3.bölüm

1198 Words
Bir çan sesi duyuldu. Siz de duydunuz mu?” diye sordu Atilla. Ne olduğunu anlayamadan, içeri Miran girdi. Boynunda bir çan, altında ise kırmızı kalpli bir don vardı. Bir anda ayağa fırladım. “Bu halin ne senin?!” Tuğra da kalktı, ciddiyetle karşıma dikildi. Kollarını arkasında birleştirerek, “Ceza,” dedi sadece. “Ceza mı?” dedim hayretle. Tam o sırada Tuğra, Miran’a döndü. “Doğru dışarı, şimdi.” Miran’ın önüne geçip Tuğra’nın karşısında durdum. “Hayır! Git üstünü giy Miran. Dışarı çık,” dedim. Ardından Tuğra’ya döndüm: “Burası sizin oyun bahçeniz değil Yüzbaşım. İnsanlara bu şekilde ceza veremezsiniz. Hele ki böyle bir aşağılamayı!” Bir adım daha yaklaştı bana. “Tim benim, istediğime istediğim cezayı veririm. Karışamazsınız.” Derin bir nefes aldım, gözlerine dik baktım. “Eğer verdiğiniz ceza, ‘kişinin şeref, onur ve saygınlığını zedeleyen’ bir davranışsa, bu TCK 125’e göre hakaret suçunu oluşturur. Yüzbaşım... İzninizle.” Çıkarken arkamdan seslendi: “Savcım! Bir dakika.” Durdum, dönüp baktım. “Buyurun Yüzbaşım?” “Saha görevinde yer alacaksanız... Sizi parkurda ne kadar başarısız olduğunuzu görmek isterim.” Gülümsedim. “Elbette. Gidelim.” “Bu ayakkabılarla mı?” dedi alayla. Boğazımı temizledim. “Genel anlamda söyledim. Üstümü değiştirip geliyorum.” Odamın dolabını açtığımda bomboştu. Tam Tuğra’ya söyleyecektim ki karşıdan gelen genç bir kadınla göz göze geldim. Gözlerim ışıldadı. “Merhaba, ben Serin Soykan,” diyerek elimi uzattım. “Elimi sıktı. “Ben de Sırma. Memnun oldum, Savcım.” “Ben de memnun oldum. Küçük bir ricam olacaktı.” “Tabii, buyurun.” “Kıyafetlerinden birini ödünç alabilir miyim? Dolabım boş.” “Memnuniyetle. Bedenlerimiz de uyuyor zaten. Buyurun, odam bu tarafta.” Yolda sordum: “Hangi timdesin?” “Kumpas Timindeyim. Komutanıyım. Üsteğmen Sırma.” Gerçekten mutlu oldum. “Hemcinslerimizin bu alanlarda daha çok yer alması beni sevindiriyor.” “Ben de sizin geleceğinizi duyduğumda şaşırmıştım, erkek savcı bekliyordum. Ama sizi görmek ayrıca mutlu etti.” Odada eşyaları hazırlayıp bana verdi. Giyinip aynaya baktım. Siyah eşofman, siyah tişört, beyaz spor ayakkabı. Ayak numaramız bile aynıydı. Çorap bile düşünmüştü. Çıktığımda bana döndü. “Çok yakışmış. Ayakkabılar oldu mu?” “Oldu. Ne kadar teşekkür etsem az, Sırma. Sana bir borcum var.” “Ne borcu Savcım, rica ederim.” Gülümseyerek ayrıldım. Siren Tim’i içtimada bekliyordu. Herkes ayağa kalktı. Tuğra karşıma geçti. “Geldim Yüzbaşım. Başlayabiliriz.” “Mirean, karşısına geç!” Miran öne çıktı. “Komutanım, savcı yeni geldi. Hastaneden yeni çıktı daha...” “Miran, gel,” dedim. Pozisyonumuzu aldık. “Şimdiden kusura bakmayın Savcım. Biraz canınız yanacak.” “Özür dilemelik bir şey olmayacak aslanım,” dedim. Düdük