. Düşüncelerini bir türlü toparlayamıyordu. Buradaydı ama neden? Gözlerini sıkıca yumup sakinleşmeye çalıştı. Yaşadığı her şey gözlerinin önünden geçerken kalbi korkuyla çarpmaya başladı.
İşte bu hiç iyi olmamıştı. Yerinde hafifçe doğruldu. Kolundaki serumu çıkartıp attı. Çıplak ayaklarıyla neredeyse sürünerek kapıya gitti. Sessizce kapının kolunu aşağı indirip kapıyı açtı. Başı o kadri çok dönüyordu ki bir süre gözlerini sıkıca kapayıp bu hissin geçmesini bekledi. Sonra gözlerini tekrar açtı ve bir adım attı.
Sadece bir adım atmıştı. Sadece bir adım dehşetle geri adım atmasını yeterli gelmişti.
Alisa Zorlu Asayiş şube de görev yapan bir komiser yardımcıydı. Bundan haftalar önce bir şebekenin peşine düşmüşler ve sonunda istedikleri bilgilere ulaşmışlardı. Tek yapmaları gereken yerlerini tespit etmekti.
Alisa bunun için gönüllü olmuştu. Kısa süreceğine inandığı gizli görevi kabul etmişti. Peşinde oldukları şebeke, zor durumda kalan kadınları toplayıp kuluçka olarak kullanıyorlardı. Planları basit ama mükemmeldi. Kadınları toplayan adamlara yanaşmış, onlara zor durumda ve kimsesiz olduğunu söylemişti. Çok basitti.
Onlar Alisa ya istediklerini vermişlerdi. Kısa yoldan para kazanabileceklerini söylemişler ve onu kabul etmişlerdi.
Hemen peşinde olan ekip arkadaşları ve üzerindeki izleme cihazıyla tehlike de değildi.
Tek yapması gereken kadınların tutulduğu yere gitmekti. Basitti. Ama düşündüklerinin hiç birisi olmadı. Beyaz minibüs tarzında bir arabaya bindirildi. Adamlardan biri yanındaydı. Her şey tam beş dakika sonra oldu. Tehlikeli olmadığını yansıtmak için masum bir şekilde başı önde ellerini kucağında bağlı dururken bir anda burnuna tutulan eterle bilinci kayboldu.
Ve şimdi buradaydı. Kaldığı oda demir parmaklıkların içindeydi.
"Lanet olsun!" Parmaklıkları sertçe tuttu.
"Lanet okuma güzel kız "
"Sen "dedi Alisa . Adamın gülümsemesi midesini bulandırmıştı.
"Mekanıma hoş geldin Alisa. "Pardon yoksa komiserim mi demeliydim "Alisa duyduğu gerçekle bir adım geriledi. Adam parmaklıklara doğru yaklaştı.
"Gerçekten çok güzelmişsin. Gözlerin için bile bir sürü müşteri bulabilirim. Ama senden doğan bebekler baya bir pahalıya gidecek "
"Ne saçmalıyorsun sen? Ne bebeği "
"Senin doğuracağın bebekler Alisa . Anneleri bu kadar güzelken onlarda muhteşem olacaklar bence"
"Ne saçmalıyorsun sen be! Bir polisi kaçırdınız. Çoktan peşinize düşmüşlerdir bile.
Adam gür bir kahkaha attı. Kıza bakmaya doyamamıştı. "Evet ekip arkadaşlarının seni baya bir seviyorlarmış. Bir türlü aramaktan vazgeçmediler. Ama gördüğün gibi 5 gündür buradasın "
Genç kadın adama anlamaz gözlerle baktı.
"5 gün mü?"
"Hı hı. Tam beş gündür benim misafirimsin. Hazır buraya kadar gelmişken seni bırakmak olmazdı öyle değil mi? Bu arada tanışmadık seninle Alisa. Ben Onur ve bu gördüğün tüm güzellikler benim"
Adam iki kolunu yana açıp bulundukları yeri gösterdi. Alisa acıyla baktı etrafına. Onun kaldığı gibi bir sürü oda vardı. Hepsinde demir parmaklıklar vardı. 20 hapishane. 20 kadın demekti.
"Adın onur ama onursuz herifin tekisin. Beni bulacaklarını biliyorsun değil mi? " dedi öfkeli bir sesle neredeyse bağırarak.
"Tek bildiğim şey Alisa. Seninle çok güzel zamanlar geçireceğiz burada. Şimdi odana gir ve dinlen " deyip gitti.
Alisa sırtını duvara yasladı. Bacaklarını kendisine çekti. Tüm vücudu , titrerken ne hissettiğini kendisi bile bilmiyordu. Korkuyor muydu? Yoksa öfkeli miydi ? Sadece bir kaç dakika gördüğü bir insandan nefret edebilir miydi insan . O etmişti. Göz yaşları , duygularına eşlik ederken hıçkırmamak için zor tuttu kendini.
Ne olmuştu? Nasıl bu duruma düşmüştü? 5 gündür nasıl bulamamışlardı onu. Karşısındaki odanın kapısı açıldı. İçeriden çıkan kızı gördüğünde dudaklarından kısık bir hıçkırık kaçtı. Eliyle dudaklarını kapattı.
En fazla 20 yaşında olan kız elleri kocaman karnında ona göz yaşlarıyla bakıyordu.
Zorlukla ayağa kalktı.
"Ne zamandır buradasın? " dedi kızın duyabileceği bir sesle.
"Üç senedir "dedi kız. Elleriyle karnını okşadı.
"O bebek kimin "
"Bilmiyorum ki abla. Buradaki kimse bilmez bebeğinin babasını. Bir doğurduğumuzu biliriz. Kucağımıza bile vermezler "
Alisa duyduklarıyla dehşete düşüyordu. Burası bir fabrikaydı. Gerçek bir bebek fabrikası.
"Korkma tamam mı. Ben polisim Yakında burayı bulacaklar hepimiz bu lanet yerden çıkacağız "
Genç kız umutsuzlukla başını salladı. "Buradan bir ölen çıkar. Şimdiye kadar çıkabileni görmedim ben "deyip odasına geri girdi. Var olan gerçekleri hatırlamak hiç iyi gelmemişti.
Alisa saatlerce yerde oturdu. Diğer odalardan kızlar çıksa da hiçbiriyle konuşamadı. Her gördüğü büyük karınla dehşete düştü. Onlar polisti. Toplumun düzenini sağlayan, suçlarla savaşan polislerdi. O zaman şimdiye kadar ne yapmışlardı ki. Senelerdir böyle bir yerin varlığından nasıl haberdar olmamışlardı.
Bir süre sonra odaya girdi. Modern kuluçka makineleri. Burası nasıl bir yerdeydi ki, tek kaldıkları odalar bu kadar donanımlı oluyordu.
Televizyon bile vardı.
Bir köşe de minik bir mutfak ve buz dolabı.
Şaka gibiydi. Ama gerçek bir şaka.
Yatağına yatıp çarşafı boynunun altına kadar çekti.
"Bulun beni ne olur. Bulun!"
Ertesi gün omzundan dürtülmesiyle uyandı. Başında iki adam vardı. Sertçe yutkundu. "Bizimle geliyorsun "
Alisa aptal bir kadın değildi. Ayağına kadar gelen fırsatı tepmeyecekti.
Kendisinin iki katı olan adamlarla tamamen başa çıkamasa da o da fazlasıyla onlara zarar verebilirdi. Hafifçe başını salladı. Ayaklarını yere indirmeden başında bekleyen adamın gözlerine baktı. Adam ona beğeniyle bakıyordu.
Aptal erkekler.
Gözlerini adamdan çekmeden adamın diz kapağına tüm gücüyle sert bir tekme attı. Adam olduğu yerde iki büklüm olurken seri bir hamleyle adamın sırtından atlarken diğer adamın suratına da bir tekme geçirdi. Hızlı olmalıydı. Saniyelerle savaşıyordu. Odadan çıkıp koşmaya başladı.
Nereye gittiğini bilmeden sadece koştu. Soluğu kesilip adımları yavaşlarken hemen önünde duran on adamı gördü. On kişilerdir .. İki kere lanet olsun
"Gerçekten kaçabileceğini düşündün mü Alisa . Ama hakkını vermek lazım o iki salağı geçmek senin için baya kolay oldu. Daha sıkı tedbirler almam gerekecek bundan sonra "
Arkasında duyduğu onursun sesiyle adama nefretle baktı.
"Sana bir tavsiye vermeme izin ver onursuz , eğer birazcık aklın varsa burada öldür beni. Şimdi öldürmezsen sana yemin ederim , ölümün benim elimden olacak " dedi. Zehir gibi yeşil gözlerinden nefret taşıyordu.
"Tutun şu kadını " dedi adamlarına.
İki adam kadının kollarından sıkıca tuttular. Alisa kurtulamaya çalışsa da başaramadı.
" Muayenehane götürün " Adamların peşlerinden odaya girdi.
"Bağlayın zorluk çıkarmasın" dedi. Alisa kollarından ve bacaklarından sıkıca bağlanırken çırpınıyordu.
"Ne yapıyorsun sen Allah'ın belası "
Onur ceketini çıkarıp üzerine doktor önlüğünü giydi.
"Senin gibi bir güzelliğin çoğalmasını sağlıyorum Alisa. "
Alisa dehşetle adama baktı.
"Hayır hayır hayır olmaz "
"Size kötü davrandığımızı iddaa edemezsin öyle değil mi. Bak yediğiniz önünüzde yemediğiniz arkanızda. Tek yapmanız gereken o lanet bacaklarınızı açıp çocuk doğurmak "
"Sakın manyak herif sakın bunu deneme bile. "
Adamın yanına gelen hemşire hazırladığı malzemeleri onurun önüne koydu.
"Seni öldürürüm anladın mı? Seni gebertirim"
Onur kızın dibine girip hafifçe yanağını okşadı.
"Çok ama çok güzelsin ve senden doğacak olan bebeği merakla bekliyor olacağım "Adamlara döndü.
"Bacaklarını sabitleyin "dedi.
Alisa her zaman kendine güvenmişti. Ailesinin yanından ayrılıp kendi evine çıktığında hiç korkmamıştı. Polis olup para kazandığında kendisine olan güveni artmıştı. O bir polisti. Her zaman ölüm ihtimali olan bir işte çalışıyordu. Bundan asla korkmamıştı. Görev başında ölüp şehit olmak onun için sadece onur olurdu.
Ama şimdi burada, rahmine rahmine tanımadığı bir adamın spermleri yerleştirilirken sadece bir kadındı.
Çaresiz bir kadın.
.....
Alisa gözlerini açmıyordu. Çaresizlik benliğini öylesine ele geçirmişti ki, tüm düşünceleri birbirine girmişti. Kendi hapishanesinde yatağında bağlı bir şekilde yatıyordu. Elleri kımıldatamıyordu. Bacaklarını kımıldatamıyordu. Her zorladığında kelepçeler bileklerini zedeliyordu.
"Allah'ım ne olur olmasın ne olur " Bir bebek .
Tanımadığı bilmediği bir adamdan bir bebek. Eğer arkadaşları onu zamanında bulamazlarsa belki de kucağına bile alamayacağı bir bebek. Ciğerlerini cayır cayır yakan bir nefes aldı.
"Buna izin veremem, olmaz "Hem hamile kalacağı bile kesin değildi ki. Adeti hiçbir zaman düzenli olmamıştı. İçtiği ilaçla adetini düzene sokmuş ama buraya geldiğinden beri de ilacı içmemişti. Derin bir nefes aldı. Eğer haklıysa birkaç gün sonra adet olacaktı.
Dudaklarından mutlu bir kıkırtı yükseldi. Her gün içmek zorunda olduğu o doğum kontrol hapları belki de hayatını kurtarmıştı.
Odanın kapsı açılıp içeri Onur girdi.
"Bakıyorum da çok mutlusun Alisa. Eğer bebeğin seni bu kadar mutlu edeceğini bilseydim ilk geldiğin gün bu işlemi yapardım sana "
Genç kadın başını yana çevirdi. Karşısındaki adam yakışıklıydı. Dışarından tam bir beyefendi görünüyordu ama tam bir iblisti.
"Bu yaptığına çok pişman olacaksın Onur. Seni hayal kırıklığına uğratmak istemezdim gerçekten, ama o bebeği anca hayallerinde görürsün "
Onur cıklayarak yatağın ayak ucuna geçti. Dirseklerini demirlere yaslayıp kızı baştan aşağı süzdü.
"Senin gibi 19 tane daha kız var burada ama hiç birisi senin kadar güzel değil. Senin gibi bir kadını elimden kaçırır mıyım sence. Çok güzelsin Alisa , şimdiye kadar gördüğüm en güzel kadınlardan birisin ve anca senin gibi bir kadının bebeği müşterimizi memnun eder. "
"Hayal kırıklığına uğrayacaksın "
"Hiç sanmıyorum! Gerekirse 9 ay seni o yatakta bağlı tutarım"
Alisa yerinde doğrulmaya çalışsa da yapamadı.
"O zamana kadar beni bulmuş olacaklar. "
"Hiç sanmıyorum !" deyip odadan çıktı.
Alisa kapanan kapıya sinirle baktı. Umuduna kaybetmemesi lazımdı.
İstanbul emniyet müdürlüğü asayiş şube de gergin bir gün başlamıştı. Sürekli bir hareketlilik olsa da tek bir kişi masasının başında, kafasını ellerinin arasına almış oturuyordu. Günlerdir uyku uyumadığı için göz altlarında koyu halkalar oluşmuştu. Saçları dağılmış, bir hafta önceki adamdan hiçbir eser kalmamıştı.
"Özgür "dedi adamlardan biri.
"hım "
"Kaldır kafanı be oğlum. Yedin bitirdin kendini bir haftadır. "
Özgür başını kaldırıp karşısındaki adama baktı. Göz bebekleri uykusuzluktan kıpkırmızı olmuştu Özgürün.
"Onu bulamıyorum Cenk. Alisa yok, hangi deliğe girdilerse hiçbir yerde bulamıyorum onu" Sesin de ki acı dokunabileceği kadar gerçekti.
Cenk üzüntüyle adama baktı. Bebek ticareti yapan bir şebekeyi çökertmek için yapacakları operasyonda Alisa gönüllü olmuştu ve o günden beri tek bir haber alamamışlardı hala .
"Böyle ne kendine ne de Alisa'ya yardımın dokunmaz ama , kalk bir kendine gel. Bulacağız o piç kurularını, Alisayı da alacağız inan biraz "
Özgür ayağa kalktı. Öfkesinden bedeni daha fazla devleşmiş gibi Cenk'in karşısına geçti.
"Tam bir hafta oldu lan bir hafta, yedi gündür bizden bir polis o itlerin elinde. Öldürdüler mi, ne yaptılar haberimiz yok Cenk. İki lan iki ay sonra düğünümüz vardı bizim. "Son kelimeler dudaklarından fısıltı halinde çıktı.
"Anlıyorum kardeşim acını ama topla kendini biraz. Düşüp kalacaksın bir yerde o zaman hiçbir yardımım dokunmayacak ona. Bulacağız Alisayı. Düğününüz de karşılıklı oynayacağız daha be . Kalk kendine gel biraz. Müdür seni görmek istiyor hem "dedi. Özgür başını salladı.
Ayağa kalktı. Odasından çıktığında etrafa ruhsuz bir şekilde baktı.
"Hadi kardeşim sonra biraz eve gider dinlenirsin, duş falan alır da kendine gelirsin biraz. Biraz daha burada kalırsan kokarcaya döneceksin haberin yok "dedi takılarak.
Özgür ters bir bakış attı adama. "Pislik herif "
"He he öyleyim. Hadi git yanına ne diyormuş bak sonra da doğru eve i, gece yine çıkarız sokaklara" Özgür başını sallayıp müdürün odasına doğru yürüdü. Çaresiz hissetmemeliydi belki de ama yapamıyordu. Bir polisten çok sevdiği kadını kaybeden bir erkek gibi düşünüyordu.
"Umarım iyisindir Alisa , umarım hala hayattasındır sevgilim "
Alisa bir anda açtı gözlerini. Sersem gözlerle etrafına baktı. Uyumuş muydu? Artık zaman meftunu olmuştu. Saat kaçtı, günlerden neydi hiçbir şey bilmiyordu. Sırt üstü yatmaktan her yeri uyuşmuştu. Elleri hala kelepçeliydi.
"Allah'ım bitsin bu çile artık ne olur "
Daha fazla böyle yatamazdı. Kasları hareket etmek için çığlık atıyordu.
Ve lanet olsun çişi gelmişti.
O lağım faresi bunu nasıl düşünememişti acaba.
"Orada kimse var mı, buraya bakın "Bağırarak seslendi.
"İşe yaramaz herifler birisi baksın bana artık "Başka zaman istemediği ot gibi burnunun ucunda biten onur lazım olduğunda deliğine girmişti anlaşılan.
Beş dakika sonra, içeri bir hemşire girdi.
"Evet Alisa Hanım ne istiyorsunuz?"
"Çözün beni tuvalete gitmem lazım "
Hemşire olumsuzca başını salladı.
"Bu mümkün değil, Onur beyin kesin talimatı var, kelepçeleriniz çözülmeyecek "dedi.
Genç kadın bıkkın bir nefes aldı.
"Yatağa mı işememi tercih eder Onur beyiniz. Çöz beni hemen! Tuvalete gitmem lazım sıkıştım "
"Sonda takabilirim "dedi hemşire.
"Bende seni öldürebilirim sen bu fikre ne dersin "Hemşire geri adım attı.
"Başka bir yolu yok Alisa Hanım. Üzgünüm!"
"Bence hiç üzgün değilsin. Şimdi sonda takacaksın çişimi yapıcam. Diğerini yapınca altımı da sen mi temizleyeceksin geri zekalı "
Alisa utancını öfkesinin altına gizlemişti. Yanakları yanmak için fırsat kolluyordu. Utanç tüm damarlarında kendisini belli etmek için çırpınıyordu sanki ..
Hemşire dışarı çıkıp beş dakika sonra geri döndü. Yanında Onurla .
Onur elleri cebinde kadının tepesinde dikildi.
"Çok fazla sorun çıkartıyorsun Alisa. Seninle uğraşamam, işim gücüm var "
"hah bende hangi deliğe tünedin diye merak etmiştim Onursuz'c*m . Söyle ona çözsün beni tuvalete gitmem gerek"
"Belki biraz daha nazik olursan bunu düşünebilirim " dedi adam pis bir sırıtmayla. Alisa yorulmuştu. Sadece bedeni değil ruhu da yorulmuştu.
"Sen bilirsin pis fare. Bende yatağı tuvalet olarak kullanırım. O zaman mecbur çözersiniz bu kelepçeleri. "dedi. Onur hemşireye döndü.
"Yanına iki adam al. Kelepçelerini çözün kapısını kilitleyin. Kapının önünde de bir kişi beklesin. " deyip odadan çıktı.
İlk zafer Alisanındı.
Kelepçeleri çözülüp odada tek bırakıldığında hızlı adımlarla tuvalete girdi. Hayatının bir kısmında en büyük kısmının tuvalet olacağını bilemezdi.
Oda da serbest bırakıldıktan saatler sonra karın ağrısıyla tekrar açtı gözlerini genç kadın. Hem beli hem de, kasıkları çok ağrıyordu. Zorla yataktan kalktı. Tekrar tuvalete girdi. Yatağına geri döndüğünde, yüzünde mutlu bir gülümseme vardı.
Hamile kalmayacaktı.
Onur duyduğu haberle delirmiş gibi odasında yürümeye başladı. Her geçen gün polisler onu bulmaya daha çok yaklaşıyorlardı. Bunun önüne geçmek zorundaydı. Alisa elinde olduğu sürece peşini bırakmayacaklardı.
O sürtüğün başına iş açacağı belliydi ama bu kadarına da beklemiyordu. Nişanlısı olacak komiser deli gibi Alisayı arıyordu her yerde.
"Çok şanslı bir kadınsın Alisa , ama bu şansın o kadar devam etmeyecek " dedi. Onu serbest bırakmayacaktı.
Kadın nerede olduğunu bilmese de buradaki her şeyi görmüştü. Kendisi de dahil.
Odasından çıkıp Alisa'nın odasına doğru yürümeye başladı.
"Onur Bey "
Peşinden bağırarak koşan hemşirenin sesiyle durdu.
"Ne "
"27 numaralı odadaki odanın doğumu başladı. "
"Doğurtun o zaman "
"Tansiyonu çok düşük, kanaması var. Müdahale etmezsek bebekte anne de ölecek "
Onur başını ovaladı.
"Söyle selime önceliği bebek." Sevil hemşire adamın merhametsizliğine şaşkınlıkla baktı. Şaşırmaması gerekiyordu. İki senedir bu kuluçka fabrikasında çalışıyordu. İlk defa vicdanı sızlamıştı.
Onur kadını arkasında bırakıp Alisa'nın odasına gitti. Belki de kadından tamamen kurtulmalıydı.
Alisa'nın odasına girdiğinde kadını gülümseyen bir yüzle gördüğünde öfkesi daha da harlandı.
"Bakıyorum da yerinden memnunsun. Gülümseyebildiğine göre, buradan gitmek istemiyorsun "dedi.
Alisa omuz silkti.
"Oturup ağlayacağımı sanıyorsan çok yanılıyorsun buradan bir şekilde çıkacağım zaten niye günlerimi kendime zehir edip seni mutlu edeyim ki "
Genç adam bu pervasızlık karşısında kızın kolundan sıkıca tutup ayağa kaldırdı. "Biraz daha mutlu olmaya bak, eğer hamile kalmazsan kurtulmayı beklemene gerek kalmayacak emin ol. Nişanlına bizzat ben göndereceğim seni, ama ceset torbasında "
....
"Oturup ağlayacağımı sanıyorsan çok yanılıyorsun, buradan bir şekilde çıkacağım zaten niye günlerimi kendime zehir edip seni mutlu edeyim ki "
Genç adam bu pervasızlık karşısında kızın kolundan sıkıca tutup ayağa kaldırdı. "Biraz daha mutlu olmaya bak, eğer hamile kalmazsan kurtulmayı beklemene gerek kalmayacak emin ol. Nişanlına bizzat ben göndereceğim seni, ama ceset torbasında "
Alisa sertçe yutkundu. Ölümü korkusunu ilk defa hissetmiyordu. Hissettiği şey belki korku da değildi. Ailesini dönemeyecekti. Onu bekleyen ailesini hayal kırıklığına uğratacaktı.
Annesi düşününce gözünden bir damla yaş yanağına doğru süzüldü. Bir evlat acısını daha kaldırmazdı yorgun kalbi.
Onura nefretle tekrar baktı.
"O ceset torbasına tek girmem Onur. Yanımda seni de götürürüm" Kadının koyu yeşil gözleri daha fazla koyulmuştu. Onur bir an nefessiz kaldı. Yemyeşildi gözleri ama acı bir yeşil. Zehirli bir yeşil.
Onur bir an elini uzattı. Saçlarına dokunmak istemişti. Son da kalkacak elini geri çekti.
"Sensiz ölmem merak etme güzellik. Şimdi şu ilaçları iç "dedi cebinden çıkardığı kutuyu yatağın üzerine attı.
"Çok hayalperestsin. Asla ne olduğunu bilmediğim bir şeyi içmem "
Adamın bozuk olan sinirleri daha çok bozulmuştu. Sinirden yanak kasları dalgalansa da kadını yana çekip yatağın üzerindeki kutuyu geri aldı.
Her şey işte o an oldu. Alisa müdahale etmek istese de geç kalmıştı bile.
Adam yataktaki lekeyi fark etmişti.
Onur Alisa'ya baktı. Yorganı tamamen kaldırıp yere attı.
"Sen adet mi oldun. "
"Olmamam mı gerekiyordu, buna da karışamazsın ya. Ölene kadar erkek olma gibi bir düşüncem yok Onur'c*m. Uzun yıllar bu döngü devam edecek senin de bildiğin gibi "
Sadece bir adım attı Onur. Kadının kolunu sıkıca kavradı. Alisa acıyla inlese de gözlerini çekmemişti adamın gözlerinden.
"Seni geberteceğim "
"Hiçbir şey yapamazsın "Onurun dudağı sinsice yukarı kıvrıldı.
"Haklısın Alisa. Buraya gelirken senden tamamen kurtulmayı planlıyordum ama vazgeçtim. Seni öldürmekten daha beter edeceğim. Şimdi hamile kalmayacaksın belki, ama asla ulaşamayacağın, yanına bile yaklaşamayacağın bir adamın çocuğunu doğuracaksın. Onu kollarına almana dahi izin vermeyeceğim. Kokusunu bile bilmeyeceksin "dedi dişlerinin arasından.
Kadını sertçe yere fırlattı. "Şimdi bir haftanın tadını çıkar. Yumurtlama döneminde tekrar görüşeceğiz seninle "deyip odadan çıktı.
Alisa sırtını yatağa dayayıp bacaklarını kendisine çekti.
Yine bir yolunu bulurdu. Buradan kurtulamaz da hamile kalırsa o bebekten bir şekilde kurtulmanın yolunu bulurdu.
Bulmak zorundaydı.
Onur odadan sıkılı yumruklarıyla çıktı. Başına gerçek bir bela almıştı. Bela olan sadece Alisa da değildi artık. Nişanlısı ve son spermlerini kullandığı müşterisi de bela olacaktı.
Odasına öfkeli bir şekildi girip ceketini giydi. Masasının çekmecesinden silahını alıp beline taktı.
Yıllardır mükemmel bir şekilde işleyen planları bir kadın yüzünden bozulmasına izin verecek değildi.
Odasından çıkıp asansöre bindi. Asansör üst kata çıkıyordu. Yıllarca bu bebek fabrikasını saklamak zor olmamıştı. Defalarca polisler üst kata gelmişler ama her seferinde elleri boş dönmek zorunda kalmışlardı. Kendisinden ve alt katta çalışan ekipten başka kimse buranın varlığından haberdar değildi.
Asansör durduğunda kapılar açıldı. Loş ışığın altında koridora adımladı Onur. Öyle bir düzen kurmuştu ki, burayı kırk yıl arasalar bulamazlardı.
Sadece birkaç adımda kendi ofisinin kapısına giden duvarın önüne ulaşmıştı bile. Duvar şeklinde görünen, çelik kapıya el izini okutarak açılmasını sağladı. Duvar sessizce önünde açıldı. Adam kendi ofisine girip camın önüne de durdu. Aynalı camdan gördüğü görüntü memnunca sırıtmasını sağladı. Gerçek bir fabrikanın küçük bir ofisindeydi şimdi. Önünde onlarca makine ve başlarında çalışanlar nefes almadan çalışıyorlardı.
Burası kumaş imalatı yapan gerçek bir fabrikaydı. Kimse yerin altında olan bebek fabrikasından haberdar değildi.
**
Özgür Cenk'in zoruyla evine gitmiş üzerini değiştirip biraz uyumuştu. Uyumak zorundaydı. Çaresizlik benliğini öylesine kaplamıştı ki artık umudu kalmamıştı. Bir polis olarak yanlış düşündüğünü biliyordu. Alisa hala hayattaydı, ama ondan haber alamayan seven tarafı delirmek üzereydi.
Daha fazla yatakta kalamayacağını anladığında evden çıktı. Arabasını almadan yürümeye başladı. Yolun üzerinde gözüne kestirdiği bir dükkan'a girip masaya oturdu.
Uzun zamandır aç olan midesine bir şeyler girse fena olmazdı.
Özgür zorlukla kahvaltısını yaparken karşı kaldırımda, hayatı üzerine yapılan planlardan bir haberdi.
Onur gözlüklerini çıkarıp Özgüre yüzünü buruşturarak baktı.
"Adam bu mu?"
Genç adam kafasını salladı.
"Özgür Dağlıca, 32 yaşında bir komiser. Uzun süredir işlerime çomak sokmak konusunda bir hayli uzman."
"Ne yapılmasını istiyorsun "
"Peşimi bırakmasını! Şu an deli gibi nişanlısını arıyor, farkında değil ama bulmaya fazla yaklaştı." Onur kadına döndü." Bulmasını istemiyorum "
"Nişanlısı sende mi? "dedi kadın.
"Bende ve bir süre daha bende kalmasından yanayım. Hayatına gir onu kendine bağla ve ayak altından çek "dedi.
Kadın olumsuzca başını salladı. Bu kadar aşık bir adamı nişanlısı ortada yokken asla kandıramazsın. Kızın peşini bırakmayacak gözünün beni göreceğini de sanmıyorum "dedi.
"Görmesini sağla o zaman Elif. Aşık edemiyorsan yatağına girmesini sağla. Fotoğraf çekmeyi unutma sakın."dedi.
"Şimdi arabadan in ve Özgürü ayak altından çek "
Kadın umutsuzca adamın dediğini yaptı. Arabadan indi, ve karşıya doğru yürümeye başladı. Uzun siyah saçlarını tepesinden dağınık bir topuz yapmış ve yeşil olan gözlerini belirginleştirmişti.
Belki Alisa değildi ama ona benzemek için baya vakit harcamıştı. Özgürün hayatına girecek ve adamın Alisa'ya olan özlemini kendisi dindirecekti.
**
Onur kahvesinden memnunca bir yudum aldı. Damağına yayılan tatla keyfi fazlasıyla yerine gelmişti.
Karşısındaki kadın da memnun olacak ki, hala konuşmaya başlamamıştı.
"Sizi bir arkadaşım önerdi Onur Bey, yardımlarınızdan çok memnun kalmış"
Adam kahvesini masaya bıraktı.
"Arkadaşınızın adını öğrenebilir miyim?"
"Adı Meral, bundan iki yıl önce uzun süredir istediği bir şeye kavuşmasını sağlamışsınız "
Genç adam başıyla hafifçe onayladı.
"Peki size nasıl yardım edebilirim "dedi onur.
"Bir bebek istiyorum ama
"ama "dedi adam.
"Kendim doğuramıyorum ve bunu benim yerime bir başkasının yapmasını istiyorum "
"Kabul edilebilir bir istek tabi isteğinizin karşılığınız sağlayabilirseniz "
"Paradan yana hiçbir sıkıntınız olmayacak. Kabul ettiğiniz an istediğiniz miktarı nakit olarak alacaksınız "dedi genç kadın.
Onur şaşırsa da bunu kadına belli etmedi. Yüzü ifadesiz bir şekilde kadının söylediklerini dinliyordu. Kahvesinden bir yudum daha aldı.
"İstediğiniz herhangi bir kadının doğurduğu bir bebek, doğru muyum?"
Merve adamı başıyla onayladı.
"Benim gibi siyah saçlı bir kadının doğurmasını istiyorum bebeği. Ve benim istediğim adamın çocuğu olacak. Onun bebeğini doğuracak" dedi.
"Siyah saçlı bir kadın "diye mırıldandı Onur. Ah Alisa!
"Evet siyah saçlı bir kadın. Diğer özellikleri çok da umurumda değil. Sadece bebek sevdiğim adamdan olmalı. Kadın hamile kaldığında bana haber vermenizi istiyorum. Ona göre ülkeden bir süre ayrılacağım ve döndüğümde bebeğin kucağımda olmasını istiyorum "dedi.
"Sevdiğiniz kişi her kimse, bebekle ona gideceksiniz ve onun çocuğunu doğurduğunuzu söyleyeceksiniz "Merve yerinde huzursuzca kıpırdandı.
"Bu sizi ilgilendirmez "
"Tabi ki ilgilendirmez Merve Hanım. İhtiyacımız olan tek şey beyefendiye ait olan spermler. Size sadece dokuz ay kadar beklemek kalıyor "
Genç kadın adamı onayladı. Yarın istediğiniz şey gelecek Onur Bey. Hayal kırıklığına hiçbir şekilde uğramak istemiyorum. Kadın sağlıklı ve siyah saçlı olacak unutmayın. Bebek babasına benzeme se bile bana benzemeli "Onur ayağa kalktı. Ceketinin düğmesini ilikleyip kadının zarif elini avucunun içine aldı. Elinin üzerine nazik bir öpücük bıraktı.
"Hayal kırıklığına uğramayacaksınız Merve Hanım. Dokuz ay sonra görüşmek üzere "Görüşme sonlanırken Onur mutlu bir şekilde restorandan ayrıldı.
Merve Akar son derece gözü kara ve zengin bir kadındı. Ona istediği bebeği vermek, Onurunda ihya olması demekti.
Yine de kadınların bu aptallıklarını hala anlayamıyordu. Bir bebek, bir adamı hiçbir şekilde kadına bağlamazdı, tabi kadının istediği başka bir şey ise.
Merve Akar da adamın aşkını değil, ona ait olan prestiji istiyordu. Aşık olduğunu düşündüğü Hazar Dinçsoy'un hayatında kalıcı olmanın tek yolu buydu.
Hazar Dinçsoy kendi kanından olan bir bebeği asla ret edemezdi.
Aradan geçen her gün korkusu daha da büyümüştü genç kadının. Regli'si biteli günler olmasına rağmen O yılan hala gelmemişti. Korkusu kadar, aklındaki planlarda bir türlü durmuyordu. Her seferin de başka bir şey düşünüyor ve kaçmanın yollarını arıyordu. Yirmi gün olmuştu bu lanet yerde olalı. Tam yirmi gündür kimse onu bulamamıştı. Umutları her gün sönse de, sadece annesine geri dönebilmek için bile vazgeçmeyecekti. Alisa düşüncelere dalmışken odasının kapısı sertçe açıldı. İki adam ve hemşire odaya girmişlerdi.
"Bizimle gelin Alisa Hanım "
Alisa geriye doğru bir adım attı. Onu almaya gelmişlerdi işte.
"Zor kullanıp canınızı yakmak istemiyoruz. Bizimle gelin "dedi adam tekrar. Kadının karşı koyacağını anladıklarında, Alisa'yı tutup zorla odadan çıkardılar. "
"Bırak bırak beni"
Alisa karşı koysa da kendinin ii katı olan adamlara güç yetiremiyordu. Yine aynı odaya getirmişlerdi. Yine aynı çaresizliği hissedecekti. Ondan izin almadan yine bedenini kullanacaklardı. Ruhu sancıyordu. Yine aynı şeyleri yaşamaktan deli gibi korkuyordu. Eğer bu sefer hamile kalırsa, bebekten kendisi kurtulmak zorunda kalacaktı.
Hangisi daha zordu. Kabullenip babasının kim olduğunu bilmediği bir bebeği doğurmak mı?
Yoksa onun canından olan bebekten kurtulmak mı? İki kararda da canı yanacaktı. Belki yıllarca vicdan azabıyla kavrulacaktı.
Tekrar çatala yatırılıp bağlanırken gözlerini sıkıca yumdu.
"Özgür bul beni! Yalvarırım bul beni artık "