Untitled

1242 Words
Gece görüş gözlüğümü indirdiğimde her yer yeşil bir rüyaya dönüştü. Ama bu rüya, birazdan barut kokusuyla kabusa evrilecekti. Siren Timi olarak mevzilenmiştik. Adliyede dosya tokatlayan parmaklarım, şimdi tüfeğimin tetiğinde o tanıdık soğukluğu hissediyordu. Radar: "Katran, hedef bölge saat on iki yönünde. Üç nöbetçi kulübede, yedi kişi devriyede. Bir tanesi burnunu karıştırıyor, istersen tam o an alayım?" Katran: "Bekle Radar. Sis, plan sende. Sızma ve imha." Sis: "Anlaşıldı Katran. Beyler, arkamdan gelin ama sessiz olun. Özellikle sen Joker... Botlarını yere sürte sürte vatan toprağını aşındırma." Joker: "Aşk olsun Sis Savcım! Ben bu gece pamuk şeker gibiyim, havada süzülüyorum." Karanlığın içinde bir gölge gibi süzüldüm. İlk nöbetçi beni fark etmeye çalıştığı an, tüfeğimi kullanmak yerine havada bir takla atıp adamın ensesine çöktüm ve profesyonel bir manevrayla etkisiz hale getirdim. Karaca: "Ooo, Savcı Hanım’dan estetik hareketler! Adalet bugün çok çevik!" Sis: "Konuşma Karaca, solundaki herif uyanıyor. Onu da ben mi alayım yoksa bisküvi paketini açmaya devam mı edeceksin?" Karaca: "Hemen alıyorum Savcım, ayıp ettin!" Tam o sırada binadan bir grup silahlı adam çıktı. Operasyonun o "sessiz" kısmı, Matkap’ın elindeki ağır makineliyle şarkı söylemeye başlamasıyla son buldu. Matkap: "Giriş serbest beyler! Kapıyı ben açtım!" Çatışma bir anda kıyamete döndü. Ben, bir kayanın arkasına siper alıp seri atışlarla hedefleri birer birer indirirken, bir yandan da bizimkileri lafa tutuyordum. Sis: "Joker! O fırlattığın el bombası mıydı yoksa taş mı? Adamın kafasına çarptı ama patlamadı!" Joker: "Savcım, pimini çekmeyi unutmuşum heyecandan! Ama bakın, adam bayıldı. Psikolojik baskı işte!" Katran: "Joker, seni operasyon dönüşü eğitim alanında süründüreceğim!" Tam o sırada iki kişi üzerime doğru koşmaya başladı. Tüfeğimin mermisi bitmişti. Silahı omzuma asıp belimdeki iki bıçağı çıkardım. Adamların arasından bir rüzgar gibi geçtim; biri dizlerinin üzerine çökerken diğerini havada yakalayıp yere çaldım. Kırlangıç: "Savcım, siz adliyede karate dersi mi veriyorsunuz? O nasıl bir dönüştü öyle?" Sis: "Kanun boşluk tanımaz Kırlangıç, ben de tanımam!" Görevden döndükten sonra herkes evlere dağılmış bizde tuğrayla eve gelmiştik . Üstümü değiştirip kirlileri çamaşır makinesine atıp kahvemi yudumluyaeak televizyon izliyordum. Çamaşırların çıkmasıyla asmaya balkona çıktım. Tuğra banyodan çıktığında durdu.Çünkü balkonda Serin’in çamaşır astığını gördü.Ve Serin’in çamaşır asma stili…nasıl söylenir provokatifti. — “Serin,” dedi ciddi bir sesle. — “O tişört… ters.” dönmeden cevap verdim. — “Bilerek.” — “Neden?” — “Rüzgârla daha iyi anlaşsın diye.” Tuğra kaşlarını çatmış. — “Bu bilimsel değil.” — “Ben savcıyım Bilimle değil, sezgiyle çalışırım.”Bir iç çamaşırını mandalla asarken Tuğra öksürdü. — “Onu… içeri assan?” — “Neyi?” — “Onu.” — “Aa,” dedi Serin gayet rahat. — “Sen mi utanıyorsun?” — “Utanmıyorum.” — “Bakmamaya çalışıyorsun ama bakıyorsun,” dedim gülerek. — “Asker refleksi mi?” — “Tehdit analizi.” — “Ben tehdit miyim?” Tuğra düşündü. — “Potansiyel.” Gözlerimi büyütüp kahkaha attım — “Bunu iltifat kabul ediyorum.” Tam o sırada yan balkondan bir ses geldi: — “Aaaa siz evli misiniz?” İkisi de aynı anda: — “HAYIR.” Komşu teyze kafasını uzattı. — “Ama beraber çamaşır asıyorsunuz.” Serin hiç düşünmeden Tuğra’nın koluna girdi. — “Evliyiz ama boşanma aşamasındayız.” Tuğra DONDU. — “Ne—” — “Sus,” diye fısıldadı Serin. “Teyzeler ikna olmadan gitmez.” Komşu teyze başını salladı. — “Anladım… kavga var.” — “Yok,” dedi Serin. — “O beni seviyor ama belli edemiyor.” — “Asker mi?” diye sordu teyze. — “Maalesef,” dedi Serin. Tuğra dişlerini sıktı. — “Ben buradayım.” Teyze içeri girdi. Tuğra Serin’e döndü. — “Ne yaptın sen?” — “Komşuluk ilişkisi kurdum.” — “Ben senin kocan değilim.” — “Biliyorum,” dedi Serin. — “Olsaydın bu kadar gerilmezdim.” İçeri geçtiler. Tuğra masaya oturdu. — “Bu evde netlik olmalı.” — “Tamam,” dedi Serin. — “Netiz: Sen ciddi, ben değil.” — “Öpme meselesi—” Serin aniden yaklaştı. — “Hangi öpme?” Tuğra irkildi. — “İşte bu!” — “Ben saymıyorum,” dedi Serin. — “Travma sonrası davranış.” — “İki kere oldu.” — “Tekrar etmediğim sürece istatistik değil.” O sırada çamaşır makinesi BİP BİP etti. Serin döndü. — “Aaa çamaşırlar.” Eğildi. Tuğra gözlerini kapattı. — “Ben balkona çıkıyorum.” — “Zaten balkondasın.” — “O zaman salona.” Serin arkasından seslendi: — “Bak kaçıyorsun.” — “Kaçmıyorum!” — “Kaçıyorsun,” dedi gülerek. — “Ama sorun yok. Ben ev arkadaşımı seviyorum.”Tuğra kapıda durdu. — “Serin.”— “Efendim Yüzbaşı?” — “Bir daha… beni öpme.” Serin düşündü. — “Planlı değilse?” — “Hayır.” — “Yanaktan?” — “Hayır.” — “Şaka?” — “Hayır.” Serin bir an durdu… sonra alnına minik bir öpücük kondurdu. — “Bu sayılmaz,” dedi. — “Askerî bölge dışı.” Tuğra dondu. Serin kahkahayı bastı. — “Allah’ım sen çok eğlencelisin ya.” Siren Timi bu kez sınır ötesinde, derin bir vadideki kale gibi korunan bir malikaneye odaklanmıştı. Bu kadın, onlarca saldırının emrini veren kişiydi ve istihbarat onun bu gece bölgeden kaçacağını söylüyordu. Katran: "Dinleyin beyler. Bu kadın bizim için bir kupa değil, canlı bir kütüphane. Onu almadan dönersek, bu gece bitti sayılmaz. Sis, sızma ve paketleme sende. Biz dışarıyı cehenneme çevirirken sen hedefe çökeceksin." "Sessizce girer, paketini yapar, kurdeleyle teslim ederim Yüzbaşı." Dedim göz devirerek Gece görüş gözlüğümü takıp. malikanenin arka duvarından bir kedi çevikliğiyle tırmandım. Lazer sensörlerini tek bir hamleyle devre dışı bıraktım.İçeride on koruma vardı ve hepsi ağır silahlıydı. Radar (Telsiz): "Sis, ikinci kat balkonunda iki hareketlilik. Katran baskıya başlıyor." Dışarıda Matkap’ın ağır makinelisi ve patlamalar başladığında, malikane sarsıldı. Koruma ordusu dışarıya odaklanmışken havalandırmadan "lorenin yatak odasına süzüldüm. Kadın tam panikle kasadaki evrakları toplarken ensesinde soğuk namluyu bastırdım. "Adalet ayağına geldi loren Kımıldama, yoksa dosyanı burada kapatırım." Loren’i ters kelepçeye vuran Serin, onu önüne kalkan yaparak odadan çıktı. Ancak koridorda üç korumayla burun buruna geldiler. Serin, adamın bacağına bir tekme atıp yere yatırırken aynı anda iki el ateş etti. "Katran! Paketi aldım ama çıkış kapalı! Merdivenler düşman dolu!" "Dayan Sis! Geliyoruz!" Tuğra (Katran), kapıyı patlatıp içeri girdiğinde Serin bir elinde loren’in yakasını tutuyor, diğer eliyle mermi yağdırıyordu. Tuğra, Serin’in üzerine siper olup onu mermi yağmurundan çıkardı. Katran: "kadın bende! Sen kapıyı aç!" Sis: "Hayır, kadın bende kalsın, sen yolu aç! Bu benim davam!" Malikanenin çatısındaki helikopter pistine ulaştıklarında, loren’i almaya gelen yabancı bir helikopter üzerlerine ateş açmaya başladı. Pervanelerin yarattığı rüzgar ve mermi fırtınası altında Serin, loreni yere bastırmış bekliyordu. Katran: "O helikopteri indirin!" Radar ve Joker roketatarla helikopteri vurduğunda, dev araç yamaçtan aşağı yuvarlandı. Ancak o hengamede loren, cebindeki gizli bıçağı çıkarıp Serin’in koluna sapladı ve kaçmaya yeltendi. Serin acıyla inledi ama durmadı. Yaralı koluna rağmen fırladı, havadayken kadının beline sarılıp onu uçurumun kenarında yakaladı. Sis: "Kaçamazsın! Kanun her yerde!" Serin ve loren uçurumun kenarında boğuşurken Tuğra yetişti. Serin’in kolundan sızan kanı gördüğünde gözü döndü. Ama serın vazgeçmeyerek tek bir yumrukla bayıltı bunun hemen sonrasında tuğra Serin’i kendine çekti. Katran: "Bitti... Aldık onu." Serin, nefes nefese Tuğra’nın zırhına yaslandı. Kolundaki yaraya rağmen gülümsedi. Sis: "Yüzbaşı... Bu kadını hapse ben ellerimle sokacağım. Ama önce... şu kolumu bir sarar mısın? Çamaşır asarken lazım olacak." Tuğra, Serin’in yaralı koluna sert bir kompres yaparken gülümsedi. Helikopter onlara doğru yaklaşırken, Siren Timi bir büyük zaferi daha tarihe gömmüştü.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD