Berçem uzaklaşıp gittiğinde, içimdeki düşünceler bir an bile durmadı. Kendimle bir savaş halindeydim, ama artık bir amacım vardı. Bu amacın verdiği güç beni ayakta tutuyordu. Yine de, nasıl ilerleyeceğimi, nereden başlayacağımı bilemiyordum. Bu konağın sırlarını öğrenmek, üzerimdeki bu görünmez zincirleri kırmanın tek yoluydu belki de. Akşam yemeği için odama döndüm. Genelde yemeğim odama getirilirdi, ama ne yediklerim doyurucuydu ne de taze. Sürekli, yemeklerin kırıntıları gelirdi sanki. Hep son kalanlar. Konağın mutfağından yayılan güzel yemek kokuları, açlığımı iyice artırıyordu. Karnım açlıktan guruldarken, burnuma gelen o zengin yemek kokuları sadece sabrımı zorluyordu. Yine de, mutfağa gidip kendim bir şeyler istemek cesaretini gösteremiyordum. Celal Bey’in daha ilk gün kulağıma fı

