Hazar Dinçsoy yirmi dokuz yaşında bir iş adamıydı. Hayata çok küçük yaşlarda atılmış , ölen babasının yerini doldurmak için canla başla çalışmıştı.
Babası öldüğünde daha on sekiz yaşındaydı. O gün liseden mezun olmuştu. Elindeki diplomasını sıkıca kavramış mutlu bir yüzle eve geri dönmüştü. Ailesini beklese de yetişememişlerdi belki de. Aldırmadı Hazar nasıl olsa babasına gururla verecekti diplomasını.
Daha kapıdan girmeden anlamıştı bir gariplik olduğunu. Sessizdi ev. İçeri girdiğinde üzerine bir sıkıntı çökse de aldırmadı. Önce odasına çıkıp üzerini değiştirdi. Hırkasını eline alıp aşağı indi. Tam kapıdan çıkacakken evin önünde duran polis arabasıyla bir adım geri attı genç adam. Korku ! Korkmuştu ama neden ?
"Hazar Dinçsoy siz misiniz ?"
Hazar başını salladı. Polisin dediği her kelimeyi duyuyordu ama idrak edemiyordu.
Aileniz kaza yaptı demişti polis. Freni patlayan bir tırla çarpışmışlar. Kazadan kurtulan yok.
Annesi yok. Babası yok. Kardeşi yok.
"Hazar bey iyi misiniz ?" Hazarın görüşü bulanıklaşırken polisin kollarına düştü.
On gün boyunca açmamıştı gözlerini. Uyandığında ise ona kalan sadece ailesinin mezarlarıydı.
Onsuz gömülmüşlerdi.
Şimdi ise büyük bir adamdı. Babasından kalan küçük şirketi yıllar içince büyütmüştü. Babasının yadigarının dışında elinde hiçbir şey yoktu. Sadece bir iş yeri. Şimdi babasının odasında , onun hayallerini gerçekleştiriyordu. Bir buna sahip çıkabilmişti.
Şimdi 29 yaşında bir adamdı. Elinden işinden başla tutunacak hiçbir şeyi olmayan bir adam. Bir aile kurmak istese de, kaybetme düşüncesi öyle ağır basmıştı ki. Kaybetmekten korkmuştu.
Evine geçtiğinde yorgunlukla ensesini ovaladı. Kendisini çok yıpratıyordu farkındaydı ama elinden hiçbir şey gelmiyordu. Odasına çıkıp önce sıcak bir alıp yemek yemek için aşağı indi.
"Hazar bey masa hazır efendim " Hazar başını salladı.
"Tamam Sümeyra. Kerem de gelecek onu bekleyeceğim " dedi.
"Peki efendim "
On dakika sonra Kerem geldiğinde yemeğe oturdular. Kerem çocukluk arkadaşı , kanından olmayan kardeşiydi.
Kerem çorbasından bir yudum alıp kaşığı geri bıraktı.
"Bu gün bir tehdit mesajı daha geldi Hazar "
"Polise haber verin o zaman " Kerem ofladı. "Hiçbir şey bulamayacaklar biliyorsun değil mi ?"
Hazar başını salladı.
"Ne sakin adamsın lan. Seni öldürmekle tehdit ediyorlar sende tık yok anasını satayım. "
"Öldüremezler Kerem "
"Niye kardeşim , sen efsunlu falan mısın ? Dokuz canlı mısın ? "
Hazar yemeğinden bir kaşık daha alıp kaşığı kenara bıraktı.
"İstedikleri beni öldürmek değildi de ondan. İhale falan bahane. "
"Lanet olası piç herif. Tehditlerin kimden geldiğini biliyorsun bunun için bu kadar rahatsın" Hazar başını salladı.
"İhaleden çekilmemi istemeleri tamamen düzmece Kerem. "
"Bir bok anlamadım madem bu zamana kadar biliyordun niye bana söylemedin "
"Umursanacak bir şey değil de ondan. Bilal iti ne ihale istiyor ne de beni öldürmek .. İstediği şey şirketim onu da anca rüyasında görür" Kerem aklı karışmış bir şekilde Hazara baktı.
"Yine bir bok anlamadım. Oğlum yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmiyor , ne ara kendine düşman edindin lan "
"Ben edinmedim. Zamanım da babam edinmiş. Bu Bilal'in babasıyla babam ortakmış. Hüseyin bey bir süre sonra ortaklıktan çekilmiş "
"devam et " Hazar bir yudum su içip konuşmaya devam etti. "Bilal o zamanlar benimle yaşıttı. Kaza olmadan önce olmuş bu ayrılık. Babası ölünce şirkette hak sahibi olmaya çalıştı. Ona göre babam , babasının hakkını vermemiş. Şimdi de hakkı olanı istiyor aklınca "
"ortaklığın bitmesine dair belge yok mu ?"
"Var. Ama sabit fikirli bir manyak işte. Hisselerin yüzde yetmişi bana ait. Yüzde onu sana ait. Kalan da diğer küçük ortakların. Şirketin zarar etmesine izin vermez. Eh benim ölümüm de işine gelmez " dedi sırıtarak. "
"Ne yaptın "
"Vasiyet düzenledim tabi ki. Ölümün halinde hisselerin yüzde kırkı sana geçecek. Geri kalan tüm mal varlığı da devlete ve hayır kurumlarına bağışlanacak " dedi. Kerem şaşkınca hazara baktı.
"Söylesene bunu ne zaman düşündün. Bende Hazarın hediği her halttan haberim olur diyorum. Ayakta uyuyormuşuz da haberimiz yokmuş "
"Saçmalama Kerem. Düşmanımı asla hafife almam ama gözümde de büyütmem. Senden başka ailem yok lan. Kime kalacak o kadar mal mülk "
"Evlen çocuk yap ona kalsın " dedi Kerem. Bu düşüncesinden baya hoşlanmıştı. Kendisi nişanlıydı. Yakında evlenecekti ama Hazar hep yalnızdı.
"Öyle bir düşüncem yok, hele çocuk hiç yok. " dedi.
Sümeyra çekinerek yanlarına geldiğinde Hazar kıza baktı .
"Bir şey mi var Sümeyra ?"
"Efendim Merve hanım geldiler. Kapı da bekliyorlar içeri almamı ister misiniz ?"
"Görüşmek istemediğimi söyle "
"Hazar bey , kucağında bir bebek var efendim. "
Kerem ve Hazar birbirlerine baktılar. Hazar duyduğu sesle ayağa kalktı. Merve kucağında bir bebekle ona yaklaşıyordu.
"Hazarcım "
"Merve senin burada ne işin var ? Seni görmek istemediğimi söylemiştim diye hatırlıyorum "
"Bende hatırlıyorum tatlım ama benimle değil belki ama oğlumuzu görmek istersin diye düşündüm "
Kerem şaşkınca "yuh " derken Hazar kadının kucağında ki bebeğe baka kaldı.
***
2 gün önce :
Alisa sabaha karşı sancıyla uyandı. Kasıklarına ve beline sağlanan ağrılar öyle şiddetliydi ki. Bağırmamak için dudaklarını parçalıyordu.
Zorlukla nefes alarak Leyla'ya seslendi.
"Leyla kalk doğuruyorum "
Leyla yerinden bir anda fırladı. Anlamak için Alisa'ya baktı.
"Ne "
"Doğuruyorum " diye fısıldadı.
"Tamam , tamam ben haber vereyim "
"Dur dur sakın haber verme lütfen "
Leyla kapıda kalmıştı. "Alisa "
"Onu benden alacaklar Leyla. Kucağıma bile vermeyecekler lütfen haber verme "
"Delirdin mi sen ? Ya size bir şey olursa. Zaten sesine gelecekler birazdan . Ağrın bu kadar fazlayken sessiz kalamazsın "
Alisa alnından akan terleri sildi. "Lütfen , dayanabilirim lütfen . "
"Alisa "
Alisa yeni bir sancıyla eliyle ağzını kapattı.
"Onu benden alacaklar haber verme . Oğlumu vermek istemiyorum "
"Tek başına doğum yapamazsın. Bu şekilde buradan kurtulamazsın da . İzin ver haber vereyim sonrasında "
"Sonrası yok Leyla. Sonrası yok Aralı bir kere daha kaybedemem olmaz"
Leyla yatağın dibinde diz çöküp Alisa'nın ellerini sıkıca kavradı.
"Bak gözlerime "
"Leyla "
"Bak gözlerime Alisa. Güven bana ! Bebeğini vermeyeceğiz ama tek başına yapamazsın doğumu. "
"Alacaklar "
"Sana yemin ederim alamayacaklar .. Şimdi sadece bana güven "
"Onurun adamısın sen "
"Değilim bende senin gibi bir anneyim sadece bebeği kollarından alınmış bir anne. Seni ne olursa olsun buradan çıkaracağım . Sadece güven "
Alisa zorlukla başını salladı.
Leyla daha fazla vakit kaybetmeden haber verdi.
Alisa doğuma alınırken başında durup sadece ellerini tuttu.
"Biraz daha ıkın Alisa. Az kaldı Hadi "
Genç kadın bir kez daha denedi.
"Hadi Alisa. Başı göründü hadi bir kez daha "
Tuttuğu eli daha fazla sıkıp bir kez daha çığlık attı Alisa. Doktor ellerinde kanlı bir bebekle doğrulduğunda Alisa gözü yaşlı bir şekil de bebeğine baktı.
Allah'ım çok güzeldi.
Sapsarı saçları vardı kendisinin aksine.
"Bebeğimi istiyorum "
"Artık bebekle hiçbir bağlantın kalmadı Alisa. " Cemre gülümseyerek kucağında ki bebeği daha sıkı sardı.
"Sana onu vermeyeceğimi söylemiştim. O artık senin değil. Onur bey birazdan gelecek ona veda et. "
Alisa göz yaşları içinde bebeğine uzanmaya çalışırken Leyla sadece Cemreyi izledi. Ona da aynısını yapmıştı. Kucağında onun bebeğiyle çıkıp gitmişti. Bir kez alabilmişti kokusunu.
"Bebeği ver cemre "
"Sen karışma Leyla , hayrola anıların mı depreşti " Leyla arka cebine sıkıştırdığı neşteri parmaklarının arasında döndürdü.
"Sana bebeği annesine ver dedim "
"Hayır "
"Sen bilirsin Leyla. Anılarımda o masada yatarken sana uzanamadım ama şimdi ayaktayım farkında mısın ? O gün sana ne dediğimi hatırlıyor musun ? Hani kızımı kucağımdan söküp aldığın da "
Cemre bir adım geri attı.
"Seni öldüreceğim "dedim.
"Şimdi bebeği Alisaya ver " dedi bir kez daha.
Cemre bebeği Alisaya uzattı.
Genç kadın bebeğini kollarına aldığında mis gibi kokusunu soludu. Cennet kokuyordu meleği.
" Hoş geldin Aral , hoş geldin bebeğim. "
"Emzir onu Alisa "
Hala doğum masasındayken , bebeğini emzirmeye çalıştı Alisa. Sütü var mıydı ? Bilmiyordu. Aranan minicik dudaklar annesinin göğsünü kavradığında gülümsedi genç kadın.
"bebeğin kontrol edilmesi lazım. " Cemre bebeğe uzandığında tam Önüne Leyla geçti. Aralarında mesafe yoktu. Cemrenin uzanan kolları iki yana düşerken karnında ki sıcaklığa elini koydu.