çaldı. İlk atağı Miran yaptı. Yumruğunu tuttum, karnına diz geçirdim. Sonra yüzüne yumruk. Sersemledi. Bir tekme daha. Nakavt. Elimi uzatıp kaldırdım. “Atilla, Cesur! Hazır olun!” Derin bir nefes aldım. “Demek oyun istiyorsun Yüzbaşım... Oynarız.” Ekin, fısıldadı: “Komutanım, fazla zorlamıyor muyuz?” “Geç yerine, işime karışma,” dedi Tuğra. Pozisyon alan ikiliye baktım. Cesur yumrukla gelecekti, Atilla savunmayla. Düdük çaldı. Cesur’un yumruğunu tekmeyle karşıladım. Sendeledi. Atilla hamle yaparken yana sıyrıldım, karnına ardı ardına yumruk indirdim. Arkadan saldıran Cesur’a dönüşte ters yumruk savurdum. Dizinin arkasına vurdum, yere düştü. Pes etti. Atilla'ya döndüm, gelen tekmesini iki bacakla karşıladım. İkimiz de yere düştük ama kazanan bendim. Atilla kıçını tutarak kalktı, beğeni işareti yaptı. “Savcım... çok iyisiniz.” Diger ikiliyi beklerken gelen bu kez Tuğra’ydı. Tüm tim ona tezahürat yapıyordu. Derken bir ses: “Serin! Serin! Haydi Savcım!” Baktım. Sırma tezahürat yapıyordu. Tuğra homurdandı: “Sırma, yanlış kişiye tezahürat yapıyorsun.” “Komutanım, doğru kişiyi destekliyorum. Kadınların olduğu yerde, kadını desteklerim. Savcımın sizi geçeceğine inanıyorum.” Tebessüm ettim. “Doğru adrestesin, üsteğmenim” Düdük çalmıştı. Tuğra, ilk hamleyi bana bırakmak istemişti. Ama beklemeye niyetim yoktu. Hızla üzerine yürüdüm, sağdan gelen bir yumruk attım. Bekliyordu. Bileğimi tuttuğu gibi kolumu geriye kıvırdı. Acıyla yüzüm buruştu ama diğer elimle karın boşluğuna bir yumruk yapıştırdım. Gücünü hissettim, ama geri çekilmedi. İkimiz de geri adım atmıyorduk. Beni omzumdan tutup mindere çarptı. Nefesim kesilir gibi oldu ama çabuk toparladım. Ayak bileğini tutup düşürmeye çalıştım. Dengesi bozuldu, yere düşmedi ama diz üstüne çöktü. Yerden kalkmadan önce bana sağlam bir tekme savurdu. Kaburgamın altına isabet etti. İçim çekildi ama dişimi sıktım, geri adım atmadım. “Yoruldun mu savcım?” dedi, kaşlarını kaldırarak. “Yok,” dedim gülümseyerek. “Daha yeni ısınıyorum.” Bir adım attım, yumruk salladım, eğildi. Ardından döner tekmeyle sağ kaburgamı hedef aldı. Geriye seğirdim ama temas etmişti. Birkaç saniyeliğine dengemi kaybettim. O anı bekliyormuş gibi geldi. Omzumdan itip yere yatırdı. Omzuma bastırıp yüzüme eğildi. “Pes mi ediyorsunuz, Savcım?” Gözlerimi kıstım. “Hiç sanmam.” Yerdeki konumumu avantaja çevirdim. Bacaklarımı karnına dolayarak onu üzerimden savurdum. Tuğra sırt üstü yere düştü. Bu kez ben onun üstündeydim. Dudaklarımız birbirine değecek kadar yakındı o gün aklıma birbir düştü onu öpüşüm gözlerimin önüne gelirken Ard arda yumruklar savurmaya başladım. Sol, sağ, sol… ama hepsini engelledi. Kollarımı itti, beni tekrar devirdi. İkimiz de kalktık, nefes nefeseydik. Tişörtlerimiz terle yapışmıştı. Etrafta yankılanan sadece ayak sesleri ve soluk alışlardı. “Yüzbaşım,” dedim, dudaklarımda hafif bir alayla. “Pes etmek üzeresiniz gibi duruyorsunuz.” “Sana göstereceğim, Savcı Hanım,” dedi ve hücuma geçti. Diz hizamdan gelmeye çalıştı. Sıçrayarak kurtuldum. Onun momentumunu kullanarak arkasına geçtim ve boynuna dirsekle baskı kurdum. Debelendi, omzuma dirsek attı, bir iki adım sendeledim ama dengesini tam kuramadan bu kez ben daldım. Tek ayağımı onun arkasına takıp göğsünden ittim. Yere düştü. Ama hemen toparlandı. Dizinin üstünde dururken ben yumruk atmaya yönelmiştim ki beni belimden kavradı ve yere aldı. Dövüş artık teknikten çok irade savaşıydı. Yerde boğuşuyorduk. Herkes sessiz. Göz göze geldiğimizde bir anlık duraksadık. Sonra aynı anda hamle yapıp ayağa fırladık. O benim omzuma yüklendi, ben karnına diz attım. Yüzüme yumruk indirdi, dudağım patladı. Ama ben sadece gülümsedim. “Sadece bu mu?” Son kez savruldum, ama geri seğirdim, hızla dönüp karnına yumruk attım, ardından dizine tekme… ve bir anda sol omzunu hedef alarak onu sendeletmeyi başardım.Yumruğumu tüm gücümle savurdum. Tuğra anında refleks gösterip bileğimi yakaladı. Bir hamleyle beni sırt üstü yere yatırdı ama o da dengesini kaybetti. Sert çarpmayayım diye dizini yere koyduğunda, ikimiz de yere... üst üste düştük. Ve... durduk. Nefes nefeseydik. Yüzümüz arasında neredeyse hiç mesafe kalmamıştı. Dudaklarımız bir nefes kadar yakındı. Bakışları dudaklarımda dolaşıyor, sonra gözlerime kayıyor, sonra yeniden dudaklarıma dönüyordu. Kalbim göğsümde değil, boğazımda atıyordu. Tam o anda alaycı ve hafif boğuk bir sesle fısıldadım: “Ne oldu Yüzbaşım? Sizi öpeceğimiden mi korktunuz… Gözlerindeki ifadeyi tarif edemem. Karşımdaki adam savaş meydanlarında görmeye alıştığım soğukkanlı subay değil, aniden tereddüt eden bir adamdı. Ama o tereddüt bir saniye sürdü. Aynı saniyede, karnına dizimi geçirip onu üstümden uzaklaştırdım. Nefes alışlarım düzensizdi ama kontrol bende kalmalıydı. Yavaşça ayağa kalktım. Sırma’nın yanından geçerken göz kırptım. O da anlamıştı aramızda dönen oyunu. Hafifçe gülümsedi ama gözlerinde farklı bir kıvılcım vardı. Yürümeye başladım. Arkamı dönmeden bahçede ilerlerkenTuğra’nın sesi yankılandı: “Savcım!"Durmadım. “Serin!” Adımı bu kadar net ve tok söylediği an... adımlarımı yavaşlattım. Ama dönmedim. “Bu oyun burada bitmedi...” İşte o cümle. Yüzümde o tanıdık, özgüvenli gülümseme belirdi. Gözlerimi kısarak hafifçe başımı çevirdim, ama sadece omzumun üzerinden bir bakış attım. “Bunun oyun olduğunu kim söyledi, Yüzbaşım?” Ve... çıktım. Arkamda kalan sessizlik,bahçedekilerin tezahüratları kadar yüksekti. Ama asıl savaş... şimdi başlıyordu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD