6. KARAR

2303 Words
Odanın önüne geldiğimizde durup döndüm. “Tek laf etmeyeceksin Yasemin!” “Geri göndermek için…” “Ben göndereceğim dedim mi?” “Abi kız bize layık değil. Yolun başındayken…” “Ben ne yapacağımı bilirim Yasemin! Aklını fikrini kendine sakla” Aralanan ağzı bakışlarımla kapandı ve bir adım geri çekildi. O gittikten sonra odaya girdim. İlk iş beynimi deliyormuş gibi hissettiren ağrı için bir ilaç aldım ardından da buz gibi bir suya girdim. Çıktığımda zihnim daha berraktı. Üzerimi değiştirdikten sonra bir an önce bu konuyu da çözüp kurtulmak istedim. Daha tarafsız olacağını düşündüğüm iki kişiden birini dinledim. Orhan olanları çok sonradan duyup mutfak kapısına geldiğinden tam olarak hakim değildi. Ama Halime hanım birebir şahidiydi. Odaya geldiğinde sanki kendi suçluymuş gibi tedirgindi. “Halime hanım gördüğünü duyduğunu düpe düz anlat. Anlat ki haklıyla hakkını teslim edelim” “Ağam işin doğrusu… doğrusu… Esma hadsizlik etti. Yersiz laf etti. Eslem hanım da duyunca tabi, sinirlendi” “Ne dedi?” Çekinerek duraksayınca sorumu tekrarladım. “Eslem hanımın kardeşinden ötürü, yanlışlıkla hani belki… yani bilmeden de olabilir tabi…” “Geveleme lafı!” “Belki cüzdanda almıştır gibi birşey dedi…” Eslem’in tepesini attıran kardeşine atılan iftiraydı demek. “Eslem ne yaptı? Ne dedi?” “Geldi içeri hepimizi çıkardı. Biz öyle kapıdan gördük. Çok bağırmadığından duyamadık ama bıçağı aldı bir ara, yasladı Esma’nın yanağına” Hayal etmesi zor bir manzaraydı benim için. Görmek isterdim. “Kardeşime dil uzatını yakarım deyip durdu. Yasemin hanıma da öyle dedi” “Başka birşey var mı?” “Yok ağam” “Eksiğin var mı?” “Yok ağam” “Fazlan var mı?” “Yok ağam” Halime hanımı göndermeye niyetlenmiştim ki kapı çaldı. Yasemin veya Kıymet halam değildir inşallah diye düşünürken içeri Eslem girdi. Yaptıklarından dolayı korkarak ya da en azından çekinerek girmesini beklemiştim ama Eslem hiç olmadığı kadar cesurdu. Dimdik durmuş korkusuz gözlerle bakıyordu bana, sanki başka bir kadın gibi. Halime hanım çıkarken Eslem sağlam adımlarla girdi içeriye. Bana doğru yaklaşırken gözlerini dahi kırpmadı. Karşıma dikildiğinde, “Seninle ilk gece ne konuştuğumuzu hatırlıyor musun?” dedim. “Hatırlıyorum” Yakınlaşınca kokusu doldu burnuma. Kızıl dalgalı saçlarından mı yoksa teninden mi geliyordu bu koku bilmiyorum. O gece boynuna gömüldüğümde her nefesimi bu koku doldurmuştu. Hem farklı hem tanıdık bir koku… “Kargaşa çıkarmayacaksın demiştim” “Esma’nın dediklerine karşılık yaptıklarım az bile” “Hala savunuyor musun kendini?” Gözlerini kısıp eğdi başını. “Bir had bilmeze haddini bildirmek istedim diye suçlu mu oldum?” “Bana bırakmadığın için suçlusun! Bana gelecektin ve ben yapılması gerekeni yapacaktım! Sen de tek işin, vazifen neyse onu…” “Ne için geldiğimi biliyorum Azap! Sana çocuk vermeye geldim. Çocuk sahibi olmak için satın aldın beni babamdan. Ama bu kadar! Ne hizmetçinden ne