
Tamamlandı
Ölümün gölgesine adım atan bir tim… Ve yarım kalmış sevdalar, kanla yazılmış çığlıklar... Her adımda, her nefeste gizli bir hikâye; göz ardı edilemeyecek kadar gerçek, anlatılamayacak kadar acı...
Adını tarih sayfalarına kanla kazımış bir timin, ölümün gölgesinde attığı ilk adımla başlamıştı her şey... "Ölürsek şehit, yaşarsak gazi!" diyerek yola çıkan bir tim... Hilale renk, bayrağa kan, toprağa can verenlerdi onlar! Onlar, bayrak yere düşmesin diye toprağa düşenlerdi! Her biri farklı hayatlar, farklı hayaller... Ama hepsi tek yürek, tek amaç... En çok da bu uğurda, sevgiye dair her şeyi geride bırakanlardı onlar; ailelerini, umutlarını, belki de kendilerini...
Her solukta, atılan her adımda; geride kalan yüreklere yazılmış bir çığlık... Ve kanla yazılan her çığlığın ortasında da tek bir şey vardı: yarım kalmış bir aşk, beklemeye mahkûm bir yürek…
Sevda, umut ve en çok da özlem...
Bir yanda ölümü sırtında taşıyan bir adam, bir yüzbaşı... Görevle vicdan arasında sıkışmış, her nefeste ihtimali kan olan bir hayat... Diğer yanda ise her an bir vedaya uyanmaya hazır bir yürek; yaralıya nefes, karanlığa umut olan bir hemşire... Ellerinde şifa, gözlerinde suskun bir korku...
Aynı coğrafyada, aynı gökyüzünün altında iki ayrı kader... Biri üniformasını ağırlığını yüreğinde taşırken diğeri ise hayata tutunmanın bedelini öğrenir. Kavuşmanın değil, beklemenin yazgı olduğu bir sevda… Susarak büyüyen, hasretle sınanan bir aşk…
Asef- i Hasret: Bir Destanın Kalbinde Atan Çığlık
NOT: Sadece bir aşk hikayesi değildi bu; bu satırlarda can veren her bir sözcük kanla yazılmış bir milletin, acıyla sınanmış bir ulusun gerçeğidir..!

