Nikâh işlemlerinden sonra nişan kıyafetimizi alıp eve döndük. Tekin akşam yemeğine kalmıştı; Aslı ile birlikte mutfakta yemek hazırlamaya koyulduk. Tüm bu hazırlıkları yaparken aklımdaki tek soru aynıydı: Buradan nasıl kurtulacağım, nasıl kaçacağım?
Akşam yemeği sırasında Tekin babama nikâh işlemlerinden, yakın zamanda evlenmek istediğinden ve beş gün sonra düğün yapacağından söz etti. Beklediğim gibi babam tepki vermedi; aksine sevindi. İçimde yeniden bir hayal kırıklığı oluştu. Zaten ne bekliyordum ki—babam her zaman böyleydi.
onlar derin sohbete dalmışken çaktırmadan odama geçip telefonu elime alıp Bahar’ı aradım. uzun bir bekleyişten sonranihayet açtı ben de vakit kaybetmeden konuya daldım
“Bahar, babam beni evlendiriyor. Bir an önce buradan kaçmalıyım.”
Bahar benim aksime herzaman daha sakin ve soğukkanlıydı
O telaşsız ama soğukkanlı sesiyle önce sakin olmamı söyledi, sonra dinledi. Aslında benim kaçış planımı biliyordu ama bunun bu kadar erken gerçekleşeceğini beklememişti. Ona iki gündür olup biteni anlattım ve kararımı söyledim. Hemen gitmeliydim. Zaman kısıtlıydı. Bahar, Antalya’da yalnız yaşıyordu; yanına gelebileceğimi, okul açılana kadar onunla kalabileceğimi söyledi. İki gün sonra Antalya’ya geleceğimi söyleyince bana kapısının hep açık olduğunu yineledi. İçimde minik bir umut kıvılcımlandı.
O gece internette bilet bakmaya başladım. Üç ayrı şehre bilet aldım: Erzurum, Tekirdağ ve Antalya. Ailemin Bahar’dan haberi yoktu; babam arkadaşlarımı, Aslı da etrafımı pek tanımazdı. Bahar’ın yanına gidince bulunmam uzun sürerdi; üniversiteler açılana kadar gizlenebilirdim.
Ertesi sabah düğün hazırlıkları için alışverişe gittik. Aslı kendi için seçimler yaparken ben sadece boş boş peşi sıra dolaşıyordum. Tekin araya girip elini belime koydu; onun bana dokunmasından nefret ediyordum. Rahatsız olduğumu gösterince önemsizce davranıp tekrar yanaştı, kulağıma eğilip: “Sen de kabullen, yakında karım olacaksın,” dedi. İçimde bir şey koptu ama sakindim, kendime sabır diliyordum.
*
Akşama doğru, yemek sırasında Tekin elini yeniden bacağıma koydu. Sadece benim duyacağım şekilde fısıldadı “Artık senden uzak durmaya dayanamıyorum, bir an önce bana ait olmanı istiyorum.” Kulaklarım çınladı, nefesim daraldı. Telaştan babama sarılarak kalkıp “Babacığım, hadi eve gidelim, birlikte vakit geçirelim” dedim. Babam da, o soğuk tavrıyla bu anı çıkışımdan dolayı bir an afallasada hemen sonrasinda yüzünde anlaşılan memnun bir gülümseme ile “Tamam kızım” dedi beklediğimden daha çabuk ikna oldu. Birkaç samimi laf beklemiyordum zaten.
Eve döndüğümüzde kapımı kilitleyip valizimi çıkardım. Hemen eşyalarımı topladım; birkaç gün içinde buradan gitmeliydim. Parayı bir kese içine koyup iple bağladım, boynuma astım. valiz veya çantaya koyacak kadar güvende hissedemezdim kendimi. Her an yanımda olmalıydı.
*
Uyumadan önce Bahar’la konuştuk. yarın akşam otobüsüyle yanına geleceğimi söyledim. O iş çıkışında otogardan alacağını söyledi. Sabah içimde korku ve heyecanın bir karışımıyla uyandım. Tek beklentim kimseye fark ettirmeden kaçabilmekti.
Öğleden sonra Tekin beni alışverişe götüreceğini söyledi. İstemesem de Aslı’nın ısrarı ve Tekin’in baskıcı bakışları arasında kabullenmek zorunda kaldım. Yolda çarşıya değil de başka bir yöne sapıldığını fark ettiğimde, endişe ile tekine bakıp nereye gittiğimizi sordum. bana “Eksikler için eve gidip beraber alacağız” dedi. içimdeki korkuyu bastırıp sakın olmaya çalıştım
" eksiklerin evle ne alakası var" diye dişlerimin arasindan sinirle konuştum.
Tekin rahat tavrıyla hiç umursamadan " o evde birlikte yaşayacağız güzelim bu yüzden gidip eksikleri kontrol edip zevkine göre yeni şeyler alacağız" şokla açılmış gözlerim ile "istemiyorum, böyle birşeye gelerek yok" dedim bir umut baz geçirmek için onunla yalnız bir şekilde eve girmek istemiyordum tekinsiz tekine guvenmiyordum.
sert ve soğuk sesiyle bana dönüp
"sana fikrini soran olmadı bu yüzden çeneni kapat ve ne diyiyorsam onu yap" dedi endişe ve korku ile yerinde sinio hicbirsey diyemedim. bir kaç dakika sonrada evinin önüne gelmiştik zaten.
arabadan inip benim tarafıma gelip kapımı açtı, bir an durup yuzune baktım gözleri ile ne bekliyorsun der gibi bakıp kaslarını çatınca tartışmamak için arabadan inip aramıza hattı sayilir mesafe koyarak kenara çekildim. evin kapısını açtıktan sonra kenara çekilip "hadi gir içeri " dedi kafamı iki yana olumsuz bir şekilde sallayıp "hayır istemiyorum, girmeyeceğim, sen git bak eksik gördüğün birşey varsa gidip alalım benim bakmama gerek yok" dedim kararlı bir şekilde. ne olursa olsun onunla aynı evde tek başıma kalmazdım.
ellerini sinirle saçlarına geçirip "ikiletme beni Sıla! ne diyiyorsam onu yap, gir içeri" tekrardan sert bir şekilde "hayır" diyip iki adım geri gittim. Tekin tek adımda dibinde bitip şüphelerimi yüksek sesle dile getirmeye fırsat bulamadan kolumdan tutup içeri sürükledi. İçimde bir korku yükseldi. ardımızda kapıyı kapatıp kilitledi “Yeter artık Sıla, sabrımı sınıyorsun,” diye bağırdı. “seni ne kadar istediğimin farkında değil misin? Artık bana karşı koymayı bırak.” Sesi sarhoş ve keskindi. alkol kokusunun yanı sıra sanki başka şeyler de vardı—yolda bir şey olmuş gibiydi.
gözümden akan iki damla yaşı hızla silip " ama ben seni istemiyirum hiç bir zamanda istemedim sende bunu anlamıyorsun" dedim boğuk çıkan sesimle. Söylediklerimden dolayı iyice sinirlenmiş olacak ki öfkeli ve arzulu bakan gizleri ile beni hızla tutup duvara yasladı ne olduğunu anlamadan bir anda beni öpmeye başladı. İçimde uzun süredir kendini belli eden korku ile midenin bulantısı birleşti hızla geri ittim gözleri karardı. “Sıçacağım şimdi inadına,” diye küfretti ve beni bir odaya doğru sürükledi. Odanın yatak odası olduğunu fark ettiğimde panikledim. Pencereler korkulukluydu. Yalvarışlarım işe yaramadı. Sanki transa girmiş gibiydi; ağzından çıkan her söz beni daha da korkuttu. Üzerime kapaklanıp midemi bulandıran hareketlerde bulundu. bir yanda zorla öpmeye çalışıyor diğer yandan bir eliyle göğsümü sıkıp diğer eliylede bacağımı okşuyordu. Topladığım bütün güçle önündeki yumurtalıkların ay tekme atıp onu uzaklaştırdım. o acıyla kıvranırken kapıya koştum ama kilitliydi. Diğer odalarda umutsuzca pencere aradım ama kaçacak yer yoktu.
Mutfaktaki çekmeceleri karıştırırken bir bıçak buldum. Sadece kendimi korumak için almıştım. Ama o kontrolden çıkmış bir öfke ile üzerime geldi. Bıçağı elimden alıp boğazımı sıktı “İstersen seni şimdi gebertirim,” dedi. Haklıydı kimse arkamdan da ağlamazdı, hakkımı da aramaz dı babama biraz para verir kapatırdı konuyu. Panikle beni daha da kıskaç altına alırken, içimde başka bir duygu kabardı o an Ölmektense direnmeyi seçtim. Çekmecedeki diğer bıçağa uzanıp, hiç düşünmeden Tekin’in karnına sapladım. İlk saplamanın ardından ne yaptığımı tam anlayamadan tekrar sapladım. Bıçak elimden kaydı; gözlerim bulanıktı. Tekin yere yığıldı, bayılmadan önce “Seni geberteceğim,” diye son bir söz söyledi.
Öylece kaldım, ne yapacağımı bilemez halde. Ardından aklıma bir şey geldi Ambulansı aramalıydım. Telefonunu cebinden çıkarıp acil çağrı numarasını tuşladım. ambulansa durumu ve adresi söyledikten sonra tekrar tekine baktım Onu orada bırakıp bekleyemezdim, burada uzun süre kalırsam katil ilan edilebilirdim. aklıma gelen şey ile yerdeki bıçağı alıp sapını tişörtümle temizledikten sonra dikkatlice Tekin'in eline tutuşturdum . Hızla cebinden anahtarını alıp evden çıktım. Ellerim hâlâ kanlıydı, bu halde Aslı’nın karşısına çıkamazdım. Hemen birseylerin ters gittiğini anlar ve beni suçlu ilan ederdi
Sokağın köşesinde bir cami bahçesindeki çeşmeye gidip elimi yüzümü yıkadım. İkindi yaklaşıyordu; insanların gelmesinden önce buradan gitmeliydim.
"
O gün akşama doğru otogara gittim. gün boyu hicbirsey yemiştim karnımın açlığı kendini artık daha net belli ediyordu terminaldeki kafeteryadan bir poğaça ve çayla karnımı doyurdum. Bahar işten çıkmış, beni otobüsten almaya gelecekti bana öyle demişti. Ancak içimde bir kararsızlık vardı; Bahar’ı tehlikeye atmak istemiyordum. Eğer yakalnirsam yardım ve yataklıktan oda suçlanacakti kimseye bunu yapamazdım. Abi bir kararla Son anda Antalya yerine İstanbul’a bilet aldım. Otobüse son anda yetiştim. Binip otururken Bahar’a bir mesaj attım; her şey için teşekkür edip yanına gelemeyeceğimi, kendime sıfırdan bir hayat kurmak istediğimi yazdım, düzen kurmayı başardıktan sonra iletişime geçeceğimi söyledim. Mesajı attıktan sonra telefonu kapattım.
*
Gece saat 1.30'da İstanbul'a indim.
Hiç kimseyi ve hiçbir yeri tanımıyordum kendime kalacak bir otel bulmalıydım ama kimliğim yanımda değildi çantamı Tekin arabasında unutmuştum bu gerçeği yeni fark ediyordum. Yine de şansımı denemek için bir taksiye binip beni en yakın otele götürmesini istedim. Otele gidip kimliğimi yanımda olmadığını kimlik numaramla giriş yapıp yapamayacağımı sordum beklediğim gibi kabul etmediler elim boş bir şekilde geri döndüm.
ben şimdi ne yapacaktım nereye gidecektim. gece saat 2.00'de İstanbul'da yalnızdım. Şu an için en güvenlisi bir cami ya da hastane bulmaktı en azından bu geceyi bu şekilde atlatırdım. camiler bu saate kapalı olabilirdi bu yüzden en mantıklısı hastaneydi telefondan en yakın hastanenin konumuna bakıp oraya gitmek için telefonu açtım, açtığımda bir sürü arama kaydı ve mesaj vardı babam ve Aslı defalarca kez beni arayıp ulaşmaya çalışmışlardı. Tekinden haberleri olmuştu şimdi beni arıyorlardı ölmüş mü yoksa yaşıyor muydu bilmiyordum korkudan mesajlara da bakamıyordum, telefonumun ekranına düşen gözyaşları ile ağladığımı fark ettim ellerim tekrar titremeye başlamıştı kesin ölmüştü ben de katil olmuştum, elimin kanı bulamamıştım
uzaktan gelen bir köpek havlama sesiyle kendime geldim, hızla en yakın hastanenin konumunu bulup oraya gittim hastaneye geldiğimde sanki hiçbir şey olmamış gibi acilden hastaymışım gibi girdim daha sonra lavabolara doğru ilerleyip tuvalete gittim bir süre burada durmalıydım.
Tuvaletten çıktıktan sonra görevlilere doğru ilerleyip mescidin ne tarafta olduğunu sordum bir kat aşağıda koridorun sonunda sağ tarafta olduğunu söyledi. teşekkür edip aşağıya indim mescide geldiğimde içeride kimse yoktu bu içimin rahatlaması neden oldu bir köşeye geçip orada oturdum.
bugün başımdan geçenleri ve yaptıklarımı düşünmeye başladım. ben bugün ne yaşamıştım öyle hayatta yapmam dediğim şeyleri yapıp katil oldum şimdi de hiç geleceğimi düşünmediğim bir şehirdeydim. belki üniversiteyi bitirdikten sonra mezun olunca buraya gelirdim ama şu an için değildi burası çok büyük ve kalabalıktı tek başıma burada nasıl yaşayabilirdim hiçbir fikrim yok.
Ayaklarımı kendime çekip kafamı dizlerime yasladım o şekilde uyumaya çalıştım ne kadar zorlasam da uyuyamıyordum yaptığım şeyler Tekinin o son hali gözümünden bir türlü gitmiyordu düşündükçe hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.
mescide gelen bir teyze yanıma gelip ne olduğunu iyi olup olmadığımı sordu. bir yalan uydurup abimin ameliyatta olduğunu söyledim bana anlayışlı bir şekilde bakıp geçmiş olsun dileklerinde bulundu
"her şey geçecek kuzum sen güçlü olmaya bak" dedi.
keşke o kadar kolay olsa.
kadın namazını kıldıktan sonra gitti ben yine tek kalmıştım bir süre daha düşündükten sonra uykuya yenik düşmüştüm gözlerimi açtığımda sabah olmuştu.
Küçük Bir an her şeyin rüya olduğunu düşündüm ta ki kuru bir zeminde yattığımı fark edene kadar kafamı kaldırdığımda yine yalnız olduğumu gördüm kimse yoktu tekrar oturup ne yapacağımı düşünmeye başladım fazla burada duramazdım gitmem gerekiyordu, kendime kalacak bir yer bulmam lazım.
**
İstanbul'un sokaklarında yürürken her bir adımda başka bir gerçekle yüzleşiyordum katil olmuştum kimliğim yanımda yoktu gidecek hiçbir şeyim yoktu belki şu an polis tarafından aranıyordum bu yüzden bir emlakçıya gidip ev kiralayamazdım otele gidip kalamazdım iş bulamazdım olabilecek en aciz durumdaydım. Yine de bir ümitle tek tek otel aramaya başladım. sırayla birkaç otele gittim onlar da beni reddetti ben de daha küçük ve daha kötü durumda olan otelleri ilerlemeye başladım başka çarem yoktu bu gece de dışarıda kalamazdım tekrar hastaneye de gidemezdim hem nereye kadar bu şekilde devam edecektim. O kadar çok yürümüştüm ki sonun da çok tekinsiz bir mahalleye gelmiştim her köşesine değişik tipte insanlar yarı çıplak kadınlar vardı bazı yerlerde kızlarla erkekler ağız ağızdaydı tedirgin bir şekilde aralarında ilerlemeye başladım Bir kaç gözün üzerimde olduğunun farkındaydım bu beni daha da tedirgin yapıyordu. Sonunda aynı mahallede bir otel bulabilmiştim hiç tekin bir yer değildi ama yapacak bir şey yoktu buradan başka çarem de yoktu. O da anahtarımı alıp 3 kata çıktım koridorun sonunda sağdaki kapıydı odam içeri girip hızlı tekrar kapıyı kilitledim derin bir nefes alıp odayı incelemeye başladım, çok küçük bir odaydı cam kenarında eski bir yatak onun karşısında eski bir dolap vardı yan taraftaki küçük kapı da tuvalet ve banyo açılıyordu. klozetin etrafı sararmıştı ve banyo tarafından yoğun bir küf kokusu geliyordu. Yüzümü buruşturup kapıyı tekrar geri kapattım yatağa doğru ilerledim elimi çarşafın üzerinde gezdirip sonra geri çektim gerçekten çok pisti, akşam olmasına çok az kalmıştı güneş batmadan gidim kendime temiz çamaşır ve gıyecek birka kıyafet almam lazımdı. otelden çıkıp geldiğim yolum tam zıttında ilerlemeye başladım biraz yürüdükten sonra küçük bir mağaza buldum giyecek birkaç kıyafet aldıktan sonra çalışana çarşaf alabileceğim yeri sordum, sokağın sonunda sola dönüp yukarıya çıkınca orada bir dükkanda satıldığını söyledi. Teşekkür edip çıktım dediği yere doğru gitmeye başladım tarif ettiği dükkanı bulup içeri girdim. temiz nevresim takımı otele geri döndüm. odaya geri döndüğünde çoktan akşam olmuştu kapımı tekrar sıkıcı kilitleyip derin bir nefes aldım şu an hiçbir şey düşünmek istemiyordum o yüzden yatağa ilerleyip pis çarşafları çıkartıp yerine aldığım yenı çarşafları serdim. yastığın kılıfını çıkarıp onuda yenisiyle değiştırdim. işim bittikten sonra aldığım yeni pijamaları da giyip yatağa uzandım başım çok ağrıyordu ve gün içinde hiçbir şey yemediğim için midem bulsnmaya başladı. Baş ağrısı ve mide bulantısıyla daha fazla mücadele etmemek için kendimi uyumaya zorladım.
Normalde çok ağır uykum olmasına rağmen birkaç gündür yaşadığım şeylerden dolayı diken üstünde uyuyordum, hafif şeyler de bile hemen uykum bölünüyordu.
Gece yarısı kapımdan gelen tıkırtı sesleri ile gözlerimi araladım.
Önce rüya gördüğümü sandım. Ama birkaç saniye sonra kilide vurulan sert darbeleri duyunca içim buz kesti.
“Hayır… bu olamaz…” diye fısıldadım kendi kendime.
Kapı birkaç kez daha zorlandı. Kalbim göğsümden çıkacak gibiydi. Ardından bir anda… kapı kırılarak açıldı.
Karanlık odanın girişinde, uzun boylu, simsiyah giyinmiş bir adam belirdi. Sessizdi. Ama varlığı bile odanın havasını kesmişti. Adımları yavaş ve kararlıydı.
Titreyerek yataktan doğruldum.
“Se… sen kimsin?” dedim boğazım düğümlenerek. “Ne istiyorsun benden? Yaklaşma… yoksa çığlık atarım!”
Ama o, tek kelime etmeden üzerine doğru ilerlemeye devam etti.
Ve ben… hayatımın en büyük dönüm noktasına doğru sürüklendiğimi hissettim.
.....