Hatice, Tahir’in öfkeden kör olduğunu fark etmişti. Şu an onunla konuşulamayacağını da anlıyordu… Bir anda Tahir’i itti, sesi boğuk bir homurtuya dönüştü. “Benim evimde,” dedi, “düşman bile olsan yaran açık kalmaz. Madem konuşmaya niyetin yok, pansumanını yapayım. Sonra da git.” diye homurdandı. Tahir yüzü buz kesmişti. Öylesine derin bir öfke içindeydi ki, Dönüp Hatice'nin yüzüne bile bakmadı. Ama en azından… artık dokunmasına izin veriyordu. Hatice yavaşça yarasını temizledi. Ardından biraz alkolle dezenfekte etti. Tahir’in yüzü bir anlık sızıyla buruştu. O an, Hatice onun acı çeken hâline bakmakta zorlanıyordu. Bu hale nasıl geldiklerine aklı ermese de, biran önce bu durumun değişmesini istiyordu. “Yaralara en iyi gelen adaçayıdır,” dedi usulca. “Bir tülbente demleyip koy. Bir

