'Sıkıntılı Kahvaltı'

1397 Words
-Gizem Taş- Evde kendi başıma otururken, telefonum çaldı. Arayan Gönüldü ve ağlıyordu. Sezer'le ilgili birşeyler olmuş, acil görüşmemiz lazım demişti. Ahh be Sezer. İnşallah kızı üzmemişsindir. Benim arkadaşım, ona çok aşık. Çok saf ve temiz duygularla onu seviyor. Evin zili çaldı. Gidip bakınca; kapıda perişan bir halde Gönül"ü gördüm. Bana sarılarak ağlamaya başladı. Odamıza geçip, onu sakinleştirmeye çalıştım. "Gönül, canımın içi ne oldu sana? Sezerle ne oldu. Lütfen anlatır mısın." "Gizem, benim artık Sezer'le hiç olurum kalmadı." "Niye ama?" "Adam meğer ona karşı olan duygularımın farkındaymış." "Eee bu çok güzel değilmi?" "Değil. Çünkü haftaya memleketine gidiyor ve orda sözlenecekmiş." "Nasıl ya! Sevdiği birimi varmış?" "Bilemiyorum. Bende sordum ama, benimki sevmek değil mecburiyet dedi." "O nasıl bir mecburiyetmiş öyle." "Ne bileyim kızım ben. Bizim orda bir karar alındı mı, biz sorgulayamayız gibisinden birşeyler dedi." "Aman çok saçma. istemiyorsa sözlenmesin." "Bilmiyorum Gizem. Bana benden uzak dur, biz olamayız dedi. Oysaki herşey çok güzel gidiyordu." "Tamam canım. Sen sakin ol." "Olamıyorum. Çok hastaydı ben ona kıyamadığım için gittim onunla ilgilenmeye ama o bana neler söyledi. Kalbim acıyor Gizem. Ben nasıl dayanıcam. Memlekete gidip, gelince o yüzükle onu görünce nasıl dayanıcam." "Kuzum ne diyeyim, inan bilemedim." "Elimi tutup yanağına koymuştu. Öyle mutlu oldumki o an, sana anlatamam. Çok üzgünüm Gizem çok. Birde çok hastaydı. Hâlâ aklım onda. "Tamam üzülme. Gökhan'a haber verelim yanına gitsin." "Olmaz! Yada olur bilmiyorum. Sen arayıp söylesen. Gönül emanetleri almaya gidince baya kötü görmüş dersin olurmu?" "Olur, olur. Tamam ben arıyorum abini şimdi. Ah benim güzel kankam. Sezer'den duyduğu şeyle yıkıldı. Ama hâlâ onu düşünüyor. Çok haklı. Sevmek böyle birşey. Gönül kalkıp gittikten sonra bende biraz yatıp dinlendim. Telefonumun çalma sesine uyandım. Arayan Gökhan'dı. Beni beş dk aşağıya çağırıyor. Beni görmeden duramaz canım sevgilim. Aşağıya inince, arabasının önünde, kolları bağlı bir şekilde beni bekliyordu. Hemen yanına gidip, "Ben geldim yakışıklı sevgilim." deyip boynuna sarıldım. Oda belimden bana sarıldı. "Gizem hanım, size bir cesaret gelmiş sanki. Sevgilinizi sokakta öpmeler felan hayırdır?" "Aşkım artık çekineceğim birşey yok. Ailelerimiz biliyor, kimsenin üstüne vazife değil artık bize karışmak." "Sen öyle diyorsan, bana her yol Paris güzelim." Biraz konuşup, sohbet ettik. Yarınki kahvaltıyı hatırlattı. Çok utanıyorum sanki hiç daha önce gitmemiş gibi hissediyorum. Biraz daha sohbet edip, evlere geçtik. Aşırı stres yapıyorum. Neden böyle oldum hiç bir bilgim yok. Evdekilerle, çay faslı yapıp yattım. Biraz Gökhan'la mesajlaştık. Yarın bir ara Sezer'in yanına uğrayacağım sende gelirsin dedi. Gönül'e söylemiş ama işim var deyip gelmek istememiş. Nasıl istesinki, kızı yerle bir etti. Haftaya memlekete sözlenmeye gidiyor. Gönül'üm bu duruma nasıl dayanacak. Cidden kötü birşey. Kendimi onun yerine koyup düşünüyorumda, Gökhan'a olsa aynı durum kesin kafayı yerdim. Bu düşüncelerle uykuya daldım. Sabah telefonumun alarmına uyandım. Hızlıca duş alıp hazırlandım. Güzel bir eşofman takımı giyerek, saçlarımı da at kuyruğu bağlayarak evden çıktım. Mahalledeki pastaneden poğaça, simit alıp öyle gittim. Kapıyı çalınca Gökhan açtı. "Canımın içi, güzel sevgilim hoşgeldin. İyikide geldin. Seni bu evde bu şekilde karşılamak ne güzelmiş." deyip beni içeriye salona aldı. Bütün ev halkı burda. Gülsüm ablayla, eşi Tufan abide gelmişler. Herkesle selamlaşıp, Metin Amca'nın elini öptüm. Şenay teyzenin de öpmek istedim ama izin vermedi. "Aaa Gizem darılırım ama kızım. Yaşlımıyım ben. Gökhan'la sevgili oldun diye eski usulü bozmak yok. Bana yine yakın arkadaşının annesi gibi davran." dedi. Ben artık öyle değilde, evleneceğim adamın annesi olarakta davranmak istedim ama o istemedi. Neyse aramızdaki samimiyetden ötürü böyle yaptığını düşünmek istiyorum. Çünkü aksini düşünürsem üzülürüm. Hep birlikte kahvaltı masasına oturduk. Metin Amca; "Gizem, anlat bakalım kızım. Sen bu bizim deli oğlanı nasıl kandırdın.?" "Baba ayıp oluyor ama." "Ne ayıbı oğlum. Senin gibi deli dolu birini üç yıldır idare etmek herkesin harcı değil." "Metin Amca ediyoruz işte bir şekilde. Ama ben halimden çok memnunum. Hiçte şikayetçi değilim." Gönül; "Bencede abimi idare etmek pek kolay değil. Ben bir tanecik yengeme ödül verilsin istiyorum bu konuda. "Gönül ne yengesi ya. Deme öyle şeyler garibime gidiyor." "Yengemsin kızım. Ne yapayım banane." Şenay Teyze; "Vallahi üç yıl iyi idare edip saklamışsınız. Biz sizi kardeş gibi düşünürken meğer siz sevgili olmuşsunuz. Vallahi kendimi suçlu hissediyorum. Sonuçta buraya Gönül var diye rahatça girip çıkıyordun." demesiyle kala kaldım. İşte beklediğim ilk darbe geldi. Metin Amca, biraz kızdı felan ama.. Hiç oralı olmadı. Gökhan'a bakınca aşırı sinirlendiğini farkettim. "Anne!!.. Ben seni geçen günde uyardım. Ne demek istiyorsun ne ima ediyorsun. Bak sakın bu konuda beni karşına alma. Zararlı sen çıkarsın. " "Oğlum ben birşey demedimki." "Anne sus! Bak ima ettiğin şey, mide bulandırıcı. Gizem bunun gibi birçok şeyle yıllarca mücadele etti bu mahallede. Sende bunu iyi biliyorsun. Şimdi aynı saçmalığı sen sakın yapma." "Oğlum, Gizem...cidden beni yanlış anladınız. Ben yani öyle şakasına takıldım. Hani hiç anlamadık ya aranızdaki durumu, ondan dedim." "Neyse ney Anne. Bundan sonra şakasına bile birşey deme. Çünkü ben istemiyorum." Gülsüm abla, evlenince nerede oturmak istediğini sordu Gökhan'a. Burası üç katlı ve kendi binaları. Üst iki kat onların ve dubleks. Alt kat Gökhan'ın dairesi ve orasıda oldukça büyük bir daire. Gökhan eğer Gizem kabul ederse, orayı sıfırdan tadilat yaptırıp orda oturmayı düşünüyorum dedi. "Benim için hiç farketmez. Gökhan ne derse o." Gönül; "Kankam, bu kadar ipleri verme abimin eline. Bak sonra üzülürsün." "Aşk olsun Gönül. Ne ip vermesi. Şuan en mantıklı olan bu şekilde olması. Hem Gökhan kendi ailesine yakın olacak, hemde ben. Malum Babaannem hasta, ve sürekli hastane işleri oluyor. Evlendikten sonra yine bir şekilde destek olmak istiyorum onlara. O yüzden yakın oturmak benim işime de gelir." Şenay Teyze; "Bizim köyde bir Naciye vardı. Evlenmişti ama, anasıgilden çıkmazdı. Millet hep ona laf ederdi. İnşallah sende öyle olmazsın. Evlenip anasının evinden çıkmayan kızı bizde kınarlar." demesiyle gözlerim doldu. Resmen bilerek yapıyor. Benim Annem yok ve ısrarla, anasının evinden çıkmayan kızı bilmem ney diyor. Bugün neden böyle davranıyor bu kadın anlamıyorum. Arada Gökhan olmasa, şimdi bir saniye bile durmadan bu masayı terkedip gideceğim. Gökhan bana bakınca, gözümden bir damla yaş geldi. Birden sert bir şekilde masaya vurdu. "Anne, bak haddini bil eğer bilmezsen kötü olacak. Başlatma beni Naciyesinden. Bak sabrımı sınamaya başladın. Ben seni kırmak istemiyorum. Ama şunu bilki, Gizem'in de kırılmasını istemiyorum. Bunu burdaki herkese söylüyorum. Gizem benim için değerli ve kıymetli. Onu üzen yada kıran, bana saygısızlık yapmış olur. Bunu bilerek hareket edin. Canımı sıkmayın, canımızda sıkılmasın. Gizem üzülürse bende üzerim. Ablamdan, Gönül'den ve Babam dan yana bir şüphem yok ama, Anne sende kendine gel ve hareketlerine, tavırlarına hatta konuştuğun laflara dikkat et. Üzerim, üzülürsünüz." deyip masadan kalkıp, balkona sigara içmeye çıktı. Bende izin isteyip, Gökhan'ın yanına geçtim. "Gökhan iyimisin hayatım.?" "Değilim Gizem. Annemde bir tuhaflık var ama anlamıyorum. Tamam hak veriyorum ve anlamaya çalışıyorum. Bizi kardeş gözüyle görmüş, şimdi böyle birşey olunca şaşırdı diyorum ama boyutu farklı yerlere taşıyor. Buda benim ağrıma gidiyor." "Tamam hayatım lütfen sen sakin ol. Bir şekilde hallederiz. Ama sen üzülme. Ben olmazsa başka bir zaman Şenay Teyze ile konuşurum. Eminim beni anlar. Çünkü o beni kızı gibi sever." "İşte bende onu anlamıyorum Gizem. Daha düne kadar seni çok sevip değer veren kadın, aramızdaki şeyi duyunca değişik bir kalıba girdi." "Sofradan hariç, başka zamandamı bişey dedi." "Evet. O ilk birlikte olduğumuzu söylediğim zamanda bu tarz birşeyler demişti. Ama o kadar ciddiye almadım ki, ne dedi tam hatırlamıyorum bile." "Sen üzülme canım sevgilim. Biz hallederiz Şenay teyzeyle. Ama sen Annesi ve sevgilisi arasında kalan erkek moduna girme. Çünkü sana pek yakışmıyor." "Gizem bu durum en son isteyeceğim şey zaten. Yani ben çok birşey istemiyorum. Seninle evlenip mutlu mesut olup, çoluk çocuğa karışmak tek derdim." "Olucaz sevgilim. Bizim çok büyük sevgimiz var. Bizi hiç bir güç ayıramaz." "Ayırmasın zaten Gizem. Ben sensiz yapamam." Balkona elinde üç kahveyle Gönül geldi. "Gençler size kahve getirdim. Bak vallahi değerimi bil Gizem. Benim gibi bir görümceyi arasan, tarasan bulamazsın. Bu arada kankam sen Annem'e takılma. Galiba tek oğlunu evlendirecek ya, kıskançlık krizlerine girdi. Hayır bu baş belası gidiyor diye sevinmiyorda, hâlâ cız cız ediyor." "Gönül, güzel bacım abisinin birtanesi. Bu yaşta kendini dövdürme bana." "Abi yani öyle demek istemedim. İşte sevinmesi lazım annemin. O yüzden dedim." "Sende anan gibi, deyip deyip öyle demek istemedim falanidi, filanidi deyip durma." "Tamam abicim özür dilerim. Ben şurada sessizce kahvemi içeyim bari. Bu arada abi, Sezer nasıl olmuş varmı haberin." "Daha iyiymiş. Ama biz burdan sonra gideceğiz yanına. Sanada gel diyorum ama gelmiyorsun." "Yok gelemem ben. Arkadaşlarımla işim var." Kahvelerimizi içip, Gökhan'la çıktık. Sezer'e bakıp ordanda biraz dışarıda gezmeye gideceğiz. Bugün yaşadığım sıkıntılı kahvaltının izlerini üzerimden atmak istiyorum. Şenay Teyze çok değişik davrandı. Neden böyle yapıyor hiç bir fikrim yok. Umarım herşey düzgün ilerler. Gökhan'la sorun yaşamak istemiyorum. Çünkü onu çok seviyorum ve mutlu olmak istiyorum.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD