Tahir yalpalaya yalpalaya odasına kadar gitmişti. Sonunda kendini, zor da olsa, soğuk duşun altına attı. Tenine değen buz gibi suların arasında bile zihninde tek bir isim vardı: Hatice... Yaşananları hâlâ hazmedemiyordu. Bir süre sonra duşunu alıp dışarı çıktığında Ali, kahvesini hazırlamış, odasında onu bekliyordu. Tahir kendini tekli berjer koltuğa bıraktı, kahveyi eline aldı ve bir dikişte bitirdi. Ali, “Ağam dur, tansiyonun çıka..” demeye kalmadan fincan boşalmıştı bile. Ali, söze nereden gireceğini bilmiyordu ama bu deliliğe bir son vermek istiyordu. Yavaşça Tahir’in yanına yaklaştı, ayak ucuna çömeldi. Elini dizine koydu, destek olduğunu belli etmek istercesine. “Ağam,” dedi, sesi titrek ama kararlıydı. “Ben çocukluğumdan beri yanınızdayım. Babanız bana emek verdi, ben de size hi

