-Gönül Karaca-
Abimin isteği üzerine, Sezer'le birlikte her zamanki takıldığımız cafeye gelip, sürekli oturduğumuz masada hazırlık yapmaya başladık. Bir organizasyon şirketiyle küçük bir hazırlık anlaşması yaptık. Harika bir süsleme yapıp gittiler. Sezer'le birlikte son hazırlıkların üstünden geçmeye başladık.
Bir tane balon tavanda kötü duruyordu; onu düzeltmek için sandalyeye çıktımki, Sezer gelip bana "Düşeceksin Gönül, tehlikeli işler yapıyorsun." deyip sandalyeyi tuttu.
"Birşey olmaz bana, hemde sen boşamı orda duruyorsun. Düşersem tutarsın."
İşim bitince, inmek için onun omzundan destek aldım. Sandalyeden inince sendeledim ve ona tutuldum. Yüzlerimiz çok yakın bir şekilde birbirine denk geldi. Böyle olunca çok kötü oldum. Hiç Sezer'le böyle yakın olmamıştım.
Sezer yaklaşık dört yıldır abimin yanında ve onla birlikte çalışıyor. Bense onu bir yıldır seviyorum. Ondan önce sadece öylesine beğeniyordum ama son bir yıldır iyice vakit geçirip yakından tanıyınca aşık olduğumu anladım.
Sezer'le bu şekilde yakın olmak bana hiç iyi gelmedi. Ona bu kadar yakınken uzak durmak çok zoruma gidiyor. Birden kendimi toparlayıp ayrıldım. Sezer'le birlikte bütün işleri hallettik. Abimin gelmesini bekliyoruz. O Gizem'den erken gelecek.
Ben biraz sıkılınca, gidip içecek birşeyler alıp getirdim. Sezer'le sohbet etmeye başladık.
Sezer;
"Sanırım ailede tek bekar sen kalıyorsun? Gökhan'dan sonra sıra sende galiba."
"Bilmem, yani bilemiyorum. Beni başına bela alacak biri yoktur bence daha."
"Kendini bela olarak mı görüyorsun Gönül?"
"Galiba. Ben çekilecek bir tip değilim." Şuan kendimi sevdiğim adama, neden kötülüyorum onuda anlamadım.
"Bence sen olsan,olsan tatlı bir bela olursun." deyince içtiğim meyve suyu boğazıma kaçtı. Öksürmeye başladım.
"Sakin ol gönül! Birşey demedim."
"Yok ondan değil, benden tatlı felan bişey olmaz. Onun için yani... " toparla bakalım Gönül. Nasıl toparlayacaksan. Adamın dediği şey karşısında tıkandın salak. Neyini toparlayacaksın.
"Bence kendine haksızlık ediyorsun."
"Öylemi diyorsun. Bilmem hiç o gözle bakmadım kendime." diyerek olayı geçiştirdim. Sezer'le böyle bir sohbetin içinde olmak beni bocalattı. Bana tatlı belamı demek istedi bu adam şimdi, ben anlamadımki. Off yaa! Bana net olun kardeşim. Ben böyle imalardan pek anlamam.
Sezer'e olan duygularımı sanırım hiç bir zaman anlatamıyacağım. Gizem sürekli söyle kurtul diyor ama yok yapamıyorum. Bu konuda hiç cesur davranamıyorum.
Bir zaman sonra kapıdan içeriye abim girdi. Yanımıza gelip hazırlıklara baktı.
"Aferim kızım sana. Herkesin sen gibi bir kardeşi olmalı. Seni alacak adam çok şanslı, biliyorsun dimi." deyince Sezer'le birbirimize baktık. Bu Sezer'ede bir haller oldu. Bugün değişik bir tavırlarda.
"Off Abi ya. Sinirlendirme beni. Ben kimseyle evlenmem, ben kimseyi sevmem, bu tarz işler bana göre değil." deyince Sezer'in piç, piç sırıttığını gördüm. Bu adamın derdi ney acaba, şuan çok merak ediyorum. Bana değişik bakıyor.
Abim lavaboya gitmek için yanımızdan ayrılınca, Sezer'in yanına gidip; "Pardonda sen neden pis pis sırıtıyorsun? Çok mu komik?"
"Gönül, büyük konuşuyorsun."
"Ne alaka Sezer. Sen iyimisin?"
"Az önce dedin ya hani, kimseyi sevmem, evlenmem.. diye. Onu diyorum işte."
"Evet doğru. Ben kimseyi sevip evlenmem. Bana göre işler değil." deyince iyice bana yaklaştı.
"Çok emin olma. Birisi çıkar ve kör kütük aşık olursun. Neye uğradığını şaşırırsın.
"Ben şaşırmam Sezer. Sen canını sıkma."
"Göreceğiz" diyip masaya oturdu.
Bu neden bana böyle imalarda bulunuyorduki. Ben hiç bişey anlamıyorum. Benim dibime kadar gelip yakın durdukça, kendimi kötü hissettim. Abim gelip; "Artık Gizem'e haber ver, gelsin bakalım. Teklifimizi yapalım müstakbel eş adayımıza," deyip oda Sezer'in yanına geçip oturdu.
Gizeme hemen telefondan mesaj attım. Onu buraya getirecek bir yöntem biliyorum. Bana dayanamayıp hemen gelecek eminim.
Ben: Gizoşum, çok kötüyüm kızım. Sezer'le ilgili sıkıntılı bir durum oldu. Bunun galiba sevdiği biri varmış. Acil yanıma gelmen lazım. Bizim cafedeyim, bekliyorum seni çabuk gel. diye yazdım.
Anında cevap geldi.
Gizoşum: Tamam kankam hemen geliyorum. Sen üzülme. O işin aslı öyle değildir. Gelince konuşuruz. diye yazmış canım kankam. Bana hiç kıyamaz.
Abime birazdan geleceğini söyledim. Hepimiz arka tarafa göremeyeceği bir yere saklanıp, Gizem'in gelmesini beklemeye başladık .
-Gökhan Karaca-
Sonunda yıllardır hayalim olan mutluluğa kavuşmak için ilk adımı atmak üzereydim. Gizemle herşey çok güzel ilerlemeye devam ediyor, aileler onayladı ve yavaş, yavaş istediğimiz mutlu anlara ilerliyoruz.
Gönül mesaj attı. Birazdan gelir güzel sevgilim. Herşey harika gözüküyor. Bende yüzük ve çiçeği ayarladım, Gizem'in gelmesini bekliyorum. Hepimiz biraz arka tarafa kalan kısıma saklandık. Gizem gelince zaten direk bu masaya gelicektir.
Yaklaşık on dk sonra Gizem geldi ve bizim masaya geçti. Sağına, soluna bakıp ne olduğunu anlamaya çalıştı.Kimseyi görmedikçe dahada şaşkınlaştı. Ben olduğum yerden çıkıp yanına gittim.
"Hoşgeldin ömrüm." deyince, arkasını dönüp bana baktı.
"Aşkım sendemi burdaydın? Beni Gönül çağırdı ama, kendisi yok. Gittimi acaba? Birde bizim masa bugün rezerve baksana. Galiba burda özel bir an kutlanacak."
"Galiba sevgilim."Elimle Gönül'e işaret yaptım, çiçeği getirmesi için.
Gönül gelip çiçeği bana verince, birden Gizem'in önünde diz çöktüm. Gönül'le Sezer konfeti patlatınca, güzel sevgilim birden korkup çığlık attı.
"Ya ne oluyor! Biri bana birşey söyleyebilirmi."
"Gizem canımın içi." Bana iyice şaşkınca bakmaya başladı.
"Gökhan yoksa?" deyince gözlerimle onayladım, yüzük kutusunu açıp konuşmaya başladım.
" Güzelim, bundan sonra; gözlerimi her sabah yanında açmayı, geceleri uykum kaçtığında seninle aynı tavana bakmayı, son nefesime kadar gözlerinin içinde gülmeyi, sonsuza dek seni hiç yalnız bırakmamayı, birlikte yaşamak değil, beraber yaşlanmayı, ikimizin kuracağı bir hayata imzanı atmanı, cebinde benle aynı evin anahtarını taşımanı, benimle aynı evin faturasına 'ohaa' demeni, salonda uyuya kaldığımda kalk yerine yat demeni, özel günleri unutunca, bana trip atmanı ve eğer önümüzdeki elli yıl için başka planın yoksa, ben seni bu hayatıma, ömrüme istiyorum. Sen karşıma çıkmadan önce dünyanın bu kadar heyecanlı bir yer olduğunu bilmiyordum. Dünyamı güzelleştirdin sen benim! Dünyanın bana her daim bu denli güzel görünebilmesi için ömür boyu yanımda yer alır mısın? Güzel gözlüm, benimle evlenir misin?" deyip yüzük kutusu elimde beklemeye başladım.
Gizem'in gözleri doldu.
"Gökhan sen delisin! Şuan çok şaşkınım. Bütün bu hazırlıklar benim için miydi?"
"Evet ömrüm. Ama hadi cevabını bekliyorum. Çünkü benim acil evlenmem lazım. Sevgilimi çok seviyorum çünkü."
"Gökhan, bende seni çok seviyorum ve hepte seveceğim. Ne olursa olsun, nerde olursak olalım; şunu bilki ben sağ olduğum sürece bu kalp hep senin için atacak. Aşkın ve sevgin bende öyle büyük ki, sana anlatamam ama yaşayarak öğretebilirim. Bütün saydığın güzel şeyleri senle yapmaya varım. Cevabım evetttt sevgilim. Çünkü ben seni çok ama çok seviyorum. Bu ömrüme senden başka çiçek açsın istemiyorum. Sen benim, bende senin olayım istiyorum birtanem." diyerek bana sarıldı. Bende yüzüğü alıp, parmağına taktım. Bizimkiler tekrar konfetileri 🎊 patlattı.
Dans müziği çalmaya başlayınca;
"Gizem hanım bu dansı bana lutfedermisiniz?"
"Tabikide efendim, sizle dans etmek benim için büyük bir mutluluk olur." deyince birbirimize sıkıca sarılarak dans etmeye başladık. Gizem'e iyice sarılıp, kokusunu içime çeke, çeke onunla dans ettim.
Şuan bir kez daha anladım ki; benim bütün odak noktam Gizem olmuş. Ben onsuz bir hayat asla düşünemiyorum. Gizemsiz ben yapamam, o olmadan ben dayanamam. Bu aşk uğruna herşeyi yaparım. Gizem'i benden kimse alamaz, ölüm dışında.
Dans müziği bitince, Gönül'ün getirdiği pastayı kestik. Hep birlikte oturup, birşeyler yiyip içmeye başladık.
Gizem;
"Gönül varya çok fenasın kızım. Beni nasılda kandırdın."
"Yaparım ben öyle şeyler yengecim."
"Yengecim ne ya! Deme bana öyle şeyler."
"Bittin kızım sen. Bundan sonra hep yengesin. "
"Ay hayır Gönül lütfen."
"Bacım, müstakbel nişanlımı kızdırma vallahi bozuşuruz."
"Bak sen abime. Hemen sevgilisinin tarafını tutmaya başladı. Abicim, hatırlatayım o el kızı. Bense senin özmü öz kardeşinim."
"O el kızı olabilir ama benimde kalbimin özmü öz sahibi."
"Vay be! satış he Gökhan Karaca."
"Öyle artık benim nişanlım var, işinize bakın" deyip gülmeye başladık. Hepimiz birbirimize takılıyorduk. Gönül'le Gizem'in dostluğu bam başka. Onlar birbirlerini çok seviyorlar. Aralarında hiç bir zaman ne kıskançlık, nede kötü birşey olduğunu görmedim. Zaten onların arkadaşlığı degilmi, benim Gizemle olmamı sağlayan. İki kız kardeş olsa; anca bu kadar anlaşabilirler. Gönül kendi öz ablamızla böyle anlaşamıyor.
Aklıma gelenle; "Gönül, sen Gizem'i ne diyerek buraya çağırdın? Hiç ikiletmeden hemen geldi. Şimdi böyle işten eve girmiş olsaydı ve ben çağırsaydım; Aşkım yorgunum, yeni uzandım gibi gibi bahaneler sayardı. Bu durumada ayrı bozuldum Gizem hanım." diyerek yanağından makas aldım.
Gönül;
"Abicim bırakta kankamla o kadar hukuğumuz olsun. Benim bir lafımla yanımda olmayacaksa, ben neden yedi yaşımdan beri onunla arkadaşım, dimi benim güzel yengem." deyip birbirlerine göz kırparak gülüştüler. Var bunların arasında birşey ama, yakında çıkar kokusu.
Sezer'e de teşekkür etmek lazım. Baya ilgilendi hazırlıklarla.
"Sezer, kardeşim sende herşey için çok sağol. Baya uğraştırdım senide."
"Ne demek oğlum. Sen yeterki mutlu ol."
"Bence sende artık mutlu ol. Birini bulup, ciddi düşünmeye başlaman lazım."
"Yok kardeşim, bu tarz işler bana göre değil. Ben böyle rahatım. Evlenip ne yapacam, başıma belamı alayım."
"Lan oğlum öyle deme. Gizem başa belamı şimdi."
"Sen istisnasın kardeşim. Ama ben almıyım. Böyle gayet iyiyim." deyip sustu.
Gizem'le sahile gitmek için, bizimkilerden izin istedim. Sezer'e Gönül'ü de eve bırakmasını rica edip, bizde kalktık.
-Gönül Karaca-
Sezer'in abime dediği cümleler içimi yaktı. Ama ne olacaktıki; bende aynı şeyleri bir kaç saat önce ona söyledim.
"Gönül hadi bizde gidelim. Seni eve bırakayım."
"Bırakma ben kendim giderim."
"Saçmalama! Gökhan'a ayıp olur."
"Kimseye ayıp olmaz. Ben kendim giderim."
"Gönül, yapma bak beni şuan kızdırma. Hadi gel bin arabaya ve gidelim."
"Binmiyorum senin arabana, varmı bir diyeceğin."
"Gönül ne oldu şimdi? Neden böyle dellendin sen."
"Bilmem neden acaba." deyip cafeden dışarıya çıktım. Sezer kolumdan tutup kendine çevirdi. "Gönül yapma böyle. Derdin ney senin. Ne oldu şimdi, ben cidden anlamıyorum." Onunla böyle yakın olmak içimi acıtıyor. Artık haykırmak istiyorum, onu sevdiğimi ama yok olmuyor yapamıyorum.
"Sen anlamazsın zaten. Anlamanada ihtiyacım yok."
"Gönül geç şu arabaya. Benim ayarlarımla oynama." deyince sinirle geçip arabaya bindim. Gözlerim doldu, ağlamamak için kendimi zor tutuyorum.
Sezer'de arabaya binince benim gözlerimin dolduğunu farketti.
"Gönül, neden böyle yapıyorsun. Yapma!"
"Birşey yaptığım yok. Hadi gidelim."
"Biraz kafanı dağıtman için, bizde sahile gidelimmi?"
"Olmaz abimler ordadır şimdi."
"Abinin gittiği yer sabit ve belli biz oraya gitmeyiz."
"Peki tamam olur o zaman."
Arabayı sahile doğru sürdü. Gelince ben arabadan inip kayalıklara doğru ilerleyip oturdum.
Sezer'de yanıma gelip oturdu.
"Hayır neden bu kayalıklara kadar geldin anlamıyorum. Düşeceksin birşey olacak; sonra Gökhan'la uğraş dur. Bir kardeşime bakamadın, ona göz kulak olamadın diye."
Sezer böyle diyince, ben ağlamaya başladım. Bizim Sezer'le hiç olurumuz yok ben artık anlıyordum.
"Gönül neden ağlıyorsun?"
"Bilmem belkide aşk acısı çekiyorumdur." ben öyle deyince yüzü bir tuhaf oldu.
"Sanmam. Senin gibi güzel bir kıza aşk acısı çektirmek bence saçmalık olur. O adamın aklına şaşarım ben."
"İşte oluyor öyle arada. Bazı adamlar, bazı kadınları görmüyor, anlamıyor, duymuyor. Bilmem anlatabildim mi?"
"Sen çok iyi anlattın Gönül, buna emin olabilirsin."
Ben hâlâ gözlerim dolu, denize bakıp duruyorken, birden Sezer beni kendine çekip bana sarıldı ve kafamı omzuna koymamı sağladı. Tövbe estağfurullah! Ne oldu bu adama şimdi buda neyin nesiydi.
"Sezer" deyip kafamı kaldırıp ona bakmak istedim ama izin vermedi.
"Lütfen Gönül, hiç birşey deme ve denizi izle. Belki o sana çok şey anlatır. Bazı adamlar mecburen bazı kadınları, görmezden ve duymazdan gelmek zorunda kalır. Hayat bazen istediğimiz gibi olmuyor, olamıyor. İmkansızlıklar yakamızı malesef bırakmıyor."
"Neden ama Sezer?"
"Öyle işte. Boşver sorgulama. Şu anın tadını çıkar."
"Bu arada, abim senin memleketine annenin yanına gideceğinden bahsetti. Ne zaman gidiyorsun Siirt'e?"
"Onuda boşver Gönül. Şuan onu bile konuşmak istemiyorum. Mecburiyetden gideceğim. Benim için oraya gitmek hiç kolay olmayacak. O yüzden bunu bile konuşmak istemiyorum."
"Peki" diyerek iyice omzuna yaslandım. Şuan burda Sezer'le böyle bu hâlde olmak cidden şaka gibiydi. Rüyamı görüyorum acaba diye ara, ara kendimi gizlice cimcikledim. Ama şuan onla olduğumuz şu konum, çok güzel. Keşke hiç bitmese. En yakın zamanda benim ona, onu sevdiğimi söylemem lazım.