"Sen "
"Sana seni öldüreceğimi söylemiştim Cemre. Sen sen ol , canı yanan bir anneyi hafife alma. Bu arada seninle tanışmadık öyle değil mi ?"
"Ne "
"Hani bana buraya geldiğimde sen kimsin ki demiştin ya "
Cemre dizlerinin üzerine düştü.
"Sana kendimi tanıtmam izin ver . Ben asayiş şube Baş komiseri Leyla soylu."
Cemre kadına şaşkınlıkla bakarken Leyla devam etti. " Ah evet ve bundan Onurun haberi yok ve olamayacak ta. Bunu bilen tek kişi birazdan ölecek çünkü "
"Leyla "
Cemre tamamen yere yığılırken Leyla ayağa kalktı.
Hala annesini emen bebeği izledi.
"Çok güzel bir bebek "
"Onu öldürdün "
"Daha önce yapmam gereken bir şeydi bu güne kısmetmiş " dedi parmağıyla bebeğin yanağını okşadı.
"Korkma ondan ayrılmana izin vermeyeceğim sadece bana güven " Alisa önce yerde yatan kadına sonra da Leyla'ya baktı.
Onur ve doktor içeri girdiğinde Leyla genç kadının kulağına fısıldadı. "bebeği zorluk çıkarmadan ver "
"Ne sen ne dediğinin farkında mısın ?"
"Güven bana iki gün sonra bizde çıkacağız buradan "
"Leyla " diye bağırdı Onur. Cemrenin cansız bedeninin üzerinden geçip kadının kolunu sıkıca kavradı.
"Sen ne yaptın "
"Sözümü tuttum Onurcum. Ona onu öldüreceğimi söylemiştim. İnanmaması benim suçum değil sonuçta öyle değil mi "
Onur kadını yere savurup Alisa'nın kucağında ki bebeğe uzandı.
"Alma onu benden " Onur kızın kucağından bebeği söküp alırcasına çekti. Bebek ağlamaya başladığında Alisa da göz yaşlarına mani olamadı.
Kucağında ki bebeği doktora uzattı.
"Ne yapacağını biliyorsun. Muaneyesini yapın , sonra hazırlayın bebeği " dedi.
"En az kendin kadar güzel bir bebek doğurdun Alisa. Beni haksız çıkarmadın "kadının terden yapışmış saçlarını kenara çekti.
"O benim oğlum "
"Artık değil ama merak etme , kendini topladığında tekrar bir erkek bebek doğurabilirsin " Alisa onurun sözleriyle dişlerini sıktı.
"Şimdi güzel anne seni odana götürsünler de biraz dinlen. Bende bebeği ailesine götüreyim "
Onur odadan çıkıp giderken Alisa sadece bağırdı.
"Seni öldüreceğim "
**
Onur kundağa sarılmış bebeğe baktı. " En az annen kadar güzelsin ufaklık umarım karakterinde ona çekmez "
Merve arabasından indi. Adamın kucağında ki bebeği gördüğünde memnunca gülümsedi.
"Demek bebeğim bu ha "
"Evet Merve hanım oğlunuzla tanışın "
Merve bebeği kucağına aldı. Beresini yavaşça çıkardı. Sapsarı saçlarını gördüğünde adama baktı.
"Babasına benziyor "
"Tam da istediğiniz gibi "
"Para verdiğin hesap numarasına aktarıldı Onurcum. Seninle iş yapmaktan fazlasıyla memnun kaldım "
"Bende öyle Merve hanım. Hatırlatmama izin verin lütfen , bebeği emziremeyeceğiniz için antibiyotik kullandığınızı söyleyin. Böylece şüphe çekmez.
Merve başını sallayıp arabasına bindi. Bebekle uzaklaşırken Genç adam hesabını kontrol etti. Şimdiye kadar yaptığı en iyi işti bu bebek.