kardeşlerinden azar işitecek değilim, kardeşime iftira atılmasına, alay edilmesine göz yumacak değilim!” Yarım adım mesafeyi kapattı ve burun buruna geldik. “Benim kardeşim hırsız değil! Kimsenin beş kuruşuna el uzatmaz! Onları ben yetiştirdim Azap! Anneleri sayılırım. Biri tek kelime ettiğinde de bir anne ne yaparsa onu yaparım! Elimden almasalar o bıçağı ona saplardım da!” Boynunda ince bir damar belirginleşmiş yanakları kızarmıştı sinirden. Hızla nefes alırken göğüsleri aşağı yukarı inip kalkıyordu. “Ne Esma ne Yasemin ne Kıymet hanım ne de sen! Hiçbiriniz kardeşlerime…” “Duracağın noktayı bil Eslem!” diyerek kestim sözünü. Büyük sözler etmeden durdurmak istedim. “Ben kargaşa sevmem! Çatlak ses sevmem! Esma meselesini çözeceğim sen de bir daha sorun çıkarmayacaksın” Kararsızca dudaklarını bastırdı birbirine. Bir gülümsedi bir durdu. Derin bir soluk verip “Kıymet hanım yanlış bir seçim yapmış Azap. Ben yapamayacağım galiba bu işi. Ben Zişan değilim, onun gibi değilim olamam da. Hizmet etmek mesele değil, hizmetçilik de değil ama o bakışlara laflara susamam, susamıyorum ben. ‘Ağam koynuna iki alır daha almaz, varoş gülü, dehleyecekler’ diye konuşulduğunu duyunca susmam! Çünkü konu senin karın olmam ya da vazifem değil, konu benim! Ben! Ben anladım ki istediğiniz gibi olamam. Benimle vakit harcama, ben de seni yormayayım en iyisi Azap. Babam henüz verdiğin parayı bitirmemiştir. Hemen şimdi sonlandıralım bu işi. Ben bir kılıfını bulur dönerim eve. Hatta kılıfa gerek yok istemedim dersin biter gider. Sen paranı geri al ve bende evime döneyim” dedi ve cevap bekler gibi beklentiyle baktı. “Odana çık” dedim tekdüze bir sesle. Kararlılıkla karşımda dikilmeye devam edince sesimi yükselttim. “Eslem odana çık!” “Yarına kadar düşün Azap! Gece ya odaya gelirsin ve kurallarını bir kez daha konuşuruz ya da gelmezsin ve bende gece toparlanıp sabah erkenden evime dönerim. Akşama kalmadan da paranı gönderirim” Bıraksam sanki hemen şimdi uçup gidecekti! “Eslem odana çık!” dedim kati bir sesle. Geri adım atması saniyelerini aldı. Sonunda güçlü bakışlarını kırabildim ve bir adım geri çekildi. Başını sallayıp arkasını döndü ve hızlı adımlarla çıktı. Masaya dönüp oturdum. Çoktan Eslem’i kapı dışarı etmiş olmam gerekirdi aslında. Evde çıkan kargaşa, bana karşı duruşu, sesi, kurallarımı esnetmesi… İleride de çok sorun çıkarabildirdi bu tutumuyla. Çoktan gitmeliydi! Eslem haklı galiba… Kıymet halam yanlış seçim yapmıştı. Başımı ağrıtmayacak, basit, beklentisi olmayan, sessiz değildi Eslem. Asla da olmayacaktı… ••• KIYMET BOZHANLI ••• Kahve tepsinini aldım Halime’nin elinden. En üst kata çıkıp kapıyı araladım. Azap tahmin ettiğim gibi terasa çıkmış gecenin karanlığına dalmıştı yine. Kapı sesini duyduğu halde dönmedi arkasını. Benim geldiğimi tahmin etmişti sanırım. Arkamdan kapıyı kapattım ve sedirin yanındaki sehpaya bıraktım kahveleri. Ben oturduktan sonra Azap da derin bir