Zemheri'den... Odaya adımımı attığımda, soğuk bir yalnızlık karşıladı beni. Gözlerim etrafta dolaştı; darmadağın olmuş eşyalar, kırık dökük camlar… Tıpkı içimdeki enkaz gibiydi. Bir anlık duraksadım. Sonra, yere dökülen cam parçalarına aldırmadan yürüdüm. Çıplak ayaklarımın altında camlar kırılıyor, kesikler açılıyor, kan akıyordu. Ama acıyı hissetmiyordum artık. Hissettiğim tek şey, iliklerime kadar işleyen bir sızıydı: Hayal kırıklığı. Valizimi aldım, titreyen ellerimle eşyalarımı rastgele içine tıkıştırdım. Bir hayatı, bir umudu, birkaç parçaya sığdırır gibi... İşimi çabucak bitirince yatağın kenarına oturdum. Ellerim hala titriyordu. Telefonumu açtım, donuk parmaklarımla Nermin Hanım’a bir mesaj yazdım: "Sizinle geliyorum." Bu saatte arayıp rahatsız etmek istememiştim. Buna