nefes verip döndü ve yanıma oturdu. “Evlenmek zormuş hele“ dediğimde Azap kısa bir tebessüm etti. “Olayın eğrisini doğrusunu çözdün mü?” “Çözdüm” dedi uzaklara bakarak. “Neye karar verdin?” “Karar verilecek bir şey mi vardı?” diyerek Eslem’i göndermeyi hiç düşünmediğinin altını çizmiş oldu. “Sen pek sevmezsin böyle kavga gürültü. Belki sinirlenir de…Ama doğru yapıyorsun, neticede senin karın…” Sözümü kesip, “Yaseminle epeydir konuşmuyorsun heralde hala?” dedi ve uyarıcı bakışlarla döndü bana. Ne demek istediğini anlamak için bekledim. “Yine kaçırmış şirazeyi” “Ne yapmış ki?” Donup gözlerle bakınca, “Eslem kardeşlerime dil uzatanın canını yakarım diyordu, Yasemin de köyde değil Bozhanlı konağında olduğumuzu hatırlattı karına” dedim imalı. Kahvesini bitirip, “Kimin bana bize layık olup olmadığını, kapının önüne kimin koyulup kimin koyulmayacağını, kimin gelinim olup olmayacağına ben karar veririm!” dedi her kelimeyi sertçe vurgulayarak. Eslem’e karşı bu korumacı tavırın haklı olmasından geldiğini tahmin ediyordum. Etkilenme ya da sevme ihtimali çok düşüktü. Azap’ın kalbi nicedir kapalıydı sevdaya. Birine kalbiyle bakmazdı artık. Belki de acımıştı kızın çaresizliğine ve yoksulluğuna. Düşük bir ihtimalle merhamet etmişti yani. Ayağa kalkıp ellerini bağladı arkasında, “Ben Ali değilim, Eslem de Zişan. Yaseminle bir konuş, gözünün önünü aydınlat” dedi ve camın önüne varıp karanlığı izlemeye devam etti. “Yasemin’in de haklı yanı var Azap, onu da göz ardı etme. Onun da niyeti hep bizden yanadır. Soyadımıza söz gelmesin diye…” “Soyadına söz gelmesini istemiyorsa çalışanının ağzına laf vermeyecek, işe katmayacak. Esma’nın ağzına makara olan şeylerin Yasemin’inden çıkma olduğunu bilmiyorum muyum sence hala?” “Öyle ama…” “Yasemin’in ipini sık biraz, yoksa ben kalp kırarım biliyorsun” dedi sözümü keserek. “Tamam. Esma ne olacak peki?” “Kararını ben vermeyeceğim” “Yasemin’in kolu kanadıdır Esma. Göndermek istemez ama cezasından da geri kalmaz merak etme” dedim ama doğrusu Yasemin eminim Esma’ya kızmak yerine dediklerini anlattırıp keyiflenirdi belki de ödüllendirirdi. “Kararı Eslem verecek” dedi Azap. “Eslem mi?” “Evet” “Getireceğin kız suya sabuna dokunmasın, sesini duymayayım diyordun şimdi yıllardır çalışanımız olan biri hakkındaki kararı ona mı bırakıyorsun?” dedim şaşırarak. “Bu konu çok uzadı hala” dedi bunalmış gibi. Bana döndüğünde gerçekten sıkıldığını anladım. Azap’ın karışmadığı daha doğrusu uğraşmadığı şeylerdi bunlar. Önemseyip ilgilenmezdi evin düzeniyle. Eksik gördüğü, rahatsız olduğu varsa bir kez söylerdi biz de ikiletmeden getirirdik yerine. Her zamankinden çok zaman harcamıştı. Esma, Yasemin, Halime ve Eslemle tek tek konuşup bir karara bağlamıştı. Bunun sebebi Eslem miydi acaba? Yoksa son zamanlarda Azap’ı rahatsız edecek kadar sivrilen Yasemin mi? Umarım Yasemindir! Umarım! ••• Sabah erken vakitte kalkıp önce Yasemin’in yanına uğradım. Azapla konuştuklarımızı anlattıktan sonra, “Esma ile ilgili kararı Eslem verecekmiş” dedim. “Ne! Ne demek bu hala! Eslem kim oluyor da Bozhanlı konağında bir karar alıyor!” “Azap böyle karar verdi” “Geleli daha iki gün oldu! İki! Çalışanlarımıza karar vermek ona mı kaldı! Hani bu kız sadece çocuk için gelmişti hala!” “Öyle, sadece çocuk doğurmak için geldi” “O zaman konağın düzenine nasıl müdahale edebiliyor! Kim olarak! Ne olarak! Eslem mi doldurdu abimi? O mu istedi bunu!” “Azap Esma’yı haksız görmüş. Eslem’in bir şey istediğini sanmam da…” “Hala bu kız abimi ele alacak belli ki! Getirdiğiniz kızı karısı olarak görmeyeceğini söyleyen abim şimdi saygı duyar olmuş. Ama biliyorum ben o kıza yapacağımı!” “Esma gürültü çıkartmaya değmez! Azap zaten kızgındı geçen aydan, daha da kötü olma. Eslem’i de gözünde büyütme. Azap olsa olsa acımıştır fukaraya. Kız belki acındırmıştır kendini, gurur yapmıştır; Azap da insaf etmiştir” “Yılanın başını küçükken ezmek lazım hala” “Yasemin Eslem’in konakta kalacağını en fazla birkaç ay! Azap’ın canını sıkma boşa. İtiraz edip karşısına da çıkma, o senin atandır! Son söz her daim onundur” Yasemin’in gözleri hırsla doldu ama sustu. Azap’dan korkarak da olsa Eslem ile uğraşacaktı eminim. Onu da Zişan gibi yapmaya çabalayacaktı. Eslem’in tek kurtuluşu bir an önce gebe kalmasıydı. Hem Yasemin’in hem Azap’ın iyiliği için tabi! Yasemin ile beraber salona indik. Hemen arkamızdan da Azap girdi içeri. Yerlerimize geçer geçmez kahvaltıya başladı Azap. “Eslem gelmeyecek mi?” dedi Rojda. Azap umursamazca, “Bugün odasında kalacak” dedi. Yasemin Azap’a ne kadar dolmuş olsa da bu tavır hoşuna gitti ve gülümsemeden duramadı. O keyifli gülümsemesi Azap’ın uyarıcı bakışlarına takıldığı anda silindi ve başını eğip kahvaltısına döndü. Azap hızlı bir kahvaltının ardından aceleyle kalktı, ardından da tüm Bozhanlı erkekleri kalkıp onu takip etti. Uğurlamaya Yasemin’i özellikle çağırmayıp Azap’ın yanında ben gittim. Avluyu yarılamıştık ki dış kapı açıldı. “Sabahın bu vakti hayrolsun” Pek hayırlı değildi doğrusu! “Amca!” Bekir ileri atıldı ve Mehmet’e doğru ilerledi. Mehmet aceleyle onu selamlarken bizde kapıya kadar vardık. “Günaydın amca, hoşgeldin” dedi Azap soğuk bir sesle. “Gidiyorsun?” Azap saatine bakıp başını salladı. “Geç bile kaldım” “Hayırdır Mehmet?” diye girdim araya. “Bir şey duyduk da…” dedi sıkıntıyla. “Ne duydun?” Azap’a dönüp, “Eve gelin gelmiş dediler” dedi. “Evet” dedi Azap. Mehmet Azap’ın tepkisizliğine afalladı. “Duyunca şaşırdım. Evlenmeye niyetin yoktu diye biliyorduk. Hem öyle sessiz sedasız” “Öyle gerekti” Azap’a yansıtmadığı öfkeyle bana bakıp, “Bana başka anlatmıştın abla. Seninle başka konuşmuştuk. Evin de çok şaşırdı” dedi. Evin tabi! Evlilik hayalleri kurduğu Azap’ın sessiz sedasız biriyle evlendiğini duyunca atmıştır kendini yerden yere. Mehmet Azap’a dönüp, “Böyle konuşmamıştık” dedi tekrar. Azap oldum olası bu konuya zaten sıcak bakmamıştı. Şimdi iması da geriyordu. “Ben kimseyle bir şey konuşmadım. Kimle ne konuştuysan onunla hesaplaş amca. Hadi eyvallah” dedi ve yanından geçip gitti. Kapı ardından kapandığı anda Mehmet, “Abla anlaşmıştık seninle! Evin’i Azap’a gelin edecektik!” diye bağırdı. “Önce o sesine dikkat et” dedim ve duyan var mı diye bakındım etrafa. Küçük salonu gösterip, “Geç şuraya!” dedim ve salona girdik. “Abla kız perişan oldu. Ha bugün ha yarın dedik dedik beklettik! Bunun için miydi!” “Azap böyle istedi Mehmet” “Ayarlayacaktın! Bozhanlı malı mülkü dağılmasın, yabancı karışmasın, içimizde kalsın diyordun!” “Evet ama…” “Evlenmek bile istemiyor diyordun abla! Kim bu böyle bir anda tutup getirdiniz! Bizi mi oyaladın bunca vakit? Sözün vardı abla!” “Ben sana söz falan vermedim Mehmet! Azap’ı ikna etmeye çalışacağım dedim, çok da uğraştım zaten, yıllardan beri uğraşıyorum zaten biliyorsun! Hem öyle düşündüğün gibi gelin gelmedi bu eve” “Ne? Nasıl yani?” “Bir tek çocuk için” “Kız hamile mi yoksa?” “Hamile kalsın diye aldık kızı! Gelin gibisine değil” “Ne fark eder abla! Soyadı Bozhanlı mı Bozhanlı, kocası Azap mı Azap! Bitti. Hem derdi çocuksa Evin de yapardı alasını! Biliyorsun” “Yapardı da sağlıklı mı olurdu orası belli değil! Azapla Evin’in kanı bir. Fadik’in oğlu gibi de olabilirdi! Öylesi yakışmaz Azap Bozhanlıya! Şimdi bu kız sağlıklı bir torun verecek bize, sonra da gidecek” “Nereye gidecek?” dedi şaşkınca. “Çiftlik evine gidecek” “Çocuğu bırakıp?” “Evet” Birkaç saniye duraksayıp düşündü. “Abla siz ne beter işlere giriştiniz böyle! Ne gerek vardı! Evinle evlenecekti olup bitecekti!” “Bin kere dedim aha bu da bin bir Azap Evin’i istemiyor. Ne zaman desem lafı ağzıma tıkıyordu. Zaten yine Evin diye üstüne gittikten sonra çıktı bu kızın işi de. Kadın istemem ama evlat şart dedi” “Evin ile…” “Azap’ın kadın sesine tahammülü yok Mehmet bilmez misin! Bu kızı köyden tutup getirdik, garibanın teki, sesi çıkmaz diye. Aldık odaya tıktık, çocuk yapıp gidecek o kadar. Evlendi de evlenmedi say yani Mehmet. Azap yanına, koluna kadın takmaz. Ben sana yıllardan beri söylüyorum” “Ben Evin’e ne diyeceğim şimdi?” “Kızı ümitlendirdin tabi! Bak sakın bir delilik yapmaya kalkmasın Azap’ın elinden alamam” “Ne yapacak sanki abla ağlayıp duruyor” “Ben Evin’i bilirim Mehmet. Gözünün yaşı bir dinsin bilirim durmaz. Sakın ha gelip canını sıkmasın Azap’ın” “Meraklanma Azap’ın canını sıkmaz. Herşeyi yapar da aptal kızım onun canını sıkmaz” “Ah Mehmet ah. Yıllar önce dedim ben sana ver bu kızı başkasına diye. Kız Azap diye diye mahvoldu” “Siz Ali’ye Zişan’ı alınca…” “Ali ile Azap bir mi! Azap kadın görünce başını çevirir, bacıları hariç kimseyi istemez yanında biliyorsun. Evin’e de baktıysa kardeşim diyerek bakmıştır” Mehmet oflar çeke çeke çıktı konaktan. Ben de arkasından dualar ettim, Evin bir delilik yapmasın diye.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD